TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASINDA

                                               LEZGİ HALK İNANÇLARI        

 

 

 

                                                                      

                                                                                               

 

Lezgiler hakkındaki ilk bilgileri Ağdaş’ın Lezgi Mahallesi Şamil sokağında yaşamakta olan bir Lezgiden aldık.[1]

 

1979 yılı resmi kayıtlarına göre 383 000 Lezginin 158.000’i Müslüman dır ve Azerbaycan’da yaşamaktadır. Dillerinin Ahtı diyalekti, Kuredi diyalekti, Güney diyalekti vardır. Edebi dilleri Güney diyalektine dayanır kendilerini Lezgiyad olarak adlandırır Dağıstan’’ın güneydoğusunda ve Azerbaycan’da yaşarlar.

 

Lezgilerin hemen hepsi demircilik yapıyorlar. Ağdaş demircilerinin %90’ı Lezgidir. Lezgiler’de örse ant içildiğini duymuştuk. Bunu doğrulamak istedik. Aldığımız” cevapta “cürbe cür Lezgi var. Ahtılar, Lutullar falan var. Bunlardan aynı aileden gençlerin birisi Rutul’u anlayıp Ahti’yi anlamadığı olur. Ağdaş Lezgilerin de örse ant içmek yoktur ancak demircilik Lezgiler’de nesilden nesile geçer. Demircilik bize uykuda Allah tarafından verilmiştir. Demircilik Lezgilere peygamber zildanı/kutsal vergisi armağanıdır.” Denir ve Hz Davut (a.s)demirciliğin piri olarak bilinir. Hz. Davut (a.s.) ın demirciliğin piri olarak bilindiğini biz Adana yöresinden yaptığımız tespitlerde görmüş ve yayınlamıştık.

 

Lezgi ailelerde eskiden çok çocukluluk oldukça yaygında şimdilerde 2–3 çocuktan fazla yapılmamaktadır. Eskiden çocuklara isimlerini büyükler koyarlardı şimdi ise gençlerin kendileri isim koymaktadırlar. Çocuklar için ad seçilirken eskiden geçmiş büyüklerin isimleri verilirdi şimdi ise gençler hoşlarına giden ismi vermektedirler.[2]

 

Çocukların yaramazlıklarını anlatan bir tespitimiz oldu. ‘Uşak olanda şeydan yaratılıp’ Çocuk dünyaya gelirken yaramaz ve afacan yaratılmıştır.

 

Lezgiler, Azerbaycan Türklerine Muğal demektedirler. Moğollara kız verip almakta bir sakınca görmemekle beraber Hıristiyanlara ve Karaçilere kız verilip alınmamaktadır. Mogollar ile Lezgilerin insan isimlerinde fark yoktur. Hıristiyanlardan kız alınmaz İslam’a gireceği için veya girmesi halinde toleransla karşılanmaktadır. Lezgi aile için evladının Hıristiyanlaşması günahtır. Lezgiler mesela başka Dinlerden kız alıp onlara kız vermezler.[3]

 

Lezgilerde Lezgi olmayan Müslüman halka mesela Azerbaycanlı Lezgi olmayana kız verilir ve alınır ancak İsevi’ye kız verilip onlardan kız alınmaz. Lezgiler eskiden Karaçilere kız verip onlardan kız almazlardı. Şimdilerde bu katılık eskiye nazaran bir hayli kalkmış ilişkilerdeki sertlik yumuşamıştır. Lezgiler’le Karaçiler arasında evlilikler yapılmaktadır.[4]

 

Lezgi ailelerde Sovyet döneminde çok daha fazla çocuk yapılırdı. Beydulayev ailesinin 5 kızı ve 3 oğlu olmasına rağmen şimdilerde bir ailenin 1 veya iki çocuğu olmakta 3 çocuklu aileye az rastlanılmaktadır. Eskiden geçim güveninin daha fazla olduğu ifade edilmektedir. Lezgi ailelerde ere verilecek kızın eş seçimi konusunda muhakkak kanaatine başvurulur. Bu uygulama eskiden de böyle idi halen de böyledir. Bu uygulamaya ‘kızın razılığının alınması’ denir. Rızası olmayan kız ere verilmez. Lezgilerde evlilik yaşı erkeklerde 20–30 arasında olur, kızlar daha evvel verilir. Evlilik tek eşlidir. Lezgilerde çift hanımlılık normalde pek görülmez. Lezgi aileye gelin geldiği zaman oğlan evi ona ayrı bir ev açar.[5]

