​​

​​ ​​​​​​


“…….Göklerde ve yerde olan her şeyi Allah’ın bildiğini düşünmez misin?…..(Mücadele Suresi 7”

Yaşar Kalafat

GİRİŞ:
Mezbahalar, Bismil hayvanların insanlar tarafından tüketilmek üzere kesildikleri yerlerdir. Burada kesime giren canlı hayvan kesimden sonra artık yaşamamaktadır. Canı bedeninden ayrılmıştır. Tüketime hazırlanmaları az veya çok vakit alabilir, kesimden sonra bir süre mezbaha tesislerinde bekletilenler de olabilir. Bu süre kesimin amacına göre uzayıp kısalabilir. Her hal-ü karda bedenden ruh ayrılmıştır.
Kırklama, insan hayatının doğum, evlilik ve ölüm safhaları ile ilişkilendirilirken ruh-beden-nefs ilişkilendirilmesinden yola çıkılır. Biz bunlardan doğum ve ölüm dönemleri üzerinde duracağız. Ölümle vücuttan ayrılan ruhtur. Çürüyen ise bedendir.
METİN:
Halk inançları kültüründe Kırk Basması olarak bilinen olayın faili olarak, “yer yer ona Karabasan, Congoloz, Erkebit, Al karısı, Çarşamba karısı, Demir kıynak, Yol azdıran gibi farklı isimler de verilmiş olsa da”, Al Karısı, Al Ruhu olarak bilinen güç veya varlık bilinir. Onun ve basmasının farklı tezahür şekilleri ve baskından korunmanın ve kurtulmanın da keza değişik yöntemleri anlatılır. Bu arada açıklanan bu isimlerin aynı varlığın farklı isimleri olduklarını söylemek de kolay değildir. Halk anlatılarında çok kere farklı özellikleri ile sahneye çıkmalarına rağmen, isimlendirme kargaşası yaşandığı da olur.
Balıkesir Dursunbey ilçesi Akbaşlar köyü ve çevresinde Al Karısı; Al, Cazı, Al Anası, Al Kızı, Al Karası, Koncoloz, Goncoloz, Kara Goncoloz gibi adlarla da tanınır. Bu adlandırmalar Al karısına mı aittir, Al Karısının farklı türleri mi vardır, Bunlar Al Karısı türünden farklı varlıklar mıdır? Bu konuda henüz kesin teşhis koyabilmiş değiliz.
Al karısı ve Kara kura her ikisi de diğerleri gibi kara iye olarak bilinmekte beraber, fonksiyonları itibariyle oldukça farklıdırlar. Al Avradı, Sarı, Kara ve Al olabilmektedir. Al Avradı lohusa kadını basabilirken, kırkı çıkmamış ana ve balası ile elleşirken ve onların mekânları daha ziyade su kenarları iken, karakura, kadın, erkek, çoluk çocuk, yaşlı genç herkesi basabilmektedir. Al Karısının da Kara kuranın da basma özellikleri vardır. Ancak basabilenler sadece bu tür varlıklar değil ki, kişioğlu da kişioğlunu ve bazı kuşlar da insanoğlunu basabilmektedirler. Ayrıca adı geçen anlatı kahramanlarının fonksiyonları da basmaktan farklıdır
Bu büyük kısmı genel açıklama niteliğinde olan değinmelerden sonra; et- et kombinası-mezbaha-mezarlık-ölüm-basmak-basılmak-al ruhu konusuna geçilebilir.
Basmak ve basılmak sadece doğum sürecinin kırklıları arasında olmamakta, doğun sürecini yaşayanlar, ölüm sürecindeki kırklılar tarafından da basılabilmektedir.
“Kırklı olmak”, sadece insanlardan dünyaya gelmiş bebeğin ve dünyaya bebek getirmiş annenin ilk kırk günü için değil, hayvanlar için de geçerlidir. Doğum kırkını yaşayan insanattan bir canlı, ölüm kırkını yaşayan hayvanattan veya nebatattan kırklı bir canlı tarafından basılabilmektedir.
Bu hal, ölüm kırkı süresi içerisinde olan ve bu süreyi mezbahanede geçirmekte olan bir hayvanın, bu büyük baş veya küçükbaş bir hayvan olabilir, kırkı çıkmamış bir bebeği ve annesini basabilir. Buna bağlı olarak mezbahalar kırklı anne ve bebekleri için kırk karışması veya kırk baskınına uğramaları tehditlini içerir. Bu tehdit, diğer kırk basması olaylarında olduğu gibi kendisi ile birlikte bazı tedbirleri gerektirir.
