NAHCIVAN ÖRNEKLERİ İLE HALK NANMALARI-MİTOLOJİ-SUFİZM BAĞLAMINDA

CİNLİ/YILANLI KALELER[1]

 

 

                                                           Yaşar Kalafat[2]

 

 

             GİRİŞ:

Orta Aras kaleleri incelenirken, Orta Aras Türk kültür coğrafyası çevresi ile birlikte düşünülerek kaleler etrafında oluşan halk inançlarından yılan-kale bağlantısı üzerinde durulup yılanlı kale tanımlarına kısa yer verildi.

Halk inançlarında albız, şeytan, cin, kara iyeler de yılan donuna girebiliyordu. Sahipli olan yerler bu arada kaleler yılan tarafında da sahiplenebilinirlerken, koruyu konumda olan ak iyeler de vardı. Ev iyesi, bağ iyesi gibi, kalelerin de iyeleri olabiliyordu.

Bu konudaki halk inanmalarının mitolojik bağlantıları da kurulabiliyordu. Böylece yaşayan ve mitolojik derinliği de izah edilebilen halk inançlarından hareketle kalelerin kültürel kimlikleri izah edilebilecekti.

            METİN:

      Biz bu bildirimizde Çulfa Hanegah kentindeki Elince Kalasi, Ordubat Reyonundaki Babek Kalesi, Şehruz Reyonundaki Şehruz Kalesi, Ordubat Reyonundaki Aza Kalesi, Babek Reyonundaki Quyuludağ Kalesi, Şerur Reyonundaki Kız Kalesi, Kengerli Reyonundaki Karabağlar Kalesi, Şerur Reyonundaki Karasu Kalası, Oğlan Kale, Çulfadaki Kazancı Kale gibi kaleler üzerinde halk inanmaları bakımından irdeleme yaptık.[3] Çalışmamızda; Babek Reyonu- Payız Kendi Cehricay Vadisi Çalpan Dağı-Çalhankale ve Cin Deresi halk inanmaları verilerinden yola çıkarak[4], Halk inanmalarındaki cin/yılan, don değiştirme ve sahiplilik kavramları üzerinde halk sufizmi ve mitoloji açılarından üzerinde durduk.

            Türk kültürlü halkların halk inanmalarında cinli hamam, Cinli Han, Cinli Dere, Cinli harabe, Cinli Değirmen, Cinli tepe, Cinli Meşe, Cinli mağara gibi birçok toponomi olabildiği gibi Cinli kale adlandırması da vardır.[5]

Cinlerin mukaddes kitaplarda bu arada Kur’an-Kerim’de de yer aldıkları ilgili surelerden ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in onların da peygamberleri olduğunu, onların da imanlı ve imansız olanlarının bulunduğu bilinmektedir[6]. Birçok türleri de olabilen veya halk inançlarında birçok görünmeyen varlığın bu kapsamda algılandığı da bir gerçektir. Onların farklı donlara bu arada yılan donuna da girdiklerine dair bilgiler de vardır. Bunları; türlerine göre, yaşadıkları yerlerin değişebildikleri ne dair bilgiler vardır. Daha ziyade metruk, harabe, terkedilmiş eski viranelerde yaşayan bu varlıklar kaleleri ve bilhassa sapa yerlerdeki yıkık kaleleri de yurt tutukları bilinmektedir.

Erbil kalesinde çıkan bir yangın sonucu kaleyi terk ederek akıp giden iki dev yılanın kale koruyucusu olduklarına inanılır[7]. Keza ve bostan yılanlarının, bostan bekçisi olarak bostanlarda ve ev yılanlarının da evlerin bekçisi olarak eşiğin altında yaşadıkları, bulundukları yeri koruyan ev ve bostan sahibi halka dokunmayan iyeler olduklarına inanılır.[8]

Anadolu’dan Orta Toroslarda, Posof-Ardahan güzergâhındaki Yılanlı Kale gibi birçok bu ismi almış kale vardır.