 

Lezgiler evlenirlerken kız kaçırma veya kocaya kaçma yöntemini de uygularlar. Lezgi aile fertleri ve akrabalar birbirlerine çok tutkun olurlar. Gerektiğinde kan davası güderler.[6]

 

Lezgilerde kız istemeğe genellikle ilkin kızlar ve kadınlar giderler. Daha sonra gelin adayı kızın annesinin tekrar tekrar ağzı aranır olumlu cevabı oluşturulur ve bunlardan sonra er kişiler istemeğe giderler. Şirin Çay/Tatlı Çay içildikten sonra iş bağlanmıştır. Bu çayın tabağına çayı içenlerce pul/para konur. Böylece kızın “He”/ “evet”i si alınmış olur. Bundan sonra toyun/düğünün gününün belirlenmesine geçilir. Kız toyuna hına/kına toyu da denir. Bu esnada veya daha sonra uygun bir zamanda kız evinden bir şey uğurlamak/haber vermeden almak/çalmak bereket getiri diye bir inanç vardır. [7]

 

Şirin Çay içme inanç ve uygulaması Türk kültürlü halklarda çok yaygındır. Bazen Şerbetini İçmek, çikolatasını Yemek, tatlı Kahvesini İçmek olarak da geçer. İşin tatlılığa bağlanması anlamındadır. Kız evinin heesi Anadolu’da ‘evet’ in alınması olarak da geçer. Anadolu’da kına Gecesi’ne ilaveten ayrıca Kız Toyu yapıldığı veya toyun kız evinde yapılan kısmına Kız düğünü denildiği de olur. Kız evinden haber verilmeden bir şeylerin alınması inanç ve uygulaması Türk kültürlü halklarda çok yaygındır. Kız evi, evin bereketini kız birlikte götürmesin diye bu uygulamaya mani olmak ister. Bazı hallerde çalınan eşya başka bir hediye karşılığında geri verilir. Bize göre bu kız evinin üzüntüsünü başka biz üzüntü ile avundurmanın bir yolu da olabilir. Biz, Kola Çıkmak, Hanı Yağma, Diş Kirası, nazarı yapanın giysisinden bir parça yakmak gibi inanç ve uygulamaların arasında henüz adı konulamamış bir bağıntının olduğunu sezindi ile düşünüyoruz.

 

Lezgiler’de de gelin yeni evinin eşiğinden girerken basarak bir tabak kırıp ses çıkarması ve böylece kötü ruhları kovması inancı vardır. Şah Bezeme inanç ve uygulaması Lezgi oğlan toylarında da oludu şimdilerde kalktı. Düğün bayrağı niyetine kapıya kırmızı bir bez asılır. Bu, o evde hayır iş olduğunu gösterir. Bazı hallerde de beyin boynuna kırmızı bir bez bağlanır.[8]

 

Lezgilerin, Lezgice diye bilinen ayrı bir dilleri vardır. Bu konuda ‘Lezgi Lezgiyi başa düşer/Lezgiler birbirlerini anlarlar ancak aralarında lehçe farklılığı vardır’ 60-70’li kuşak Lezgice yi konuşma dili olarak biliriz. Torunlar falan Lezgice yi pek bilmezler.  Ağdaş itibariyle yakın çevrede Ağca’da, Gökçe’de çok Lezgi vardır. Lezgiler arasında özel bir bağ yoktur. Eskiden Dağıstan Lezgileri gider gelirlerdi, şimdilerde gidiş gelişler de kesilmiştir.  Ağdaş Lezgileri buraya Dağıstan’ın Ihıl bölgesinden 1941 yılından evvel gelmişler.’ denilmektedir.[9] Bu konuya başka bir vesile ile tekrar döneceğiz.

