GÜNÜMÜZ TÜRK KÜLTÜR DÜNYASINDA MİTOLOJİ ÇALIŞMALARI[1]

 

                                                                                                         Yaşar Kalafat[2]

 

 

GİRİŞ;

Bu incelemede, Türk dünyası sosyal ve kültürel yakınlaşmasını etkileyen faktörler cümlesinden mitoloji çalışmaları konusu ele alınmıştır. Konu incelenirken; ilgili tanımlar, mitoloji çalışmalarının millet hayatında ve millî kimlik oluşmasındaki önemi, Türkiye ve Türk kültür coğrafyasının sair kesimlerindeki mitoloji çalışmalarının geçmişi ve günümüzdeki durumu, gelişmelerin ilgili bilim âlemindeki yeri, alanla ilgili ilmî çalışmaların diğer ilgili ilmî disiplinlerle ilişkilendirilme dereceleri, eğitim müfredatında ve çeşitli estetik sanatlarda konunun yer alma nispeti ve şekli gibi hususlara yer verilmiştir.

METİN.

Türk mitoloji çalışmalarının kurgusunu hazırlayabilmek için, Türklüğün sahneye çıktığı tarihi dönem ve sahneye çıktığı coğrafya ile ilgili görüşlere bakılmalıdır. Veya şu mu söylenebilir, mitoloji çalışmaları Türklüğün ilk coğrafyaları ve tarihlerinin başlangıç dönemine dair bilgi verir. Bu lüzum, milletlerin mitolojik dönemleri çalışmalarına yönelmek için bir tarihi dönem ve bir coğrafyaya ihtiyaç duyulduğu için değildir.

Söz konusu Türk milleti olunca, onun tarih öncesi devrelerine, mitolojik dönemi veya dönemlerine yolculukta bu ihtiyaç az-çok belirmektedir.

Milletlerin destani dönemine milletlerin destanları az çok tarihlendirilerek bir cevap bulunabilir. Yaşayan halkların coğrafyası da destanın vatanına dair bir fikir verebilir. Keza destanın dili de destanın sahibi olan halkı belirleyebilir.

Mitolojilerin kimliklendirilmesinde veya milletlerin mitolojik dönemlerine bakılmasında, çağ ve coğrafya belirlemek o kadar kolay değildir. Milletlerin isimleri ile mesela Türk ve ona ad olan mitolojinin millî aidiyeti nasıl belirlenir? Mitolojiler halkların mı, milletlerin midirler?  Toplumların millet olma dönemlerine varıncaya kadar nice bin yıl geçmiş ise, Yunan Mitolojisi veya Hint Mitolojisi, Çin Mitolojisinin varlığının izahı nedir? Fars mitolojisi değil de İran Mitolojisi denilirken örtülmeğe çalışan bir şey mi vardır? Mitolojik dönemde halklar varken, millet olma döneminde isminde süreklilik olan halkların mı mitolojileri milli adları ile anılırlar?

Mit bilimi her zaman bir yaratılışın öyküsüdür. Asırlar ve nesiller boyunca işlenmiş kültürel kodlardır. Kutsal bir olayı anlatırlar, çoğunlukla da en başlangıçtaki zamanda olup bitmiş bir olayı anlatırlar. Sembolik, çoğu zaman da kozmogonik bir anlam taşırlar. Her zaman kutsal ve dramatiktirler[3]. Mitolojilerin tanımı ideolojik boyutu da içeriyor ise, ideolojik algılar modern dönemlerin mahsulü iken, mitoloji kavramının içeriği farklılık mı geçirmiştir? İlkel toplumların da ideolojilerinden bahsedilebilecek midir?

Batı Türklüğünün Önasya’daki yurtları üzerindeki Ermeni, Yahudi ve Grek iddiaları onların mitolojilerinden esaslandırılmaktadır[4].

Baahattin Ögel’in belirttiği gibi[5] Milletlerin millî hayatlarında onların mitolojilerinin önemli yeri inkâr edilemez iken, dünya edebiyatı neden Türk mitolojisinin varlığından bahsetmez, Bu hal, Türk mitolojisinin olmadığından mı, çalışılmadığından mıdır? Orta Doğu Mitolojisi, Uzak Doğu Mitolojisi vardır da ve Orta Doğu Mitolojisi kapsamında İran, Arap, Mısır mitolojisinden batı edebiyatında söz edilebilirken, neden Türk mitolojisine yer ayrılmamış, ayrılamamıştır[6].

