EMPERYALİZM KARŞISINDA KARAPAPAK-TEREKEME STRATEJİK HASSASİYETİ

 

                                                                                                                                                                            Yaşar Kalafat[1]

 

Karakapak-Terekeme Türkleri bizin hayatımızın bir Karslı ve Halk bilimci olmanın doğal sonucu her zaman olmuşlardır. Bu Türk toplumu ile temaslarımız her Karslı gibi doğal olarak çocukluğumuzla başlar. Diğer hemşerilerimiz gibi komşu olmuşuz, meslektaş oluşuz, okul arkadaş olmuşuz, meslektaş olmuşuz, akraba olmuşuz acı ve tatlı günlerimizi paylaşmış, kısaca birlikte Kars’ın asli bir parçası olmuşuz.

Kars Türklüğünde “Azerbaycan Türkü” olarak bilinen kesim içerisinde iki İslami mezhep vardır. Bunlardan Sünni inançlı olanlar Karapapak-Tereke olarak bilinenlerdir. Esasen Karapapak Türk dünyasında bu toplumun % 90’ından fazlası Sünni İnançlı İslam kesime mensupturlar. Biz Türklüğün bu kesimini diğer Türk kesimlerinde olduğu gibi daha ziyade düğünlerde çalınan özel müzik parçalarından fark ederdik. Kırsal kesimde giyimlerde de zor fark edilen kültürel zenginlikler de vardı. Zamanla siyasi parti seçimlerinde 3-5 yılda bir adaylardan söz edilirken isim ayrılığının farkına varırdık. Giderek halk ozanlarımızın saz ritminden, el dokuması halı ve kilimlerden kültür zenginliğindeki özellikleri biraz daha yakından tanımamaya başladık.

Bulanık Terekeme-Karapapaklarını ilk görev yerimiz olan Muş’ta mühendis olarak çalışırken, Yoncalı Ağrı Terekeme-Karapapaklarını, Erzurum’da staj yaparken, Çıldır Susuz Terekeme-Karapapaklarını da Arpaçay’da görev yaparken tanıdık. Çok geçmeden bunlarla ailemiz akraba olduk. Amasya Terekeme-Karapapakları ile tanışmamız halk inançları çalışmalarımız münasebeti ile oldu.

Terekeme-Karapapak Türklerinin en fazla yoğunlaştıkları Türk kültür coğrafyasının Gürcistan’ın Borçalı-Karaçöp bölgesi olduğu görüşü yaygındır. Biz bir kısmı karma 40-44 köyün olduğunu tespit edip kitabımıza almıştık. Tiflis’te yaşayanlarla birlikte toplam nufuzlarının2000 yılında 400 bin olduğu ifade edilmekteydi. Bazı araştırmacılara göre bu Türk toplumunun en yoğun olduğu ülke Türki’yedir.

Borçalı-Karaçöp bölgesindeki ilk halk inançları çalışmamız döneminde Kars’tan ve Azerbaycan’dan Karapapak-Terekeme olmayan can dostlarımızda yanımızda ve yardımımızda idiler. Bize bir Karapak-Terekeme dostumuz evini açmıştı. O dönemde dikkatimiz çeken ve bize bu yazıyı yazdıran husus, Gürcistan Karapah-Tereke Türklüğü ile bir kısım Azerbaycan Türklüğü arasındaki inanç kültürü bakımından bazı hassasiyetlerin olduğu hususu idi. Dostane yapılan şakalaşmalarda Karapapak-Terekemelerin Kıpçak veya Oğuz Türkü oldukları husus örtülü olarak gündeme geliyor ve çok kere benim hakemliğime başvuruluyordu. Ben şahsen bu konunun fazla irdelenmesinden rahatsızlık duyuyor gereksiz buluyordum. Zira mezhep farklılığına bir de boy farkı eklenir ise Türk birliğini bölgede tehdit edebilir ve bu husus emperyalizmin bölgede elini güçlendirebilirdi.

Azerbaycan’da yaptığımız halk inançları çalışmalarında bilhassa meslektaşlar arasındaki sosyal yapı analizlerinde dikkatimizi çeken bir husus oldu. Azerbaycan Türklerinin büyük ölçüde Şii-Caferi İslam’a mensup oldukları bilinirken, cüzi bir kısmının yanılmıyor isek Azerbaycan’ın Kazak coğrafî bölgesinin Sünni İslam’a mensup olduklarını öğrendik. Bölge büyük ölçüde Azerbaycan’ın Gürcistan’a bakan yakası ve Halkı Karapapak-Terekeme Türklerinden oluşan bölgesidir. Bu hassasiyetin şaka ile de olsa dikkate alınmasına ben özel itina gösterdiğimi hatırlıyordum.

Bu hassasiyet katıldığımız Karakalpakıstan sempozyumlarında da dikkatimiz çekti. Karakalpakıstan Türklüğünün üç hissede birisi Karakalpaktı ve bunlar Kıpçak Türklüğü ile kimliklendiriliyorlardı. Böylece Türklüğün bir Karapapakistan’ı ve bir de Karakalpakıstan’ı vardı. Her iki toplumun aynı veya farklı Türkler oldukları hususu da tartışılıyordu.

Karakalpak-Terekeme kelimelerinin etimolojisine dair dinlediklerimize göre, bu Türk toplumunun tarihi adının Borçalı Ulusu olduğu şeklindeydi. Ulusun sınırları Gürcistan’ın yanısıra Azerbaycan ve bir kısım İran coğrafyasını da içine alıyor ve Anadolu’ya göç ise bilhassa Ağrı, Muş, Sivas, Amasya iskân 100-150 yıllık bir geçmişe sahipti.

