MİTOLOJİ-HALK İNANMALARI BAĞLAMINDA KÜLTÜRLÜ HALKLARDA

KAZ

 

                                  

                                   “Hele var ki bir tablo Görse şaşar Anibal
Ördeklerden bir filo, bir de kazdan amiral.“ Anonim

 

 

 

                                                                       Yaşar Kalafat[1]-Nagihan Çetin[2]

 

 

            GİRİŞ:

 

            Kaz’ın bir inanç objesi olarak Türk kültüründe yerini almaya başlamasının geçmişi, mitolojik dönemden haber getiren bilgilere göre Türk kültürü     ile        yaşıttır. Bu geçmişin ilk verilerini Tösler, Ongunlar, Totemler ile ilgili bulgular arasında görebiliyoruz.  Benzerlerinde olduğu gibi kaz da donuna girilebilen varlıklardandır. Bu dönemi destan ve efsaneler giderek çeşitli sözlü kültür verilerinde izleyebiliyoruz. Bu gelişmeğe paralel olarak dokumacılığın her türünde ve el sanatlarının çeşitli dallarında izleyebiliyoruz. Türk sanatında Hayvan Uslunun gelişme ve şekillenme safhalarında diğer bazı hayvanların arasında kaz da vardır.

 

Kültür araştırmaları dallandırıldıkça Kaz, damgalarda, imge ve      simgeler

arasında,         etnografik       malzemenin isimlendirilmesinde, insan, tabiat bitki ve topografya isimlerinde yerini almaya başlar. Bu gelişmeye paralel olarak da sözlü kültürün her alanında kullanır olur.

 

Bu bildirimizde bu türden bulguları tarihi süreci esasa alarak örneklemeye çalışıp kazın kültürümüzde yerine inanç merkezli açıklama yapmaya çalışacağız

 

METİN:

 

            Türk yaradılış destanı’nda     Kaz, kaz kuşu olarak geçer. Dünyada hiçbir şey yokken Erlik veÜlgen iki kaz olarak belirirler.

 

Kergiller Türk toplumunun kutsal hayvanı Karadas (Kara Ağaçkakan) dır. Bunun, Kerkil mitolojisinde kahramanın sadık yardımcısı olduğuna inanılır. Bu Türk boyunun inancına göre soylarıAltın Göl’ün yanında yaşamakta olan Büyük Ağaçkakan’dan gelmektedir. Bu boyun damgasıKas/Kaz’dır.[3]

 

Almatlar Türk toplumunun da kutsal hayvanı Kaz’dır. Bunların tamgaları ise Kamalı Haç’dır[4].

 

Köbekler Türk toplumunun kutsal hayvanı Kuu/Kuğu’dur. Altay mitolojisinde Kugular ve Kazlar özel saygı görürler. Bunların diğer bazı hayvanlarla birlikte dünyanın oluşumuna katıldıklarına inanılır. Kuğu ve Kaz mitolojide kutsallığın, ilâhiliğin ve dişiliğin simgesidirler. Köbökler’in simgesiSupagay/Haç’tır[5].

 

Kaz-dişilik bağlantısı Türk kültürlü halklarda günümüze kadar gelebilmiştir. Güvenli duruşu, yürüyüşlü ile Türk destanlarında “Kaza benzer gelinim kızım var “ benzetmesi yapılır.

 

            Halk hikâyelerinde evlenecek oğul babasına nasıl bir eş istediğini anlatırken “uzun boylu kaz bilekli” tanımlamasını yapar. Kars halk kültüründe derin izleri ile yaşayan kaz kültürü Kars kızlarına teşmil edilmiştir. “Kars’ın kızı kaz’dır”[6] sözü ile Kars’ta kızların endamlı, güvenli ve görkemli olduğu anlatılır.

 

            Kars yöresinden yapılmış halk inancı bulgularına göre Ördek ve kazlı evinden bereket eksik olmaz. Rüyade kaz görmek varlık ve itibara dalalet eder. Rüyada kazın kaybolması ise yoksulluğa yorumlanır. Kazların hareketlerinden yola çıkılarak hava tahminleri de yapılır. Güney-kuzey istikametinde yürüyen kaz grubu yağışlı havaları haber vermiş olur[7] Böylece kazın bereket simgelediği ve gelecekten haber vermede aracı olabileceği inancı olduğu söylenebilir.