Mitolojik derinlik-yurt tutmuşluk bağlantısı aranırken, köklerin, yaşanılan topraklarda kök salmalarına, tarihi geçmişin süresindeki uzunluğa, eskiliğe mi bakılmalıdır? Mitolojik dönem on binlerce yılla tanımlanırken, bin yıllık toprak insan beraberliği mitolojik derinlik için yetersiz mi bulunur?

Toplumlar, sadece var oluşları, türeyişleri tarihlerinden itibaren yaşaya geldikleri topraklarda mı milli mitolojik hayatlarından izler taşırlar? Coğrafyayla göç, sadece yer ve boy adları ile göçü mü kapsar? İnançla göç, efsanelerle, destanlarla, sözlü kültürün diğer türleri ile göç, giderek mitolojik muhteva ile de göç anlayışı çok mudur, böylesi bir görüş isnatsız mı olur? “İl gider töre kalır” özlü sözü, özsüz müdür? Sözlü kültür ve etnografya da mitolojiye vasat ve taşıyıcı vasıtası değil midirler[7]?

Yaşanılan toprakların, bin yıllık geçmişinin üç bin-beş bin yıla ulaştırılması arkaik izlerin, arkeoloji vs. disiplinlerle araştırılması devam ede dursun, yaşayan halk kültürü, sözlü kültür verileri ve bilhassa halk inançları kültürü yok mu sayılmalıdır. Ki, arkaik döneme ulaşmada, filoloji ve arkeoloji çalışmalarına ruh veren bölgede yaşayan halk kültürüdür. Cengiz Alyılmaz’ın[8] Mustafa Aksoy’un[9], Tahsin Parlak’ın[10], Alpaslan Ceylan’ın[11], Sevet Somuncuoğlu’nun[12] arkeoloji ağırlıklı çalışmaları mitolojik verilerle desteklenmesin mi?

Oğuz Kağan’ın yurdunu arama, Ergenekon’un yerinin tespiti, Tölöslerin, Uygurların, Hunların, Kırgızların, Kimeklerin, Başkurtların ve diğer Türk kesimlerin yaratılış destanları[13] ortak bir mitolojik döneme, mitolojik muhteva itibariyle zaruri ortaklıklarına ne şekilde ulaşabilecektir.

Bu derece farklı coğrafyalarda ve bilinen kadarı ile farklı mitolojik tezahürlere sahip çağdaş millet var mıdır? Bu sorunu nasıl çözmüşlerdir? Bu bir sorun mudur?

Timur Davletov Türklüğün Altaylardan tarih sahnesine çıktığını açıklarken 34-35 000 yıl evveline ulaşan dönemi Türklüğünü başlangıç tarihi olarak almaktadır[14]. Çok sayıda yaradılış destanındaki farklılığı ele alınan Türk destanı sayısının azlığı ve Anadolu Türkçesine kazandırılan Türk destanlarının metin işlenmesi işleminin yapılmayışı ile izah etmektedir.

Türk Dil Kurumu yönetiminde Anadolu Türkçesine kazandırılan sayıları 140’ı bulan destanın tespiti ve bunların 49 toplanabilmesi bu alandaki atılması önemli bir adımdı. Fikret Türkmen ve ekibinin bu konuda önemli katkıları bilinmektedir.

Türklüğün tarih sahnesine çıkışları ile ilgili görüşlerden, bize de Altay Nazariyesi daha makul görünmektedir. Bizim de katıldığımız Onun görüşüne göre, Başkurt Halk Destanları Ural Batur (E.G.Nasgali), Tatar Destanı Edigey/İdigey (R.Sulti), Başkurt Destanları (M.Ergun-G.İbrahimov), Huban Arığ Hakas Türklerinin Kadın Yiğitlik Destanı,(T.Davletov) Han Mirgen Hakas Türklerinin Alplik Destanı (T.Davletov), Culuruyar Nurgun Bootur Saha  (Yakut) Türklerinin Kahramanlık Destanı (M.Eröz), Mamay Nogay Türklerinin Kahramanlık Destanı (i.Kalenderoğlu), Ah Çibek Arığ Hakas Türklerinin Kız Alp Yiğitlik Destanı (T.Davletov) gibi destan çalışmaları TÜRKSOY tarafından artırılmalıdır. Çalışılmış destan sayısının artırılması, motif indekslerinin çıkarılabilmesi, motif ortaklığı dönemini getirecek, yaratılış gibi konularda birliye o dönemde ulaşılabilecektir.

