BUGÜN’DEN – NEVRUZ/YENİGÜN’E VEYA NEVRUZ/YENİGÜN’DEN BUGÜNE BAKMAK[1]

-Halk Bilimi Çerçevesinde-

 

Dr.Yaşar Kalafat[2]

Nevruz/Yenigün Bayramı nedeniyle yapılacak konuşmada günün yaşanılanları değerlendirilmeden söylenilecek her söz, bize göre pek yerinde ve yeterli olmaz.

Bu münasebetle kısaca bir bayram tanımı yapmak, bayramların ortak özelliklerinden hareketle Nevruz /Yenigün Bayramı’nın karakteristiği üzerinde durmak iyi bir giriş oluşturabilir.

Bilindiği gibi bayramlar; dinî bayramlar, millî bayramlar, folklorik, geleneksel veya yerel bayramlar olarak sınıflandırılabilirler. Bunlardan millî bayramlar, toplumların kurtuluş ve kuruluş günleri ile ilgili günlerdir. Cumhuriyet Bayramı bu türden bir bayramdır. Dinî bayramlar vahi mahsulü olan dinlerde, dinin akaidi, ilmihali kapsamında tanıtılmışlardır. İslam dünyası için Kurban ve Ramazan bayramları bu türden bayramlardır. Diğer bayram türü kapsamına giren bayramlar, birlikte yaşayan halkların ortak kültürlerinden kaynaklanan günlerdir. Hıdrellez ve bu arada Nevruz/Yenigün bayramları bu kapsama girerler. Bütün bu bayram türlerinin içeriği, bazen birlikte yaşayan halkların her seviyedeki kesimine ve bazen de özellikle belirli kesimlerine özel mesaj verir, özel sorumluluk yüklerler.

Mesela, Nevruz/Yenigün’de herkes pikniğe gider. Her yaşta insan genel temizliğin yanı sıra iç ve dış özel temizliğini de ikmal eder. Ancak 7 yaşındaki çocuğun bayram coşkusu ile 70 yaşındaki dedenin bayrama katılımı ve ayrıca sorumluluğu farklıdır. Toplumun bu kesimlerinden aydının konumu da doğal olarak farklı olacaktır. Bu sunumumuzda biz, imkân nispetinde aydın-Nevruz/Yenigün bayramı bağlamında bazı açıklamalar yapmaya çalışacağız.

Aydının araştırma ve sunum yapma hizmetinde ona yön veren, Onu konu seçmeye sevk eden hususlardan birisi de şüphesiz günün yaşanan olaylarıdır. Kuraklığın hüküm sürdüğü bir dönemde su taşkınlarını konu olarak seçmezsiniz. Aydın, içerisinden çıktığı toplumda yaşanılanları görmezden gelip tarihte kalamaz. Aydın, geçmişten ve gelecekten söz ederken, yaşanılan günle de gerekli bağı kurabilmelidir. Biz, yapmaya çalışacağımız sunumu bu anlayışla yapmak istiyoruz.

Bize göre birtakım halklar arası sosyo kültürel sorunların çözümü, halk kesimlerine mensup aydınların ortak yükümlülüklerindedir. ‘Âlimler anlaşırlarsa âlemler anlaşırlar.’  şeklinde özlü bir söz vardır. Bu noktada aydının Nevruz/Yenigün bayramı toplumun genel coşkusuna ortak olmakla sınırlı değildir. Nevruz/Yenigün merkezli çözüm arayışı üzerinde durulabilmelidir.

Nevruz/Yenigün aydın konuşmalarında konular;

Bu bayramın geçmişte nasıl kutlandığı,

Bu bayramın hangi ülkelerde nasıl yaşandığı,

Bu bayramın, toplumun sadece hangi kesimine ait olduğu gibi hususlarla sınırlı değildir.

Bizim, Nevruz/Yenigün Bayramı konusunda yapacağımız tanım, Nevruz/Yenigün’ün

Yeniden doğuş,

Aklanıp paklanma

Özeleştiri getirebilme

Empati arama,

Barış ve dostluk arama noktasındadır.

Bu noktada, aydın kişinin görevleri arasında, Nevruz/Yenigün konulu tarihi geçmişi hafızalardan silmek yoktur. Bilgi davarcığımızı,  halklar arası uyum ve ittifak doğrultusunda anlamlandırmak vardır. Bu algılayış biçiminde Kava Destanı da Ergenekon Destanı da birlikte yaşayan halkların ortak miraslarıdır ve birlikte yaşayan halklar bu mirasın ortak varisleridirler. Bu çözümleme, evvela halk kesimlerinin aydınına düşen bir görevdir.

Halk tefekküründe Nevruz/Yenigün; Darlıktan, yokluktan, çaresizlikten ve sıkıntıdan kurtulma günüdür. Her iki destanın ortak yanında; kurtulma, feraha çıkma, refaha erme vardır. Bir anlamda Nevruz /Yenigün ağır kış şartlarının sona ermesi değil midir? Aydın, destanî dönemden gelen bu birikimi, halkın tefekkürünü yok saymadan, günün sorunlarına, çözümleyici olarak uygulayabilendir.

