Samat Köyü Salurlarında kurtağzı bağlama inanç ve uygulaması vardır. Yabanda kalan evcil hayvanı kurt parçalamaması için kurdun ağzı bağlanır ve hayvan çiftliğine dönünce kurdun ağzı kapatan tarafından açılır. Kurtağzının bağlanması ve açılması hoca tarafından bıçağı ilgili duanın okunup üflenmesi ile yapılır[1]. Kurtağzı bağlama inanç ve uygulaması Türk kültür coğrafyasına çok bilinen bir husustur[2].

Salar, Salur köyü 150 hanelik bir köy olmasına rağmen köy adeta terk edilmiş gibi. Köyde çok sayıda yaşlı kimse kalmış, köy halkı ekonomik nedenler öncelikli olmak üzere köyü terk etmiştir. Bazı evler yazlık olarak kullanılmaktadır[3].

Bu köyün Salurlarında bebeğin yarı kırkı ve kırkı yapılır. Kırk suyuna kırk kaşık su sayılarak konulur. Kırk suyu pınarın ayağına, ayak değmemiş yere dökülür[4]. Halk inançlarında kırk suyunda olduğu gibi gusül suyu, abdest suyu, cenaze suyu gibi belirli sular ulu orta serpilmez dökülecekleri yerin seçilmesine özen gösterilir.

Bebeye ismini baba, anne ve dede koyarlar. Çocuğun adı kulağına ezan okunarak konulur[5].

Salar köyü Salurlarında geçmişte yapılan evliliklerde başlık uygulaması varken halen kalkmıştır. Gelinlerin çeyizleri sayılır ve çeyiz sergileme uygulaması vardır.[6]

Gelin sandığının en altına ve en üstüne bir makas konulur[7]. Makas gelin sandığına kız çocuğu dünyaya ilk geldiği günden itibaren onun için toplanmaya başlanılan çeyizin ilk parçasıdır. Sandıkların dibine koyulur. Sandığın en üstüne de Kur’an-ı Kerin çeyiz alayının en önünde götürülmüyor ise o konulur. Bazı yörelerde ise sandığın içine cebiz bohçalarının üzerine elma konur ve bununla çok çocuk dilenilmiş olduğuna inanılır.[8]

Salar köyünde gelin başlığına fes veya takka/takke denilmektedir Takkanın etrafına teklik altın ve ortasına da üçlük altın takılır. Takka’nın üzerine gelen duvak al olur. takka’yı kızlar 14 yaşından itibaren giymeğe başlarlar[9].

Gelin saçlarından 10–15 örük yapılır bunların ortalarına nazar boncuğu koyulur. Kızların saç örgüleri ile gelinlerinki aynı olur.[10] Türk kültürlü halklarda saç da bir kült oluşturmuştur. Saçın örük şekli, taranış biçimi, perçem ve zülüf sahibinin medeni haline veya yaslı olup olmadığına dair de bilgi verir. saç aynı zamanda özverinin sembolüdür. Yaslarda saç yolunduğu veya bir yarısının tamamen kesildiğ olur. Maraş yöresi ile ilgili bir anlatıya göre Türk askeri şehrin kurtuluşunda kaleye girmek isteyince hanımlar onların önlerini keser kaleye girmelerini önlerler. Beher kadın açından kestiği bir örük ile toplanan saçlardan bir süpürge yapmışlardır. Bu saçtan yapılmış süpürge ile kalenin kapı eşiği süpürülür daha sonra askerlere kaleye giriş ruhsatı verilir[11]. Bu tutumu ile Türk anası “Yoluna saçını süpürge yaptım” özlü sözünü en anlamlı şekli ile anlatmıştır.

Gelinin anlı, çenesi, yüzü, pırıltılı, ak, kara, al noktalar yapılarak bu benciklerle süslenir[12]. Kanaatimize göre yapma benler bir dönemin sadece süsü değil aynı zamanda oymakları belirten kimlik belirleyici aidiyet tamgaları idi.[13]

Salar Salurlarında tek eşli evlilik vardır. İkinci evliliğe, kuma getirilmesine gidilmez[14].

Salar Salurlarında da Aşerme vardır. Aşeren kadına ekşi erik ve ekşi elma yedirilir[15].

Gelin oğlan evine girerken eline içerisi su dolu bir ıbrık verilir. Gelin yeni evinin eşiğinden sudökerek girer. Böylece su gibi akıp giden bir hayat dilemiş olurlar. Oğlan evinin kapısına gelininbacılıkları sürerler bununla amaç yağ gibi uyumlu olmasıdır[16].

Gelinler ve kadınlar üç etek diye bilinen giysi giyerler bu entari şeklinin altında ak bir giysi olur ve üç eteğin de önünde bir önlük olur[17].

Bu toplumda baykuş uğursuz hayvan olarak kabul edilir. Köpek için “kısmetli” denir. Kedi “nankör” olarak bilinir, uğursuz sayılır[18].

Doğum yapan hayvanların ilk sütü olan ağız etrafında da inançlar oluşmuştur. Çok makbul sayılan bu yiyeceği bu bölgede üretenler ilk sefa tatmaktadırlar. Bundan sembolik bir miktar da akarsuya,hayvanın sütü bol olması için dökülür[19]. Akarsuya süt saçısı yapıldığı inancı Anadolu’nun sair bölgelerinde de görülmektedir[20].