Bize göre, Türkiye hatta batı Türklüğünün halk edebiyatı-mitoloji ve halk edebiyatı-tasavvuf kavşağında yeni bir dönemin eşiğindedir. Türkiye’de son birkaç yıl içerisinde İran mitolojisi içerikle kitap çalışmaları müteaddit baskılar yapmıştır. Bu çalışmalarda Şamanizm-Gök Tengri İnanç Sistemi tarihî coğrafyası kült ve kodlarının yerini Zerdüştîzm almıştır. Bu ekolün çalışmalarında İran tarihî coğrafyası M.Ö. 1000-1500’lü yıllardan başlatılıp Azerbaycan ve Anadolu’yu da kapsamaktadır.[15] Bu eserlerde belirtilen bölgede kurulmuş yerel devletler ve onların sözlü kültürel verileri İran mitolojisi kapsamında ele alınmaktadır. Yaşayan İran halk kültürü, mesela âşık edebiyatı İran halk destanları olarak incelenmektedir.

Anadolu Türk sözlü kültür verileri, xıı. Yy. dan evveli itibariyle köklerini Altay Türk kültür coğrafyasında aranmaktadır. Yunan mitolojisi karşısında bıraktığı derin izler ve kabul gördüğü coğrafya bakımından, adeta yenik düşen Anadolu Türk mitolojik kültürü, yeni bir kültürel kimlik tehdidi altında mıdır? Tartışılmaya muhtaç olan husus, sadece Türk-Grek ve Türk-Fars kültürel kimlik egemenlik alanı konusunda değildir. İhtilaflı taraflardan Türk-Fars kesimini analiz edilince, Anadolu etnolojisi itibariyle de konunun Zaza ve Kürt boyutları da vardır.

Anadili Kürtçe olan ve Anadili Zazaca olan Anadolu halklarının sözlü kültür verileri, anadillerinden hareketle Türk halk bilimciler tarafından incelenmemiştir. Zazaca, Kürtçe gibi Farsçanın bir lehçesi olmamakla beraber o da İranî diller grubuna mensuptur.

Anadolu halklarının farklı mitolojileri olduğu görüşü istikametinde çalışmalar da başlatılmıştır. Halklar var ise ve mitolojik derinliklerinin araştırılması, Türk kültür coğrafyası ve Türk kültürlü halklar adına şüphesiz bir kazanç olur. Türklüğe getirilecek kapsayıcı bir tanım bu zenginliği kültürel güç kaynağı haline dönüştürebilir.

Konunun diğer bir boyutu halk sufizmi boyutudur. Türk mitolojisi içerisindeki hak ettiği yeri gerektiği gibi alamamış olan Ehli Hak ve Ali Allahîler’in karargâhları ise, sadece bir bölgede toplanmamış olmakla beraber. İran’dadır. Bu toplumlar daha ziyade Rus oryantalistler tarafından incelenmiştir[16]. Bu toplum kesimlerinden Zazaca konuşanlar Goranlar olarak bilinirler ve Güney Azerbaycan’da yaşayanlar, Kızılbaş Türklerle aynı coğrafyayı paylaşırlar[17]

Vatan edindiğiniz yurt topraklarının yeraltı ve yerüstü hazineleri ile her şeysi ile sahibi olunurken, ona sahip çıkılabilip, onun için her türlü özveri göze alınabilirken, orada sizden evvel veya sizinle birlikte yaşamış toplumların sözlü kültürü sizinkinden tamamen bağımsız değil iken, mitolojik servetlerin sınırları nasıl çizilebilir. Bu husus da cevap beklemektedir. Esas alınacak olan üretim dilimidir, üreticinin dini midir? Bize Türkoloji kapsamında konu irdelenirken Türklüğün kapsamlı tanımı gerçekçi bir yaklaşım olabilir.

Diğer cihetten her bitki kendi kökü üzerinde gövdesini oluşturur, başka köklerin üzerinde serpilmek isteyen, ne kendisi olabilir ve ne de başkası. Kökleri belirleyen mitolojiler iken mitolojik kimliği belirleyen nedir. Büyük uluslarda, halk olmaktan millet olmaya geçiş sürecinde bu aşama yaşanır

Bu iki gerçeğin bir arada var olmasının Türk mitolojisinin tanımı itibariyle izaha ihtiyacı vardır.