 

Udin dili Dağıstan dillerinin Lezgi grubundandır. 1970 yılı resmi kayıtlarına göre 7.000 çıvarında nüfusları vardı. Bu dilin iki diyalekti vardır. Bunlar Oğuz Diyalekti ve Nic diyalekti’dir. Yaşadıkları yerlere göre Kaşkar, Albanların esas dillerinden birisi olmuştur. Kendilerini Udi veya Uti olarak bilirler. Azerbaycan’ın Gabele reyonu Nic, Kısmen Mirzebeyli kentlerinde Oğuz şehrinde Gürcistan’ın Kıvareli Reyonu ve Aktanberi kentlerinde yaşarlar Gürcistan’dakiler de oraya Oğuz’dan geçmişlerdir. Buradakilerin edebi dillerinde Rusça, Ermenice, Azerbaycan Türkçesi ve Gürcüceden istifade ederler. Urartu kitabelerinde isimlerinin Udiri olarak geçtiği ifade edilir Herodot tarihinde Eti, Roma kaynaklarında Utu olarak geçtikleri ifade edilir. İnanç itibariyle Totemist olmuş güneşe aya prestiş etmişler ateşperest bir dönem geçirmişlerdir. 314 tarihinde Ermeni ve Gürcülerle birlikte Hıristiyanlığa girmişler daha sonraki yıllarda bir kısmı İslam’a girmişlerdir. Bazı eski ortak adetlerini korumaktadırlar.[10] Udinler hakkında bizim daha evvel yaptığımız Kafkasya halk inançları çalışmalarında da biraz bilgi bulunmaktadır. Lezgiler’le ilişkileri sadece dil gruplarının yakınlığı ile sınırlıdır.

 

Bu arada Lezgilere mahsus özel insan isimleri yoktur. Örneklemek gerekir ise, Yusuf, Kamil, Şamil, İlhan Behlül, Dursun, Yaşar, Durdu, Ferihan, Dadaş gibi isimler konulur. Lezgiler’de en çok rastlanan isim Şamil’dir.[11] Erkeklere Dursun ve Yaşar, kızlara ise Durdu isminin konulması Türk kültürlü halkların diğerlerinde olduğu gibi yaşamayan çocuklarının yaşaması isteği içindir. Kamil ismi, güney ve kuzey Kafkasya’da Türkiye’nin Aras Vadisinde Şeyh Şamil’in mücahit ruhuna hürmeten çok yaygındır. Lezgilerdeki insan isimleri Türk kültürlü halkların Kafkasya’da ortak isimlerinden farklı değildir. Bizim Sarıkamış’tan gelme Kars’taki Lezgi kiracılarımızdan hanımın ismi Nezire, oğullarının ismi Kenan ve Doğan’dı. Sarıkamış ve Kars’taki çok az sayıdaki Lezgi daha ziyade kuyumculuk yaparlardı. Sait Abak bunlardan birisi idi. Sarıkamış Hamamlıda Dadaş’ın kızlar at biner tırpan çekerlerdi. Lezgiler kendilerini çok kere Türk hisseder ve genel anlamda Türk kabul ederler. Sivas’ta yaşamakta olan Lezgiler, Türk siyasi hayatına başbakan yardımcısı çıkarabilmiştir. Kahramanmaraş’taki Lezgi köyü hala dağılmadan varlını sürdürmektedir. Ağdaş tanıştığımız birçok Lezgi Türkiye’den geldiğimizi öğrenince , “Türk Lezgi hamımız/hepimiz aynı milletten İslam kardeşiyiz” dediler.[12]

 

Lezgiler’de özel Lezgi laylaları/ninnileri vardır. “Avratlar beşik terpetende/sallayınca layla/ninni söylerler. Boş beşik terpetmek pis iştir/uygun olmaz. Denenmiştir sonu yahşi/iyi çıkmıyor. [13]

 