Eski evlerde yılan olurdu bunlar ev yılanı olarak bilinirdi. Bunlar öterler ve kimseye dokunmazlardı[21].

Bu toplumda eşikte oturmak uğursuzluk sayılır, eşikte oturmak istenilmez, eşikte oturanlar uyarılır.[22]

Ocağın külü pis yerlere atılmaz, dökülmez Bunların çiğnenmesi istenilmez.“cinler karışır” denir bundan sakınılır[23]. Erzurum ve Kars’ta 50—60 yıl evvellerinde ocak külü çöpe dökülmez ayrı bir yerde küllük oluşturulurdu. İancın derinliklerinde Od/Ocak kültünün izleri aranabilir.

Salar Salurlarında süpürgenin de üzerinde oturulmaz, uğursuz olacağına inanılır[24]. Türk kültürlü halklarda süpürge de bir kült oluşturmuştur.[25]

Salar Salurlarında kırık ayna kullanılmaz. Kullanılması halinde evde kırgınlıklara sebep olacağına inanılır. Keza yanık eşya da kullanılmaz bir kısmı yanmış giysi veya benzeri nesneler elden çıkarılmaya çalışılır[26]. Türk kültür coğrafyasında ayna bir koddur. Gece gördüğü rüyayı ertesi gün unutan kimseye unutmaması için aynaya bakması önerilir.[27] Dış kapılara takılan aynalarla kötü nazarlarların sahibine yansımaları amaçlanır.[28]

Bu toplumda Kırk Suyu’nda olduğu gibi cenaze suyu da ayak basmamış temiz bir yere dökülmek istenir. Cenaze suyunun kaynatılacağı kazan camiden alınır ve oraya iade edilir. Herhangi bir kazan olmamasına özen gösterilmek istenir.

Salar Salurlarında çocukların nardan korunmaları için onlara Gök Boncuk ve muska takılır.

Salar Salurlarında rüyasında bir yakınını gören kimse onun ruhuna Fatiha okur.

Havullar Salur köyü 60 hanedir. Buranın halk inanmaları Salar ve Samat Salur köylerinden farklı değildir. Kış aylarında köyde sadece birkaç çoban kalmaktadır. Muayyen zamanlarda köydeki evlerine kışın uğrayanlar nadiren de olsa çıkmaktadır.

Burada da tek eşli evlilik vardır. Kız kaçırma yöntemi ile evliliğe rastlanılmaktadır[29].

SONUÇ:

Salur halk inançlarına dair derlenilen bilgiler büyük ölçüde bilinenlerin teyidi ve bazı hallerde de bir kısım bulguların geliştirilmelerini sağlayabilecek türden olmuştur.

Ayağı basamayan çocuk için yapılan uygulamada, kösteğin inanç anlamında da engelleyici bağ olarak kullanılması, kösteğin kesilmesi ile bu engelin kalkmış olması inancı, büyü-bağ, büyülemek-bağlamak, büyüyü bozmak bağı kesmiş olmak anlam bağlantısı bakımından bize göre önemlidir.

Gerede Salur halk inanmaları çalışması ile Salurların Gerede boyutuna dair de bilgi edinilebilmiştir.

Kaynak kişi; Adnan Öztürk, Samat köyü halkından lise mezunu 56 yaşında [1]

[2] Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları, Türk Halk İrfanında Kurt, I Lalezar, Ankara, 2007

[3] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[4] K Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı  Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[5] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[6] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[7] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[8] Yaşar kalafat, Türk Halk inançlarında Beslenme, Berikan, Ankara 2012 s 197–208

[9] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[10] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[11] Kaynak kişi, Fatma Ayhan, akademisyen, halkbilimci

[12] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[13] Yaşar Kalafat, Aşiretlerde Mitolojik Bulgular Berikan,  Ankara, 2012, s. 241-265

[14] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[15] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[16] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[17] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[18] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[19] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[20] Yaşar Kalafat, “Türk Halk İnançlarında Yahyalı Örnekleri İle Süt”, I. Uluslar arası Yahyalı Sempozyumu (192–21 Eylül 2012) Yahyalı

[21] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[22] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[23] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[24] Kaynak kişi: Hatice Erbaş, 73–73 yaşlarında 2 yıl okula gitmiş Salar köyü halkından bir ev hanımı

[25]Yaşar Kalafat, “Antalya Yöresi Örnekleri İle Türk Kültür Coğrafyasında Süpürge İnancı”, 20. Yüzyılda Antalya Sempozyumu, 22–23 Kasım 2007, Akdeniz Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi araştırma ve Uygulama Merkezi, Yayına haz. Doç. Dr. Mustafa Oral, Antalya, 2008, s.259–266

[26] A. İnan, Makaleler ve İncelemeler, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1968 S.

[27] Kaynak kişi Gülem Tükenmez

[28] Kaynak kişi Fatma Ayhan, Akademisyen, halkbilimci

[29] Kaynak kişi: Ali Turkin, 73 yaşında, ilkokul mezunu, havullar köyü halkından