Trabzon’un ulu zatlarından Haçkalı baba, kuş donuna girerek hocasına gitmekte idi. Hoca Ahmet YeseviTurna Donuna giriyordu. Abdal Musa Geyik Donuna, Hacı Bektaş Veli Güvercin Donuna, Abdulkadir Geylani iseAkdoğan Donuna girebiliyorlar, don değiştiriyorlar Geyik olabiliyorlar veya geyiklerle söyleşebiliyorlar. Birlikte ve bir arada yaşayabiliyorlar. Kayaya ve duvara binip onları at gibi sürebilirken yılanı da kamçı gibi kullanabiliyorlar.[1]Kaz donuna girebilmek Türk inanç kültüründeki don değişme inancının bir parçasıdır. Kaz donuna girme tespitinden de hareketle Türk kültürlü halkların inançlarında “don değişme” nin mitoloji-tasavvuf buluşmasına örnek olduğu söylenebilir.

 

Donuna girme motifi Türk mitolojisinde var mı idi?  “Şaman ilahilerinde geniş yer tutan şamanın gökyüzüne uçmasında, kaz yardımcı unsur olarak yer alır. Kayra Kan kendisine benzeyen bir varlık yarattı ve ona kişi adını verdi. Kişi ile suyun üzerinde iki kaz gibi uçtu. Şamanist boyların bir kısmının totemi kazdır. Türkler kazı, beylik ve mutluluk sembolü olarak sayarlar. Şaman davullarının üzerinde kaz resmi de vardır. Kaz şamana güneşin doğacağını bildirir. Kaz şamanın şekline bürünür hayvanların başına geçer”, demektedir.[2]

 

Bu tespiti destekleyen hususlardan birisi de “Kuş Yenkmesi” inancıdır. Doğu Karadeniz’in bilhassa ormanlık bölgeleri ile Artvin yöresinde Kuşların kuşları, kuşların insanları basabileceklerine dair bazı inançlar vardır. (Bu konu ayrı bir çalışmada ele alınacaktır.)

 

Oğuz boylarından Kayı, Bayat, Alkaevli ve Karaevli’nin ongunu Şahin’dır. Yazır, Döğer, Dodurga ve Yaparlı’nın ongunu Kartal’dır. Avşar, Kızık, Beğdili ve Karkın’ın ongunu Tavşancıl’dır. Bayındur, Biçene, Çavındır ve Çepni boylarının ongunu Sunkur’dur. Salur, Eymür, Alayundlu ve Üregir boylarının ongunu Üç Kuş’tur. Iğdır, Bügdüz, Yıva ve Kınık boylarının ongunu ise Çakır’dır[3].

 

Kartal avcı kuş olması itibariyle doğancı olarak kullanılırdı. Erkek kuşlar avcı olarak yetiştirilirdi. Avcı kuşların ak renkte olması, soğuk iklime ve yedikleri hayvanın renginin açık olmasına bağlanmaktaydı.[4]

Bütün bunlardan Türk kültürlü halkların halk inanmalarında ongun döneminden kalan mitolojik veriler arasında Kuşların da bu arada Kaz ve Kartal’ın da bulunduğunu görebilmekteyiz.. Bu inançların günümüz toponomi ve onomastiğinde yaşadığını da Kazan örneğinde olduğu gibi görebiliyoruz. Kazan adının Anadolu’da yaşıyor olması bize göre tamamen bir inançla göç olayıdır. Benzerlerinde olduğu gibi kaz da donuna girilebilen varlıklardandır. Bu dönemi  dedem Korkut Destanında olduğu gibi destan ve efsaneler giderek çeşitli sözlü kültür verilerinde izleyebiliyoruz.

 

Nallıhan’da yaşayan ulu kişiler; Taptuk Emre, Bacım Sultan, Şeyh Cafer Sadık, Şeyh Ömer, Hoş Ebe, veHasan Dede’dir. Bu zatların türbeleri etrafında oluşmuş halk inançlarında mitolojik objeler bulamadık[5].