Lezgiler’de çocuk isteyen anne dua etmek için Gümrah Baba yatırına gider ve orada dalların arasına sembolik bir beşik yapar. Dileyenin kabul olup olmayacağı beşiğin sallanması ile anlaşılır. Çocuk olacaksa beşiğin sallanacağına inanılır. Bu esnada hoca niyet sahibinin yanında sürekli okumaktadır.[14]

 

Kümrah/Gümrah Baba ile ilgili anlatıya göre; Hz. Ali Gabele’ye gelir. Burada bir Gregoryen kızla evlenir. Oradan ayrılınca eşine –Oğlum olur ise koluna sana verdiğim pazıbendi bağlarsın, kızım olur ise kırmızı kurdeleyi boynuna bağlarsın der.  Hz. Ali bir neçe yıl/ birkaç yıl sonra tekrar buraya döner. Bakar ki, çocuklar dire dövme oynuyorlar. (Bu oyun kayışla oynanan çemberin içindekiler ile dışındakilerin mücadelesi şeklinde süren bir oyundur. Biz bunu çocukluğumuzda Kars’ta kemer veya cız olarak bilir oynardık) Çocuklardan birisinin çok güçlü olduğunu görür ve aralarında kimin daha güçlü olduğunu sorgulayan bir konuşma geçer. Hz. Ali çocuğu fırlatır ve çocuk daha havada iken kolundaki pazıbent’i görür ve durumu anlar. Bunun üzerine kav değil, tav değil sayılmaz anlamında seslenir. Diğer varyantında da Hz Ali evine gelir eşi ile karşılaşıp çocuğu sorunca eşi- bekliyorum 1 saat oldu gelmedi der, o zaman Hz. Ali anlar ki, fırlatmış olduğu çocuk oğludur. Burası Gümrah babanın türbesi olur. Babanın annesi Gregoryen olduğu için piri, Ermeniler de aziz bilip ziyaret etmektedirler.[15]

 

Anadolu Türk kültür coğrafyasında da bebek dileği ile sembolik beşikler yapılır. Yatırların arasında özellikle çocuk dileği ile gidilenler vardır. Hıdrellezde de Hz. Hıdır’dan istenilen birçok şey arasında çocuk da vardır. Gül ağacının dibine, ev, araba gibi isteklerin makete yapılırken beşik yapıldığı da olur. Ayrıca beşik yapılmak suretiyle Allah’tan bebek dileğinde bulunulan türbeler de vardır.[16]

 

Lezgilerde çocuğu olmayan anne, niyetlenir ‘sağ kalsın evliya üstünde kesecem/keseceğim’ der ve uşağı olunca saçının bir kısmını kesmez, adağını yerine getirir.[17] Türk kültür coğrafyasında bu niyetlerin de çeşitleri vardır. 3 yıl 7 yıl veya 9 yıl niyetlenenler olur. Her yıl kurban kesenler olur. Sürenin sonda saç ile birlikte kurban kesenler de olu. Bazı yörelerde çocuğa yatırın isminin verildiği de olur. Afganistan Türklerinde bu niyetli saca haydar/hayder/ayder denilir.

 

Lezgilerde bebeğin karın saçı kesilince muhakkak temiz bir yere gömülür. Kadınların da saçları gelişi güzel uluorta yere atılmaz. Basılıp çiğnenilmeleri istenilmez Lezgilerde soğan kabuğunun yere atılması ve çiğnenilmesi de uygun bulunmaz.[18]

 

Lezgilerde “Üzerlik Göz Kaytarır” diye bir söz vardır. Bununla anlatılmak istenilen, üzerlik bed nazarı, iyi niyetli olmayan zararlı bakışın yönünü değiştirir yansımasını sağlardır. Yağıbölen Baba’nın mezarı üzerinde biten üzerlik otlarının ünü pek fazladır. Burada çok üzerlik piter/biter. Yağıbölen baba isminden de anlaşıldığı gibi yağıyı/düşmanı bölen bir alp erenmiş. Türbesinin bulunduğu yerde şehit olup düşmüştür. Kars’ta Yağbasan diye bir köy vardır. Muhakkak ismi yağıdan geliyordur. Yağıbölen babanın efsanesi bize Türk kültürlü halklar arasında bir kült oluşturmuş olan ‘Kesik Baş’ türbelerini hatırlattı.[19] Üzerliğin daha ziyade kutsal kanla beslenmiş topraklarda çok eski mezarlıklarda daha yoğun olduğuna dair bir tespit dinlemiştim Yağıbölen Baba ile ilgili bu bulgular da eklenince bize biran anlamlı geldi.

