Ruhi Ersoy, “Barak Türkmenlerinin Sözlü ve Yazılı (Resmî) Tarihlerine Mukayeseli Bir Yaklaşım Denemesi” (2005) adlı çalışmasında Barakların sözlü tarihi ile yazılı tarihi arasında karşılaştırmalar yapmış, Barakların iskân hadisesi olayının her iki tarih açısından nasıl değerlendirildiğini ele almıştır. Ersoy, Baraklı Âşık Mahgül’ün sözlü tarih repertuarındaki bilgilerle yazılı tarih arasında mukayeseler yaptıktan sonra, Barak Türkmenlerinin yazılı tarihi ile sözlü tarihi arasındaki bilgilerin birbirleriyle örtüştükleri kanaatine varmış, Netice olarak Barak sözlü tarihi ile ilgili yapılacak çalışmaların yazılı tarihin arka planını aydınlatacak bilgiler sunabileceğini ifade etmiştir.

Remil Eliyev’in Baraklar konusundaki tespitlerine gelince, O Anibis’in ölülerin himayecisi olarak uzanmış haldeki Kara Çakal’a dair alıntısını yaptıktan sonra kurt şeklinde tasavvur olunan Upuat ile aynileştirdiğine değinmektedir (Eliyev 2004: 318-321). O, çalışmasında Türk mitolojisinde Anibis’in rolünü üstlenen bir tanrının olmadığını belirtmektedir. Bu konuda “Onun bu vazifesini yani ölüler dünyasının korunmasını Türk mitoloji metinlerinde İt Barak adında korkunç bir it hayata geçirir. Yani o da Karanlık Dünya’nın koruyucusudur.” diyerek Bahaeddin Ögel’in “Barak,  Kumayak efsanevî bir hayvandır ki hiçbir canlı canını ondan kurtaramaz” ve Kamil Veliyev’in  “Barak adı verilen uzun tüylü çaynak kömeği, Sümerler de mukaddes sayarlardı. Şamanlar, Barak adı verilen ite binerek göğe çıkar ve Kırgızlar da onu mukaddes sayarlardı .” açıklamasına yer verir. Ayrıca “Akbaba adlı bir kartal kocalınca onun iki yumurtasından birinden it Barak adlı bir köpek çıkarmış, şeklinde alıntılara” yer vermektedir ki bir bu tespitleri yapılacak yeni çalışmaların yolunu aydınlatma adına aktarıyoruz.

  1. Eliyev, Barak kelimesinin etimolojisine dair bilgi verirken; “Kara İt ile Benek” hakkındaki mitolojik malzemede,  kurdun adının “Kara Barak” olarak geçtiğine işaret eder. Ona göre İt Barak, aynı mazmun taşıyan iki adın birleşmesinden yararlanarak oluşturulmuş bir addır. Bu tezini İt ile kurt’un dağda ve insanlarla birlikte yaşamalarında yer değiştirmelerini anlatan bir efsaneyi aktararak pekiştirir. Bu efsanede Kurt ile İt konuşmaktadırlar

Oğuzname’de             İt Barak, Demiurg gibi kabilenin soy kütüğünün başındadır, kadim ata durumundadır. Yazar bütün hayvanların dilini bilen Duman Han’ın oğlunun olması halinde yaptığı vasiyeti ile ilgili efsaneyi, ileri sürdüğü tezi için kullanmaktadır. Bu efsanede de kurtlar kendi aralarında ve insanoğlu ile konuşmaktadırlar. Bu anlatılarda kurt geleceği bilen gelecekten haber verebilen durumundadır. (a.g.m) Biz evvelce yaptığımız bu konulu çalışmalarda kurdun kurt ile kurdun it ve insanoğlu ile konuşabildiğine dair olan inançları tespit etmiştik (Kalafat 2008: 129-149).

Bu verilerden sonra yazar Barak kelimesinin etimolojisini yaparken geçirdiği evrelerden bahsetmekte; benek-barak bağlantısı üzerinde dururken de Azerbaycan halk kültüründe beneğin hal olarak yaşadığını izah etmektedir. Esasen R. Eliyev’in bu çalışmasındaki benek-hal bağlantısı ile ilgili veriler (a.g.m) kutsal mekânların izini taşıyan “Yatır Halı”, “ Yatır Beni” mistik verilere kadar uzanmaktadır. Keza bu veriler aşiretlere ait damgaların mensubu bulunan insanlarda da taşınmakta oluşu üzerinde durulması gereken önemli bir konudur (Kalafat 2012b: 143-158).

Lysan İtkulova (2004), Başkurt Türklerinden olup bir Türkolog aileye mensuptur. “-Ova” son eki Rusça kızı demektir. “İtkulova” soy ismi “it kızı” demek olmalı. Bu soy ismi hayvan ecdat miti itibariyle başlı başına önemli bir tespittir. Bu tespiti başka örneklerle zenginleştirmek hiç de zor değildir.