 

            Halk inanmalarında tavuk ve bilhassa civcivli tavuk görmek ise dedikodu olarak algılanır.[8]

 

Altay destanlarında tehlike karşısında kaldıklarında genç kızlar don değişime uğrar kaza dönüşürler. Don değişimi yaşarak tehlikelerden korunmak, kurtulmak halk inanmalarında varlığını sürdüren bir motiftir. Efsane ve menkıbelerde düşman askerinden, namus düşmanlarından, insafsız kaynananın zulmünden korunabilmek için yapılan dualarda “Allah’ın beni ya taş et ya kuş et” denir. Diğer taraftan gerek Türkistan evliyalarında ve gerekse Anadolu erenlerinde keramet adına çeşitli donlara girilebilirken donuna girilebilen canlılar arasında çeşitli kuş türleri de vardır.

 

Trabzon’un ulu zatlarından Haçkalı baba, kuş donuna girerek hocasına gitmekte idi. Hoca Ahmet Yesevi Turna Donuna giriyordu. Abdal Musa Geyik Donuna, Hacı Bektaş Veli Güvercin Donuna, Abdulkadir Geylani ise Akdoğan Donuna girebiliyorlar, don değiştiriyorlar Geyik olabiliyorlar veya geyiklerle söyleşebiliyorlar. Birlikte ve bir arada yaşayabiliyorlar. Kayaya ve duvara binip onları at gibi sürebilirken yılanı da kamçı gibi kullanabiliyorlar.[9] Kaz donuna girebilmek Türk inanç kültüründeki don değişme inancının bir parçasıdır. Kaz donuna girme tespitinden de hareketle Türk kültürlü halkların inançlarında “don değişme” nin mitoloji-tasavvuf buluşmasına örnek olduğu söylenebilir.

 

Türkoloji de yardımlarını esirgemeyen bir kısım kalp gözü açık tasavvuf ehlinin ifadelerine göre sema ehlinden gölgesi bir şehri kaplayacak büyüklükte olan kaz görümünde yaratılmışlar vardır[10]. Bir kısım kutlu rüyalarda kişioğlu kazkanadında seyahat eder[11].

 

Yakut Türk halk inançlarında at, kuğu, kurt, kartal, akturna soyların sembolü olmalarını sürdürürlerken kaz ile ilgili mistik veriler daha derinlerde ve daha siliktir.

Camiü’t-Tevarih’e göre, Çepni ve kardeşlerinden Bayındır, Peçenek, Çavundur gibi kardeş boyların “Ongun”ları da Sungur’dur. Sungur, doğan cinsinin en ünlü kuşudur. Bu kuşun adı ad eski Türkler tarafından şahıs adı olarak çok kullanılmıştır. Selçuklular devrinde, birçok Türk beyinin AkSunkur (sungur) Kara Sunkur (sungur) gibi adlar taşıdıklarını biliyoruz.[12]

Kutsal hayvanların isimlerini Türklerde insan ismi olarak kullanılması bu kutsiyetten istifade edebilmek içindir. Hakan ve Beylerin isimlerini çocuklara verilmesi de keza bu mertebeye Tanrının yükselttiği kimselerde, bir mübareklik aranmış olması ve bundan yararlanılmak istenilmesi inancından kaynaklanmaktadır.

 

Kaz-damga bağlantılı bu uygulamanın halen devam ettiği Anadolu’nun Tahtacı Türkmenlerinde görebilmekteyiz. Tahtacı Türkmenlerinin damgaları Kaz Ayağıdır. Bu damgaları dedelerin ve ünlü Tahtacı şahsiyetlerinin mezar taşlarında görebiliyoruz. Ayrıca bazı etnografya malzemelerinde, dokumalarında da bu damgayı görmek mümkündür.