Adana-Ceyhan Yolu üzerindeki ‘Yılanlı Kale’ den itibaren kuzeye doğru Antitoros’ların zirvesine doğru uzanan birçok kale ayakta iken Yılanlı Kale olarak bilinen sadece bir kale vardır[9].  Bunlar Silifke Kalesi, Emete Kalesi, Anavarza Kalesi, Feke Kalesi ile birlikte Yılanlı Kaledir[10]. Ortaçağ Kalelerinden olan Yılanlı Kale hale sağlamlığını korumaktadır.[11]

             Kalelere  “Yılanlı” adının verilmesi diğer kültürlerde de var mıdır? Türk kültür coğrafyasında  “Yılanlı” olarak bilinen kalelerin bu isimleri almaları bunların Türk kültür coğrafyasına girmelerinden sonra mı oldu? Kalelere ‘Yılanlı’ isminin verilmesi sadece ve muhakkak bu mekânlarda muhakkak yılanların yaşamakta olmaları ile izah edilemez. Zira coğrafyaya ad olmada hiç çıyanlı veya akrepli yer adına veya kaleye rastlamıyoruz.

Don değişerek yılan kılığına da girebilen cinlerle sürekli donu yılan olan varlıkların hangi hallerde aynı varlıklar mı olduğunu anlamak kolay değildir. Nahcivan halk inançlarında da yılan etrafında oluşan inançların geniş yer tuttukları bilinmektedir. Nahcivan rüya yorumlarında ‘İlan pis yozulur, düşmendi diyirler/kötü rüya olarak yorumlanır, yılan rüyada düşmanı temsil eder.”[12]

Bununla beraber, halk inançları kültüründeki yılan içerikli bütün inançların cin bağlantılı ve don değişme ile ilgili oldukları söylenemez.

Don değişme bağlantılı yılan içerikli inançlarda zarar vermek isteyen bazı cinleri keçi, merkep, çocuk, tabut ve yılan donuna da girerek insanoğlunu korkuttukları ifade edilir.

Yılan, akrep, çıyan donuna girme şekline ise daha ziyade define içerikli anlatılarda rastlanılır. “sahipli” olduğuna inanılan gömüleri görünmeyen sahibi vermek istememesi halinde oradaki altın türü kıymetli şeyleri taş veya toprak ve bazen de yılan çıyan görümlü yapabilirler. Nahcıvan sözlü kültüründe ‘İlan kızıl üste yatar’ özlü söz vardır. Nahcivan’da yılan öldürülmez onun yoldaşının olduğu düşünülüp toprağa ihlas süresi okunup evin köşe bucağına serpilir ve yılanın çıkması için bir yol bırakılır[13]. 

Sahipli yer inancı Ordubat’ta “vahım yerler” olarak bilinir. Oraları ekmek oralardan kazanç sağlamak doğru bulunmaz, aksi hallde hastalığa uğranabilir. Böyle bilinen yerlerde boynuzlu kocamış yılanların olduğuna inanılır. Bu yılan kendisine ait olan bölgeden insanları kovar[14]Nitekim dışarda dağda düzde yakılmış odunun yanmayan kısmı eve getirilip tekrar yakılmaz. Onun artık yeni sahibi ateş iyesidir.

Konunun bir boyutu da “el almış olmak” veya “el vermiş” olmak ile ilgilidir. Bu inanç Azerbaycan Türk halk inançlarında da yaşamaktadır. El almış olan kimseye yılan bir kısım varlıklar zehirleri ile zararlı olamazlar bu tür kimseler yılan tarafından sokulmuş kimsenin kolunu veya bacağını çizerek sınır içerisine alırken yılanın zehri belirli bir bölgenin ötesine gidemez Sonra el almış kimse, zehiri bir noktaya toplar ve oradan dışarıya akıtır. Adeta ağzı bağlanan kurdun sınırları belirlenen bölgede avlanamayışı ve kabakulak olmuş kimsenin hastalığın bütün vücuda yayılmasını önlemek için hastalık bölgesinin sınırlarını çizerek hastalığa yol açan amili hapsetmesi gibidir Bu uygulamalarda gaip âlemine ya bir bölgenin sınırları çizilerek mesaj verilmiş olunur veya ziyirik urunda olduğu gibi ocaklı kimse zigiliğin üzerine bir nokta veya çarpıişareti koyarak onu işaretlemiş olur. Adeta adak kurbanının kanından adaklının anlına nokta şeklinde sürülmesi gibidir. Kurtağzı bağlama ve ziyirik efsunlama uygulamaları Nahcıvan’da da bilinmekte ve uygulanmaktadır.

