KARŞILAŞTIRMALI POSOF HALK İNANMALARI[1]

 

 

 

Dr. Yaşar Kalafat – Şevket Kaan Gündoğdu

 

Giriş

Posof ve çevresi denilince, Posof’u sadece yakın çevresi ile anlatmış olmuyoruz. Posof’un Artvin istikametindeki coğrafi uzantısınıda kast etmiş oluyoruz. Bu coğrafya Acaraların kültür coğrafyası ile kültürel yapı özellikleri içerir.1Bu noktaya değinilmiş olması bölgedeki Kıpçak Türk kültür tabakasını gündeme getirir. Hal bu olunca bölge halk inançları kültürünün katmanları arasında ciddi bir Kıpçak tabakasının olduğu gerçeği gözden kaçmamalıdır. Bu gerçeğe biz Yusufeli2 ve Artvin halk inançları3 çalışmalarımız münasebetiyle değinmeğe çalışmıştık. Bu husus Kırzıoğlu ve Gökbel’in çalışmalarında tarihçi gözüyle de ele alınmıştır.

Özetle belirtilmek istenilen husus, bölge halkının halk kültürü verileri dillendirilirken, Kıpçak Türkçesi’nin bilinmesi bir zarurettir.4

Biz bu ihtiyacı bölgenin Dadali Türkmenlerinin5 halk inanmalarını incelerken hissettik. Bölgede Oğuz Türk tabakalaşmasından evvel ve bazen de eş zamanlı olarak bir Kıpçak Türk tabakasının bölge kültürüne sindiğini kavrayamadan toponomiye, onomastiğe, sözlü kültürün ninnilerden ağıtlardan türkülerden inanç içerikli tekerlemelerine varıncaya kadar inanç etimolojisinin yapılması imkânsızlaşır. Böylece bölge halk kültürünü sağlıklı kimliklendirmek mümkün olamaz. Çıldır Atabekleri gerçeğini göz ardı ederek Hıristiyan Türklerin bölge kültürüne katkılarını analiz etmek mümkün değildir.

Bütün bunlara rağmen halk kültürü, bilhassa inanç içerikli olan veriler, yeterince bilemediğiniz ilgili Türk lehçesine rağmen araştırmacı için birtakım ipuçları içerebilirler.

Kült oluşturmuş bir takım inançlar, kodlandırılmış bazı verilerve bazı simgeler araştırıya yeterince hâkim olamadığı dile rağmen bazı analizler yapma im kanını verebilir. En azından alanda yapılmış benzeri çalışmalarla karşılaştırılmaları veya yapılacak yeni çalışmalar basamak oluşturabilirler.

Böylece halkbilimi dili, arkeoloji ve mitoloji gibi disiplinlerin dili ile birleşerek bir birliktelik oluşturabilirler. Bu arada kültürel kimlikaraştırmaları muhakkak tek saygın sonuca mahkûm da edilemez. Bölge kültürel kimliği oluşurken bölgede farklı kültürlerin şu veya bu şekilde var oldukları da bir gerçektir.

 

Dabak Satma İnanç ve Uygulaması

Yörede şap hastalığına da bakardı verilmektedir. Yaylada veya köyde dabak hastalığı hayvanlara bulaştığı zaman, saygınlığı olan sözü dinlenir bir yaşlı kadın seçilir. Ağaç parçalarından bir bebek yapılarak, üzerine kumaş parçalarından elbise giydirilir. Bu yaşlı kadın buluğ çağına girmemiş çocukları da yanına alarak, bu ağaçtan bebeği kapı kapı dolaştırarak çocuklar şu sözleri söylerler:

 

 

“Dabak geldin, dabak git Akşam geldin, sabah git

Yorgaya geldin, zongula git

Nereden geldiysen, oraya git.

-Amiinnn…”

 

Bunu söyleyerek kapı kapı dolaşan çocuklara, her evden yağ, un, kaymak gibi yiyecekler verilir. Köy kadınları toplanan bu yiyeceklerle hamur işi yaparlar. Yemekler hazırlanmaya devam edilirken, diğer köylülerle birlikte yaşlı kadın ve çocuklar köye veya yaylaya uzak yere giderek o bebeği toprağa gömerler. Gömerken “bu hastalıkta burada gömülsün, bu yok oldukça ,hastalıkta bitsin” denilir. Daha sonra dua yapılarak, hazırlanan yemekler hep birlikte yenilir.6

Dabak satma inancı ile ilgili yapılan bu tespit yaşayan eski inanç sisteminin birçok tezahürünü birarada içermektedir.

Bir korunma ve kurtulma yöntemi olarak “Satma” sağaltıcı, ocaklı kadın ve emci kadın olarak adeta günümüzün “kadın şamanı” tiplemesidir. “Yapma bebek”le“Çömçe Gelin” yağmur duasına çıkıldığında görülebilmektedir.

Hıdrellezde dilekler arasında çocuk sahibi olma ile ilgili uygulamalarda, su kenarlarına yapma bebek de konur. Bazı yatırlardan keza bebek talebinde bulunulduğundaki örneklerde görüldüğü gibi, “sembollerle talep makamına mesaj verme” uygulaması vardır.