Kazla ilgili inançlar halk inanmalarında devam etmektedir. Kars yöresinden yapılmış halk inancı bulgularına göre ördek ve kazlı evinden bereket eksik olmaz. Rüyade kaz görmek varlık ve itibara dalalet eder. Rüyada kazın kaybolması ise yoksulluğa yorumlanır. Kazların hareketlerinden yola çıkılarak hava tahminleri de yapılır. Güney-kuzey istikametinde yürüyen kaz grubu yağışlı havaları haber vermiş olur[6] Böylece kazın bereket simgelediği ve gelecekten haber vermede aracı olabileceği inancı olduğu söylenebilir.

 

Kartal, Türk kültür tarihinin çeşitli alanlarında yer alan ve mitolojik döneme kadar uzanan bir objedir. Kemal Üçüncü ve Mustafa Aksoy kartalın Türk kültüründe sembol oluşuna dair iki ayrı derleme yapmışlardır. Her iki çalışmanın da mitolojik boyutları oluşları itibariyle ilgili kısımlarını yazımıza aldık.

 

SONUÇ:

 

Kazan ve çevresi ziyaret yerleri etrafında gelişmiş halk inanmalarında mitolojik izler arayışımız sonucu ‘Kesik Baş’, ‘Don veya Âlem Değişme’ Aşerme veya Umma’ gibi kişioğlu ile ilgili inançlar üzerinde derinleşmeye çalıştık. Ayrıca ‘Kaz’ ve ‘Kartal’ gibi mitolojik kuşlar üzerine irdelemeler yapabilme durumunda kaldık. Kartal Ata mitolojik objesine ulaştık. Zira şimdilik bunlara dair izler bulabildik. Bu obje ve temalar üzerinde derinleşebildik. Çalışmamız bu konuda evvelce yapılmış çalışmalara katkı sağlamış olmakla birlikte bize göre yeni çalışmalarla derinleştirilmeğe muhtaçtır.

 

Bulguların arasında bizim için teşhis konulmaya en yakın olan kartal içerikli bulgulardı. Kartal’ı bir dönemin ongunlarından olduğunu halk inanlarında onunla ilgili yaşamakta olan inançlardan hareketle söyleyebiliyoruz.

 

Metinde de belirtildiği gibi bölge Ulucanları büyük ölçüde tasavvuf erbabı zatlardır. Ayrıca İslami katman özellikle bu bölgede mitolojik izleri ciddi şekilde silmiş veya örtülenmiştir.

 

Çalışmanın verimini artırmak için Kazan çevresini geniş tuttuk buna rağmen tamamen yeni denilebilecek bulgudan ziyade bulunabilenleri mevcut şifrelerle çözmeye çalıştık. Çalışmamızın hâsılası daha ziyade ilişkilendirme ve bakış açısı geliştirme şeklinde olmuştur.

[1] Ali Çelik, “Trabzon’un İnanç Önderlerinin Geçmişte ve Günümüzdeki Fonksiyonları”, Uluslararası Türk Dünyası İnanç Önderleri Sempozyumu (23–28 Ekim 2001),Ankara,  2001,  s. 237–259.

[2] Nilüfer Yıldırım, Anadolu Masallarında Şamanizmin İzleri (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), F. Ü. SBE. TEABD, Elazığ, 2004,  s. 387–389.

[3] Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy teikilatları Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1992

[4] Emel Esin, “Kuşcu Türk Sanatında Atlı Doğancı İkonografisi”, s.170–171. Zikreden kemal Üçüncü, Türk Tarih Kurumu’nun Armasındaki Çift Başlı Kartal ‘Tam Türk mü değil mi?’ Kartal Sembolizmi.

[5] Ankara Büyük Şehir Belediyesi, Edebi ve Tarihi Şahsiyetleri İle Ankara, Ankara Büyük Şehir Belediyesi, Ankara, 2007,

[6] Güzin Sühran Belli; Oktay Belli, Kars Bölgesinde Kaz Kültürü, İstanbul, 2012, s. 116–117.