KARŞILAŞTIRMALI GEREDE /SALUR HALK İNANÇLARI[1]

                                                                                                                             Yaşar Kalafat[2]

GİRİŞ:

Bu Çalışma Gerede Sempozyumu[3] münasebeti ile gidilen Gerede de,  Gerede merkeze bağlı Samat, Havullu, Salar, Salur köylerinin halk inançları konusunda tarihleri arasında yapılmış olan yüzeysel alan çalışması sonucu derlenilen bilgilerin Türk kültür coğrafyasının sair kısımlarından derlenilmiş olan benzerleri karşılaştırılması ve yapılan tespitlerin Türk kültüründeki yerine işaret edilmesinden 0luşmuştur.

METİN:

Samat köyü Sünni ve Alevi Müslüman halkın yaşamakta olduğu 150 hanedir Burasını 2 kardeş olan Salur ve Samat’tan Samat kurmuştur.[4].

Halk arasında ferfene olarak bilinen gençlerin bir eğlence şekli vardır. Bunun için aralarında para toplar yenilecek içilerek bazı şeyler tedarik edip köy odasında birlikte yer içerler.[5] Bu tarz yemekli eğlence toplantısı Anadolu’da farklı vesilelerle çeşitli bölgelerde yapılır. Erzurum’da bu uygulama herefene olarak bilinir. Gençler evlerinde hazır ne var ise veya pazardan beheri yenilip içilebilecek bir şeyler alarak toplanırlar. Çok yerde yağmur duası veya arife gezmesi’nden sonra toplanılan yenilecekler bu şekilde tüketilir. Çilingir sofrası da bu uygulamanın bir türüdür.

Bu köyde Aleviler Sünnilere ve Sünniler de Alevilere kız verip almazlar Aralarında evlilik olsun pek istenmezdi yakın zamanlarda son yıllarda bu konuda bir gevşemeğe olmuş eski katılık kalkmıştır.[6]

Samat Köyü töresine göre kız kardeşlerden büyük kız varken küçük kızın kısmeti çıkmış ise o ere verilmek istenilmez zira büyük kızın kısmetinin kesileceğine inanılır. Ancak günümüzde evlenmesinin önü kesildiğine inanan küçük kız kocaya kaçacağı için gönül rızası verime yoluna gidilmektedir[7].

Samat Salurlarında gelinlerin başına takılan feslerin etrafına dizilen altınlara Penes denir[8].

Samat Salurlarının düğünlerinde gelin bayrağı olur. Bu bayrak ortak Türk bayrağıdır. Ayrıca özel yerel folklorik bayrak uygulaması yoktur.[9]

Düğünün başlama saatlerinde gelin ve damadı büyüden korumak için onların başında kilit kilitlenir zifaftan sonra açarlar[10]. Halk inanmalarında kilit açmak ve kilitlemek bir büyü türüdür. Bu yöntemle gençler bağlanır ve bağdan kurtarılırlar. Kilit ve anahtar etrafında büyü ve baht içerikli çok inanç birikmiştir. Çok yerde aynı maksatla minarede kilit açılıp kapatılır Kuzey Afganistan ve İran horasanı Türk kültür bölgesinde, bazı kutsal kabul edilen mekanlarda açıp kapatmak için anahter ve kilit bulundurulur.

Samat Salurlarında kırık aynanın kullanılmasında bir sakınca görülmez. Kırık ayna kullanılmaz şeklinde bir inanç yoktur[11].

Bu köyde geçmişte kara kedi uğursuzluk olarak algılanır. Dışarıda kara kedi ile karşılaşan bir kimse yolunu değiştirirdi[12].

“Baykuşun olduğu yerin viranelik olacağına inanılır. Baykuş uğursuz bir kuş olarak algılanır.[13] Halk inanmalarında uğur bağlantılı inançlar farklılıklar gösterebilmektedir. Hangi kedi hangi hallerde neden uğursuz kabul edilmiştir izahlar getirebilmektedir.

Burada dışarıda yürüyüş halinde olan bir kadın herhangi bir erkekle karşılaşacak olsa, onun önünden geçmez, erkeğin geçmesi için bekler. Bir erkek de kadının kendi önünden geçmesini uygun bulmaz. Bu durum uğur ile izah edilir[14]. Bu husu yakın zamana kadar Türk kültür coğrafyasının kırsal kesiminde çok taraftar bulan bir husustu. Kadın kişiye yüklenilen bu anlamın çeşitli örnekleri de vardır.