Yanlış bilindiğini düşündüğümüz bir konu da Kızılbaş Türkler konusudur. Safavî Şia’sı İran Şii-Caferi İslam’ı içerisinde kendisine mahsus İslam yorumudur. Fars Şia’sına bir dönem galebe çalmış, giderek üstünlük bir dönem sonra tekrar Farsların eline geçmiştir. Bir kısım Azerbaycan mezhepler tarihi uzmanlarının kanaatine göre, Fars Şia İslam’ı, İslamiyet’i Zerdüştî’m gibi eski İran-Fars dinleri ile mecz ederek sentezlemişlerdir. Şafavi Şiası ise, İslamiyet ile Tanrıcılık inancının sentezinden oluşmuştur[18]. Kızılbaşlık için getirilen bu izah Türkiye’de yapılan bazı mitoloji çalışmalarında da görülebilmektedir[19].

Bu noktada, Türk halk edebiyatı çalışmalarına mitolojik boyut ekleme zaruretinin olduğu söylenebilir. Bu hassasiyeti Mehmet Yardımcı ve Abdurrahman Güzel’in halk edebiyatı çalışmalarında ‘değinmiş olma’ düzeyinde de olsa, görebiliyoruz. Disiplinler arası ilişkiler noktasında; Bülent Akın’ın[20], Mustafa Karataş’ın[21], Adem Balkaya’nın[22], K. Özlem Alp’in[23] çalışmaları bizim arayışımıza yakın tarzdaki çalışmalardır.

İran mitoloji çalışmaları, Eski Türk inanç Sistemi’ndeki kültler ve bunların Türk kesimler arasında oluşturduğu kültür kodlarını İranîyad adına incelemektedir. Kürtçe ve sözlü kültür verilerinden hareketle yeni bir kültür inşası dönemine girilince, bu eklenti kültür, muhtemelen İran mitolojisinin eklentisi olacaktır.

Türkler gibi tarihin kadim dönemlerinde sahneye çıkmış, çok farklı coğrafyalarda izler bırakmış ve faklı yerlerde hala yaşamını süren milletlerin, günümüzdeki varlıkları ile uzak geçmişteki, tarih öncesi varlıkları arasında bağ kurabilmek o derece zordur. Böylesi milletlerin tarihin arkaik dönemindeki yaşamlarını ilişkilendirmek de o derece zor olmalıdır. Biz Türklüğe bir başlangıç arama çalışmamızda, Türk adı üzerinde durmuş ve Türkün, Türklüğün mahiyetini irdelemeye çalışmıştık. Türk kelimesine birçok anlam yüklenmiş ve birçok sıfatla bu isim ilişkilendirilmişti. Vardığımız nokta Türk adının mitolojik olduğu kadar mistik bir boyutun da olduğu noktası idi. Bize göre Türklük aynı zamanda bir ilahî şeriatın da adı idi. Ad ona, ilahî tebligatı verenden gelmiştir. Özetle Hz. Türk, Hz. Nuh’un oğullarından birisi muhtemelen de Hz. Hazar’ın oğlu idi. Türklüğün bu denli geniş coğrafyaya yayılması, Hz. Türk’ün İslam’ını götürebildiği coğrafyanın genişliği nedeniyle idi. Keza Türkçenin coğrafyasının genişliği de, Türklerde farklı fiziki antropolojik yapıların görülebilmesi de, bu şekilde izah edilebilirdi[24]. İlahi tebligat dili olan Türkçe yeni coğrafyaların halklarının dili ile yapısını bozmadan, bir tür senteze girerek zenginleşiyordu. Hz. Türkün şeriatı muhtemelen töreden de pek farklı değildi. Türk dili mi eskidir, ilk Türk dini mi, sorunun cevabı, muhtemelen ‘yaşıttırlar’ olabilir. Türkler günümüze kadar dillerini korurlarken, Hz. Türk’ün tebliğcisi olduğu Allah’ın tek olan dini Hz. Muhammet’in tebligat şekli ile en son en tekâmül etmiş ilahi tebligat oldu.

Bu izah Türklerdeki yaratılış destanlarının çok sayıda oluşları ve aralarındaki farklılıklarını da izah edebilir.

