Konferans/Sunum Konusu Olan Hususlar

-Uzmanlık alanı halk bilimi ve uluslar arası ilişkiler olan Dr. Yaşar Kalafat, kısaca özgeçmişini, araştırma metodunu çalışma yaptığı coğrafyayı tanıttıktan sonra,

-Türklüğün ırkî, kavmî bir kavram olmaktan ziyade kültürel bir süreç ürünü olduğu, bir yaşam biçimi bir ilişkiler toplamı olduğu, “Dili dilimden dini dinimden” anlayışının tekrar  günün gelişen şartlarına göre yeniden gözden geçirilmesi gerektiği, global planda, artık dinlerin anadillere göre dağılım göstermediklerinin anlaşılmasının yanı sıra, halk kültürü ortak dilinin, çok kere farklılıklar gösteriyor olsa da ana dilden daha  fazla etkili olabildiğini,

-Bu yapılanmanın sadece bir kökenden halka ait olmayıp birlikte yaşanılan halkların ortak eseri olduğu, ortaklığın tayin edici özelliğini, ortaklığa yapılan kemiyet ve keyfiyet itibariyle  katkının belirlediğini,  bunun yanı sıra az sayılı halkların da demokratik kültürel haklarının, ortak kültürel kimliğe yansıması itibariyle güven altına  alınması gerektiğini, bu yapılanmayı sağlayan Anadolu’da Türk kültürlü halklar iken, Türk kültür coğrafyasındaki kültürel mirasın varisi ve sahibinin bölge halkları olduklarını, kesimlerden sadece ve tamamen birsine ait olmayan bu mirasın, tarih boyunca yaşanılan sürekli sentezlerin sonucu olduğu, Bu kültürün ortak karakterini, halk kültüründen ve giderek halk inançları kültüründen aldığını, halk inançları kültürünün halk kültürünü ve halk kültürünün de milli kültürel kimlikleri oluşturduklarını, bölge halklarının farklı din ve ana dillerine rağmen, ortak halk inançları kültürüne sahip olduklarını, bu potansiyel, en güçlü anti emperyalist varlık/imkan iken, iyi kullanılamadığı hallerde kendisini, kesen kılıç durumuna düşürülebileceğini,

-Küresel kültür stratejilerin içerik ve hedefi  ile küresel gücün kültür stratejilerinin hedef ve içeriğinin aynı olmadığını, emperyalist arayışlar karşısında kültürel ortaklıkları olan halkların aralarında ortak kültürel çevre oluşturmaları gerektiğini, varlıklarını ancak bu şekilde koruyabileceklerini, emperyalizmin ulus devlet karşıtı, etnisite yanlı tavrına, ulus devletlerin birlikte yaşadıkları halkların haklarına karşı, anti demokratik davranarak etkin varlık gösteremeyeceklerini, çözümün, ulus devletin ulus kimliğinin güvenceye alınması kaydı ile sınırlanmış, halklar arasında demokratik ilişkilerde saklı olduğu, Demografik dağılım itibariyle, ayni etnisitelerden oluşmuş ulus devletlerin halklarına, demokratik kültürel açılımlar sağlamak suretiyle, bölgesel ortak kültürel yapıya  güç katabileceklerine,  Bu  neviden bir yapılanma emperyalizmin halklar arası, yönetim ile halk kesimleri arası ve bölge komşusu ulus devletler arası tahrik kozunu elinden almış olacağını böylesi iç ve bölgesel ihtilafı kaldırılmış bir sosyo kültürel taban, bölgesel siyasi, ekonomik ve benzeri alanlardaki yapılanmalara zemin oluşturabileceğini,

-Ziya Gökalp’in güzideler vasıtası ile, harsın kimliğe yansıtılması sürecine dair teorik bilgilerin, Atatürk tarafından kurumsallaştırılmak suretiyle uygulamaya sokulması arayışına tekrar dönülmesi gerektiğini, Türkiye Cumhuriyeti örneğinde olduğu gibi, Türk cumhuriyetleri itibariyle, Cumhuriyetleri kuran Türk dilli veya soylu halkla birlikte, diğer birlikte yaşanılan halkların, Kırgız Türklüğünü, Kazak Türklüğünü oluşturmalarının, ortak Türk kültürlü halklar coğrafyasının bir parçası oldukları gerçeğinin, bu Türk kesimler ve diğer ilgili halklar itibariyle bir çelişki içermediğini, buradan hareketle, günümüzde emperyalizm yeni yapılanmalar ile bütünleşirken, Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttikleri gibi, sağlam tutulacak manevi köprülerden dilin, inancın, tarihin bir köprü olmaları gibi, halk kültürü, halk inançları kültürünün de bir köprü olduğunu,

– Bölgesel halk kültürlü eminli arayışın ,Oryantalizm tarafından, kendini kesen kılıç durumuna dönüştürülmemesi için, kültürün stratejik bir obje olduğunun kabullenilmesi ve buradan hareketle, kendi haberini kendisi derleyen ve değerlendiren, aynı zamanda stratejiye dönüştürebilen, donanımlı merkezlerin gerektiğini, bunun için Türkiye örneği ele alınacak olunca, çok sayıda üniversite ve bol araştırmacısı olan bu ortamdan, stratejist yetiştirebilecek projelerin geliştirilebileceğini,  yapılmış ve yapılacak olan sosyo kültürel içerikli alan çalışmalarının, yaygın iletişim vasıtaları ile, tekrar topluma dönüşümünün sağlanabileceğini anlattı.