Ermeni Dosyası Hakkında

 

  1. Ermenilerin, tarihi olaylara dayanarak, yaptıkları iddialardan hareketle, geliştirdikleri tehdit, Türklüğe yöneltilmişliği itibariyle, sadece ve muhakkak Ermeniler merkezli bir olay değildir. Bizler, aynı sıkıştırılmışlığı şimdi de, kültür coğrafyamızın asli unsurlarından birisi olan, anadili Kürtce olanlarla ilgili olarak yaşatılıyoruz. Bize göre, olay ve onun çözümü, bir kimlik tanımlanması ve bu kimliğin varlığını devam ettirebilmesi için, geliştirilmiş bir ulusal paradigma meselesidir. Türkiye, teorisyensizlik sonucu, strateji üretemez duruma getirilmiştir. Türkiye’de 24 Nisan gibi, bir “Nevruz” tarih kodu da yaşatılmak isteniyor. Kültürel kimlik, sağlıklı ve gerçekçi bir şekilde beslenemez ise, Kültür coğrafyamızda “Muharrem” de,  bir tehdit kodu haline sokulabilir. Irakta buna şahit oluyoruz.
  2. Türkiye, sosyal bilimlerin her alanından Türkologları ile, oryantalizmin, misyonerliğin ve kültür emperyalizminin faaliyetlerini izleyip, karşı görüşler geliştirebilecek, donanımlı fikir adamları yetiştirip, onlardan istifade edebilmesini bilmelidir. Türkiye’nin uluslar arası donanımlı kaç tane Ponton uzmanı vardır. Pontus konusu Türkiye Türklerinin olduğu kadar, Azerbaycan Türklerinin de sorunudur. Geçmiş boyutu olduğu kadar gelecek boyutu da vardır. Pontuscu hareketi, Haydat Ermeniciliğinden ne derece ayrı tutabilirsiniz.
  3. Asıl düşman, vizyonu olmayan, bir misyon üstlenmemiş aydın tipi ve bu donanımsızlığı giderecek olan mekanizmanın olmayışıdır. Birçok alanda, çok sayıda ve çok bilgili, insanlara sahip olmak değildir mesele. Mesele, birikimini stratejik düşünceye dönüştürebilen aydına sahip olabilmektedir.
  4. Ulusal meseleleri karşısında bu derece sorumsuz, sorumluluk sıralamasında, milli meseleleri çok kere en sona dahi bırakamayan veya sorumluluk anlayışı yapay olan bir aydın tipi ile, biz Gümrük Kapısı açılsa da, açılmasa da yenik düşeriz. Zira, paradigma fukarası toplumlar, sorunun ve çözümünün, sadece bir boyutuna takılıp ve çok kere ancak o anı yaşabilirler. Siyasi ufukları yoktur.

Türklük, Türk kültürlü halklardan hareketle, sıkıştırılmışlıktan kurtarılıp, bu haklarla birlikte, savunmadan çıkarılmış, geçmişinden de yola çıkabilerek, hesap sorabilen bir yapıya kavuşturulabilmelidir.

  1. Türkiye Ermenileri, Türk kültür coğrafyasının, asli unsurlarından olup, Onlar, Türk kültürünün yapıcı halkları arasındadırlar. Bu yapıyı elbirliği ile, Türk kültürlü halkların yarınları için güçlendirmeliyiz. Bu güç, Ermeni dünyasını da ihya eder, bölge ve dünya barışına da katkı da bulunur. Dünya Ermenileri, çok geçmeden; Ortodoks, Katolik ve Protestan hesaplaşmasının içine çekileceklerini, Ermeniliklerinin geri planda kalacağını, geçmişlerindeki Emperyalist hesaplaşmalar ve misyonerlik olaylardan, bilmiyor olamazlar.