Dabag satma uygulaması için buluğ cağına gelmemiş bir çocuğun seçilmiş olması ki benzeri uygulamalardan görüldüğü gibi, inanç sisteminde, “ananın ilk çocuğu” olma, “ilk kız çocuğu” olma, “ikiz kardeşten birisi” olma, “yetim kız çocuğu” olma gibi kişioğluna yüklediği özellikler vardır. Keza menopoz da bu dönemin üst sınırıdır. Bazen masumiyet bazen da mesuliyet dönemleri “buluğ çağı” ile sınırlandırılabilmektedir. Halk inanmalarında defineciler ve ayrıca bazı falcılar buluğ cağından evveli döneminden aday seçerler. Bazen bu özelliklere sarı saçlı ve mavi gözlü olma vasfı da eklenir.7 Dabağ satma inancı ile ilgili bu tespitte kadın olarak seçilende de yaşlı olma vasfı aranılmıştır.

Türkçe okunan “Dabak Duası”da bir at yürüyüş şekli olan yorga ile gelen dabağın zungula gitmesi istenir ki, bu ifade ile muhtemelen geldiğin hızla git denilmiş olmalı.Anadolu Türk halk inançlarında yeni başlanılmış bir elişinin çabuk bitebilmesi için işin başlangıç döneminde ayağına yeğin bir kimsenin işin üzerine gelmesi istenir ve ona “atlı mısın yaya mısın? Diye sorulur. Gelen kişinin “atlı” demesi istenir. Böylece işin sürüncemede kalmadan bitirilebileceğine inanılır.

Kapılardan toplanılan nevalenin taam edilmesi yağmur için yapılan Çömçe Gelin uygulamasından farklı değildir. Orada da Dabak Alayı’nda olduğu gibi Yağmur Alayı vardır. Kapılardan yapılan yiyecek yardımı yağmuru yağdıracak iyeye şükran saçısı veya yağmur amani olan iyeye baç saçısıdır.

Halk inanmalarında gömme iki amaca yönelik başvurulan bir uygulamadır. Umay, doğum yapan annenin bebeğinin eşi, Umay ruhunun rahatsız edilmemesi inancı ile temiz ayakaltı olmayan bir yere gömülür. Tırnak8 ve saçın9 gömülmesi inancı da bu uygulama ile ilişkilendirilerek yorumlanabilir. Zira Hakas halk inançlarında kişioğluna verilen kutun sacların dibinde olduğu inancı vardır. Büyük şamanlar öldüklerinde yol geçmez sapa ve uzak yerlerde gömülüyorlar veya ağaç dallarının üzerine bırakabiliyordu. Ölüler de gömülürlerken“Toprağa emanet” edilmiş olurlar. Bir diğer gömme şekli ise kurtulmak veya kurtuluşa vesile olması amaçlıdır. Düşmanlık için yapılan büyünün malzemesi ilgili ailenin eşiğinin altına muhafazalı olarak gömülür. Muhafaza koruduğu sürece büyünün devam edeceğine inanılır. Büyü bozmak için akarsuya atılan okunmuş sabunun ne kadar çabuk erir ise büyünün o kadar çabuk bozulacağına inanılır.10Toprak, halk inançlarında koruyan, kollayan, saklayan, ana baba olabilen sırlara sadık yar olan ve aynı zaman da haber de götüren, bir varlıktır.11

Gömme uygulamasının ilk insana yakın ilişkili oldukları hayvanlardan geçtiklerine inanılır.                                 Günümüzde de köpekler sonra çıkarıp yemek için bazı kemik parçalarını gömerler. Kedilerin ölen yavrularını ve kakalarını gömdükleri bilinir. Habil ve Kabil olayında öldürülen kardeşin gömülmesine bir karganın ölen kargayı gömmesi örnek teşkil etmiştir.

İnsanların bir yeri incinen ve yaralanan bilhassa çocukların o yerini öperek “Öpeyim geçer” demeleri ve ya parmağı veya benzeri bir yeri kanayan veya ezilen kimsenin o organını hemen ağzına götürmesi şeklindeki uygulamasında hayvanlarla yaygın ilişki kurulduğu ilk dönemlerin bir etkilenmesi sonucudur. Hayvanlar kendi vücutlarında veya yavrularındaki tedaviyi yalayarak gideriyorlardı.12

Toplanılan yiyeceklerin kapı kapı dolaşılarak temin edilmeleri uygulaması da halk inançlarında adeta bir kod oluşturmuştur. Çocuğu veya erkek çocuğu yaşamayan anneler bazen dokuz bazen da kırk kapıdan çocuklu kadınların giysilerinden kumaş parçası toplar, bu kumaştan yaşaması istenilen bebeye giysi yaparlar. İnancın derinliklerinde muhtemelen ölüme yol açan kara iyeye karşı mukavemetli olan bir aileden alınmış kumaş parçası vasıtasıyla korunmuş olma inancı vardır.13 Çok erkek çocuklu ailenin kullanıldığı beşikten yararlanılmak istenilmesi de bu nedenledir. Dabak satma uygulamasında da dabağ hastalığına mukavemetli bir aileden alınmış yiyeceğin yardımcı olduğu düşünülebilir.

Halk inanmalarında ayrıca“satma” bir kurtuluş bir şifa ve sığınma yöntemidir. Bebeği yaşamayan anne yeni bebeği ölmemesi için bir seri uygulama ile bebeğini bir ulu zatın türbesinde satarak onu, adeta onun korumasına havale etmiş olur.14 Özbekistan’da Beşik Toyu’nda bebek beşiğine konulmadan evvel sağlı sollu oturmuş kocanineler arasında üç defa satılır alınır.15 Çocukken Kars’ta nezlenin satıldığını hatırlıyoruz.

Söylenilmiş olmadık bir şeyi hayretle karşılayan kimse “ne olmuş” derdi ve nezleli kimse de“nezlem sana nikâh olmuş” derdi. Bu uygulama ile birisinin nezleden Kurtulup satın alanın ise nezle olduğuna inanılırdı. Keza huysuz binek atları da bu şekilde sembolik Satışa tabi tutularak huysuzluklarından kurtarılmak istenir. Adetanezlenin de bir iyesi vardır. Bu kara iye bir şekilde sahiplenmek ve el değişebilmektedir.

