1. ULUSLARARASI BALKAN TARİHİ KONGRESİ

BALKANLAR-ANADOLU TÜRKLÜĞÜNDE SÖLÜ TARİH ÇALIŞMALARI (AGUYU BAL EYLEME)

Anadolu ve Balkanla Türklüğünün ortak kaderi binlerce yıl evvel Türklüğün batıya göçü Tengricilik inançlı Ön Türkler olarak yaşanmıştır.

Avrupa’da Hristiyanlık, pagan inançlı halklar olarak, İslamiyet’ten 700-800 yıl evvel tanışmıştır. İslam Türklerle İslamiyet’in tanışmaları Selçuklular ve Eyyubilerle başlarken bu tanışma Anadolu ve Mezopotamya’da gerçekleştirmiştir. Bu tanışma Avrupa toprağında ise 13.14.yy.larda olurken, Türk göç dalgalarının dini kilise öncülüğünde değiştirilirken, dilleri de bölge halklarının dilleri ile senteze girip birçok Balkan dilinin doğmasına yol açmıştır.

Balkanlarda Osmanlılar döneminde İslam Türklük, devletli olarak 5-6 asırlık bir süre var olmuştur. Osmanlı Türk milletinin bu coğrafyadaki kültürü 6 asırda oluşmuştur.

Osmanlılar, Balkanlardan Anadolu’ya geçerlerken kendilerini Osmanlı Türk milletinin asli unsurları oldukları gerçeğinin şuurunda idiler. Bir kısımları farklı ana dilli olsalar da, Osmanlı Türk milletinin yapıcı halkı olduklarının şuurunda idiler. Balkan Türklüğü yeni vatanları kabul ettikleri Anadolu’ya göç ederlerken İslam Türkler olarak dönüyorlardı.

Bu dönüşte, anadili Türkçe olanlar ve olmayanlar yerel toplum ismi faklılıklarına rağmen Türk milleti kimliğini taşıyorlardı. Onları yurtlarından koparanlar tarafından aynı acıyı duçar edilmişlerdi. Onlara bu kaderi uygun görenler, etnik kimliklerine bakmaksızın, onları Müslüman Türk halk oldukları için, kimlik farklılığından dolayı yurtlarından sürüyorlardı.

Yeni Yurtları Türkiye’de geldikleri milletin ismi Türk’tü. Göçe zorlananların tümü Müslüman veya Türk kimlikli kabul edildikleri için sürgün yaşamışlar, Müslüman Türkler oldukları için Türkiye’de kabul görmüşlerdi.

Balkanlar Türk kültür coğrafyasında Türk kültürlü halklar, Anadolu Türk kültür coğrafyasının Türk kültürlü halklarını oluşturuyorlar. Bu halkların Anadolu Türk kültürlü halklar birlikte kültürleri, ortak kültürel hayat içerisinde, Türk kültürünün öz parçalarıdır. Bu birliktelik kültürel ayrılık ve aynılıkları ile bir bütündür. Farklılıklar eşit yaşama ortamında, ortak kültürün yapıcı unsurlarıdır.

Bu ön açıklamadan sonda; toplumları millet yapan faktörlerden birisi de kader birliğidir.

Balkanlardan Türk kültürlü halkların sürülmeleri, yerlerinden, yurtlarından edilmeleri, yaşama haklarına müdahale edilmelesi bir destandır. Onların Anadolu’da yurt edinmeleri dönemindeki safhaları da keza destandırlar. Destanları yaratmak kadar, hatta ondan daha fazla önemli olan, onları yaşatabilmektir. Tarihi yazmak tarihi yapmaktan daha az önemli değildir.

Balkan Türklüğünün göç, sürgün ve iskân destanları maalesef yazılmamış, yazılamamıştır. On binlerce arşiv belgesi bu acıların unutturulmamaları zehirin bal edilmesi için işlenmeyi beklemektedir.

Toplumlar, kültürleri ile millet olurlar. Balkan Türklüğünün destanları gibi, bu Türklüğün diğer sözlü kültür verileri de bakirdirler, öksüzdürler, çekilen acılar unutulmaya bırakıldıkları için ıstırap içerisindedirler. Hatırlanmayı çalışılmayı beklemektedirler.

Yazılı tarih belgeleri sahipsiz iken, sözlü tarih çalışmalarına sahip aramak, beklemek nafiledir.

Milli hayatta, birlikte yaşadıkları halkların kültürleri araştırılıp, tanınıp, tanıtıldığı, yaşatılabildiği nispette bu kültürler millet hayatının güç kazanmasında harç oluştururlar. Bu gerçek yok sayılıp ihmal edildiği hallerde ve nispette, bu kültürel veriler hasım ellerde millet hayatına tehdit oluştururlar.

Anadolu Türk halkı, Balkan Türklüğüne Anadolu ve Balkanlarda kucak açmıştır. Bu kucaklaşma daha ziyade maddi alanda ve iç siyaset boyutlu olmaktadır. İhtiyaç duyulan kucaklaşma daha ziyade kültürel hayatta olmalıdır. Bu da araştırmak, bulmak, bilmek, kaybolmaktan korumak, hayata taşıyarak ortak milli kültür kapsamında yaşatmakla olur.

Balkanlardaki mevcut Türk kültür varlığının yaşatılması o coğrafyadaki dinî, tarihî eserlerin yaşatılması kadar önemlidir. Bu önemin yeterince farkında olunduğu kanaatinde değiliz.

Bize göre Anadolu’daki Balkan Türklüğü kültürü ile araştırılabildiği sürece, Türk milli kültüründeki yeri belirlenmiş olacaktır. Bu noktada, Anadolu’daki her Balkan Türkü yaşayan kütüphanedir. Bu kaynaklar yok olmadan, göç destanları kapsamında milli kültüre mal edilerek millet harcı güçlendirilmelidir.