 

Lezgilerle görüşürken kesikbaşlarla ilgili bir efsane dinledik. Hz. Muhammed (s.a.v), Hz. Ali (r.a) ve Hz. Selman (r.a) bir kuyuya inerler, Hz. Ali’nin savaşarak uçurduğu kafalar yığın oluşturur Bu kesik başlar Hz. Ali ile savaşa devam ederler. Bunun zerine kendilerine kim oldukları sorulur ve Cinli Cafer’in koşumları/askeri birlikleri oldukları öğrenilir. Hz. Ali’ye çocuğumun olması için dua ederseniz savaştan vaz geçeriz derler. Hz. Ali dua eder ve Cinli Cafer Tayfasının komutanının çocuğu olur. Bunun üzerine komutan Hz. Ali’ye sizin kulluğunuzdayım/emrinizdeyim, der. Anlatıya göre bu tayfa Kerbela olayında tozu dumana katarak yardıma gelenlerdir. O zaman Hz. Alikendilerine- bu dünya işidir. Karışmayın diyip müdahalelerini önlemiştir.

 

Lezgiler’de Dağıstan’ı ana vatan olarak bilinir. Lezgilerin yakından ilgili oldukları yani coğrafi yakınlık itibariyle bir şekilde kendilerinin saydıkları pirler Gündoğdu baba, Arap Ocak, Veyiz baba, Hacı baba gibi pirler için ‘Ata vatandaki Pirler’ derler. Bununla beraber yaşanılan yeri yakanında bir pir var ise o yok sayılıp uzaktaki pire pek gidilmez. Pire daha ziyade niyet edilerek gün çıkmadan piyade olarak gidilir. Nezir verilir, kurban kesilir, Kur’an okutulur. Pirde bulunulan dilekler Allah’tan istenir.  Pire çaput bağlanır ve dilek olunca nezir edilen şey yerine getirilir.[20]

 

Türbelere gün çıkmadan gitmek veya türbeye gitmek için gün çıkmadan yola çıkmak, bazı dağ tepelerindeki yatırlara yaya çıkmak hatta yalın ayak çıkmak bazı hallerde bir müddet türbeye sırtını dönmeden ziyareti tamamlayarak oradan ayrılmak Anadolu Türk kültür coğrafyasında da görülebilen uygulamalardan olup saygı ifade eder.

 

Lezgiler’de dünyaya gelen çocuğun adını atası/babası, anası koyar. Türk kültür coğrafyasının diğer halklarının büyük çoğunluğunda olduğu gibi dünya gelen çocuğun sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okuyarak isim koyma uygulaması Lezgiler’de yoktur. Konulacak isim hoşa giden adların arasından seçilir.[21] Lezgiler’de çocuk anadan olanda/dünyaya gelince kohum akraba göz aydınlığına gelir küçük çapta da olsa bir ikram yapılır. Mevlit okutulduğu da olur. Ancak böyle hallerde mevlit daha ziyade niyete bağlıdır. Mevlidi okuyan hocanın önüne tuz ve su koymak ve bu suya ve tuza farklı bir kutsiyet atıf inancı yoktur. Liselerin ayrıca Lezgice bir mevlitleri yoktur. Bu toplumda da Süleyman Çelebi’nin Mevlidi Kur’an ayetleri ile birlikte okunur.