Akşam güneş battıktan sonra eşikten dışarı komşuya yiyecek bir şey verilecek olsa konulan kap muhakkak kapatılır. Yenilecek şeyler onları edinemeyen bir birileri tarafından görülebilir nefisleri içerinde kalır diye bir endişe duyulur. Böyle haller için “görüp göremeyen, alabilip alamayan var” denir[15].

Güneşin tutulması ile ilgili inançlar da vardır. Eskiden güneç tutulunca hoca minareye çıkar ezan okur veya sala verirdi. Halk silah atarak güneşi tutulmaktan kurtarmaya çalışırdı. Halk ay ve güneş tutulunca onların cinler tarafından esir edildiklerine inanır atılan silahlardan onların korkup kaçacaklarına böylece ay veya güneşin kurtulacağına inanılırdı[16]. Halk inanmalarındaki kara iyelerin sesten rahatsız oldukları görüşünün kökleri Hz. Muhammed’in teplikatından evvelki dönemlere varmaktadır.

Herhangi şekilde yere düşen bir portakal veya elma yerden alınıp ondan istifade edilmesi düşünülmez. Onun için “yerin hakkı” denir. Bir çocuk yere bir meyvenin düştüğüne şahit olur ise o meyvenin yeni sahibinin artık o çocuk olduğu düşünülür ve o meyve o çocuğa “al bu senin hakkın” denilip, verilir.[17] Bu inanç Anadolu’da Doğu Karadeniz bölgesinde ve Güney Kafkasya’da Borçalı bölgesinde de yaşamaktadır.

Komşuya akşamdan sonra verilmesi uygun bulunmayan yiyecekler arasında yumurta da vardır. “Verilmesi düşünülen o yumurta döllü olabilir” denir ve verilmesi sakıncalı bulunur[18]. Halk inanmalarında güneş battıktan sonra bereketin ocaktan kaçmaması için verilmesinde sakınca görülen yiyecekler daha ziyade mayalanan yiyeceklerdir.

Samat köyü halk inançlarında cinli perili anlatılar da vardır. Tekin olmayan bir yerden geliyor ise bunu at hissedebilir. Böyle haller için “at pirelendi” denir. Bu tür görünmeyenlere köstekli denir. Böyle halleri anlatmak için Köstekli geldi, denir. Bu yerler perili yerlerolarak bilinir. Mezarlıklar görününceye kadar bu tür varlıklara insanlara refakat ettikleri söylenir. Bunlar geceleri davulla zurnalı düğünler yaparlar. Bunlar bulunduğu yollar geceleri pek tercih edilmezler[19]. Halk arasında Cin Toyu veya Cinlerin düğünü olarak bilinen bu tespit ile bilgilere sık rastlanılmaktadır. At gibi bazı hassas hayvanlar bu türden yalıngözle görünmeyen nesneleri daha rahat görüp sezdiklerine inanılır. Samat Salurlarında bu bilinen husussa Köstekli denilmesi bizim için öenmli bir bulgudur. Zira ayağı basamayan çocuk için köstek kesmesi yapılır. Ve köstek bağı kesilen çocuk bağdan kurtulmuş olur böylece yürüyebileceğine inanılır. Bilindiği üzere bağlamak bir büyü türüdür ve bağ açılarak veya kesilerek bağ çözülmüş bozulmuş olur. Bu bulguya göre köstek bir kara iyedir, kara iye ismi de olabilmiştir. Açıklamamızın köstek koymak, kösteklemek ile de ilişkisi irdelenebilir.

Samat Salurlarında da nazar ve onunla ilgili inançlar vardır. Nazar değen veya nazara gelen kimse ateşlenmiş ise sağalması içinKurşun dökülür. Bazı hallerde de hasta mumlanır. Mumlama kurşun dökmede olduğu gibi eritilen mum kurşun gibi dökülür[20]. Mum Dökme’nin de kurşun Dökme gibi bir sağaltma yöntemi olduğu bilinmektedir. Ancak bilinen kadarı ile kurşun veya mum dökme kem göz değmesi benzeri hallerin her safhası için başvurulabilen bir tedavi şeklidir. Bu tespitte ise bu yöntem rahatsızlığın ileri safhasında geçerlidir.

