“Her kim bu dergâha gelirse ekmeğini verin ve adını/dinini                                                sormayın; zira Ulu Allah’ın dergâhında ruh taşımaya layık                                                herkes, elbette Ebül-Hasan’ın sofrasında ekmek yemeye de                                             layıktır-Harakanî”

 

 

Dr. Yaşar Kalafat

 

 

11–13 Ekim 2012 tarihleri arasında Kafkas Üniversitesi Ebu’l Hasan Harakani Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Hasan’i Harakanî Vakfı tarafından Kars’ta “I.Uluslararası Harakani Sempozyumu” düzenlendi. Sempozyum karşılama, ağırlama ve uğurlama gibi teşrifatları itibariyle fevkalade idi. Sempozyum panelle başladı bazen sayıları dörde çıkabilen oturumlarla devam etti. Sempozyumda güzel olan her şey vardı. Medarı iftiharımız Âşık Şeref Taşlıova alanıyla ilgili ayrı güzellikler kattılar. Heyecanlarımızı gözyaşlarımızla bol bol hamt ederek terennüm ettik.

 

Sempozyum katılımcılara şüphesiz farklı şeyler hissettirdi. Biz rüyalarımızın gerçekleşmeye yüz tutmaya başladığı sevincini yaşadık. Yılda ortalama 20 kültür şölenine katılan bir kimse olarak, ilmî içeriğini ölçme hattimiz olmamakla beraber sempozyum dolu değil dopdolu idi. Oturup kalkıp ilgililere dua ettik, “Allah nazardan saklasın” dedik. Hakikaten inanılacak gibi değildi. Bir etkinlik bu derece çok yönlü ve bu derece mükemmel olabilirdi. Bu duyguları yaşayabilmek için Kars’ın son 50 yılını yakından yaşayabilmiş olmak gerekir.

 

Canım Kars’ım benim. Türkiye’nin ortak kaderine ilaveten bir de kendi alın yazısını yaşamak zorunda bırakılmıştı. Her siyasi seçim döneminde Iğdır-Kars ve Ardahan olarak bölünmeye uğradan evvel şehrimiz mezhep nifakının fırtınasına kaptırılır, kendisine gelmesi yeni döneme kadar devam ederdi. “Çok partili döneme geçiş yıllarındaki Hengâmeli yıllarda muhalefette kalmış olmanın faturasını ödedik” derken, bağrından Iğdır ve Ardahan’ı çıkarmıştı. Çok geçmeden Türkiye’yi saran ideolojik ihtilaf Kars’ta da birliği olumsuz etkilemişti. Bu fırtına dinmişti ki ana dili farklılığını esas alan yeni bir ihtilaf illeti baş vermişti. Bütün bunlar Kars’a âşık herkesi şahsen bizleri çok düşündürüyordu. Bir yerden bir ışık, bir kıvılcım, bağlayıcı, birleştirici bir fikrin özlemi duyuluyordu. Bu ışık bize ait olmalı, sevgi merkezli olmalı, gerçekçi olmalı, bölücü değil birleştirici olmalı ve  tarihi arka planı bulunmalı idi. Bunu kim yapardı, nereye ve nasıl başvurulmalı idi?

 

Ümitsizliğin bizim kuşağı 70 lik 80 lik yaşlarımıza doğru yol aldırdığı bu günlerde demokratik bir toplum örgütü ile akademik çevre aynı noktada Harakanî hazretlerinin bayrağı altında buluşmuşlardı. Belli ki hayır dua almışlardı, belli ki Harakanî Hazlerinin ruhaniyeti onları göreve çağırmıştı. Bize de bu havayı teneffüs etmek, ta İstanbullardan gelen üstatlardan Kur’an-ı Kerim ve ilahi dilemek, konuşma yapmak, otobüsler dolusu seçkin davetlilerle tanışmak nasip oldu elhamdülillah. Bu geniş tabanlı yapılanmanın tabanını daha da genişletip bize göre, dışarıda kucaklanmayan kesim bırakmamaya çalışılmalıdır. Hakanî harekâtı, dinlerin ve dillerin üzerinde bir gönül harekâtıdır.

