MƏRUZƏNİN TEZİSİ Biz bu bildirimizde Çulfa Hanegah kentindeki Elince Kalasi, Ordubat Reyonundaki Babek Kalesi, Şehruz Reyonundaki  Şehruz Kalesi, Ordubat Reyonundaki Aza kalesi, babek Reyonundaki Kalesindeki Quyuludağ Kalesi, Şerur Reyınundaki Kız Kalesi, kengerli reyonundaki Karabağlar Kalesi, Şerur Reyonundaki Karasu Kalası, Oğlan Kale, Çulfadaki Kazancı Kale gibi kaleler üzerinde halk inanmaları bakımından irdeleme yaptık. (Nahcıvan Tarihi-Üç Cildde-Nahçivan Şeheri 2012).  Babek Reyonu- Payız Kendi Cehricay Vadisi Çalpan Dağı-Çalhankale ve Cin Deresi halk inanmaları verilerinden yola çıkarak (Mehseti İsmayil, Nahcivan Efsaneleri, Bakı, 2008. S. 21-23) Halk inanmalarındaki cin/yılan don değiştirme ve sahiplilik kavramları üzerinde halk sufizmi ve mitoloji açılarından üzerinde duruyoruz.

            Türk kültürlü halkların Halk inanmalarında cinli hamam, Cinli Han, Cinli Dere, Cinli harabe, Cinli Değirmen, Cinli tepe, Cinli Meşe, Cinli mağara gibi bir çok toponomi olabildiği gibi Cinli kale adlandırması da vardır.(Yaşar kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Ankara ,Berikan, 2010)

Cinlerin mukaddes kitaplarda bu arada Kur’an-Kerim’de de yer aldıkları ilgili surelerden (ve Hz. Muhammed’in onların da peygamberleri olduğunu, onların da imanlı ve imansız olanlarının bulunduğu bilinmektedir. (bkz.6/100,112, 128, 130.7.38, 179, 184, 11/119, 17/88, 18/50,  3.25.70, 27.17.39, 32/13)

Birçok türleri de olabilen veya halk inançlarında birçok görünmeyen varlığın bu kapsamda algılanmağı da bir gerçektir. Onları farklı donlara bu arada yılan donuna da girdiklerine dair bilgiler vardır. Bunları türlerine göre yaşadıkları yerlerin değişebildikleri daha ziyade metruk, harabe, terkedilmiş eski viranelerde yaşayan bu varlıklar kalelere ve bilhassa sapa yerlerdeki yıkık kaleleri de yurt tutukları bilinmektedir. Anadolu’dan Orta Toroslarda, Posof-Ardahan güzergâhındaki yılanlı kaleler gibi birçok bu ismi almış kale vardır.

Erbil kalesinde çıkan bir yangın sonucu kaleyi terk ederek akıp giden iki dev yılanın kale koruyucusu olduklarına inanılır. (Y. Kalafat, Bozulus Türk Kültür Coğrafyasında Karşılaştırmalı Halk İnançları, Berikan, Ankara, 2013, ) Keza ve bostan yılanlarının eşiğin altında yaşadıkları ve bulundukları yeri koruyan ev halkına dokunmayan iyeler olduklarına inanılır. (   )

Don değişerek yılan kılığına da girebilen cinlerle sürekli donu yılan olan varlıkların hangi hallerde aynı varlıklar mı olduğunu anlamak kolay değildir. Nahcivan halk inançlarında da yılan etrafında oluşan inançların geniş yer tuttukları bilinmektedir. Nahcivan rüya yorumlarında ‘İlan pis yozulur, düşmendi diyirler” (Mehseti İsmail, El Sözü-Yurd Yaddaşı, Bakı, Elm-2010, s.113 )

Bununla beraber, halk inançları kültüründeki yılan içerikli bütün inançların cin bağlantılı ve don değişme ile ilgili oldukları söylenemez.

Don değişme bağlantılı yılan içerikli inançlarda zarar vermek isteyen bazı cinleri keçi, merkep, çocuk, tabut ve yılan donuna da girerek insanoğlunu korkuttukları ifade edilir.

Yılan, akrep, çıyan donuna girme şekline ise daha ziyade define içerikli anlatılarda rastlanılır. “sahipli” olduğuna inanılan gömüleri görünmeyen sahibi vermek istememesi halinde oradaki altın türü kıymetli şeyleri taş veya toprak ve bazen de yılan çıyan görümlü yapabilirler. Nahcıvan sözlü kültüründe ‘İlan kızıl üste yatar’ özlü söz vardır. Nahcıvan’da yılan öldürülmez onun yoldaşının olduğu düşünülüp toprağa ihlas süresi okunup evin köşe bucağına serpilir ve yılanın çıkması için bir yol bırakılır.  (Mehseti İsmail, El Sözü-Yurd Yaddaşı, Bakı, Elm-2010, s 32, 127. )

Sahipli yer inancı Ordubat’ta “vahım yerler” olarak bilinir. Oraları ekmek oralardan kazanç sağlamak doğru bulunmaz, aksi hallde hastalığa uğranabilir. Böyle bilinen yerlerde boynuzlu kocamış yılanların olduğuna inanılır. Bu yılan kendisine ait olan bölgeden insanları kovar. (AMEA.Nahçıvan Bölmesi İncesenet, Dil ve Edebiyat İnstitutunun Folklorşinaslık Şöbesi, Yol Geler Ordubada, Nahçivan, 2005, s. 22 ) Nitekim dışarda dağda düzde yakılmış odunun yanmayan kısmı eve getirilip tekrar yakılmaz. Onun artık yeni sahibi ateş iyesidir.

Konunun bir boyutu da “el almış olmak” veya “el vermiş olmak ile ilgilidir. Bu inanç Azerbaycan Türk halk inançlarında da yaşamaktadır. El almış olan kimseye yılan bir kısım varlıklar zehirleri ile zararlı olamazlar bu tür kimseler yılan tarafından sokulmuş kimsenin kolunu veya bacağını çizerek sınır içerisine alırken yılanın zehri belirli bir bölgenin ötesine gidemez Sonra el almış kimse, zehiri bir noktaya toplar ve oradan dışarıya akıtır. Adeta ağzı bağlanan kurdun sınırları belirlenen bölgede avlanamayışı ve ve kabakulak olmuş kimsenin hastalığın bütün vücuda yayılmasını önlemek için hastalık bölgesinin sınırlarını çizerek hastalığa yol açan amili hapsetmesi gibidir Bu uygulamalarda gayp âlemine ya bir bölgenin sınırları çizilerek mesaj verilmiş olunur veya ziyirik urunda olduğu gibi ocaklı kimse ziyiliğin üzerine bir nokta veya çarpıişareti koyarak onu işaretlemiş olur. Adeta adak kurbanının kanından adaklının anlına nokta şeklinde sürülmesi gibidir. Kurtağzı bağlama ve ziyirik efsunlama uygulamaları Nahcıvan’da da bilinmekte ve uygulanmaktadır.