“Başına Dönme” uygulaması ile yapılan da, başına dönenin, başına dönülenin musibetlere talip olması vardır. “başım gözümün sadakası olsun” diyen kimse sadakaya karşılık kendisini korumaya almış olmaktadır.16

Halk inançlarında hayvan ve insan hastalıklarının hatta ekinin zararlılarından korunması ve kurtulması icin“bağlama”17 ve “basma”18 uygulamasının olduğu bilinmekle açıklık kazanmış olmaktadır. Yukarıdaki tespit de bir korunma ve kurtulma şekli, içeriği ile de inanç sistemine uygun bir uygulama biçimidir.

Kadın Şaman tiplemesi ile günümüzde muhatap olabiliyoruz. Bu tiplemenin farklı sürümleri ile Kırgızistan ve Kazakistan’da temas kurma imkânı da bulduk. Erkek şamanın günümüzdeki bir takım özellikleri erkek ocaklı tipinde takip edebilirken kadın şaman tiplemesini de emci kadın veya kadın ocaklı tipi ile izah etmenin mümkün olduğu görüşü, bu konuda ki  görüşlerden birisidir.19 Bu görüşü paylaşmayan araştırmacılar ise kadın şaman tiplemesinin sisteme sonradan amaçlı olarak sokulduğu, ataerkil yapılanmaya bir de anaerkil süreç ekleme amaçlı olduğu görüşündedirler. Şifacı Ana tiplemesinin daha ziyade deneyimle bilgi edinme ve bilgi aktarımı olduğu kanaatindedirler. Bu çevreye göre İnanç sistemindeki yeri bakımından tepesinden Tanrı katına çekilen Kağan erkektir. Dini ve idari otoriteyi temsil bir kişilikte birleşirken bu kişi erkişidir. Kitabelerde Umay’ın da yer almış ol –

ması erkişiye sistemde verilen yeri değiştirmez ve kadın kişiyi Tanrı tarafından Tanrı’da kut bulmuş olma noktasında eşit kılmaz. Bizim bu teşhis karşısında bazı tereddütlerimiz vardır. Nitekim Ocaklı

kimseden el alarak akrep gibi bazı haşereden korunabilen kimse uzun bir eğitim veya şifa sureci yaşamamaktadır.

Emci Kadın tiplemesi Anadolu Türk kültür coğrafyasında oldukça yaygındır. “Ankara Kazan’daki Topal Hatca’nın Fevziye dedesinden itibaren şifacı olan bir hanımmış. O kızına kızı da elli yıl kadar evvel gelini Fevziye’ye el vermiş. Topal Hatca’nın hazırladığı ekmeğe “benim ekmeğim değil Fatma Anamızın ekmeği” ve dermana da “Benim ilacım değil Fatma Anamızın şifası”

dermiş. Ekmeği veya ilacı alan kimse sembolik bir ödeme yaparlarmış ve bunun ismine “el Yeyliliği” denilirmiş. Hatca rahatsızlanan çocuklara sütten kesilen insan ve hayvanlara bu işlerde kullandığı

ufak tavasında kurşun da dökerdi. Bir tepsinin üzerinde anahtarıyla birlikte bir kilit, tereyağı sürülmüş

bir parça ekmek, iğne, makas, ayna, tarak ve ortasında madeni bir kasede su olurdu. Kurşunu yağda

eritip, hasta kişinin üzeri bezle örtülür, tepsiyi eline alır kurşunu suya akıtır çıkan şekilleri yorumlardı.

Tedavi olan kimsenin üç defa elini suya batırıp ağzına götürmesi istenirdi. Daha sonra su ayak basmayacak bir yere dökülür ekmek de köpeğe verilirdi”.20

 

Yağmur Yağdırmaİnancı

Uzun süre kuraklık olduğu zaman, bir at kafası iskeletine Allah’ın kelamı yazıldıktan sonra, köy çeşmesinin – kurununun altına koyulur. Böylece yağmur yağacağına inanılır. Çok yağmur yağarsa eğer, buluğ çağına girmemiş bir çocuğa bu iskelet su altından aldırılır.21

Yağmur yağdırma inancı ve uygulamaları Türk inanç sisteminde yada yaşı ile başlar ve devamlılığını Türk kültür coğrafyasında bütün Türkler arasında sürdürür. Merasimin aslı unsurları arasında yapılma yerinin bir tepe, bir su kenarı, ulu bilinen bir zatın mezar başı, cami gibi kutsal ve ya kutsal bilinen alanlardır. At kafasının suya sokulması bazı yörelerde din görevlisinin suya sokulması şeklindeki uygulamaya yerini bırakmıştır ki, giysi değiştirmiş olsa da manevi gücü olan bir obje seçilmiş olması bakımından inancın devamlılığının olduğunu gösterir. Posof’taki bu uygulamada yağmurun durması için buluğ çağına girmemiş çocuğun görev alması da çok ilginçtir. Kuzey Afganistan Türkleri ve Bolu çevresinde yağmur duası uygulamasında yer alan kız buluğ cağına girmemiş ve yetim kız olması tercih edilir.22

Doğu Karadeniz’de Rize ve Trabzon yöresinin kırsal kesiminde kadın kişi erinin ismini verir ona ismi ile hitap eder ise akarsuların akışı durur onlar durgun su olurlarmış. Erkişi hatununa ismi ile hitap eder ise akmayan kesik sular durgunsular akar hale gelirlermiş.23

 

Dolu Yağması

Posof ve çevresi halk inanmalarında dolu tarzında yağan yağışın durması, vereceği zararın önlenmesi

İçin ağılda kullanılan çalı süpürgesi ters asılır.