 

Kars’ta çok önemli şeyler oluyor. Sarıkamış şehitlerinin ruhunun getirdiği tekbir Sarıkamış’tan yükselirken bütün Türkiye’de duyulur oldu. Sarıkamış’ta Yahniler’de yeniden kendini bulan bu ruh inşallah Ani şehitlerinin ruhuyla yeni nesillerde Kars’ta, Iğdır’da Ardahan’a yön verici olacaktır.

 

Bu ruh Kars, Iğdır ve Ardahan Üniversitelerinin ortak ilmî projelere imza atmasını sağlayacaktır. Ortak bölge arşivlerinin oluşmasını sağlayacak, bölge üniversitelerinde ayrı ayrı görebildiğimiz kıvılcımlar bölgenin kaderini değiştirecektir. İleride bu bu dayanışma çemberine Ağrı ve Erzurum üniversiteleri de eklenecektir. Bazı bildirilerde haklı olarak dile getirilen tarihî dokuya sahip çıkabilmek, çarpık şehirleşmenin önüne alabilmek, yaşayan eski nesiller tarih olmadan canlı tarih çalışmaları yapabilmek ve benzeri çalışmalar ancak o zaman mümkün olacaktır. Kafkas Üniversitesinin de katılımı ile yapılan Kars İlinin Somut Olmayan Kültürel Mirasının Haritalandırılması projesi Iğdır ve Ardahan’ı da içerisine alan kadim Kars’ı da kapsayabilmelidir.

 

Buarada yeni kültür şölenlerinde ilgili salonlarda tasavvuf ve bölge müziği fondan verilebilir, hazır piyasa pastalarının yerini tadımlık da olsa Kars Ketesi alabilir, Menüde sembolik de olsa mahalli yemekler tattırılabilir. Mesela sade pilavın üzerine bir lokma kaz eti konulabilir. Fabrikasyon çantaların yerine tek gözlü omuz heybeleri verilerek bu bez torbaların üzerine her iki kurumun çok güzel olan amblemleri, Fütüvvet Ağacı ve türbenin silueti işlenilerek aplike Kars kilimi motifi yapılabilir. Sempozyum program belgelerine katılımcıların kısa adresleri ve bilhassa elektronik posta adresleri yazılabilir. Bütün bunlar bir eksiklik değildiler. İlki uluslar arası olarak yapılan bir etkinlik için bunlar ancak samimi temenniler olabilirler.

 

Gençleri hocalarının yönlendirmesi ile Yahnilere götürebilmek, orada Harakani hazretlerinin şehit düştükleri tepede Kur’an-ı Kerim okumak, kısaca tarihi bilgi vermek bize göre, ciddi bir şuurlulukla çok yerinde bir karar ve uygulama idi. Burası için katılımcılara verilmek üzere bir broşür hazırlanabilir. Bu kutsal mekân buradaki şehitlerin ruhuyla kana ile mütenasip bir çevre düzenlemesine dönüştürülebilir. Şehit düştükleri alana sembolik bir şey dikilebilir. Bu ruhun yeni nesillere verilebilmesi için okul müfredatlarına uygun ilaveler yapılabilir.

 

Bütün bunlar bir yana bu iki kuruluş Kars ve Karslılık adına büyük bir hizmet başlatmış ve uygulamışlardır. Bu stratejik bir adımdır. Kars’ı geçmişi ile bilen geleceğine adım atabilmenin bilinç ve şuur ile adım atabilme olayıdır. Kara düzen sempozyumların salgın halde yayıldığı günümüzde örnek alınmak üzere incelenmesi gereken bir adımdır. Kendilerinden daha çok hizmetler bekliyoruz. Allah yar ve yardımcıları olsun