Yağmur Yağdırma İnancı

Uzun süre kuraklık olduğu zaman, bir at kafası iskeletine Allah’ın kelamı yazıldıktan sonra, köy çeşmesinin – kürününün altına koyulur. Böylece yağmur yağacağına inanılır. Çok yağmur yağarsa eğer, buluğ çağına girmemiş bir çocuğa bu iskelet su altından aldırılır[1].

Yağmur yağdırma inancı ve uygulamaları Türk inanç Sisteminde yada taşı ile başlar ve devamlılığını Türk kültür coğrafyasında bütün Türk kültürlü halklar arasına sürdürür. Merasimin aslı unsurları arasında yapılma yerinin bir tepe, bir su kenarı, ulu bilinen bir zatın mezar başı, cami gibi kutsal veya kutsal bilinen alanlardır. At kafasının suya sokulması bazı yörelerde din görevlisinin suya sokulması şeklindeki uygulamaya yerini bırakmıştır ki giysi deyiştir olsa da manevi gücü olan bir obje seçilmiş olması bakımından inancın ünde devamlılığın olduğunu gösterir. Posof’taki bu uygulamada yağmurun durması için buluğ çağına girmemiş çocuğun görev alması da çok ilginçtir. Kuzey Afganistan Türkleri ve bolu çevresinde Yağmur Duası uygulama da yer alan kız buluğ çağına girmemiş ve yetim kız olması tercih edilir.[2]

Doğu Karadeniz’de Rize ve Trabzon yöresinin kırsal kesiminde kadın kişi erinin ismini verir ona ismi ile hitap eder ise akarsuların akışı duru onlar durgun su olurlarmış. Erkişi hatununa ismi ile hitap eder ise akmayan kesik sular durgun sular akar hale gelirlermiş[3].

Dolu Yağması

           Posof ve çevresi halk inanmalarında Dolu tarzında yağan yağışın durması, vereceği zararın önlenilmesi için, ağırda kullanılan çalı süpürgesi ters asılır.

Dolunun durması için, tavanın altı çevrilerek biraz tuz koyulup dışarıya konur[4]. Bu uygulama ocak ve demir kültleri ile ilgili olmalı zira Türk kültür coğrafyasında bu amaçla kazan da ters çevrilir eşiğin dışına konur veya saç ayağı bazen da tandırın şişi keza eşiğin dışına konur.[5]

Dolunun durması için, annesinin ilk çocuğu olan kişinin göğsünden içeriye dolu atılır. Böylece dolunun duracağına inanılır[6]. Genç kızların göğüslerine yukardan tüfek veya anahtar sokulup eteklerinin altından alınması uygulamasına Türk kültür coğrafyasında yer yer rastlanılır Kaşkayilerde avda tutukluk yapan tüfeklerin bu uygulama ile normal hale geleceklerine inanılır[7].

Doğum Öncesi ve Sonrasına Ait İnanışları

            Hamile olan kadın veya bir yakını onun adına niyetlenerek, çocuğun cinsiyetini önceden öğrenmek için,örümcek ağına parmak batırır. Eğer kısa bir süre sonra kapanırsa, bebeğin erkek olacağına, eğer kapanmaz ise kız olacağına inanılır[8]. Bu türden geleceği, gelecekte olacakları tahmin için kültür coğrafyasında çeşitli uygulamalar vardır. Doğacak bebeğin cinsiyetini tahmin için rüyalar yorumlanır, gelinin minderlerinin altına bıçak veya makas koyulur, başına tuz atılarak elinin hareketi takip edilir. Yenilen balığın kılçığı veya yenilen kellenin çene kemiğine bakılır, anne adayının ekşi veya tatlı yemeklere aşermesine bakılır, Cildindeki değişiklikler yorumlanır. Karnının aldığı şekillen sonuçlar çıkarılmak istenir[9].

Hamile olan kadın yan yana duran iki kişinin ortasından geçerse, doğacak bebeklerinin ikiz olacağına inanılır[10]. İki kimsenin arasından geçme, bir erkeğin iki kadının arasından geçmesi, aynı isimli iki kişinin arasından geçilmesi gibi hallere halk inanmalarında anlamlar verilmiştir. Posof halk inanmalarından yapılan bu tespit bizim için yanidir[11].