Türk mitolojisinin yaşayan izleri, onun halk inançları yatağında aranabilir. Türk kültürlü halkların halk inançları çalışmaları, henüz ortak bir metoda kavuşturulamamıştır. Bu arada Türk halk bilimci kadrosu fazla bilinmez iken, bu alanda istifadeye sunulmuş ortak bir halkbilimi bilgi bankası da yoktur. Yaptırılan lisansüstü çalışmalar, ortak kültür şölenleri, paylaşılan akademik dergilere rağmen, alınabilen mesafe fazla kayda değer noktaya gelememiştir.

21.yy dünya mitoloji literatüründen Türkçeye ciddi çeviriler yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan mitoloji çalışmalarına, asrımızın ilk çeyreğinde yenileri de eklenmiştir. Fuzuli Bayat’ın bu alanda çok sayıda çalışması olmuş, ayrıca alanla ilgili yapılan çalışmalara dair bir değerlendirme çalışmaları da olmuştur[25].

Fatma Ahsen Turan ve Meral Ozan’ın hazırladıkları Türk Mitolojisine Giriş I isimli çalışma Türk mitolojisini uzmanlık alanı seviyesinde çalışan araştırmacıların çalışmalarından oluşmuştur. Eser aynı zamanda bu alanda yapılmış olan akademik çalışmalara dair geniş edebiyat da vermektedir[26]. Türkiye’de, mitoloji derslerinin Yüksek Öğrenimin güzel sanatlar müfredatına alınması, son yılların önemli gelişmelerindedir. Y. Çoruhlu’nun ve E.G. Nasgali’nin alanları ile bağlantılı çalışmaları bu sahada ayrı önem arz etmektedir. Son yıllarda T.Davletov gibi Atilla Bağcı’nın çalışmaları bilhassa Rusçadan yaptıkları tercümeler önem arz etmektedir. Türk devletleri mitoloji çalışmaları arasında Azerbaycan’ın önemli bir yeri vardır. Azerbaycan İlimler Akademisi Milli Folklor Enstitüsü Mitolojisi Şubesi’nce son çeyrek asırda 25 den fazla mitolojisi yayını yapılmıştır. Bu konuda yapılmış Celal Beydilli’nin[27] çalışması gibi ayrı Türk Mitolojisi Ansiklopedisi çalışması da anılmalıdır. Geçmişte yapılmış alanla ilgili sözlüklere rağmen, maalesef terminoloji birliği henüz sağlanamamış ve yeni ortak bir sözlük hazırlanamamıştır.

Nerin Yayın’ın[28] ve Rövşen Alizade’nin[29] yayınları metot uygulaması farklılığı bakımından bize göre önemli kaynaklardır.

SONUÇ:

Türk Dünyası mitoloji çalışmaları, konuya dair verilen akademik tez çalışmaları ile ümit vermektedir. Belki de sağlam yürüyüşün temposu ve rotası böyle olmalıdır. Türk dünyası edebiyat çalışmaları, Türk dünyası tarih çalışmaları, Türk dünyası dil çalışmaları, Türk dünyası arkeoloji çalışmaları yarışında, mitoloji çalışmalarının sıralamasının bu oluşu, biraz da mitoloji çalışmalarının doğasından gelmektedir. Azerbaycan ve Anadolu Türk mitolojisi çalışmaları arasındaki yakın bağ biraz da coğrafi yapı ve lehçe yakınlığındandır.

Bizim üzerinde durmak istediğimiz husus, daha ziyade mitolojinin ideolojik boyutu ve günümüz Türklüğündeki stratejik önemi hususudur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1]Bu yazı, Türk Yurdu Dergisi’nin Şubat 2016 tarihli sayısının hasredildiği Türk Dünyasının Sosyal ve Kültürel Yakınlaşmasını Etkileyen Faktörler” özel sayısı için hazırlanmıştır.