Dolunun durması için, tavanın altı çevrilerek biraz tuz koyulup dışarıya konur.24 Bu uygulama ocakve demir kültleri ile ilgili olmalı. Zira Türk kültür coğrafyasında bu amaçla kazan da ters çevrilir eşiğin dışına konur veya sacayağı bazen de tandırın şişi eşiğin dışına konur.25 Dolunun durması için, annesinin ilk çocuğu olan kişinin göğsünden içeriye dolu atılır. Böylece dolunun duracağına inanılır.26Genç kızların göğüslerine yukardan tüfek veya anahtar sokulup eteklerinin altından alınması uygulamasına Türk kültür coğrafyasında yer yer rastlanır. Kaşkayilerde avda tutukluk yapan tüfeklerin bu uygulama ile normal hale geleceklerine inanılır.27

 

Doğum Öncesi ve Sonrasına Ait İnanışları

Hamile olan kadın veya bir yakını onun adına niyetlenerek, çocuğun cinsiyetini önceden öğrenmek için, örümcek ağına parmak batırır. Eğer kısa bir süre sonra kapanırsa, bebeğin erkek olacağına, eğer kapanmaz ise kız olacağına inanılır.28 Bu türden geleceği, gelecekte olacakları tahmin için kültür coğrafyasında çeşitli uygulamalar vardır. Doğacak bebeğin cinsiyetini tahmin için rüyalar yorumlanır, gelinin minderlerinin altına bıçak veya makas koyulur, başına tuz atılarak elinin hareketi takip edilir.

Yenilen balığın kılçığı veya yenilen kellenin çene kemiğine bakılır, anne adayının ekşi veya tatlı yemeklere aşermesine bakılır, cildindeki değişiklikler yorumlanır. Karnının aldığı şekillerden sonuçlar çıkarılmak istenir.29Hamile olan kadın yan yana duran iki kişinin ortasından geçerse, doğacak bebeklerinin ikiz olacağına inanılır.30 İki kişinin arasından geçme, bir erkeğin iki kadının arasından geçmesi, aynı isimli iki kişinin arasından geçilmesi gibi hallere halk inanmalarında anlamlar verilmiştir. Posof halk inanmalarından yapılan bu tespit bizim için yenidir.31Bir kadın ilk doğum yaptığında kız çocuğu olursa, bunu duyan bir yakını, komşusu kendi kızının saçlarının uzun olması için, doğum yapmış kadının kırk dökülene kadar her gün kızının saçlarını yıkar. Kırk gün loğusa kadın, Kırkının okunmuş suyundan, o kıza gönderir ve kızda o suyla yıkanır. Böylece saçının uzun olacağına inanılır.32

Saç etrafında Türklerde oluşan inançlar bir kült oluşturmuştur. Ayrıca Kırk Suyu’nda da hikmet aranmış ona da mistik bir yükleme yapılmıştır. Mesela bu su her yere dökülmez ve dökülürken muhakkak besmele çekilir. Bu süre ve suyun sac sağlığı ile olan bağlantısına dair tespit de bizim için yenidir. Kars ve dolaylarında etin kas dokusunda saçuzatan olarak bilinen bir sinir vardır. Bunun liflendirilerek yenilmesi halinde çocuklar arasında yiyenlerin saçlarının uzayacağına inanılırdı.

 

Nazar İnanışları

Yörede “kosahur” adı verilen bir diken türü, evi nazardan koruması için evin giriş kapısına asılır.33 Türklerde dikenli bitkilerin diken kısımları ve boynuzlu hayvanların kafa kemikleri veya boynuzları görünmeyen kem gözlere karşı koruyucu olarak bilinirler kengel dikeni, geven dikeni ve benzerleri bunlardandır.34

Yörede “nego” adı verilen “altun otu” ambar içerisine asılır. Bu uygulamada anılan otun bereket getireceği inancı vardır.35Kosahur ve Nego bu tur otların Kıpçak Türkçesi’nden halk dillinde kalmış hatıraları olabilir.

 

Yiyecekler Üzerine Halk İnanışları ve Bazı Gelenekler

Posof’ta gelin çeyizi erkek evine gideceği düğün günü, yöreye özgü“kazma pağaçası” adı verilen bir çeşit ekmek türü yapılır ve gelin sandığının en üstüne bununla birlikte pişmiş tavuk konur. Gelin damadın evinde, ertesi gün kayınvalide, kaynata ve diğer ev halkını bunu ikram eder.36

Türklerde ekmek/nan sadece sıradan bir besin maddesi değil manevi itibarı çok yüksek olan etrafında kült oluşmuş bir taamdır. “Ekmek Kuran hakkı için” denilirken ekmek Kur’an-ı Kerim ile adeta eşit tutulur. Ekmek de Kur’an gibi çarpar.37 Ekmek sadece Müslüman Türk kesimde değil Karay gibi farklı inançtan Türkler arasında da manevi itibara sahiptir.38 Gelin sandığına Kur’an-ı Kerim gibi ekmek konulduğu Türk kültür coğrafyasının sair yerlerinde de rastlanır. Ekin ekmeğe gidileceği gün, sabah evde mısır unundan yapılan yöreye ait papa yemeği yapılır ve bütün ev halkı bu yemeği yer. Böylece ekinin daha sık ve bereketli olacağına inanılır.39