 

Lezgice nağıllar/masallar da vardır. Neneler Lezgice nağıl/masal anlatır, anneler Lezgice layla/ ninni söylerler. Ayrıca Lezgice Lezgilere mahsus bir dönem Lezgilerin de olduğu ancak bunların zamanla Azerbaycan Türkçesi ile karma dilli söylenmeye başladıkları ifade edilmektedir.[22] Lezgilerdeki geleneksel düğün adetleri Mogal/Azeri Türklerinden farklı değildir. Keza Kırk inancı itibariyle de bir farklılık yoktur.[23]

 

Lezgi ailelerde çocukları yaşamayan aileler çok çocuklu ailelerin beşiklerini alarak bebeklerini o beşikte büyütmek suretiyle yaşamalarının sağlanacağına inanırlar.[24] Bu inanç da Türk kültürlü halklarda çok yaygındır. Uygulama kanaatimizce kara iyeleri kandırmaya matuftur. Çok çocuklu ailelerin beşiğine onların kokusu sinmiştir. O bebeklerin koruyucu gücü, o beşikte bir koruma alanı oluşturmuştur. Çocuğu yaşamayan aile bu beşiği kullanarak güvenli alandan yararlanmış olmaktadır.

 

Lezgi halk inançlarında da ocuğun ve annenin yarı kırkı ve kırkının çıkarılmasında bir uygulama farkı görülmez. Kırklama dasüzgeçten geçirilecek su ‘el deymemiş su/temiz su’ olmalıdır.[25] Lezgilerde kırkı karışan bala ve analar için kıfıl/kilit açılır. Kabir üstünden/mezarlıktan gelindiği için Kırk basmış ise oradan getirilen toprakla ana ve bala çimdirilir. Lezgilerde kırkın dışında yarı kırk ve onu yapılmaz bu uygulama Moğollarda yapılır.[26]  Kilit Açmak suretiyle genç kızların bahtının açılması inanç ve uygulaması Gümbet-i Gavus’da İran- Horasan Türkmenlerinde de vardır.[27]

 

Lezgi halk inançlarında sünnet ve kirvelik vardır, ancak pek yaygın ve çok önemsenen bir kurum değildir. Lezgilerde sünnetidellek yapar, keser. Bu arada Lezgiler’de de Kirvenin kızı alınmaz.[28]

 

Lezgi halk inançlarında geçmişte diş hediği yapılıp yedi kapıya paylanırdı/dağıtılırdı. Ancak şimdilerde pek yapılmamaktadır.Hedik tabağı gönderildiği yerden boş gönderilmezdi.[29].

 

İmam hayratı, aşure aşı eskiden toplu yapılırdı. Hazırlanmış aşure aşı ortaya getirilir oradan paylaşılırdı. Fakirlere mutlaka pay ayrılır onlara da dağıtımı yapılırdı.[30]

 

Lezgiler’de göykuşağı/Gökkuşağı Peygamber kuşağı olarak bilinir ve heyecan yaratır. Altından geçilmesi ile ilgili efsaneler anlatılır. Lezgilerde de Delikli taştan ve ağaç kovuğundan geçerek şifa arama inancı vardır. Daha ziyade hasta çocuklar geçirilir.  Ayrıca bu taşlardan ‘Allah’ın hoş bendesinin yahşi bendesinin geçebileceğine inanılır ve günahkârların geçmekte zorlanacağı inancı vardır. Günahkârlar ve sevap sahipleri burada belli olur. Geçmede başarılı olanlar kurban keserler. Dağıstan’da Ahtı ve Rutulların gittikleriŞalbuz Baba bu türden yerlerdendir.[31]

 

Lezgilere mahsus halk oyunları vardır. Bunlar Lezgi oyunu olarak bilinir ve düğünlerde Toy, Lezgilere ait olsun veya olmasın Lezgi olanlar veya olmayanlarca oynanır. Lezgiler de diğer halkların halk oyunlarını oynarlar. Lezgi toylarında eskiden nara ve kara zurna çalınırdı at oynatılır, at yarışları yapılar pehlivan güreştirilirdi. Bir kısım Lezgilerde daha ziyade dağlık kesimin Lezgilerin de ‘Şah Bezeme’ varken Ağdaş Lezgilerin de onun yerini ‘Honça’ almıştır. Bezenen şahın dallarına çeşitli şirniler/tatlılar asılır ve verilen bir komut üzerine ‘here bir Allah desin’ denir ve cemaat hep bir ağızdan ‘Allah’ derdi.[32] Lezgi halk oyunları Anadolu’da da Kars ve Iğdır yöresinde ‘Kafkas oyunları’ olarak oynanırlar. Bunlardan Lerzinga sanırım Lezgi oyunu idi. Bu ve Şeyh Şamil Oyunu Kars milli-mahalli çok sevilen ve oynanan oyunlarıdırlar. Esasen Lezgi diye bilinen oyun ve onun musikisi Özbekistan ve Türkmenistan’da da bilinmektedir. Biz şahsen Karakalpaksıdan dinledik ve seyrettik