Posof –Ardahan güzergâhı üzerinde yüzeysel çalışmalarımız sonucu varlığına şahit olduğumuz Yılanlı Kale[15] konusunda Ali Murat Akemur’in Çıldır Kaleleri isimli çalışmasında ayrıntılı bilgi vardır.[16]

Aktemur’un Yılanlı Kale’nin ad alışına koyduğu mitolojik yorum bizim yaklaşım tarzımızla tamamen örtüşmektedir. Aktemur’un ilim dalının da tarihi eserleri inceleye çok daha uygun olması, ilgili kaynakları da yetkiyle incelemiş oluşu, açıklamalarını çok daha sağlıklı kılmaktadır.

 

Şeytan Kalesi’ni anlatırken Aktemur onun tarihi geçmişine dair Çıldır ilçe merkezine 1 km. uzaklıktaki Yıldırımtepe (Rabat) Köyü’nün yaklaşık 1.5 km. kuzeydoğusunda Karaçay Vadisi’nde oldukça sarp ve müstahkem alana kurulmuş bir kaledir. Mevcut kalıntıları Osmanlı dönemindeki onarımlara ait olan kale, 1582 yılından günümüze kadar çeşitli dönemlerde onarımlar ve eklemeler görmüştür. Kesin ve ilk inşa evresi bilinmeyen bu Ortaçağ kalesi, konum açısından Urartu kalelerini akla getirmektedir.” Bilgisini vermektedir.

Kelnin ismindeki “Şeytan” kelimesine açıklık getirirken ise bizim yaklaşım tarzımızı teyit eden, “Urartu hâkimiyetinin sürdüğü dönemde askeri, ekonomik ve ulaşım yönlerinden önemli noktalarda, yerleşim merkezlerine bağlı kaleler yapılarak askeri güvenlik sağlanmıştır. Rabat Kalesi, Çıldır Kalesi, Alvız Kalesi, İblis Kalesi veya Şeytan Kalesi olarak da adlandırılan bu kalenin, Ukhiemani ya da Ukhimeani adlı başkentin güvenliği için yapılmış kalelerden birisi olması gerekir.

Tarihi kaynaklarda bu kalenin adı ile ilgili olarak çeşitli ifadeler geçmektedir. Tarihçi Dizpûli, buraya Çıldıran (Çıldırlar) Kalesi ismini vermektedir. Osmanlı kaynaklarında ise Kal’a-ı Şeytan denilmektedir. Gürcü kroniğinde de Kaçis, Ckhe diye isimlendirilmektedir.[17]

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde, Şeytan Kalesini şu sözlerle tanıtmaktadır: “Şeytan Kalesi, Çıldır yakınında sarp kayalar üzerinde sağlam bir kaledir”[18]

Bazı tarihçiler kalenin adının sarp ve ürkütücü konumundan kaynaklandığı fikrindedirler.(…..) Ancak bu kalenin adının kaynağıyla ilgili en doğru ifade, Ahbarü’d-Devleti’s-Selçukiyye’ de yer almaktadır. Bu kaynakta geçen ifadeler aynen şöyledir: “Çıldır-Akçakalesi şehri, Alparslan tarafından fethedilirken, bu kalenin yanında başka muhkem bir kale daha vardı. Sultan bunu da fethetti. Sultan aynı zamanda, çevresindeki kocaman tabii kayalardan gece ahalisi korktuğu için adına eski Türkçe’de şeytan manasına Alvız denen ve Akçakale Adasının 4-5 km. güneyinde bulunan köyü de fethetti. Küçük bir kalesi de bulunan bu köy halkı, köylerindeki yangından dolayı yerlerini bırakarak, Çıldır düzünün sularını toplayıp, sağdan Kura (Kür)’ya karışan Karasu (Çıldır Karasuyu) Deresinde sol kıyıda bulunan çok sarp bir kalenin eteğini şenlendirdiler ve bu kaleye de geldikleri yerin adı olan Alvız adını taktılar. Yöredeki yaşlılar tarafından da Alvız Kalesi diye bilinen bu yapının eteğinde, Ahbarü’d-Devleti’s-Selçukiyye’ de geçen bilgilere istinaden yaptığımız araştırmalarda, Karasu kenarında altı yerde yerleşim izleri tespit ettik. Yöre halkı tarafından “Peğler” diye ifade edilen bu yerleşim yerlerinin 1064 yangınında eski yerlerinden göçüp gelen ve kaleye de geldikleri yerin anısına Alvız adını veren Alvızlılara ait olması gerekir.[19]