         Bir kadın ilk doğum yaptığında kız çocuğu olursa, bunu duyan bir yakını, komşusu kendi kızının saçlarının uzun olması için, doğum yapmış kadının 40 dökülene kadar her gün kızının saçarlını yıkar. 40. Gün loğusa kadın, 40 kının okunmuş suyundan, o kıza gönderir ve kızda o suyla yıkanır. Böylece saçının uzun olacağına inanılır[12]. Saç etrafında Türk kültürlü halklarda oluşan inançlar bir kült oluşturmuştur. Ayrıca Kırk Suyu’nda da hikmet aranmış ona da mistik bir yükleme yapılmıştır. Mesela bu su her yere dökülmez ve dökülürken muhakkak besmele çekilir. Bu süre ve suyun saç sağlığı ile olan bağlantısına dair tespit de bizim için yenidir. Kars ve dolaylarında etin kas dokusunda saç uzatan olarak bilinen bir sinir vardır. Bunun liflendirilerek yenilmesi halinde çocuklar arasında yiyenlerin saçlarının uzayacağına inanılırdı.

Nazar İnanışları

            Yörede “kosahur” adı verilen bir diken türü, evi nazardan koruması için evin giriş kapısına asılır[13].Türk kültürlü halklarda dikenli bitkilerin diken kısımları ve boynuzlu hayvanların kafa kemikleri veya boynuzları görünmeyen kem gözlere karşı koruyucu olarak bilinirler Kengel Dikeni, Geven Dikeni ve benzerleri bunlardandır.[14]

Yörede nego adı verilen altun otu ambar içerisine asılır. Bereket getireceği inancı vardır.[15]  Kosahur ve Nego bu tür otların Kıpçak Türkçesinden halk dillinde kalmış hatıraları olabilir.

Yiyecekler Üzerine Halk İnanışları ve Bazı Gelenekler

            – Posof’ta gelin çeyizi erkek evine gideceği düğün günü, yöreye özgü “kazma pağaçası” adı verilen bir çeşit ekmek türü yapılır ve gelin sandığının en üstüne bununla birlikte pişmiş tavuk koyulur. Gelin damadın evinde, ertesi gün kayınvalide, kaynata ve diğer ev halkını bunu ikram eder[16].

Türk kültürlü halklarda ekmek/nan sadece sıradan bir besin maddesi değil manevi itibarı çok yüksek olan etrafında kült oluşmuş bir taamdır. “Ekmek kuran hakkı için” denilirken ekmek Kur’ın-ı Kerim ile adeta eşit tutulur. Ekmek de Kur’an gibi çarpar[17]. Ekmek sadece Müslüman Türk kesimde değil Karay gibi farklı inançtan Türkler arasında da manevi itibara sahiptir[18]. Gelin Sandığına Kur’an-ı Kerim gibi ekmek konulduğu Türk kültür coğrafyasının sair yerlerinde de rastlanır.

Ekin ekmeğe gidileceği gün, sabah evde mısır unundan yapılan yöreye ait papa yemeği yapılır ve bütün ev halkı bu yemeği yer. Böylece ekinin daha sık ve bereketli olacağına inanılır[19].

Yeni gelin getiren kayınvalide, evde bereket olması ve gelininin becerikli olup olmadığını sınamak için geline hınkal (etli mantı) veya pağaçayaptırılır[20]. Gelinin elinin bereketi için daha ziyade onun eli un ambarına batırılır. Sakinliğini ve titizliğini ölçmek için de ağzı dar bir kaba su boşaltması istenilir.[21]

Çok sayıda kız çocuğu olan bir ailenin, erkek çocuğu olduğunda, ondan bir önce doğan kız çocuğunun ayaklarına bal sürülür. Ayağının uğurlu geldiğine inanılır[22]. Bu uygulama ile ilk defa karşılaşılmaktadır. Yeni gelin gibi yeni bebeğin de ayağının uğuruna inanılır ve bunu ölçmek için farklı testler yapılır[23]. Bal daha ziyade, tatlılık olsun diye yeni gelin eşikten geçmeden evvel gelinin eline sürülüp evin kapısına sürdürülür.

[1] Kaynak Kişiler: Bekir Atalay,62 yaşında,  Posof-Demirdöven (Varzna) köyünden, Ortaokul m., Emekli. Şahinaz Gündoğdu, 72 yaşında, Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, İlkokul m., Ev Hanımı.