 

Azerbaycan coğrafyası halkoyun kültüründeki birliği çocuk oyunlarında da görmekteyiz. Lezgi çocuklarının farklı bir oyunları yokken birlikte yaşanılan diğer halkların çocuk oyunları Lezgi çocuklar tarafından da oynanılmaktadır. Eles Qasımov konuyu incelerken, çok önemli tespitlerini de açıklamaktadır. Hayvan kılığına girme ve hayvan hareketlerini taklit etme hayvan totemi ile bağlantısı iddia edildiği gibi değildir. Totemizm ile oyun arasında hiçbir bağlantı yoktur. Her bir halk iptidai dönemde sanatın başlangıcı zamanında avcılıkları esnasında gözlemledikleri hayvanlardan edinip oyunlara isimlerini buradan hareketle verdiler Kurt Oyunu, kartal Oyunu, tilki Oyunu, Ayı Oyunu ve diğer birçoğu bu türden oyunlardır. Kurt Oyunu’nun Türk savaş yöntemine yansıması da bu şekilde olmuştur. Türk Savaş sanatı Türk halk oyunlarından esinlenmiştir. Türk milli medeniyetinde ‘oyun’ anlayışını Şamanizm’e bağlamanın da yanlış olduğunu, oyunun erken kültüroloji düşüncesinde vahit halde mevcut olduğunu, Şamanizm sonraları buradan girdiğini belirtmektedir.[33]Buradan hareketle Azerbaycan folklor ve etno düşüncesine coğrafi şartlar iklim ve bitki örtüsü ile birlikte yansıdığını söyleyebiliyoruz. Bu tespit Türk kültür coğrafyasını oluşturan enlem ve boylamları, Türk kültür coğrafyasının coğrafi şartlarını, Türk kültürlü halkların etkisinde getirdikleri kültürün coğrafi özelliklerini gündeme getirmektedir.

 

Lezgiler Sünni inançlı Müslüman halklardandırlar. Azerbaycan’da Lezgilerin ayrı bir camisi farklı bir cemaati ve değişik bir mezarlıkları yoktur. Bunlar diğer halklarla birlikte ortaklaşa oluşturulmuşlardır. Taassuba kaçmayan samimi dinler açık fikirli insanlardır.[34] Bizim tanıma imkânı bulduğumuz Lezgilere dair kanaatimiz de aynı olmuştur.

 

Lezgi halk tefekkürü mevlitte olduğunu gibi bölgesel kültürün bir parçasıdır. Dua eden bir Lezgi “Allah’ım, bu dünyada neki/ne kadar Müslüman var, senin yolunda olan var, doru adam var unlara bütün konu komşuya senin yazığın gelsin hamına/hepsine rehim eyle içinde de bizlere” denir.

 

Lezgilerde balayı gelini ve binayı bed nazardan korumak için dua yazılır. Binalarda üzerlik de asılır. Hayvan kafası asan da olur. Gelin gelince onun başına saçı bereket ve tatlık için saçı yapılır. Gelin yeni evinin eşiğinden girmeden evvel boş sındırması/bir tabağı basarak ses çıkaracak tarzda kırması sağlanır. Bununla amaç kara güçlerin zararını def etmektir. Gelin için kesilen kurbanın kanı gelinin ayağına sürülür. Sacının içerisinde pul, şeker ve düğü/pirinç olur. Gelinin geldiği gün yakınlara yemek verilir ertesi gün helva yapılır. Seherinde gelin yüze çıkarılır.

