GÜNEY AZERBAYCAN/KUZEY İRAN’DA TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASI HALK İNANÇLARNDA MİTOLOJİK TESPİTLER

                                                                                                                                                Yaşar KALAFAT

 

GİRİŞ:

Güney Azerbaycan, İran platosu kuzey bölgesinin bir kısmını oluşturur ve Türk kültür coğrafyasının asli parçalarındandır. Türk kültürlü halklar arasındaki, halk kültürü aynılık ve ayrılıkları üzerinde çalışmalar sürdürülmekte olmakla beraber, bu alandaki çalışmaların bir metoda kavuşturuldukları söylenemez. Bu metotsuzluk Güney Azerbaycan şartlarında kendisini daha farklı hissettirir. Bu bölgede, halk inanmalarında mitolojik izler arama konusuna girmeden evvel, bölge ile ilgili bazı değinmelere yer verilmesi uygun olabilir.

Türk kültür coğrafyası halk inanmaları çalışmalarında metotsuzluğun olmadığını söylerken, mesela Türk Dünyası Destanlar Projesi’nde olduğu Türk Halk İnançları Projesi’nden bahsedilemez. Bu sahadaki çalışmalar daha ziyade tarafların veya üçüncü tarafların yaptıkları sistemsiz katılımlar veya münferit lisansüstü çalışmalardan ibarettir. Seyrek sayılan bir takım akademik makalelerin varlıkları da inkâr edilemez. Özetle, kültürün de bir köprü olduğu, ihmal edilmemesi gerektiği hedefine gerektiği yönlenilmemiştir.

Bu genel açıklamanın kapsamında İran Türk kültür coğrafyası, en fazla ihmale uğramış kültür kesimimizdir. Bir dönem, Türkiye’de yapılan bilgi şölenlerinde görülebilen Güney Azerbaycanlı halk bilimcileri, görebilmek giderek zorlaşmıştır. Bununla da kalınmamış, Güney Azerbaycan’da faaliyet gösteren halkbilimcilerin etkinliklerine dahi, Türkiye’den gerekli ilgi gösterilemez olmuştur. Mesela Azer-Folklor kapsamında gösterilen etkinliklerin türü, yürütücüleri ve yayın organları dahi Türkiyeli meslektaşları tarafından bilinmemektedir. Kuzey Azerbaycan’da kullanılan alfabe de Güneyden farklı olmasına rağmen, internet programlarından yararlanılarak her iki kesim, gerektiğinde ortak alfabede buluşabilmektedirler.

Güney Azerbaycan halkbilim çalışmaları, kendi zemininde sağlam adımlarla ciddi mesafeler almaktadır. Dede Korkut, Köroğlu, Nasrettin Hoca ile başlatılan süreç, halk âşıkları etkinlikleri ile halk biliminin her alanında, imkânlar çok sınırlı olsa da, şuurlu çalışmalarla sürdürülmektedir.(Yaşar Kalafat, İran Türklüğü, Jeokültürel Boyut,Yeditepe, Ankara 2005)

 

METİN:

Kurt Baba Ocağı/Kuduz Ocağı:

Türk kültür coğrafyasında, destanlar ve dil alanında yapılan çalışmalarda olduğu gibi, halk inançlarında tespit dönemi fazla aşılamamış, tasnif dönemi geçilememiştir. Bu alanda Azerbaycan’da yapılan çalışmalar biraz daha derli toplu ve gelecek için ümit vericidir. Halk inançları-mitoloji, halk inançlar-antropoloji, halk inançları-filoloji ilişkilerine dair çalışmalar ise bir hayli cılızdır.

Biz bu çalışmamızda, İran Türk kültür coğrafyasından tespiti Güney Azerbaycanlı Türk halkbilimciler tarafından yapılmış olan (Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da”, Bayram Dergisi, Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10; Mehmet Rezzak, “Özel Mektuplar”, www.yasarkalafat.info ) Kurt Baba Ocağı/Kuduz Ocağı ile ilgili bulguların bize düşündürdüklerini paylaşıp mitolojik unsurlar aramaya çalışacağız.