[2]Yaşar Kalafat, Kuzey Afganistan Türkleri (Özbekler, Türkmenler, Hazaralar-Afşarlar-Kazaklar) ve Karşılaştırmalı Halk İnançları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1994

[3] Kynak kişi; Seher Kalafat, 60 yaşlarında Doğu Karadenizli, lise mezunu, ev hanımı

[4]Kaynak Kişi: Cemal Demirci, 52 yaşında, Posof ilçe merkezinden (Duğur), Lise mezunu., Emekli.

[5]Yaşar Kalafat “Türk Kültür Coğrafyasında Yağmur Duası” Yağmur Duası Kitabı, Hazırlayan M. Sabri Koz, Kitabevi, İstanbul 2007, sf. 195–225

[6] Kaynak Kişiler: Mesut Gündoğdu, 71 yaşında, Posof ilçe merkezinden (Duğur), Okur-Yazar değil, Ev Hanımı.: Leyla Köse, 79 yaşında, Posof-Gönülaçan (Şuvashal) köyünden, Okur-Yazar, Ev Hanımı

[7]Yaşar Kalafat, Balkanlar’dan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları-I Kaşkay, Karapapah, şahseven/Elseven, Karakoyunlu, Kiresunlu, Afşar, İsmaili hazara, Caferieler, Kengerli, karamanlı/Çelebi/Nigari, Ayrım, Kekai, Şebek, Mavıllı/Mavili, Sarılı/Sarıllı Ankara, 2006, Berikan,

[8] Kaynak kişi: Şahinaz Gündoğdu, 72 yaşında, Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, İlkokul mmezunu., Ev Hanımı

[9] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri 6. baskı, Ankara 2010, s 242-258

[10] Kaynak Kişi: Uğur Bayraktar, 50 yaşında, Posof ilçe merkezinden (Duğur), Lise mezunu., Emekli.

[11] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri 6. baskı, Ankara 2010, s 199

[12] Kaynak Kişiler: Cevdet Demir, 51 yaşında, Posof-Sarıçiçek (Hertuz) köyünden, Yüksekokul m., Memur, Hicaz Mutlu, 71 yaşında, Posof-Türkgözü (Badele) köyünden, İlkokul m., Ev Hanımı

[13] Kaynak Kişi: Mesut Gündoğdu, 71 yaşında, Posof ilçe merkezinden (Duğur), Okur-Yazar değil, Ev Hanımı

[14] Yaşar Kalafat “Hakkâri Yöresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Büyü “Uluslar arası III. Van Gölü Havzası Sempozyumu 06–8 Haziran 2007, Hakkâri, Editör Oktay Belli, Ankara, 2008, s.445–455

[15] Kaynak Kişiler: Cevdet Çaycı, 79 yaşında, Posof ilçe merkezinden (Duğur), Öğretmen Okulu mmezunu. Emekli Öğretmen, Şahinaz Gündoğdu, 72 yaşında, Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, İlkokul mmezunu., Ev Hanımı

[16] Kaynak Kişi: Muhlis Bilican, 84 yaşında, Posof-Çayırçimen (Lamiyan) köyünden, İlkokul m., Emekli

[17]Yaşar Kalafat, “ Van Çevresi Örnekleri İle Türk Kültür Coğrafyasında Ekmek (Nan) Kültürü” II. Uluslar arası Doğu Anadolu Bölgesi Geleneksel Mutfak Kültürü ve Van Yemekleri Sempozyumu 23–26 Kasım 2010

[18]Yaşar Kalafat, “Türk Halk İnançlarında Ekmeğin Yeri ve Karay Ekmeği” Bütün Yönleriyle Yahudilik, Türkiye Dinler Tarihi Araştırmaları VIII, Türkiye Dinler Tarihi Derneği Yayınları, Ankara 2012, s. 747–767

[19]Kaynak Kişi: Kazım Avcı, 86 yaşında, Posof-Yaylaaltı (Satlel) köyünden, İlkokul m., Çiftçi.

[20] Kaynak Kişi: Şüşe Güler, 79 yaşında, Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, İlkokul m., Ev Hanımı

[21] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri 6. baskı, Ankara 2010, s. 290-308

[22] Kaynak Kişiler: Cevdet Çaycı, 79 yaşında, Posof ilçe merkezinden (Duğur), Öğretmen Okulu m., Emekli Öğretmen, Kaynak Kişi: Leyla Köse, 79 yaşında, Posof-Gönülaçan (Şuvashal) köyünden, Okur-Yazar, Ev Hanımı.

[23] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri 6. baskı, Ankara 2010, s. 270-279