[2]Dr., yasarkalafatkalafat@gmail.com  Halk Bilim Analisti, Halk Bilim Araştırmaları Kültür ve Strateji Merkezi,  www.yasarkalafat.info

[3]E. Artun, Ansiklopedik Halkbilimi/Halk Edebiyatı Sözlüğü Terimler-Motifler-Kavramlar, Karahan Kitapevi, Adana, 2014, s.361-362

[4]Y. Kalafat, Halk Bilimi-Türkoloji Milli Kültür Stratejileri, Berikan yayınevi Ankara, 2013, s.79-103

[5]B. Ögel, Türk Mitolojisi (kaynaklar ve Açıklamalar İle Destanlar), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1989

[6] S.H.Hooke, Ortadoğu Mitolojisi, Mezopotamya Mısır Filistin Hitit Musevi Hıristiyan Mitolojileri, Çev. A. Şenel, İmge Yayınları, Ankara, 1921

[7] Y. Kalafat, Anadolu Halk Kültürü Monografisinden Mitolojik Şifreler I, Berkan yayınevi, Ankara, 2015,

[8] C. Alyılmaz, İpek Yolu Kavşağının Ölümsüz Eserleri, Atatürk Üniversitesi yayını, Ankara, 2015

[9]M. Aksoy, Tarihin Sessiz Dili Damgalar, İletişim Yayınları İstanbul, 2014,

[10] T. Parlak, Târ-An Yolunda Aral’ın Sırları, Ankara, 2007

[11]A. Ceylan, Doğu Anadolu Araştırmaları, Erzurum-Erzincan-Kars-Iğdır (1998-2008), Güneş Vakfı Yayınları, Erzurum, 2008

[12]S. Somuncuoğlu, Damgaların Göçü, Ankara Güdül Kaya Resimleri, AC Yapı Kültür Yayınları, İstanbul, 2012

[13] S.Y.Gömeç, Türk Destanlarına Giriş, Berikan yayınevi, Ankara 2015

[14] T. Davletov, “Geleneksel Türk Evinin Tarih Öncesi Kökleri Üzerine” ,Türk Dünyası Mühendislik, Mimarlık ve Şehircilik Kurultayı Bildirileri,( 15-18 Ekim 2012,Trabzobn), Ankara s. 589-601

[15] N.Yıldırım, İran Mitolojisi, Pinhan Yayınları, İstanbul, 2012, Mehmet Korkmaz, Zerdüşt Dini ve İran Mitolojisi, Alper Yayınları, Ankara, 2010

[16] Musalı, Rus Oryantalistlere Göre Ehl-i Haklar, Önsöz yayıncılık, İstanbul,

[17] Yaşar Kalafat, Balkanlar’dan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları II, Berikan yayınları, Ankara, 2007, s.105-125

[18] Hasan Özçelik, “Azerbaycanlılar’ın Etnik ve Demografik Yapısı”,<http://      altayli:Net/wpcontent/uploads/2015/10/Turk_Dunyası-079.jpg>Turk_Dunyası-079

[19] Yusuf Ziya Yörükhan, Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm, Notlandıran ve yayına hazırlayan Turhan Yörükhan,Yol Yayınları, Ankara, 2005

[20]Bilent Akın, Diyarbakırlı Bir Halk Şairi Âşık Mah Turna, Kültür Ajansı yayını, Ankara, 2014

[21] Mustafa Karataş, Türk Dilinde Yanış (Motif) Adları – Anadolu Sahası- Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yayını, Muğla 2013

[22]Adem Balkaya, Âşık Tarzı Şiir Geleneğinde Divani Türü, Gece Kitaplığı Yayınları, Ankara, 2014; Halk Anlatılarında Kahramanın Yardımcıları, Anatomik Sınırlılığı Aşmadan Kutsalın Görüntü Biçimleri, Fenomen Yayınları, Kayseri, 2015

[23] K.Ö.Alp, Orta Asya’dan Anadolu’ya Kültürel Sembollere Giriş, Eflatun Yayınları, Ankara, 2009

[24] Yaşar Kalafat, Nübüvvet Tarihi İtibariyle Türklüğün Dinî Geçmişi, Berikan Yayınevi, , Ankara, 2011

[25] Eyup Ay, Fuzuli Bayat Armağanı, çağlar yayınları, Ankara, 2008,

[26] Fatma Ahsen Turan – Meral Ozan, Türk Mitolojisine Giriş I, Ankara, 2015

[27] Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedisi, Yurt Yayınları, Aktaran, E.Ercan, Ankara 2005

[28] Nerin Yayın, Gök Tanrı İnancı Bağlamında Türk Mitolojik Değerlerinde Cinsiyet, İzmir, 2012

[29] Rövşen Alizade, Türk Mitolojisinde Kültler, İstanbul Aydın Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2012