 

Tahtacı Türkmenlerinin en büyük yatırlarından birisi olan Yanınyatır Ocağı’na bağlı olan Tahtacı oymaklar;

 

                        Çobanlı

                        Çaylak

                        Sivrikülahlı

                        Kokluca

                        Cingöz oymağı

                        Üsküdarlı

                        Enseli

                        Ala abalı

                        Çiçili

                        Mazıcı

                        Kâhyalı

                        Gökçeli

 

Ayrıca Hacı Emirli Ocağı’na bağlı olan Tahtacı Türkmenleri de vardır. Bunların da damgalarıKaz’dır.

 

                        Şehepli

                        Kabakçı

                        Aydınlı[13]

Kaz Ayağının Türk inanç kültüründe damga olması sadece Tahtacı Türklerinin damga kültüründe görülen bir durum değildir. Etnografyaya da yansımış olan bu inanç kültürünü örnekleyebiliyoruz. “Tahtacı Obalarının bir kısmının giysi, el araçları ve mezar taşlarında  ‘Kaz Ayağı’ adı verilen semboller bulunmaktadır. Kazayağı ve ‘Sarıkız’ sembolleri daha çok Çaylaklar’da görülmektedir. Kazayağı bir zamanlar Yayık Suyu çevresinde Salur ve Kargkın boylarında da kullanılmıştır. Kaz, tüm Alevilerde kutsanmaktadır. Kazayak/Kazayağı Başkurtlar arasında Huyir Ayak, Çalı Horoz Ayağı olarak” olarak bilinirken[14]  kaz ile ilgili inanç ve uygulamalar, “Kıpçaklar, Nogaylar, Başkurtlar, Özbekler Gagavuzlar, Karapapaklar arasında da kullanılmaktadır. Sarıkız ve Kaz motifinin Türkler arasında Önemli bir yeri vardır.[15]

 

Tatar Türklerinde Atakaz/Erkek kaz’a selam verenin boyun ağrısı çekmeyeceğine inanılır. Tatar Türklerindeki geçmişte uygulanan mevsimlik Kaz Bayramı’nın’silik izlerini bir çocukluğumuz yıllarının Kars’ından hatırlıyoruz.[16]

 

Kazak Türk toplum isminin Kaz ongununun toponomiye yansımış olduğu şeklinde yapılan bir bildiri dinlemiştik. Ayrıca Kars ilinin simgesi olan Kaz, şehir merkezine yapılmış bir Kaz Heykeli ile sembolleştirilmiştir.[17]

 

Kaz ilgili inançlar Türk kültürlü halklar arasında sadece şakulî değil aynı zamanda ufkî bir derinliği de sahiptir.

 

Sarı Kız Efsanesinin Başkurtlar arasında yaşadığına biz Başkurdistan’da görme imkânını bulduğumuz bir resim sergisinde şahit olduk. Ressam Onlarca tablosunu Sarı Kız’a onun kazlarına ayırmıştı. Gagavuzların millî müzelerinde ise, Gagavuz Türk kültüründe Kaz ve Sarı Kız efsanelerinin yaşadığını gösteren etnografik malzemelere şahit olmuştur[18].

 

Tahtacıların kaza karşı duydukları sevgiyi dini bir temele dayandırdıkları görülmektedir. Onlara göre kaz, Hz. Ali’nin öldürüleceğini hisseden bir hayvandır. Tahtacılar Hz. Ali’nin camide öldürüldüğü gün evinin bahçesindeki kazların onun öldürüleceğini hissettiğine, bunun için de Hz. Ali’nin camiye girmemesi için onun elbisesinden çektiklerine inanırlar.

 

Bu halk inanması şiire de yansımıştır.

 

“Tehlikeyi sezerler

Bol bol suda yüzerler

Kazın kutsallığını

Hz. Ali Söyler

 

O gün yüzmüşleriydi

Derde düzmüşleriydi

Ali’nin öleceği

Günü sezmişleriydi- Yahya Azeroğlu[19]

 

Kaz ile ilgili inançların mitolojik dönemden gelerek destanı süreci yaşayıp İslamî bir kimlik kazandığını halk inanmalarından hareketle söyleyebiliyoruz.