Yeni gelin getiren kayınvalide, evde bereket olması ve gelininin becerikli olup olmadığını sınamak için geline “hınkal” (etli mantı)veya “pağaça” yaptırır.40 Gelinin elinin bereketi için daha ziyade onun eli un ambarına batırılır. Sakinliğini ve titizliğini ölçmek için de ağzı dar bir kaba su boşaltması istenir.41

Çok sayıda kız çocuğu olan bir ailenin, erkek çocuğu olduğunda, ondan bir önce doğan kız çocuğunun ayaklarına “bal” sürülür. Böylece ayağının uğurlu geldiğine inanılır.42Bu uygulama ile ilk defa karşılaşılmaktadır. Yeni gelin gibi yeni bebeğin de ayağının uğuruna inanılır e bunu ölçmek için farklı testler yapılır.43 Bal daha ziyade, tatlılık olsun diye yeni gelin eşikten geçmeden evvel gelinin eline sürülüp evin kapısına sürdürülür.

 

Kuş Yengmesi(Yenmesi)

Mart ayının ilk günü, yörede “karakuş” adı verilen bir kuş türü cevrede görülmeye başlanır. Onu

gören kişi “ben tok, sen aç” diyerek onu yengmiş olur.44

Kuş Yenmesi veya kuşa yenilme bize göre bir basma ve basılma olayıdır. Mart ayı karakuşların üremedeki kırk çıkma dönemlerine rastlamış olmalı. Kırkbasması veya kırk karışması kapsamında bir inanç ile ilişkili olabilir. Hayvanların kırkları ile insanların kırkının karışabileceği ve bunun bebeklerin hastalanmasına yol açabileceklerine dair inançların olduğunu biliyoruz. Bu itibarladır ki kırk dökme uygulamasında ismi bilinen bütün hayvanlardan bahisle kırklarının karışmamaları istenir.

     Gelin, damat evine girdiğinde başına şeker, çerez ve para atılır

Posof yöresi için karakuş tespiti yapılmış olmakla birlikte Artvin ve civarında bu inancın kapsamına girebilecek diğer kuşlarla ilgili inanç ve uygulamalar da vardır.45 Konu ayrıca ele alınacak olmakla birlikte şu söylenebilir. İnanç tamamen ağacı bol kuşu bol olan bölge ile izah edilemez. Bize göre bu inanç Eski Türk inanç sisteminin bir tezahür şeklidir. Kıpçak Türkleri tarafından bölgeye taşınıp yerleşmiştir.

 

Ölüm İle İlgiliİnanışlar

İkindi ile akşam namazı arasında ölülere rızık dağıtıldığına inanıldığı için, eğer o vakitler arasında

çocuğu ölmüş olan kadın yemek yer, su içerse ölmüş olan çocuğuna rızık verilmez, melekler rızkının

annesinin yediğini söylerlermiş.46Bu bulgu da bu haliyle bizin için ilk olmuştur. Ölen bebeklerle anneleri arasında, onları cennetin kapısında bekleyecekleri şeklinde inançların varlığı bilinmektedir.

Ayrıca “Dar Vakit” olarak bilinen bu saatler günün eşine kavuşma saati olarak da tanımlanır. Bu saatlerde  bir çok şeyin yapılması istenilmez. Bu saatler, yerin bağlanma saati olarak da bilinir. Çocuğu ölmüş olan kadın, arife günü sabun ile uğraşmazmış. Ölmüş olan çocuğunun gözlerinin yanacağına inanılır.47 Arife günü benzeri diğer kutlu kabul edilen günler gibi birçok iş yapılmaz ve bazı işler de özellikle bu günlerde yapılırlar. Sabun etrafında da Türk kültürlü halklarda bazı inançlar toplanmıştır. Hamama götürülen sabunun artan kısmı alınmaz, orada bırakılır. Sabun elden ele verilmez. Banyo yapan kişi ayağının altını sabunlamaz, sabun kullanılarak büyü bozulur. Komşudan ödünç sabun almaktan kaçınan aileler vardır. Evin erkeği olduğu zaman, evin koşatına direk verirler.48 Halk kültüründe evin erkeği evin direğidir. Rüyada evin direğinin çöktüğünü gören kimse evin erkeğinin öleceğine yorumlar. Alkışlar ve kargışlarda evin direği evin erkeğidir.49Ölü evden çıkartıldıktan sonra,

evin içerisinde kağnı arabasının tekerliği gezdirilir.50 Bu bulgu da bizim için tamamen yenidir. Ancak, daire çizmek, daire oluşturmak, etrafında dönmek inancı ile ilgili olabilir. Gök Türk çağında büyük yuğ merasimlerinde ölen kimsenin etrafında bazen da atlı olarak dönülüp, hıçkırıklı naralar atılıp, yüzler yırtılabiliyordu. Halen batı Türklüğünde türbe ziyaretlerinde tavaf edercesine ulu zatın etrafında dönülmektedir. Başına dönme veya döndürme ile de ilişkisi olabilir. 940’lı yıllarda Kars’ta etrafımıza

bir daire çizilmesini istemezdik. Orada hapis olunacağına inanılırdı. Oradan çıkabilmek için dairenin

asgari bir kısmının çizenler tarafından silinmesi gerektiğine inanılırdı. Bilindiği gibi bazı zikirler daire

oluşturularak yapılırlar.

