BEKTİK TÜRKMENLERİ GÜNÜ PROKOL KONUŞMASI[1]

 

Sayın Dr. Ali Sayar dostumuzu ve birlikte Bektik Türkmenleri tarihi ve kültürüne hizmet veren mesai arkadaşlarını kutluyoruz. davetlileri arasına bizi de aldıkları için teşekkür ediyoruz. Salonu saygıyla selamlıyoruz.

Ali Sayar beyin Bektik Türkmenleri için yapmaya çalıştığı hizmeti, biz de türk kültür coğrafyasının farklı bölgelerinde, değişik türk kültürlü halk kesimleri üzerinde, kendi alanımızda; halk inançları öncelikli olmak üzere, halk kültürünün halk tababeti, halk mutfağı, halk edebiyatı, halk takvimi, halk oyunları, el sanatları gibi her sahasında, türk halkbilim kültür araştırma ve strateji merkezimizde yapmaya çalışıyoruz. İlgi duyan katılımcılara teşhirdeki kitaplarımızdan gönderebiliriz.

Ülkemizde bu tür çalışmalara ilginç bir yaklaşım tarzı vardır. Bu türden çalışmaları yabancı ülkelerden araştırmacılar yapar ise onlar için, bir çıkarları, maksatları vardır deriz ve haklıyız da.

Birlikte yaşadığımız halklardan bir kesim diğer kesimleri yok sayarak yaparlar ise onlar için de etnik milliyetçiler deriz bu konuda da haksız sayılmayız.

Bu türden çalışmaları birlikte yaşayan halkların karşılıklı tanış olmalarını sağlamak amaçlı yapanlara destek olmak ise bile aklımızdan geçmez.

Türk aydınına mahsus bir özelliğimiz daha vardır. Bu türden çalışmalara devlet destek olur, “devlet ısmarladı güdümlü bir çalışmadır, objektif olamaz” deriz. Devlet ilgisiz kalır, bu durumda da “ her şeye imkân sağlayan devlet bu konuda ilgisiz kalıyor” deriz.

Hangi seviyede veya pozisyonda olur isek olalım. Dekan veya Rektör olalım. Araştırma merkezi başkanı olalım. Her zaman yapılmayan hizmetler için cevabımız hazırdır “devlet yapsın”. Kendi dışımızda bir devlet arama ve faturayı ona verdirme alışkanlığımız vardır.

İmkânları sağlayan kurumun, ona vergileri ile oyları ile imkân sağlayan halka karşı bir sorumluluğu olduğunu düşünmediğimiz için, imkânları sağlayan kurumun neyi, neden yaptığımızı sormasına anlamaya kalkmasına pek de müsait değilizdir.

Benim alanım da sosyal bilimler kapsamındadır. TÜBİTAK’ın bizim alana sağladığı yeni proje imkânlarını kaç sosyal bilimci biliriz.

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Kurumu’nun 2013 yılında çıkarılan kanunu ile araştırmacıya hangi yeni imkânların sağlandığını kaç meslektaşımız bilir?

TİKA’nın değişen mevzuatı ile hangi yetkilerini Yunus Emre Vakfına devrettiğini, Yunus Emre Vakfı ile Yunus Emre Araştırma Enstitüsü’nün nasıl bir işbölümü içerisinde olduğunu bilen kaç mesleklimiz vardır. Bu şekildeki sorgulama, Türksoy’u ve diğer benzerlerini de kapsamına alacak şekilde genişletilebilir. Özetle araştırmacı, kendisine imkân sunan kuruluşları ve kuruluşlar da imkân sundukları kesimi potansiyeli ile tanımamaktadır.

Türkiye’de üzerinde durulan dil merkezli kimlik hususu bakımından çok önemli gelişmeler oluyor. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan’ın katılımı ile oluşan Türk dili konuşan ülkeler devlet başkanları zirvesi, Türk dili konuşan ülkeler işbirliği konseyi, dışişleri bakanları konseyi, kıdemli memurlar komitesi, Türk dilliliği esas alan yapılanmalardır. Tam da Anadolu Türklüğü bölgesel Kürt yapılanma ile cebe çevre sarılmaya çalışılırken, emperyalizm tarafından Pan-Kürdist yapılanmaya rüştünü ispat için azami destek sağlanmaktadır. Bu gelişmenin tahlilini yapacak kaç strateji uzmanımız vardır?

Anadolu araştırmaları merkezi olmayışımızdan şikâyet ederiz. böylesi merkezlerimizin olması halinde halkımızı daha iyi tanıyabileceğimizi, daha iyi yönetilebileceğimizi savunuruz. Türkiye’de kaç tane Kürdoloji enstitüsü var hangi üniversiteler bünyesinde ve ne zaman kurulduklarını kaç dilcimiz, tarihçimiz, sosyoloğumuz bilim adamımız bilir kaç araştırmacımız bu kuruluşların müfredatını bilir veya kaç araştırmacımız buralarda bir konferans vermeği düşünmüştür?

Bir dokundurmam da iş dünyasına olacak. Dünyada kültürel etkinliklerin iş adamlarınca en az desteklendiği ülkede yaşıyoruz. Bu vesile ile bizim merkezimize destek sağlayan Avrasya bir Vakfı’na huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Türklük kavramının kapsamı yeniden oluşturulurken, biz halkbilim çalışanları olarak, halkların ilkin içlerinden çıkardıkları aydınları tarafından tanınmasını kaçınılmaz buluyoruz. Bunu halkların birbirlerini tanımaları süreci izleyecektir. Bu tanışmada farklılıklar inkâr edilmezlerken aynılıklar da göz ardı edilmeyecek. “Yok sayma” veya “Yok etme değil ortak kimlikte buluşma esas” alınacaktır. Böylesi katılımcı bir bünye emperyalizm karşısındaki en güçlü kaledir.

Büyük Türkmen ozanı mahdum Gulu ‘nün belirttiği gibi,

Türkmenler bağlasa bir yere beli,

Kurutur fuzum’u deryayı nil’i

Teke, yomut, göklen, alilî

Bir devlete kulluk etsek beşimiz” ne güzel olur. veya

Muharrem ergin’in, şehriyar’a tebris’e davet çıkarırken söyledikleri gibi,

“Ne olaydı ben geleydin tebriz’e

Ya da göreydim sen geleydin bize”

Bir hafta evvel Dr. Ali Bey Bektik be’i Tebriz’den Türkolog Akarsu Zenganlı beyle ile tanıştırma fırsatı çıktı. İnşallah gelecek toplantılar da onları da aramızda görürüz.

Biz Bektikler’in halk inançları kültürü konusunda evvel karşılaştırma çalışması yapmıştık. Bu seyahat münasebeti ile de halk inançları tespiti yapmaya başladık. Kısmet olur ise bu yeni malzemeyi de değerlendirmeğe alacağız.

Saygılarımla