[1]Türk Halkbilim Araştırma Kültür ve Strateji Merkezi, yasarkalafat@gmail.com www.yasarkalafat.info

[2] Doktora Öğrencisi, nagihan-cetin@hotmail.com

[3] Yaşar Kalafat-İ.M.V. Noyan Güven, “Altay Türk Halk İnançlarından Anadolu’ya dair Bazı Tespitler”, ARIŞ, Halı Düz Dokuma, Kumaş, Giyim ve İşleme Sanatları Dergisi, Kasım 2011, S. 6, s. 60–76

[4] Yaşar Kalafat-İ.M.V. Noyan Güven, “Altay Türk Halk İnançlarından Anadolu’ya dair Bazı Tespitler”, ARIŞ, Halı Düz Dokuma, Kumaş, Giyim ve İşleme Sanatları Dergisi, Kasım 2011, S. 6, s. 60–76

[5] Yaşar Kalafat-İ.M.V. Noyan Güven, “Altay Türk Halk İnançlarından Anadolu’ya dair Bazı Tespitler”, ARIŞ, Halı Düz Dokuma, Kumaş, Giyim ve İşleme Sanatları Dergisi, Kasım 2011, S. 6, s. 60–76

[6] Güzin Sühran Belli-Oktay Belli, Kars Bölgesinde Kaz Kültürü, İstanbul, 2012, s 117

[7] Güzin Sühran Belli-Oktay Belli, Kars Bölgesinde Kaz Kültürü, İstanbul, 2012, s. 116–117

[8]Yaşar Kalafat, “Van Çevresi Örnekleri İle Türk Kültür Coğrafyasında Yumurta İle İlgili İnançlar” II. Uluslar arası Doğu Anadolu Bölgesi Geleneksel Mutfak Kültürü ve Van Yemekleri Sempozyumu 23–26 Kasım 2010, Van,  Editör Prof. Oktay Belli İstanbul 2012 s. 196–205

 

[9] Ali Çelik, “Trabzon’un İnanç Önderlerinin Geçmişte ve Günümüzdeki Fonksiyonları”, Uluslar arası Türk Dünyası İnanç Önderleri /23–28 Ekim 2001/ Ankara 2001 Sh. 237–259

[10] Sebahattin Güngör, Tasavvuf Mektupları, 2005, Burhaniye www.yasarkalafat.info

[11] Biz bu türden bir rüya görmüş olan Hak Aşıığı Ahmet Saraçoğlu’ndan rüyasını bizzat dinledik.

[12]    F. Sümer, “Çepniler” TDTD s. 55 Temmuz 1991 s.3/9.

[13] Yusuz Ziya Yörükhan “Bugünkü Tahtacı Oymakları” Yol, Bilim Kültür Araştırma, S. 28. s.7–28

[14] Ali Aksüt, “Tahtacılarda Adlandırma”, Alevliğin Solmayan Rengi Tahtacılar, Yol, Bilim Kültür Araştırma, Ocak-Şubat 2008, S.28, s.137–156

[15] Ali Aksüt, “Tahtacılarda Adlandırma”, Alevliğin Solmayan Rengi Tahtacılar, Yol, Bilim Kültür Araştırma, Ocak-Şubat 2008, S.28, s.137–156

[16] Yaşar Kalafat, “Kırım Tatar Türklerinde Karşılaştırmalı Halk İnançları”, Avrasya Etütleri, Sonbahar-Kış 2005, S.27–28, S. 219–229.

[17] Güzin Sühran Belli-Oktay Belli, Kars Bölgesinde Kaz Kültürü, İstanbul, 2012, s.4

[18]Yaşar Kalafat “Çuvaşıstan–Başkurdistan-Tataristan” Türk Dünyası Araştırmaları, Nisan 1998, S. 113 s. 69–82

[19] Güzin Sühran Belli-Oktay Belli, Kars Bölgesinde Kaz Kültürü, İstanbul, 2012, s. 115–116