Barak Türkmenleri arasında görülen bir takım halk inanışlarının Anadolu coğrafyasının muhtelif bölgelerindeki halk inanışlarıyla ortaklık arz ettiği dikkatlerden kaçmaz. Barak Türkmenlerinde görülen gökkuşağının altından geçenlerin cinsiyet değiştirdiklerine dair olan inanış, Hakkâri yöresinde de vardır. Hakkâri’de gökkuşağının altından geçen bir erkeğin, kadın; kadının ise erkek olacağı inanışı yaşar. Baraklarda cenaze evine yağ, şeker, çay, canlı hayvan alınarak gidilir. Benzer uygulamaya Kars, Iğdır, Ardahan ve Diyarbakır yöresinde de rastlanır. Bu yörelerde kişiler, 25-50 kiloluk şeker, çay, yağ, pirinç gibi gıdalar alarak taziye evine giderler. Bu uygulamaların Nahcıvan’da da görülmesi Türk halk inanışları dairesinin daha geniş bir coğrafya içinde ele alınması gerekliliğini ortaya koyar. Baraklarda gelin eve girerken kapı girişinde geline nar kırdırılır. Bu olayın benzerine Siirt’te de rastlanır. Siirt’te özellikle kırsal bölgelerde gelin eve girerken damat, gelinin başına elma veya nar atar, ancak daha çok elma tercih edilir. Burada her iki meyvenin de doğurganlıkla ilgili olduğuna vurgu yapmak gerekir. Baraklarda üzerliğin, şapın ve iğde ağacı dalının nazardan koruduğu inanışına Diyarbakır yöresinde de rastlanması dikkat çekici bir başka husus olarak değerlendirilmelidir.

SONUÇ

Biz bu bildirimizle, Baraklar konulu bazı kaynakları tanıtmak için yola çıktık. Bu kaynaklar münasebeti ile Barakların Anadolu Türk kültür coğrafyasındaki durumunu da irdeleme imkânını bulduk. Bilhassa Güney Doğu Anadolu’nun muhtelif bölgelerindeki inanışların Barak halk inanışlarıyla benzerlik gösterdiğine dikkat çektik. Barakların tarihî izlerini, Türk-Moğol coğrafyasında tespit edebildik. Kısaca da olsa onlardan da söz etmeğe çalıştık. Anadolu Kültür coğrafyasına inançları ile göçen bu toplumunun mitolojik dönemlerine ulaşılabildiği nispette, birlikte yaşayan halkların daha sağlıklı tanış olabilecekleri düşüncesindeyiz. Bilhassa Barakların ilk yurtlarındaki izlerinin tespiti noktasında, yeni çalışmaların yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Kaynakça

Aka, İsmail (1995). Timurlular, Türkiye Diyanet Vakfı yayınları, Ankara.

Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati’t Türk, Türk Dil Kurumu yayınları, Ankara.

Bonnefoy, Yves (1981). Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Sözlüğü, Dost Kitabevi yayınları, Ankara.

Eliyev, Remil (2004). “İt-Barak-Gara barak- Benek Analogiyaları” Ortaq Türk Keçmişinden Ortaq Türk Geleceğine II. Uluslar arası Folklor Konferansının Materialları, Bakı 2004, s. (318-321).

Ersoy, Ruhi (2005). “Barak Türkmenlerinin Sözlü ve Yazılı (Resmi) Tarihlerine Mukayeseli Bir Yaklaşım Denemesi”, Milli Folklor, Bahar S.: 65, s.: 84-93.

Gölpınarlı, Abdulkadir (1961). Yunus Emre ve Tasavvuf, Remzi Kitabevi, İstanbul.

Gömeç, Saadettin (2011). Uygur Türkleri Tarihi, Berikan yayınları, Ankara.

Kafalı Mustafa, (2009). Ötemi Hacı’ya Göre Cuci Ulusu’nun Tarihi, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü yayınları, Ankara.

Kalafat, Yaşar (2008). Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları, Türk Halk İrfanında Kurt, Berikan yayınları, 2. baskı, Ankara.

Kalafat, Yaşar (2012a). Türk Mitolojisinde Kurt, Berikan yayınevi, Ankara.

Kalafat, Yaşar (2012b). Aşiretlerde Mitolojik Bulgular, Berikan yayınları, Ankara.

Kitapçı Zekeriya (2005). Türk Moğol Boyları Arasında İslamiyet, Yedi Kubbe yayınları, Konya.

Ögel, Bahaeddin  (2002). Türk Mitolojisi, II. Cilt, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu TTK yayınları, TTK Basımevi, Ankara.

Ögel, Bahaeddin (2003). Türk Mitolojisi, I. Cilt, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu TTK yayınları, TTK Basımevi, Ankara.

İtkulova Lysan (2004). “Qadim Türklerin Dünyagörüşü felfesî antropoloji Tedqiqatının Predmeni Kimi”,  Ortaq Türk Keçmişinden  Ortaq  Türk Geleceğine, II Uluslar arası Folklor Kongresi Materialleri Bakı, 2004 (238-242).

Yıldırm, M.A; Yıldırım N. (2011). Gaziantep Yöresinde Baraklar, Damla Matbaası, Gaziantep.