Bu köyün Salurlarında ölüm münasebetiyle ölünün Yedisi ve Kırkı yapılır ve kırkında ölü mevlidi okutulur. Ölünün yedisinde yedi dul kadına ekmek ve helva verilir[21]. Dul kadın etrafında Türk kültürlü halkların halk inanmalarında bir kült oluşmuştur. Adeta onun uğursuz olabileceğine inanılır ve buradan hareketle o “ kız istemeye gitmek” gibi bazı uygulamalardan alıkonulur İslamiyet’le ise bu anlayışı yıkan bir zihniyet geliştirilmiştir.

Buranın Salurlarında Yas süresi 3 gündür. Üçüncü günden sonra ölünün giysileri fakirlere dağıtılır. Tul âdeti pek görülmez.[22] Tul inancı oldukça geniş bir konudur. Mitolojik derinliği vardır. Ruh ve ruhun ölümsüzlüğü içeriklidir. Dul olma ile ilişkilendirilebilirken halk inanmalarında ölen kimsenin bazı eşyaları etrafında çok yakınları tarafında yasın yenilenmesi olarak da izah edilebilir. Bir kısım Karapapak Türklerinde ölen kimsenin atı ters eyerlenerek cenaze alayı ile birlikte alayın önünde mezarlığa götürülür. Bu yörede geçmişte halkın cahiliye dönemi olarak kabul ettiği yıllarda ölen şahsın saklanılmış olan giysileri etrafında yakınları ağlaşırlardı[23]. Çıldır Karapapaklarında ölen şahsın atı cemaatin sonunda mezara kadar getirilir ve ölünün papağı ölü ile birlikte defnedilir[24]. Ayrıca Ergani’de ölen şahsın tütün tabakası, çakmağı ve tespihi etrafında oluşan inançlar tul inancı ile ilişkilendirilebilir[25].

Ölüm haberinin duyurulması için geçmişte ölü ihbarcısı olurdu. Şimdilerde duyurular hoparlörlerle yapılmaktadır[26]. Ölüm duyuruları Türk kültürlü halklarda çok çeşitli olur. Genelde sala verilerek duyurulur. Çok kere ölen şahsın ayakkabıları kapının eşiğinin önüne burun kısımları dışarı gelecek şekilde koyulur. Kafkasya’da duyuruyu yapacak atlı duyuru evine kırk adım kala atından iner ve duyurudan sonra kırk adım yürüdükten sonra atına biner. Balkan Türklerinde ölü evinin kapısına ve ilan levhalarına ölen şahsın resimli künyesi ve gerekli bilgiler yazılır. Irak Türkmen bölgesinde cami duvarına kara bez zemin üzerine ak boya ile gerekli açıklama yapılır. Ayrıca düğün okuntusunda olduğu gibi ev ev dolaşıldığı da olur. Yozgat taraflarında ölen şahsın atı pazara getirilip satılır. Böylece at sahibi şahsın öldüğü çevreye duyurulmuş olur “atını pazara tutun Mamoş ölmüş desinler” şeklindeki ifade ile türküde anlatılmak istenilen bu husustur.

Bu yörede ölmüş bir yakının rüyasında gören kimse rüyayı “bizden bir şey istiyor” şeklinde yorumlar, rüyasına giren yakının ruhuna bildiği bir ayeti okur[27].

Bölgede halkın ziyaret ettiği yatırlar arasında Gerede’de Hacı Halil Efendi, Şeyh Hüseyin Efendi ve Hacı Emin Efendi vardır. Bu mekânlar sadece dua etmek amacıyla ziyaret edilirler. Ayrıca Gerede Esentepe’de bölgeye Türklüğün girdiği yıllarda gelen akıncı beylerinden olarak bilinen Ramazan Dede, Havullu’da Şaban Dede ve Samat’da Sakar Dede vardır. Bu mekânlar aynı zamanda yağmur Duası için de çıkılan yerlerdir. Çeşitli vesilelerle halk buradakilerin ruhuna Fatiha okur.  Bu son 3 dede mezarının ilk hatırlandıkları dönemde mekânları mezar özelliğinde olmayıp taş yığını olarak bilinmektedirler. Buraları bölge halkından Alevi veya suni inançlı herkes ziyaret ederler. Bu dönemlerdeki özellikleri ile Bozkır medeniyeti inanç şeklinin ürünü olan adeta 0voo veya oboo ları hatırlatmaktadırlar[28]. Oboo veya Ovoo’lar dağ veya yol iyeleri için derbent ve sapa yollarla bazı dağ gediklerinde taş konulmak suretiyle oluşturulmuş kutsal kabul edilen mekânlardır. Buralardan geçen halk yolculuklarının haırlı olması için buralara daha ziyade taş olmak üzere bazen da çaput saçısı yaparlar. Anadolu’da daha ziyade bunlara Alevi inançlı Müslüman kesimde rastlanılır ve Döşşek veya Dede Uğrağı olarak bilinirler. Buralarda mezar yoktur. Dede bir şekilde buradan geçerken anılan yerde dinlenmiş veya duraklamıştır. Türk kültür coğrafyasında tespitini yapabildiğimiz oboo/ovoolara ait biz de bazı açıklamalar yaptık. Bunların Anadolu Türk kültür coğrafyasındaki kılıflandırılmalarına dair de her yeni bilgi edin işimizde açıklamalarda bulunduk.[29]