Kırk basması veya kırkların karışması olayı, iki kırklı anne veya iki kırklı bebek arasında olabilir. Bebeklerken yaşça büyük olan küçüğü ve erkek olan bayanı basar, inancı vardır. Önlem olarak kırklılar üzerlerinde iğne bulundururlar veya aralarında iğne değiştirler.
Çepnilerde, Silah terazi etin de basabileceğine inanılır. Bebeği basacağına inanılan silah, terazi, et çocuğun bulunduğu odaya, kırk basmasından korunmak adına sokulmaz, zaruret var ise, bunlar getirilince çocuk yukarı kaldırılır. Bize göre tartılmış şeyler sahiplenilmiş nesnelerdir. Zira doğduğu esnada tartılmış olan çocuk daha sonra herhangi bir şekilde baskın yaşamamaktadır. Et ve meyveler bir dönemin hayvan ve bitkileri idiler, bunların da kırkları vardı ve kesildikten, koparıldıktan sonra kırkları dolmamış olabilirdi. Hayvanların veya bitkilerin kırkı ile bebeğin kırkı karışabilir, bunların kırkı da bebeği basabilirdi. Kırklı olmak sadece insanlar için geçerli değildi.
Havaya kaldırmakla, gökte olduğuna inanılan güçten muhtemelen Tanrıdan yardım alınmak isteniyordu.
Özbekistan’da anne doğum yapmaya başlayınca ahırdaki hayvanlar bahçeye çıkarılır. Azerbaycan’da kırklı çocuk yıkanırken “ağırlığım uğurluğum dağa-taşa, kurda- uçan kuşu” denir. Bu uygulama Kars ve Iğdır yörelerinde de vardır. Doğu Anadolu’da çocuk kırklanırken tabiattaki ismi bilinen bütün hayvanların isimleri sayılır. Türkistan’da hamile kadın deve eti yemez, yemesi halinde, basılmak türünden muhtemel tehdidi gidermek için, deve etini çiğ yemesi gerektiğine ve kadının devenin üzerinden geçmesi gerektiğine inanılır. Özbekistan’da baba hamile hanımına beşik getirirken, beşiği yukarıda tutmak zorundadır. Bu ülkede doğun yapacak kadın “Düğün eti” yemez, yemesi halinde doğun sancılarının uzayacağına inanılır. Bu ülkede, bebek mezarlık ve mezbaha hanelerden uzak tutulur, buralarda yatanların ve kesilenlerin henüz kırkları çıkmamış olabilir, endişesi taşınır.
Çukurova’da baba eve et getirir ise çocuk hemen babasının omuzu izahına çıkarılır ve ona “sen mi ağırsın yükün mü?” diye sorulur ve o “yüküm ağır” demelidir, inancı vardır. Sivas’ta eşi doğum yapmış baba evine kendisi 3 gün et getirmez, baba bu kurala uymaz ise bebeğin ayakları tutmaz, ayağına basamaz, inancı vardır. Balıkesir yöresinde mezarlıktan dönmüş kimse kırkı çıkmamış bebeğin yanına giremez, Karsta ise dışardan gelmiş bir kimse hemen bebeğin yanına sokulmaz. Rize-Ardeşen-Tunca Köyünde kurban eti eve girince, kırklı çocuk 3 kez yukarıya doğru kaldırılır.
Yukarıya kaldırmak, yukarıya doğru atmak, yukarıda tutmak, Türk kültürlü halkların halk inançlarında bir kod oluşturmuştur. Anadolu’nun birçok yerinde damat gerdeğe girmeden evvel, 3 veya 7 defa yukarıya kaldırılır. Asker yola koymada da, sevkiyata tabi Mehmetçik arkadaşları tarafından havaya atılıp tutulur. Anadolu kırsalında cenaze defin edilmeden evvel 3 veya 7 defa yukarıya kaldırılırdı. Türkistan’da, eğitim dönemi başlamadan evvel molla metresinin eşiği önünde öğrencileri tarafından havaya kaldırılır indirilirdi. Muzaffer komutan da askerleri tarafından kalkanlarının üzerinde havaya kaldırılır. Havale geçiren bebek de keza yukarıya doğru kaldırılırlar.