1578’de Özdemiroğlu Osman Bey ile Tokmak Han arasındaki Çıldır Savaşı’nın önünde cereyan ettiği bu kaleye, XVI. yy.da Şeytan Kalesi, İblis Hisarı gibi adlar verilmesi ve bugün de Şeytan Kalesi denilmesi, eski Alvız (Albız)’ın hatırasından kalmış olsa gerektir.”[20] Açıklamasını yapmaktadır

Aktemur’un bölge kalelerinden incelediği Kurtkale ve Kara Kale’nin isimlerindeki “Kurt”[21] ve “Kara[22] kelimeleri de bize göre mitolojik içeriklidirler. Bu teşhisi halk inanmaları-mitoloji bağlantılı bulgulardan hareketle koyabiliyoruz. Biz bu kaleleri 1970-1980 yıllarında yaptığımız bölge kaleleri resim koleksiyonumuzdan hatırlıyoruz.

Türk mitolojisinde kurt, ilk ata konumunda, donuna girilebilen kült, tabu özellikleri de arz edebilen bir varlıktır. Kale isminde kurt koruyucu konumda kurt olarak açıklanabilir.

Türk kültüründe kara, yön bildirirken, Kara Kale Kuzeydeki kale, Büyüklük bildirirken, kalelerden büyük olan kale, yas anlamında Kara Kale, tarihi bir facıya şahit olmuş kaleyi anlatmış olabilir. Yapım malzemesi mesela taşları kara olan kale taşın renginden bu ismi almış olabilir mi?

Her ikisi de Orta Vadisine hiç de uzak olmayan bu kalelere dair bilgi verirken de; (Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık 36 km. kuzeydoğusundaki Kurtkale nahiyesinin 1 km. güneyinde ve Gürcistan sınırında bulunmaktadır. Kura (Kür) Nehri’nin üç yanını oldukça derin bir yataktan dolaşarak aktığı sarp bir yarımda üzerinde kurulmuştur.) demektedir.[23]

Kurt figürü İslam öncesi Türk sanatlarında (Maden, ahşap, vb) karşımıza çıkmakta olup, Şamanist inanç kaynaklı bir figürdür. İslami devrideki figür yasağı nedeniyle daha çok sivil mimaride özellikle kale, sur, köprü gibi yapılarda karşımıza çıkmaktadır[24].

Konum ve mimari bakımından Şeytan Kalesi ile benzer özellikler göstermesi nedeniyle Kurtkale’nin de, Şeytan Kalesi ile yakın tarihlerde inşa edilmiş olması mümkündür[25].

Yöre halkına göre kale adını kuzeydeki girişin solundaki kurt figüründen almıştır. Türk kültüründe önemli bir yeri olan ve mitolojik unsurlarla beslenen kurt figürünün büyük bir ihtimalle sonradan Selçuklu döneminde işlenmiş olması akla yakın görünmektedir[26]. Bilindiği gibi Selçuklular, Anadolu’da fethettikleri dağlara, ırmaklara, tarihi eserlere, yerleşim yerlerine özellikle Türkçe ad verme siyaseti gütmüşlerdir.

. Girişin solunda büyük çokgen blok taşlardan örülmüş kiklopik tarzdaki duvarda, üçgen biçimli taş üzerinde doğu yöne bakan bir kurt kabartmasına yer verilmiştir. Kaleye adını veren bu figür, bir bakıma girişte nöbet tutan ve kaleye yönelebilecek saldırıları defetmek amacıyla konulmuş olan bir askeri andırır. Bilindiği gibi Türk geleneğinde kale bekçileri olarak aslan, kurt, vb. kabartma unsurları kullanılmıştır.

Kalenin güneybatı yönünde, bulunduğu konumu sınırlayan Kura (Kür) Nehri ile bağlantısı olan bir gizli su yolu bulunmaktadır. Urartu kalelerinde genel özellik olarak karşılaştığımız bu husus, su ihtiyacının güvenlik içinde giderilebilmesi ile alakalıdır. Herhangi bir kuşatma esnasında böyle gizli yollar vasıtasıyla temin edilen sular, kalenin içindeki bir sarnıçta toplanıp, ihtiyaç duyuldukça kullanılmaktaydı. Şeytan Kalesi’nde böyle bir sarnıç mevcuttur. Ancak, Kurt Kale’nin sarnıcı bugün kapanmış durumda olup sadece izleri mevcuttur.

Karakale, Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık 8 km. doğusunda bulunan Karakale Köyü’nün 300 m. kadar doğusunda ve Karaçıngıl Deresi’nin akış yönüne göre sağında, sarp kayalıklar üzerine konumlandırılmış bir kaledir[27].