Kuzey Azerbaycan ve Anadolu Türk kültür coğrafyasında; Kurt Piri, Kurt Evliya, Kurt Baba, Kurt Ata, Kurt Tekkesi gibi halk tarafından kutsal kabul edilen mekânların ve onların toplum hayatındaki yerleri ve rolleri efsaneleri ile birlikte bilinmektedir. (Yaşar Kalafat, “Kurt Ata Miti”, Türk Mitolojisinde Kurt, Berikan yayınları, Ankara 2012, s. 69–80) Güney Azerbaycan’daki kurt Baba /Kuduz Ocağı ise halk inanmaları bakımından çok yönlü kombine bir merkezdir. Böyle olunca da doğal olarak birçok kült bir aradadırlar.

Kurt Baba Ocağı/Kuduz Ocağı’nın bulunduğu bölge, Mahnışan’ın en dağıstan/dağlık bölgesinde bir tepe üzerindedir. Ovo/Oboo sitili bir taş yığınıdır. Taş yığının etrafında sıradan taşlarla bir çeper oluşturulmuştur. (Yaşar Kalafat, “Güneydoğu Anadolu’da Altay İnanç Taşları: Ovo veya Obo’lar”, İkibinyirmiüç, 15 Haziran 2011 S. 122 s.76–80) Ocağın sınırlarında bulunduğu Cennet Ölen’in toprağı kutsal ve şifalı olarak bilinir. Burası ismini burada hazin bir biçimde ölen Cennet isimli genç bir kızdan almaktadır. 30 haneli bu köyde 2 hane Ehli hak inançlı Müslüman kesimden, diğerleri Süleymanî, Hesenî, Muradî ve Rahmetî tayfalarındandırlar.   (Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da”, Bayram Dergisi, Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10)

Ovolar/Obolar, Uluğ Türkistan’ın kırsalını da içeren Asya bozkırında çok yaygın olan adak ve saçı taşlarından oluşmuş kutsal kabul edilen mekânlardır. Bunların, az-çok format değişimine uğramış halleri ile Anadolu kırsalında da görebiliyoruz. (Yaşar Kalafat, “Güneydoğu Anadolu’da Altay İnanç Taşları: Ovo veya Obo’lar”, İkibinyirmiüç, 15 Haziran 2011 S. 122 s.76–80)

Kurt Baba/Kuduz Ocağında yılda bir defa kurtlar yığışırlar. Ocağın bulunduğu tepeye yamacından akmakta olan Ak Çay/dereden geçilerek gelinir. Toplanmak için buraya gelen kurtlar Ak Çay’ı yüzerek geçmek zorundadırlar. Çayı yüzerek geçemeyen kurtlar orada ölürler. Ocağın sağ yanındaki su kaynağından oluşan gölcüğün suyu Ak Çay’a akmaktadır.(Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da””, Bayram Dergisi, Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10)

Belirtilen özelliği ile Ak Çay, adeta bir imtihan geçididir. Halk inanmalarında, kovuğundan veya deliğinden herkesin geçemediği mağara veya kayalar vardır. Hacıbektaş Veli ve Yedi Uyurlar kutsal mekânlarında da bunların örnekleri vardır. Van Kalesindeki de bunlardandır. Delikli Taş’ın deliğinden geçebilen kimsenin, kara iyelerin hâkim oldukları bölgeden başka bir âleme geçerek selamete ulaştıkları inancı vardır. (Yaşar Kalafat, “Ağrı Dağı ve Yakın Çevresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Taş Kültü” III. Uluslar arası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu, 12–14 Ekim 2010 Ağrı,  İstanbul 2011, s. 359–370)

)

Ak çay’ı geçebilmek, bir noktada Sırat Köprüsünü geçebilmeye çağırım yapmaktadır. Kutsallığına inanılan kaya kovuğundan geçemeyenlerin geçemeyişlerine günahlarının sebep olduğuna inanılır.