 

Ziyaret Yerleri

Posof ilce merkezi Duğur’un yaylasındaki “Vejentuba Ziyareti” nde hem yağmur duası, hem de

yaylaya ilk çıkıldığı zaman, yayla sezonun bereketli geçmesi için kurban kesilerek ziyaretin başında dua edilirmiş. Çocuklara bu ziyaretin taşlarına mum yaktırılırmış. Kışın kar yağdığında bu ziyaretin üstüne kar düşmediği söylenmektedir.51Ulu zatların mekânları onların adeta kalasıdır. Yakın çevresi ile o yerler onların koruması altında olarak kabul edilir. Buraları kirletenleri bu zatlar cezalandırırlar.

Buradaki her yaprak her taş, toprak onların egemenliğindedir. Mezarının üzerinin kapatılmamasını

isteyen ulu zatlarla ilgili inançlar vardır. Yakın çevrelerinde yangın veya sel olduğunda bunların türbesine gelincebu felaketlerin durdukları inancı da vardır.52Kayınlı (Şulgavur) köyündeki,“Gül Tepe Ziyareti” denilen yerde bir kız ile bir erkeğin şehit düştüğü söylenilir. Oraya gidip dua yapıp, dilek dilenir. Dileğine karşılık, ziyaretten cevap geldiğine inanılır. Bazı zamanlar burada mum yandığını görenler oluyormuş.53 Halk inançlarında Işıklı Kabirler veya Nurlu Kabirler olarak bilinen bazı mezarlardan kutlu gecelerde ışık geldiğine inanılır.54Taşkıran (Gergisuban) köyünün güney tarafında ormanlık içinde bir tepede bulunan ziyarete yağmur duası için gidilir ve boş dönülmeyeceğine inanılır.

Ayrıca bu ziyarete yeni doğum yapmış olup, sütü olmayan lohusalar gittiğinde, sütünün geleceğine

inanılır.55 Süt Pınarı, Süt Gölü, Süt Piri, Süt Ziyareti etrafında Türk kültür coğrafyasında, Türklerde

inançlar vardır.56Süt Türklerde sadece bir besin maddesi veya şifa vasıtası değil aynı zamanda mistik içeriği de olan etrafında inanç yumağı oluşmuş bir nesnedir.57

 

Kurtağzı Bağlama

Hayvan dışarıda kaldığı zaman, onu kurt yememesi için eski cılga (saban) buhariden içeriye sokulur.58

Kurtağzı bağlama inanç uygulaması Türk kültür coğrafyasında çok yaygındır. Kurdun ağzı bağlanacağı zaman yabanda kalan hayvanın bulunduğu yöre bağlama esnasında belirtilir. Böylece bütün kurtların değil tehdit oluşturan kurtların ağzı bağlanılmış olur. Yabandaki evcil hayvan çiftliğine dönünce ağzı bağlanılan kurdun ağzı muhakkak açılır. Zira hayvanın açlıktan ölmesi de istenilmez. Kurtağzı bağlama uygulamasında daha ziyade açılır-kapanır çakı bıçağı kullanılır. Saban’ın buharıdan sokulması,59 Od/Ocak kültü ile ilgili olmalı. Saban daha ziyade toprak-bereket inancı ile ilişkilendirilir.

 

Sonuç

Dugur, vejentuba, çılga, papa, Ne go, Kosahur, gibi bitki, yer ve eşya isimlerinin etimolojilerinin yapılması inanç kimliklendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. İnanç etimolojisi yapabilmek için de keza ilgili dillerin yanı sıra Kıpçak Türk lehçesinin de bilinmesi gerekmektedir. Posof halk kültürü, bilhassa halk inanmaları kültürü, kuzey doğu Anadolu kültürünün asli parçalarındandır. Bu itibarla bölgeOğuz kültürünün yanı sıra Kıpçak kültür coğrafyası ile birlikte ele alınabilmelidir.

 

Dipnotlar

* Bu çalışma kapsamındaki halk inançlarının Posof’la ilgili olanlar Şevket Kaan Gündoğdu tarafındanalan çalışması yapılarak, kaynak ve yer

belirtilerek “Posof Halkbilim Dosyası” olarakhazırlanmıştır. Çalışmanın kapsamındaki diğerTürk kültürlü halkların halk inanmaları ile karşılaştırma,

aynılık ve ayrılıklarına işaret edilmesi, bulgularınalanın kaynak eserlerindeki yerlerine işaretedilerek dipnotların yazılması Yaşar Kalafat tarafından

yapılmıştır.

  1. Balkanlar’dan Uluğ Turkistan’aTurk Halkİnançları III-IV, Berikan Yayınları, Ankara, 2006.
  2. Yaşar Kalafat, “Karşılaştırmalı YusufeliHalk İnançları” Geçmişten Geleceğe Yusufeli Sempozyumu (10-12 Haziran 2010, Yusufeli), Yusufeli

Belediyesi, İstanbul, 2010, s. 40-51.

  1. Yaşar Kalafat; ÜlkuÖnal, “GeçmiştenGünümüze Artvin Halk İnançları Kültürü”, Prof.Dr. Zekeriya Kitapçı Armağanı (Edi: H. Mustafa

Eravcı), Konya, 2012, s. 433-467.

  1. Yaşar Kalafat, Balkanlar’dan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, Cilt: V-VI, BerikanYayınları, Ankara, 2006.
  2. Yaşar Kalafat, “Dadaliler/Dedeliler” Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları,

Cilt: V-VI, Berikan, Ankara, 2006, s. 89-102.

