“Tarihin Alaca Karanlığında Türk’ün İzleri I” İsimli Esere Dair

Yaşar Kalafat

“Türkün İzleri, Tarihin Alaca Karanlığından Sahipsiz Mirasa Dair Notlar” isimli çalışmanın bize verdiği heyecan, onunla tanışmamızın ilk adımı olan eserin ismi ile başladı. Türk kültür tarihinin kök hücreleri mitolojik dönemden itibaren başlanıp, aranıp ayıklanamamıştır. Kültür savaşlarında, kültürel verilere kimlik kazandırılmasında bu safha olmaksızın başarıya ulaşılamaz. Her bitki kendi kökleri üzerinde ve kökleri derin olduğu nispette güçlüdür. Bu itibarla yapılacak çalışmaların bir bölümü izlerin sürülmesi şeklinde de olmalıydı. Anılan eser, bu kimliği ile yapılmaya başlanılan benzeri çalışmaların arasında bilgilerin seçimi, sunumu ve belgelenmeleri bakımından örnek bir yer tutmaktadır. Gıpta etmemek, hayranlık duymamak ve yazarı Kumsal Yenilmez’i kutlamamak mümkün değildir.

Mirasın sahipsizliğine yapılan vurgu, eserde mirası sahiplenmek isteyenlere dair yapılan çarpıcı açıklamalarla belgelenerek açıklanmaktadır. Türklüğün kültür mirasına varis olmak isteyenlere dair bilgilendirmeler, ülkemizde çok kere güncel basında kısa ömürlü ve yüzeysel olmuştur. Bu çalışmada gerçeklerle ilgili bilgilendirmeler ilmî zeminde yapılabilmiştir.

Türklüğü, bir ırk veya kavim olarak ele almadan öteye, kültürel bir kavram olarak ele alıp kültür tarihini, biliminin hemen her alanında gerçeğine uygun olarak yorumlayan çalışma, Türklüğü ön Türkler döneminden başlatarak ele almaktadır. Bu dikey derinliğe Türklüğün iz bıraktığı her coğrafyadan örneklemeler de yaparak, Türk kültür coğrafyasının bir anlamda sınırlarını da belirlemiş olmakta, yatay derinliği de açıklamış olmaktadır. Böylece eser, Türk tarih felsefesine, Türk kültür tarihi çalışması ile destek de vermiştir. Bu şuur yaratılıp yaşatılamadığı sürece, Balkanlar Türk kültür coğrafyasında olduğu gibi Türk elleri, Türklüğe yabancı kılınmakla kalınmayıp, Türklüğün kültür akrabası halklar, Türk kültürünün hasmı durumuna sokulmaya devam edilecektir.

Atatürk, “…Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” İfadeleriyle Türklüğün kültür mirasına sahip çıkılmasına işaret ediyorlardı. Bu mirasa sahiplilik sadece Türkiye sınırları içerinde değil Türk kültür coğrafyasının her kesiminde gerçekleşmeliydi. Ayrıca, kültür mirasımıza varis olma noktasında, Türk kültür coğrafyasındaki varis diğer kültür akrabamızla olan köprülerimizin güçlendirilmesi gerekir. Atatürk bu gerçeği “Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür” diyerek açıklamaktadır. Biz, Kumsal Yenilmez’in bu çalışmasında belirtilen özellikleri gördük.

Bize, eserin heyecan veren diğer yönü, onun bir seri oluşturacak çalışmalardan ilki olmasıdır. Bu güçlü başlangıç, sağlam ve oldukça yeni metot, bize göre farklı seviye de okuyucuya da çalışmalarında kaynaklık yapabilecek düzey ve özelliktedir. Zengin bir arşiv ve kitap kaynağı ürünü olan çalışma benzeri yeni çalışmaların müjdesini vermektedir.