Sulara, su kuyularına kurban kesildiği ile ilgili inançların olduğu bilinmektedir. Ayrıca suların bilhassa durgun ve akarsuların kurban aldıkları inancı da vardır. (Yaşar Kalafat, “Türk Destanlarında Su Bir Tabu mu idi?”, Dedem Korkut ve Geçmişten Geleceğe Türk Destanları Uluslar arası Sempozyumu, (25–28 Ekim 2010 Lefkoşa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti), Bildiri Kitabı, Ankara, 2011, s. 155–163) Ak Çay her yıl mevsiminde Kurt Ocağına ziyarete gelen kurtlardan kurban mı almaktadır? Bizim, hayvanatın da kendi cinsinden pirleri olduğu inancını doğrulayan tespitlerimiz olmuştu. Kurt Baba Kurtların Pirlerinden birisi mi idi? İnsanoğlundan farklı pirlere değişik alanlarda yetki veren Allah, kurtların bu pirine kuduz tedavisi şifasını mı takdir etmişti? (Yaşar Kalafat, “Pir- Börü”, Türk Kültürlü Halklarda Karşılaştırmalı Halk İnançları, Türk Halk Tefekküründe Kurt–2, Berikan yayınları, Anakara, s. 83–87 )

Güney Azerbaycan halk inançlarında kurt tarafından ısırılan hayvan veya insanın muhakkak kuduz olacakları inancı vardır. Kuduz olacağından şüphelenilen kimseler, kuduzdan korumak için bu tür kimseleri yakınlarına yaklaştırmazlar. Bu tür kimselerin tedavisi için onlar Kurt Baba/Kuduz Ocağı’na götürülür ve orada, onların bir gece kalmaları sağlanır. Burası ayrıca yıl defa rahatsızlığı olmayan çevre halkı tarafından da ziyaret edilir ve burada kurban kesilir. Burası yöre halkı tarafından daha ziyade ot biçimi/ot hasadı mevsiminden evvel, bazen da sonra ziyaret edilir. Ziyaretçiler orada kurban keserler. Kurbanlar ziyaretçiler tarafından toplu olarak kesilirler. Buraya göz rahatsızlığı çeken kimselerin de son zamanlarda ziyaretçi olarak gelmeye başladığı görülmektedir.(Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da””, Bayram Dergisi, Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10)

Halk inançlarında bu tür mekânların toplu ziyaretler edilmeleri mahsul hasadında evvel ise bereket temennisi ile yapılır, hasattan sonra yapılan kutsal mekân ziyaret ve kurbanlar ise hamt ve şükür için yapılırlar.

Kuduz Kurt tarafından kapılan iki kişiden burayı ziyarete gelmeyenin kudurarak öldüğüne keza kuduz olup bu ocağa gelen iki kişiden kurban kesmeyen hastanın öldüğüne dair halk arasında dolaşan anlatılar vardır. (Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da””, Bayram Dergisi, Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10)

Ocağa gelenler Ocaktaki Taş Galak/Taş Yığınının etrafında tavaf edercesine dönmektedirler. Ocağın yakın çevresinde ağaçların dallarına adak bezleri asılmaktadır. (Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da”, Bayram Dergisi, Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10 )

Kurt Baba Ocağı çevresinin kurtlarının u çevre halkına onların evcil hayvanlarına saldırmadıkları inancı vardır. (Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da””,Bayram Dergisi, Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10) Bu inanç kutsal kabul edilen Cennet Ölen bölgesinde avlanmanın kurtlara da yasaklanmış oluşundan mı kaynaklandığı veya yöre kurtlarının yöre insanına duyduğu özel bir saygıdan mı kaynaklandığı ihtimalleri vardır. Biz evvelce yaptığımız bir çalışmada “Hangi Dağın Kurdu Öldü” özlü sözünü anlamlandırırken, Her dağın bir kurdu olduğu ve okurdun dağını tehditlere karşı kendisinden de koruduğu kanaatine varmıştık. Zira Azerbaycan’dan yapılmış bir tespitte de, kurtların yakınlarındaki çiftliklere saldırmadıkları şeklinde idi. (Yaşar Kalafat, “Azerbaycan-Anadolu-Suriye’de Kurt”, Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları, Türk İrfanında Kurt, Berikan yayınları, Ankara, 2008)