  1. Kaynak kişiler: Kazım Avcı, 86 yaşında,Posof-Yaylaaltı (Satlel) köyünden, ilkokul mezunu,ciftci. Aynur Saygılı, 63 yaşından, Posof ilce merkezinden(Duğur), oğretmen okulu mezunu, emekli öğretmen.
  2. Yaşar Kalafat, Türk Halk İnançlarındaRenkler, Cilt: XX, Berikan Yayınları, Ankara, 2012.
  3. Yaşar Kalafat, Altaylar’dan Anadolu’yaKamizm Şamanizm, İstanbul, 2004.
  4. Yaşar Kalafat, “Balkan Türklerinde ÖrneklemelerleHalk İnançlarında Sac”, BAL-TAM TürklükBilgisi, Mart 2005, s. 208-212.
  5. Yaşar Kalafat “Hakkari Yöresi Örnekleriİle Türk Kültürlü Halklarda Büyü “Uluslararası III.Van Golu Havzası Sempozyumu (06-8 Haziran

2007, Hakkari) (Edi: Oktay Belli), Ankara, 2008,s.445-455.

  1. Yaşar Kalafat, “Türk Halk İnançlarındaToprak Bir Tabu mu İdi”, Türk Halk İnançlarındaTabu, Ankara, 2012.
  2. Kaynak kişi: Atilla Bağcı, Altay Türkinançları uzmanı, çevirmen.
  3. Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türkİnançlarının İzleri, Ankara, 2010, s. 241-241.
  4. Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türkİnançlarının İzleri, 6. Baskı, Ankara 2010, s. 258-270.
  5. Yaşar Kalafat, Güney Türkistan’dan Türkiye’ye Meseleler ve Türk Kültür Kimliği, TürkDünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1995.
  6. Yaşar Kalafat, “Diyarbakır ve Çevresi Örnekleri İle Halk İnançlarında Tavaf/Dönme”Osmanlı’dan Cumhuriyete Diyarbakır, editorler

Bahaeddin Yıldız-KerstinTomenendal, T.C. Diyarbakır Valiliği, Ankara, 2008, s. 453-463.

  1. Yaşar Kalafat “Guney Kafkasya OrtakHalk İnançları ‘Damat/Guveybağı”, Güney Kafkasya Halkları Dil-Tarih Kültür İlişkileri Uluslararası Bilgi Şöleni, Bildiriler, Ordu Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü Ordu, Ordu, 2011, s. 571-589.
  2. Yaşar Kalafat, “Aybastı Yer Adı ve TürkHalk İnançları” II. Aybastı Kabataş Kurultayı, (Ordu 17-18 Temmuz 2001), Ankara, 2002, s. 39-41.
  3. Fuzuli Bayat, Türk Kültüründe KadınŞaman, Ötüken, İstanbul, 2010.
  4. Kaynak kişi: Nuray Pazar, Kazan Belediyesi’nde memure 25 yaşlarında lise mezunu.
  5. Kaynak kişiler: Bekir Atalay, 62 yaşında,Posof-Demirdoven (Varzna) köyünden, ortaokulmezunu, emekli. Şahinaz Gündoğdu, 72 yaşında,

Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, ilkokulmezunu, ev hanımı.

  1. Yaşar Kalafat, Kuzey Afganistan Türkleri(Özbekler, Türkmenler, Hazaralar-Afşarlar-Kazaklar) ve Karşılaştırmalı Halk İnançları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1994.
  2. Kaynak kişi; Seher Kalafat, 60 yaşlarındaDoğu Karadenizli, lise mezunu, ev hanımı.
  3. Kaynak kişi: Cemal Demirci, 52 yaşında,Posof ilce merkezinden (Duğur), lise mezunu,emekli.
  4. Yaşar Kalafat “TurkKultur CoğrafyasındaYağmur Duası”, Yağmur Duası Kitabı, HazırlayanM. Sabri Koz, Kitabevi, İstanbul, 2007, s. 195-225,
  5. Kaynak kişiler: Mesut Gundoğdu, 71 yaşında, Posof ilce merkezinden (Duğur), okur-yazardeğil, ev hanımı. Leyla Kose, 79 yaşında, Posof-

Gonulacan (Şuvashal) koyunden, okur-yazar, ev hanımı.

  1. Yaşar Kalafat, Balkanlar’dan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, Cilt: I, Berikan Yayın ları, Ankara, 2006.
  2. Kaynak kişi: ŞahinazGundoğdu, 72 yaşında,Posof-Kalkankaya (Petoban) koyunden, ilkokulmezunu, ev hanımı.
  3. Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türkİnançlarının İzleri, 6. baskı, Ankara, 2010, s. 242-258.
  4. Kaynak kişi: Uğur Bayraktar, 50 yaşında,Posof ilce merkezinden (Duğur), lise mezunu,emekli.
  5. Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türkİnançlarının İzleri, 6. baskı, Ankara, 2010, s. 199.
  6. Kaynak kişiler: Cevdet Demir, 51 yaşında,Posof-Sarıcicek (Hertuz) köyünden, yüksekokul mezunu, memur.

Hicaz Mutlu, 71 yaşında, Posof-Turkgozu (Badele) koyunden, ilkokul mezunu, ev hanımı.

  1. Kaynak kişi: Mesut Gundoğdu, 71 yaşında,Posof ilce merkezinden (Duğur), okur-yazar değil,ev hanımı.
  2. Yaşar Kalafat “Hakkari Yöresi Örnekleriİle Türk Kültürlü Halklarda Büyü”, UluslararasıIII. Van Gölü Havzası Sempozyumu (06-8 Haziran

2007, Hakkari), (Edi: Oktay Belli), Ankara, 2008, s.445-455.

  1. Kaynak kişiler: Cevdet Caycı, 79 yaşında,Posof ilce merkezinden (Duğur), öğretmen okulumezunu, emekli öğretmen. Şahinaz Gündoğdu, 72

yaşında, Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden,ilkokul mezunu, ev hanımı.