A.İnan Oba-obo ilişkisi üzerinde dururken kelimenin Türkçe olduğunu, inancın eski Türk inanç kültürünün bir ürünü olduğunu, Lamaizm “oba tagir/oba ayini” ve Budizme de giren bu inançla mücadele edildiğini veya inançlarının kapsamında yansıtılmak istendiğini belirtir. Oboların dağ tepelerinde, ırmak boylarında, yol üzerlerinde olduklarına buraların eskinin şaman ayin yerleri olduklarına, ilahların olduğu bu mekânlara yolcular tarafında nezirlerin bırakıldığına dair bilgiler de nakleder. Bu bilgiler arasında obo kültü ve hakkında bilgi verirken de, bu ayini her oymak kendine ait yerde yapar. Geçmişte ovolara kurban sunmak merasimle yapılırdı. Şamanın hami ruhun olduğu yeri belirtmesi üzerine, yığma topraklarla yapılan tepede ayin gerçekleştirilirdi. Geçen yolcu oboya at kılı, çaput parçası atardı. Muayyen zamanlarda toplanıp büyük ayinler yapılırdı, demektedir[30].

Yağmur Duasında duayı hoca okur. Namaz grup halinde kılınır. Cemaatten da duaya iştirak edenler olur. Toplanılan küçük taşların beherine ilgili dua bir defa ayrı ayrı okunur. Okunan o taşlar yığılıp bir çuvala konur. Okunan bu taşlar bir akarsuyun derin bir yerine keza ilgili yağmur duası 3 defa okunarak mütedeyyin bir kimse tarafından dökülür. Hayır, sahibi birisinin verdiği kurbanlık hayvan kesilir ve toplu halde birlikte yenilir.[31]

Yağmur Duası ensesinde duaya katılan cemaatin parmak uçları yukarıya doğru değil aşağıya doğru gelecek şekilde ters tutulur. Duaya küçük çocukların ve hayvanların katılması sağlanır. Onlar böğürüşür, bağrışır, ağlaşırlar.[32] Yağmur dualarında taş toplayıp onları okuyup akarsuya atmak, dua esnasında parmakları ters tutmak, duaya çocuk ve hayvanları da katmak oldukça yaygındır. Yağmur duası taş bağlantısını Yada taşı inancı ilişkilendirmek bize göre doğru olur. Giysilerin veya parmakların ters tutulmaları gidişatın tersini dilemek içerikli bir mesaj olmalıdır. Hayvanlar ve çocuklarla birlikte yapılan yakarmanın daha etkili olacağı kanaati vardır[33].

Ters motifine A. İnan incelemelerinde yer verirken, bazı törenlerde özellikle yas törenlerinde elbiselerin ters giyildiğini Sinop’tan yapılmış bir tespite değinerek yer vermektedir. Seydişehir’de ise yağmur duasına çıkan halk elbiselerini ters giyerlerken çocuklar da pabuçlarını ters giymektedir. Ayrıca Altay Dağları‘da Türk kadınlarının yas tutarlarken yedi gün giysilerini ters giydikleri nakletmektedir. Kırım Sultanlarından Adil Sultan Destanı’nda Dânâ Biğim ağıt söylerken elbiselerini ters giyip ağladığını açıklamaktadır. Ayrıca Başkurtları yağmur dualarında duaya katılanların elbiselerini ters giydiklerine şahit olmuştur.[34]

Bu köyün Salurlarındaki halk inanmalarında da suya tükürülmez “Su azizdir” denilir[35]. Su Türk kültürlü halklarda kutsiyet içerikli bir kült oluşturmuştur[36].