Anadolu ve Kuzey Azerbaycan ve Anadolu Türk kültür coğrafyasında yaygın olarak varlıkları bilinen şifa olacakları, adeta her türlü hastalık için başvurulan mekânlardır. (Yaşar Kalafat, “Akşehir Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Od/ateş/Ocak İyesi” I.Uluslar arası Selçuklu’dan Günümüze Akşehir Kongresi ve Sanat Etkinlikleri (20–21 Kasım 2008), Ed. Y.Küçükdağ-M.Çıpan, Konya, 2010, s. 121- 139) Bunların arasında kuduz ocağı tespiti ilk defa yapılmıştır. Anadolu Türk kültür coğrafyasından tanınan Kurdeşen hastalığı, daha ziyade kaşıntı yapan bir cilt hastalığı olarak bilinir ve börü anlamında kurt ile bilinen bir ilişkili değildir. Azerbaycan’daki Kurt Pir’lerinden birisinin alanı, keza ekili haldeki mahsulün kurtlanmasını önlemektir.

Batı Türklüğü ocak kültünde “Yılanlı Ocak”, “Balıklı Ocak” türü ocaklar vardır. Kurttan duyulan rahatsızlıklara kurdun şifa verdiği ocak ile ilk defa karşılaşılmaktadır. Kuduz Ocağındaki, Kurt Baba, kurdun tabu olması noktasında çok anlamlı olmalı. (Yaşar Kalafat, “Bodrum Kurt Baba/Kurt Dede Yatırı -Türk Halk İnanmalarında Kurt Bir Tabu mu İdi?” 2. Uluslar arası Bodrum Sempozyumu (09–12 Mayıs 2011 Bodrum), Hazırlayanlar; Prof. Dr. Ahmet Özgiray, Prof. Dr. Akif Erdoğru, Bodrum, 2011, s. 392–403) Kurt vücudunun birçok aksamından çeşitli rahatsızlıkların şifaları için yararlanıldığı, kurt-türkeçare ilişkileri münasebetiyle halk tababetindeki yeri bilinmektedir. (Yaşar Kalafat, “Kurt İle İlgili Türkeçarelerde/Halk Tababetinde İnanç ve Uygulamalar”, 1. Uluslar arası Türk Tıp Tarihi Kongresi, 10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, Uludağ Üniversitesi Deontoloji ve Tıp Tarihi, (20–24 Mayıs 2008) C.I-II,  C.II. s. 1532–1538.) Ancak, Kurt-Ocak bağlantılı bu tespit, bize göre alanla ilgili çalışmalara yeni bir boyut getirmiş halk inanmalarından hareketle mitolojik döneme gidilen yolu, biraz daha aydınlatmıştır. Bunu, alanla ilgili çalışma yapan İran’daki halkbilimcilere borçludurlar.

Güney Azerbaycan Türk kültür coğrafyasında, bilhassa psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde Kurtpençesinden parpullama yöntemi ile yapılan tedavilerde yararlanılması tespiti de, bu alandaki çalışmalara yeni bir boyut kazandırmıştı (Yaşar Kalafat, “Kurt İle İlgili Türkeçarelerde/Halk Tababetinde İnanç ve Uygulamalar”, 1. Uluslar arası Türk Tıp Tarihi Kongresi, 10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, Uludağ Üniversitesi Deontoloji ve Tıp Tarihi, (20–24 Mayıs 2008) C.I-II,  C.II. s. 1532–1538)

Kutsal kabul edilen mekânlarda gecelemek, bu mekânların eşiğinde sabahlamak, oralardan edilecek şifa adına yapılan uygulamalar sık görülen uygulamalardandır. Buralarda yatılma sonucu görülen rüyalar yorumlanılarak gelecek ve buralarda tedavinin yöntemi belirlenmeye çalışılır. Eşiğinde sabahlamak, bir sıkınma ve yardım beklentisi uygulamasıdır. Her iki uygulama şekli de Türk kültürlü halklarda sık görülürler. Kurt Baba Ocağından yapılan bu tespitte Kurt Pir veya Kurtların Piri sığınılan ve gelecekten haber veren durumundadır.