  1. Kaynak kişi: Muhlis Bilican, 84 yaşında,Posof-Cayırcimen (Lamiyan) koyunden, ilkokulmezunu, memur, emekli.
  2. Yaşar Kalafat, “Van CevresiÖrnekleri İleTürk Kültür Coğrafyasında Ekmek (Nan) Kültürü”,II. Uluslararası Doğu Anadolu Bölgesi Geleneksel

Mutfak Kültürü ve Van Yemekleri Sempozyumu, 23-26 Kasım 2010.

  1. Yaşar Kalafat, “Türk Halk İnançlarındaEkmeğin Yeri ve Karay Ekmeği”, Bütün YönleriyleYahudilik, Türkiye Dinler Tarihi Araştırmaları VIII,

Turkiye Dinler Tarihi Derneği Yayınları, Ankara,2012, s. 747-767.

  1. Kaynak kişi: Kazım Avcı, 86 yaşında, Posof-Yaylaaltı (Satlel) köyünden, ilkokul mezunu,ciftci.
  2. Kaynak kişi: ŞuşeGuler, 79 yaşında, Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, ilkokul mezunu,ev hanımı.
  3. Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türkİnançlarının İzleri, Ankara, 2010, s. 290-308.
  4. Kaynak kişiler: Cevdet Caycı, 79 yaşında,Posof ilce merkezinden (Duğur), oğretmen okulumezunu, emekli öğretmen. Leyla Kose, 79 yaşında,

Posof-Gonulacan (Şuvashal) köyünden, okur-yazar,ev hanımı.

  1. Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türkİnançlarının İzler, 6. baskı, Ankara, 2010, s. 270-279.
  2. Kaynak kişiler: Cevdet Caycı, 79 yaşında,Posof ilce merkezinden (Duğur), öğretmen okulumezunu, emekli öğretmen. Hicaz Mutlu, 71 yaşında,

Posof-Turkgozu (Badele) köyünden, ilkokulmezunu, ev hanımı.

  1. Yaşar Kalafat, UlkuOnal, “a.g.m.”, s. 433-467.
  2. Kaynak kişi: BuseyneOner, 56 yaşında,Posof-Binbaşı Eminbey (Cilvana) köyünden, ilkokulmezunu, ev hanımı.
  3. Kaynak kişi: BulbulGunduz, 86 yaşında,Posof-Kayınlı (Şulgavur) köyünden, okur-yazar, evhanımı.
  4. Kaynak kişi: Nurten Erdoğan, 44 yaşında,Posof ilçe merkezinden (Duğur), yüksekokul mezunu,muhasebeci.
  5. Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü HalklardaÖlüm, Berikan Yayınları, Ankara, 2011.
  6. Kaynak kişiler: Paşa Çiftci, 60 yaşında,Posof-Günlüce (Caborya) köyünden, ilkokul mezunu,ev hanımı. Şahinaz Gündoğdu, 72 yaşında,

Posof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, ilkokulmezunu, ev hanımı.

  1. Kaynak kişiler: Paşa Ciftci, 60 yaşında,Posof-Günlüce (Caborya) köyünden, ilkokul mezunu,ev hanımı. Şahinaz Gündoğdu, 72 yaşında, Po –

sof-Kalkankaya (Petoban) köyünden, ilkokul mezunu,ev hanımı.

  1. Yaşar Kalafat, Anadolu Kültür Coğrafyasında Erenler, XII, Berikan, Ankara, 2012.
  2. Kaynak kişi: BulbulGunduz, 86 yaşında,Posof-Kayınlı (Şulgavur) koyunden, okur-yazar, evhanımı.
  3. Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü HalklardaUlucanlar, Berikan Yayınları, Ankara, 2011.
  4. Kaynak kişiler: Gulbeyaz Atalay, 58 yaşında,Posof-Taşkıran (Gergisuban) koyunden, ilkokulmezunu, ev hanımı. Alaattin Ciftci, 64 yaşında, Po –

sof-Demirdoven (Varzna) koyunden, ilkokul mezunu,emekli.

  1. Yaşar Kalafat, “Turk Halk İnanclarındaYahyalı Örnekleri İle Süt”, I. Uluslararası YahyalıSempozyumu, (192-21 Eylul 2012) Yahyalı.
  2. Yaşar Kalafat, “a.g.m.”.
  3. Kaynak kişiler: Aynur Saygılı, 63 yaşından,Posof ilce merkezinden (Duğur), oğretmen okulumezunu, emekli oğretmen. Guler Taşkıran, 52 yaşında, Posof ilce merkezinden (Duğur), lise mezunu,ev hanımı.
  4. Yaşar Kalafat, Türk Halk İrfanında Kurt,Berikan Yayınları, Ankara, 2008, s. 45-55.

 

* * *

Mustasa can

Bu ya zı bir PDF sürecinden geçti ben kelimeler üzerinde bazı düzeltmeler yaptım ancak yeterli olmadı meğer ne çetinmiş sana çok hak verdim tam 2 gün uğraştım. Cümlelerde bir kopukluk bulursan o kısım için bana haber ver dergi sende yok ise ben dergideki yazı ile karşılaştırıp sana döneyim

Dipnot numaraları hep tepede kaldı hem de sayfa altına gelmedi

Ayrıca bizin bont yazdığımız kelimeler burada italik olmuş düzeltir lütfen bizim sisteme alırız.

 

[1] Bu çalışma Yaşar Kalafat-Şevket Kaan Gündoğdu tarafından hazırlanıp Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Şubat 2013 S. 314, si 16-24’de yayınlanmıştır.