 

Bölgenin diğer halklarından farklı olarak yüze çıkmamış gelin kaynatası ile konuşabilir. Bu benzeri tespitler kaynağın sosyal statüsünden de farklılık göstermiş olabilir ve teyit edilmeleri gerekir.

 

 

 

Lezgi halk inançlarında incir ağacından düşen ölür, inancı vardır.[35] Bu inanç Anadolu bir kısım Balkanlar ve İran Türk kültür coğrafyasında da vardır. Ayrıca Lezgilerde de insana süpürgenin değmesi ‘şer’ alameti olarak bilinir. Akşamdan sonra eşikten dışarıya sıcak suyun dökülmesi cinlerin yanmalarına sebep olacağı için doğru bulunmaz, cinler adama dokunabilirler. Lezgi halk inançlarında akşamdan sonra yapılmayan diğer bir uygulamada komşuya ağağartının verilmemesidir. Akşamdan sonra belirli ağ yiyeceklerden komşusuna veren kimsenin evinin bereketinin gideceğine inanılır.

 

Lezgilerde de yılan, kurt, ayı gibi çekinilen bir takım hayvanların isimleri yerli yersiz çeklimez/anılmaz. Bunlar örtülü bir şekilde kodlanarak ima edilerek anılır.[36] bu tür hayvanlar eski inanç sistemindeki bir takım totem, ongun veya töslerdi. Bunların muhtemel zararlarından korunmak isteniyor veya bunların muhtelif zararlı olabilecekler karşısında korumaları talep edilmiş oluyordu.

 

Lezgilerde de aynı kültür coğrafyasının diğer halkları gibi ölmüş bir yakınını gece rüyasında gören kimse Kur’an okur veya okutur. Türk kültürlü halklarda bu uygulamanın yorumu rahmete giden şahsın ruhu için hayır beklediği şeklinde yorumlanır ve az-çok ata ruhu ile ilgili bir inançtır.

 

Lezgilerde ölünün 3 ünde ve 40 ında yemek verilir. 52 si de yapılır. Yasın süresi de kırk gündür. Bölgenin ortak kültürlü diğer bazı halklarında görülen ve ocak kültü ile izah edilen ölü evinde 3 gün ocak yanmayacağı inancı Lezgilerde yoktur.[37] Lezgilerde de ölen kimsenin defin işlemi yapılıncaya kadar cesedinin üzerinde bıçak, makas ve benzeri bir demir bulundurulur. Bu inanç ve uygulama Türk kültürlü halkların hemen hemen hepsinde vardır. Çerkezlerde naaş yamçıya sarılır ve üzerine erkek olduğunu göstermek için bir kamakonur. Cenazenin başında önce yakınları dua ederler ve sonra evden çıkarılıncaya kadar evin gençleri onu yalnız bırakmaz başında beklerler (Murat Papu, Fatih Pınar, “Kafkasya’daki Çerkezya” Atlas Özel sayı Ağustos 2007, Sf. 24–44) cenazeyi define kadar yalnız bırakmama inanç ve uygulaması Türk kültür coğrafyasının diğer halklarında da vardır.

 

Lezgi halk inançlarındaki uğurluluk ve uğursuzluk inancı aynı coğrafyanın diğer halklarından farklı değildir. Lezgilerde de dükkânlar açılırken sağ elle açılır ve dükkâna sağ ayakla girilir. Yeni elbiseye ilkin sağ kol geçirilerek giyilir. İş yerine sabahleyin ilk gelen müşterinin gudümlüsü/kudümlüsü ve gudümsüzün olduğuna inanılır. ‘her şey kısmetle ve nasipledir’ denir.[38]

 

Bereket ile ilgili olan diğer bir inanç yağmur duası ve godi-godi gezdirme uygulamaları eskiden Lezgilerde var iken şimdilerde yaşatılmamaktadır. Nevruz Bayramı ise bölgenin diğer halkları gibi Lezgilerde de yaşamaktadır. Çeşitli pişindiler/yemekler, Mollaya Kur’an okutmalar, Çarşamba uygulamaları, bacadan torba salma, ocak kalama gibi uygulamalar yapılır.