Doğu Anadolu’da kırk karışmasına, kırk baskınına uğranmaması için bebek kırklanırken kırklayan kimse bildiği hayvanların isimlerini sayarken; Ardeşen’in Tunca köyünde kırklı bebeğin üzerine et getirildiği için, kırk baskınına uğramış çocuğun tedavisinde, Onu kırk baskınından kurtarmak için, sağaltıcı kadın bebeği bastığından şüphelenilen hayvanın ismini söyleyerek, özel bazı sırları fısıldayarak, onun sesini ve hareketlerini taklit etmeye çalışarak kırklar.
Kars’ta 1940’lı yıllarda kırkı çıkmamış bebek sürekli ağlıyor ise onu efsunlamaya gelen bilici kadın keza çeşitli hayvanların farklı seslerini çıkararak okurdu.
Al basmasına karşı tedbir olmak üzere, lohusa yatmadan evvel bildiği duaları okumalı, eşine ait bir giysiyi, eşyayı yanında bulundurmalı, yattığı odada Kur’an-ı Kerin bulundurması ve uyumadan evvel ağzına saçının örüğünden bir tutam alması gerektiğine inanılır. Ayrıca iğne, ayak taşı, bıçak, makas türü demir nesneler bulundurulur. Bebeğin beşiğinin üzerine file şeklinde bir şey bulundurulur. Düzce’de yaşayan anadili Lazca olan halkın al karısından korunma tedbirleri arasında, kapı anahtarının deliğine asılan filenin içerisinde bir takım koruyucuların konulması da vardır.
Al Karısının basmasındaki amacı, kırklı anne ve bebeğinin ciğerini yemek istemesidir. Ölmüş bir insan veya hayvanın “ölüm kırkı” çıkmadan “doğum kırkı” çıkmamış bir bebek veya anneyi basmakta böyle bir amaç gütmez, gütmüş olamaz.
Kırklı olma süresi aranmaksızın bazı kuşların insanları basmasındaki amaç ve uygulama Al karısı basmasından daha ziyade ölü hayvan ve insanların basmaları ile ortaklık arz etmektedir.
Çepnilerde, Kırkı çıkmamış bebeğin odasına ışıksız girilmez, üzerinde silah olan kimse, bu odaya sokulmaz. Bu tedbirler onun odasına cin, peri türü varlıkların girmesini önlemek içindir. Ayrıca çocuğun basılmaması için bulunduğu evin üst tarafına su ve aş (yaş ağaç dalı) konur. Su cemadattandır, onun durgun olanında şer güçlerin akar halde olanında hayır hak güçlerin olduğuna inanılır. Keza ağaç nebattandır. Yaş ağaç dalı henüz gövdeden ayrılmış ağaçtır. Bu tespitteki al karısı tanımlaması cin ile peri ile aynılaştırılmıştır.
Lohusa ve kırklı bebeğin bulunduğu yere süpürge, Kur’an-ı Kerim, soğan, Sarımsak ve nazarlık konulur, Lohusa ve kırklı bebeğin yastığının altına iğne, çuvaldız, kama, orak, bıçak, ekmek ufağı, su koyulur. Bunlar Al Karısına karşı genel koruyucular olarak bilinir.
Sarımsak ve soğanın kara iyelerden korunma konusunda sağan ve sarımsağın özel konumu vardır. Bu iki bitki bu tür varlıklara karşı genel koruyucu olarak bilinirlerken, bu canlıların sağan kabuklarının altınları ve sarımsak kabuklarının da gümüşü olduklarına dair anlatılar vardır. Bu canlıların bunların arasını yurt tuttuklarına bunların bilhassa geceleri çiğnenip ezilmesini onaylamadıklarına inanılır.
SONUÇ:
Mezbahalar ölü hayvanların bulundukları mekânlardır. Ölen canlıların ruhlarının bedenlerinden ayrılma süresi 40 gün olarak ifade edilmektedir. Bu süre anne rahmi ve doğum sonrası için de aynıdır. Ölen insan, hayvan ve bitkiler ölümlerinin 40 günü içerisinde kırklı bebek ve anneleri basarak onları hasta edebilmektedir. Al karısı ise aynı sürede bastığı kırklı anne ve bebekleri öldürebilmektedir.