Karakale’nin de ilk inşa evresi kesin olarak bilinmediği gibi tarihi kaynaklarda da adına rastlanmamıştır. Çevresindeki eski yerleşim izleri ve duvar örgü tekniği bu kalenin, yöredeki en eski kale yerleşimlerinden biri olduğu izlenimini vermektedir. (Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri)

SONUÇ:

Türk kültür hayatında, kültürle göç, sözlü kültürün bütün türleri ile birlikte yaşanırken, halk inançları alanında da canlı olarak yaşanmaktadır. Nice bin yıllık geçmişi arkaik dönemlere uzanan maddi kültür varlıklarına, destanlar yaratarak sahip olunurken, onlara sahipliğini sözlü kültür verileri ile yaşatabilmek, onları millî kültürel kimlikle kimliklendirebilmektir. Kazısını veya yenilenmelerini yeterli derecede yapamadığımız tarihi varlıklarımıza halk kültürümüz sahip çıkabilmektedir.

Aras vadisi kalelerini, Türk kale kültürü bütünün bir parçası olduklarını, halk inançları-mitoloji bağlantısından hareketle izah edebiliyoruz.

 

[1] Bu çalışma, Nahçıvan Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı ve Iğdır Üniversitesince Nahçıvan’da 17-19 Kasım 2016 Tarihleri arasında yapılan Tarih ve Kültür Ekseninde Orta Aras Havzası Uluslaararası Sempozyumu için hazırlanmıştır.

[2]Dr., yasarkalafat@gmail.com Halk Kültürü Araştırma ve Strateji Merkezi www.yasarkalafat.info

[3] Nahcıvan Tarihi-Üç Cildde-Nahçivan Şeheri 2012

[4] Mehseti İsmayil, Nahcivan Efsaneleri, Bakı, 2008. S. 21-23

[5] Yaşar kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Ankara, Berikan, 2010

[6]Kur’an- Kerim 6.100.112, 128, 130.7.38, 179, 184, 11/119, 17/88, 18/50,  3.25.70, 27.17.39, 32/13

[7]Y. Kalafat, Bozulus Türk Kültür Coğrafyasında Karşılaştırmalı Halk İnançları, Berikan, Ankara, 2013

[8] Y.Kalafat, a.g.e.

[9] Nazmi Sevgen, Kaleleri Anadolu, Ankara, 1960 s. 18

[10] Nazmi Sevgen, a.g.e., s.292

[11] Nazmi Sevgen, a.g.e.,1960 s.339

[12] Mehseti İsmail, El Sözü-Yurd Yaddaşı, Bakı, Elm-2010, s.113

[13] Mehseti İsmail, El Sözü-Yurd Yaddaşı, Bakı, Elm-2010, s 32, 127.

[14] AMEA.Nahçıvan Bölmesi İncesenet, Dil ve Edebiyat İnstitutunun Folklorşinaslık Şöbesi, Yol Geler Ordubada, Nahçivan, 2005, s. 22

[15] Yaşar Kalafat, “Karşılaştırmalı Dadali Türkmen Halk İnançları”, GAP Bölgesinde Alevi Bektaşi Yerleşmeleri ve Şanlıurfa Kültür Mozayiğinde Kısas Uluslararası Sempozyum Bildirileri 825-27 Mayıs 2007, Şanlıurfa), Cem Vakfı Yayınları, İstanbul, 2007, s. 209-215

[16] Ali Murat Aktemur, “Çıldır Kaleleri”, www.atauni.edu.tr/alimurat-aktemur

 

[17] Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri, a.g.e.

[18] Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri, a.g.e.

[19] Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri, a.g.e.

[20]Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri, a.g.e.

[21] Yaşar Kalafat, “Kurt Ata Miti”, Türk Mitolojisinde Kurt, Berikan Yayınevi, Ankara, 2012, s. 69-80

[22] Yaşar Kalafat, Türk Halk İnançlarında Renkler, Berikan Yayınevi, Ankara, 2012

[23] Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri, a.g.e.

[24] Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri,  , a.g.e.

[25]  A. Murat Aktemur, “Gürcistan Sınırında Kurtkale”, Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, S.VII. Erzurum 1999, s.7-14.

[26]Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri, “Çıldır Kaleleri”, www.atauni.edu.tr/alimurat-aktemur

[27] Ali Murat Aktemur, Çıldır Kaleleri, a.g.e.