SONUÇ:

Kurt Baba/Kuduz Ocağı ile ilgili bilgiler, atlı göçebe bozkır kültürünün, sağaltma alanına yansımasının çok canlı bir örneğidir. İnancın derinliklerinde, İnsanat-hayvanat ilişkilerine dair ciddi bulgular vardır. Türk sanatındaki hayvan Üslubu’nu daha yakından görebilmede ve daha iyi anlayabilmede buradaki inanç ve uygulamalar yardımcı olabilecek türdendirler. Hayvanlar için kutsal bilinen bir mekândan insanların da şifa aramaları bize göre önemsenilecek bir husustur. Keza yaban hayvanlarının olumsuz iklim şartlarında yakın çevre çiftliklerince yemlenebilmesi ve bu hayvanların komşu çiftlikleri av sahalarının dışında tutmaları, eski Türk İnanç Sisteminin anlaşılmasında önemli köşe taşları olabilirler.

 

 

 

 

KAYNAKLAR:

Yaşar Kalafat, “Türk Destanlarında Su Bir Tabu mu idi?”, Dedem Korkut ve Geçmişten Geleceğe Türk Destanları Uluslar arası Sempozyumu, (25–28 Ekim 2010 Lefkoşa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) Bildiri Kitabı, Ankara, 2011, s. 155–163

Yaşar Kalafat, “Güneydoğu Anadolu’da Altay İnanç Taşları: Ovo veya Obo’lar”,İkibinyirmiüç, 15 Haziran 2011 S. 122 s.76–80

Yaşar Kalafat, “Ağrı Dağı ve Yakın Çevresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Taş Kültü” III. Uluslar arası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu, 12–14 Ekim 2010 Ağrı,  İstanbul 2011, s. 359–370

Yaşar Kalafat “Pir- Börü”, Türk Kültürlü Halklarda Karşılaştırmalı Halk İnançları, Türk Halk Tefekküründe Kurt–2, Berikan yayınları, Anakara, s. 83–87

Yaşar Kalafat “ Azerbaycan-Anadolu-Suriye’de Kurt”, Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları, Türk İrfanında Kurt, Berikan yayınları, Ankara, 2008

Yaşar Kalafat, “Akşehir Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Od/Ateş/Ocak İyesi” I.Uluslar arası Selçuklu’dan Günümüze Akşehir Kongresi ve sanat Etkinlikleri (20–21 Kasım 2008), Ed. Y.Küçükdağ-M.Çıpan, Konya, 2010, s. 121- 139

Yaşar Kalafat, “Bodrum Kurt Baba/Kurt Dede Yatırı -Türk Halk İnanmalarında Kurt Bir Tabu mu İdi?” 2. Uluslar arası Bodrum Sempozyumu (09–12 Mayıs 2011 Bodrum), Hazırlayanlar; Prof. Dr. Ahmet Özgiray, Prof. Dr. Akif Erdoğru, Bodrum, 2011, s. 392–403

Yaşar Kalafat, “Kurt İle İlgili Türkeçarelerde/Halk Tababetinde İnanç ve Uygulamalar”, 1. Uluslar arası Türk Tıp Tarihi Kongresi, 10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, Uludağ Üniversitesi Deontoloji ve Tıp Tarihi, (20–24 Mayıs 2008) C.I-II,  C.II. s. 1532–1538

Mehmet Rezzak, “Dünyanın Tekçe Kurt Ocağı Zengan’da”, Bayram Dergisi,Türkçe-Farsça, Zengan 2012 S. 42, s.10