 

Nevruz/Yenigün Bayramının kök hücrelerinde şu veya bu mitolojik bulgunun bulunmasından çok daha önemlisi;

Nevruz/Yenigünde, önemli olan nokta, bu bayramında özünde bulunan, aile içinde, köy veya mahalle içerisinde, küslükler kaldırılabilirken, hastalar hatta ölüler bile ziyaret edilebilirken, yurt genelinde halklar arası barışın aranılabilmesindedir.

Bu bayramda ihmal edilmemesi gereken nokta, küskünlüklere yol açan hatalar özeleştirilerle bulunup, telafileri cihetine gidilebilirken, küskünlüklere yol açan asıl amilin görülebilmesi gözden kaçırılmamasıdır.

Birlikte yaşayan halkların her gün Yenigün/Nevruz yaşayabilmeleri; ihtilafın halklar arasında değil, halklarla emperyalizm arasında olduğu gerçeğinin unutulmamasından geçer.

Emperyalizm karşısında halkların en büyük gücü, halkların antiemperyalist ittifakında saklıdır. Bu ittifakın sağlamlığı ve devamlılığı; halkların demokratik, şaffaf, adil yapılanmalarından güç alır. Bu noktada bu ittifakın harcı halk kültürüdür. Nevruz/Yenigün; halk mutfağı, halk oyunları, halk el sanatları ve benzeri gibi kaynakları ile bir halk kültürü hazinesidir.

Nevruz/Yenigün Bayramı; halkların tanış olma, tanışıklıklarını güçlendirme günüdür. Halklar bu günler münasebetiyle farklılıklarını da sergileyerek ortak kültürü zenginleştirirler. Halklar arası kültürel aynılıklar tanındıkça, akrabalık bağları, tanış olunan bu yeni kültür bağları ile güç kazanır.

Bu algılayış tarzında farklılıkları yok etme de yoktur.

Tek fertle de temsil edilecek olsalar dahi,  bu algılayışta, bütün toplum kesimlerinin kültürleri ile yaşayabilmeleri güven altına alınmıştır. Halklar arası demokrasi, sadece birici ve ikinci çoğunlukta olan halklar için geçerli değildir.

Bununla beraber;

Uğranılan maddi ve manevi kayıplar ve çekilen acılar hatırlanırken, emperyalizmin doymak bilmeyen iştahı göz ardı edilmemelidir.

Halkların bu adil, çağdaş, gerçekçi paylaşımının karşısında, emperyalizm halkların kültürel ortaklıkları gerçeğinden rahatsızlık duyacak, biteviye farklılıklar icat edip, tek temsilci ferdi kalıncaya kadar, onları ihtilaflı kesimler haline sokmak isteyecektir. Nevruz/Yenigün Bayramında çeşitli halk kesimlerinden aydınlar bu gerçeği göz ardı edemezler, etmemelidirler.

 

Müzeler, kütüphaneler ve el sanatları ürünü gibi bölge kültürünün ortak mirasını yağmalayan emperyalizme; Nevruz/Yenigün bayramımızı iyi anlayacak emperyalizme tahrip ettirmeyelim. Nevruz/Yengün ruhundan hareketle bize ait olana, paylaşarak sahip çıkalım.

Emperyalizmin halklar üzerindeki ayrımcı uygulamalarının önlenilmesi, halkları kendi aralarında emperyalist uygulamalara karşı korunmaları ile mümkündür.

Emperyalist bir güce dayanılarak, antiemperyalist mücadele verilemeyeceği gibi inkârcılığa gidilmek suretiyle uygulanılan bir nevi iç emperyalizm önlenilmeden, dış emperyalizmle mücadele edilemez.

Emperyalizmin, ihtilaflı hale düşürmek için birlikte yaşayan halklardan bir kısmına yaptığı vaatlerin miadı, Ancak yeni bölme projelerinin uygulamaya koyulma günü sona erer.

Emperyalizm, anadil farklılığından yola çıkarak böldüğü halkları, tekrar dinî inanç farklılığından yola çıkarak da bölünmeye uğratır. Bununla da yetinmez, ülke dışından organize ettiği farklı dinden halkları, arka çıkmakta olduğu diğer bir kısım halkları, onların üzerinde baskı uygulayarak yeni yapılanmalara sürükler. Böylece kendisi için yeni sömürü alanları oluşturur. Emperyalizmle işbirliğine girmiş halklar ondan edindikleri göreceli desteği, diyet olarak ödemek zorunda bırakılırlar.

Bütün yapay ideolojiler, emperyalizm için çıkar kaldıraçlarıdırlar. Onlar, Halkların kaderlerini tayin ederlerken, dökülen kan, tahrip olan ülkeler, yıkılan kardeşlik bağları onun menfaatleri sürdüğü sürece, onun için engel teşkil etmez.

Halkların; hakça, anti emperyalist kardeşçe kutlayacağız Nevruz/Yenigün Bayramları dileklerimizle

 

 

 

[1] Bu çalışma, Atatürk Kültür Merkezi ve Diyarbakır Valiliğince 15 Mart 2013 tarihinde Diyarbakır’da düzenlenen Nevruz Paneli konuşmasıdır.

[2] Türk Halkbilim Kültür Strateji Araştırma Merkezi