Borçalı Ulusu’nun Terekeme bölümü ekincilik yapıp diğer kesimden daha evvel yerleşik döneme geçmiş, Karapapak kesim ise yarı göçebe, yaylacı hayvancılık yapan kesimmiş. Ayrıca tartışmalarda her iki kesimin isimlerinin de etimolojisi yapılmaktaydı.

İran’da Türk bölgeleri arasında yaptığımız halk inançları alan çalışmalarında İran Karapapaklarını da az-biraz tanıma imkânı bulduk. Bunlar da Şii-Caferi İslam ve Sünni Hanefi İslam kesimlerden oluşmuşlardı.

Romanya’da yapılan Dünya Türk gençlik Kurultayı’nda Dünya Türklüğünün muhtelif kesimlerinden genç temsilciler vardı. Ben hoca olarak yaptığım konuşmamda, Borçalı Türklüğünün de sorunları olduğunu, dile getirebilmeleri için onların da badema bu kurultaylara temsilci getirmelerini dile getirdim. Açıklamaları Azerbaycan delegasyon başkanı dışında fazla ilgi uyandırmamıştı, sadece ondan destek bulmuştum.

Daha yakın zamanlarda yaptığımız Gürcistan seyahatlerinde Gürcistan’da bir sempozyum yapılmasını, TİKA görevlisi arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde gündeme geldi. Gürcistan’da Türk tarih ve edebiyatını çalışan çok sayıda Türkolog vardı. Gürcistan’daki Gürcü Türkologlarda bunu istiyorlardı. Çok geçmeden Gürcistan’da Karapaklar adına bir dergi çıkarıldığını çok geçmeden kapatıldığını, bu derginin Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’daki bazı resmi çevrelerce onaylanmadığını öğrendik.

Son yıllarda, Gürcistan’da Karapak Kurultaylarının toplanmaya başlandığını öğrendik. Biz de u kurultaylara katılım davetleri alıyorduk. İmkânsızlıklarımız katılan isteğimize rağmen katılmamıza imkân vermedi. Bu grubun dergi ve yayın çalışmalarının devam ettiğini, bunlarda bizim çalışmalarımızın da yer aldığını memnuniyetle öğrendik. Bu arada Ardahan Üniversitesi’nin bir sempozyumunda bu gruptan katılan gıyaben tanıdığımız kimselerle görüşme imkânımız oldu.

Gürcistan seyahat notlarımız içerikli yayınlarımızda bu ülkenin Türkleri doğal olarak hep gündemimizde olmuştur. Onların dramlarını Azerbaycan Yazarlar Birliği’nden diplomat, şair Borçalı’lı bir dostum ile yaptığımız seyahat yazımızda gündeme getirmiştik.

Gürcistan, ülkesinden yurt dışına çıkan vatandaşlarının vatandaşlık kayıtlarını silmezken sadece bu durumda olan Türklerin kaydını sildiğine dair haberler bizi çok üzmüştü.

Keza, Türkiye2nin garantör ülke durumunda olduğu Acara bölgesi konusunda da  orada yaşamakta olan Türklerin haklarına gerekli ihtimamın gösterilmediği basına da yansıyan hususlardandır.

Nihayet, Ahıska Türklerinin yurtlarına dönmeleri konusunda da Gürcistan’ın kendisinden beklenilen gayreti göstermediği kanaati de çok yaygındır.

Bütün bunlara rağmen, yanılmıyor isek Gürcistan Türklerini  “Karapapak Hareketi” olarak ele almak, bazı önemli hassasiyetleri de birliğinde gündeme getiri ki, bize göre bu nokta gözardı edilmemelidir.

Gürcistan Türk Kültür hayatı ile kurumsal ve ferdi ilişki kurmak, destek vermek bize göre saygın bir davranıştır. Türkiye’deki üniversitelerde Gürcü Dil ve Edebiyatı Kürsülerinin açılması, bölge ülkelerinin bölge halklarının kültürlerine hassasiyet göstermeleri noktasında önem arzetmektedir.

Ancak, Süper Gücün dış güvenlik politikasında Ortadoğu’da kurulacak yeni devletler ve çizilecek yeni sınırlar görüşünün esas alındığı, gerektiği gibi anlamlandırılabilmelidir.

“Gürcistan’daki Türk halklarının demokratik halklarının sağlanması, Gürcistan Türklüğünün yok sayılmamasına göz yumulmaması” ile “Gürcistan’da etnik milliyetçiliği körüklemek” farklı şeylerdir. Gürcistan Yönetiminin Gürcistan Türklüğüne yükseköğretiminde nasıl bir yer ayırdığı konusunda maalesef yeterli bilgiye sahip değiliz.

Bize göre Ortadoğu ve Kafkasya bölge halklarının eşitlikçi, demokratik, katılımcı, adil yönetimleri esas alınmalıdır. Biz Irak’ta Kürt devletinin kurulması konusunda da, Kürt halkının kendisini temsil hakkına, bölge halklarının etnik yapıdan hareketle ihtilafa sürüklenmesine karşı olduk.

Karapapak Türklerinin şüphesiz haklarının yanındayız. Ancak, karapak Türklerini kullanılarak Gürcistan, Türkiye, Azerbaycan ve İran arasında sonu gelmeyecek yeni çatışmalara yol açılması na sayirci kalmamalıyız.

 

 

 

 

[1] Dr., yasarkalafat@gmail.com  Halk Bilim Araştırmaları Kültür ve Strateji Derneği, www.yasarkalafat.info