TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASINDA TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASINDA GİRİŞ: Konuyu, Türk Kültür Coğrafyası tanımını açıklamaya başlayarak ele almak yerinde olabilir. Bunun için de ‘Türk’ ve buradan hareketle de ilgili coğrafyadan ne anladığımızı kısaca da olsa açmak isabetli olabilir. Giderek yağmurun dua ortamındaki anlamı üzerinde durulabilir. Nihayet yağmur ve duası ile ilgili açıklamalara bir altlık olmak üzere, duanın halk inançları algılayışındaki mahiyetine yer verilebilir. Bu coğrafyanın insanı olan Türk kültürlü halkların halk inançlarındaki yağmura dair inanç ve uygulamalara bu güzergâhtan geçilerek girilebilir, diye düşünüyoruz. Çalışmamızda yağışın; yağmur, kar, dolu olarak yağması halinde, sel gibi istenmeyen gelişmelere yol açması durumunda, karşılaşılan uygulama ve inançlara da yer vereceğiz. Kapalı ve yağmurlu havaların, yerini güneşli günlere bırakmasının istenildiği zamanlarda yapılan uygulamalar ve bunların ardındaki inançlardan oluşmuş mistik folklor ürünlerini de irdelemeğe gayret edeceğiz. Yağmur dualarının ‘Godi-Godi’, ‘Çömçe Gelin’ ‘Yada Taşı’ mistik tezahürlerindeki inanç katmanlaşmasından da hareket ederek; Gün/Güneş, Od/Ateş, Demir, Pir, Dağ/Tepe, Su, Ağaç, Taş/Kaya, Atalar Ruhu ve benzeri gibi kodlardan hareketle ilişkileri manalandırılmaya çalışacağız. Bize göre Türklük bir millete ad olmadan evvel de ve halen de bir kültür objesidir. Bu objenin kimliğini belirlemede ana dili ve doğma dini aynılığı, olmazsa olmaz, değildir. Türklük kültür dairesine giren kitlelerin anadilleri farklı olabilir, doğaldır ki, aynı dinden olmak sınırlaması da yoktur. Anadili farklı kimseler bu kültürün oluşmasında katkıda bulunmuşlar, keza farklı dinden kimseler de bu kültürün oluşmasında katkı sahibi olmuşlar, giderek Türk kültürlü halkların ortak katkıları ile kültür dilleri oluşmuştur. Türk kültür coğrafyası, Türk kültürlü halkların yaşadıkları coğrafyadır. Bu coğrafyanın tarihi arka planı, bu halkların birlikte paylaştıkları ortak tarihi geçmişleridir. Bu coğrafya üzerinde yaşanılan halklar aralarında ve temas halinde olunan halklarla birlikte birbirlerini inkâr etmeden, farklılıklarına saygılı davranarak, ortaklıklarını artıma amaçlı, sürekli sentezler yaşayarak, bu coğrafyayı kendilerinin kılmışlardır Yağmur Namazı, ‘namaz da bir duadır’ esaslanmasından hareketle bir duadır. Ancak Yağmur Namazı’nın ayrıca bir bölümü de duadır ve namaz şeklinde olmayan yağmur duası da vardır. Yağmur isteme namazı (İstiska)’nın Folklorik İslam’a yansımış şekline ve halk inançları kültüründeki çeşitlenmesine geçmeden, konuya dair bulgularımızı karşılaştırıp yorumlamadan evvel, İslam dini, inanç ibadet ahlak esasları çerçevesinde kısaca yağmur namazını tanıtmaya çalışalım. Saka kelimesi, Arapça sulamak veya suvarmak kelimesinden gelmekte olup, Allah’tan, mahlûkatını rızıklandırması için yağmurun yağmasını istemek anlamına gelir. Allah kullarının dilediklerini vermesi için kendisine dua edilmesini istemekte, kendisine dua edilmesini zor bulmayı onaylamamaktadır. Darda kalanların duasını duyup kabul edecek kendisinden başkasının bulunmadığını belirtmektedir. Rabbin nazarında kullarının değerleri, onların Rablerine dua etmelerindedir. İnsanlar ve cinler ancak Allah’a ibadet etmeleri için yaratılmışlardır. Buradan da hareketle Hz. Muhammed (s.a.v.) kurak mevsiminde bu namazı kılmış ve kılmayı tavsiye etmişlerdir. Prof. Dr. M.Cemal Sofuoğlu, İslam Dini İnanç-İbadet-Ahlak Esasları, Yeni Bir Bakış Yeni Bir Yorum, İzmir, 1996, Sh. 295–299) Yağmur duasından evvel bir kısım uygulamalar yapılır. Bunların bilinmesi, kültür coğrafyasındaki dini katmanlaşmadan gelen, çok kere istenilmeden şirk, hurafe ve bidatlere da açık olabilen uygulamaların anlaşılabilmeleri için önemlidir. Gerçi, geçmiş semavi dinlerin akaidini yeterince bilmeden, halk arasında halk inancı olarak yaşarak varlıklarını sürdüren uygulamalardan, hangisinin ne nispette hurafe olduklarını ve bidate yol açtıklarını, çıplak gözle görüp gösterebilmek pek kolay değildir. Aynı zamanda o derece hassas bir konudur. Ne var ki, alanla ilgili bulguların tartışılmaları mecburiyeti de, bilinmeyeni azaltmak adına kaçınılmazdır. Duadan evvel yapılan uygulamalar arasında fakirlere sadaka vermek, haklaşmış helalleşmiş olmak, dua esmasında başı eğik, boynu bükük ve hüzünlü olmak gerekir. Allah’ın yarattığı mahlûkatın perişanlığını göstermek için yağmur namazına çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar hasta ve zayıflar hatta hayvanlar da getirilir. Allah’ın duayı sevdiği inancından hareketle duanın 2 veya 3 gün tekrarlandığı da olur. İmam-ı Azam’a göre yağmur duası esnasında cemaatle namaz kılınmaz ve hutbe de okunmaz sadece edilir ve istiğfarda bulunulur. Yağmur namazında kamet getirilmez, tekbir alınır imam birinci rekâtta ‘Kaf’ ikinci rekâtta ‘inna erselna ‘Nuhan’ veya ‘ikterabeti’s-saati’ surelerini okur. Ya da birinci rekâtta ‘el-Gaşiye’ suresini okur. Sonra iki hutbe okur, minbere çıkmaz Hutbede nasihat edilmez dua ve istiğfar edilir. İmam kıbleye doğru dönük vaziyette dua ederken eller yüze dönüktür. Hz. Muhammed (s.a.v) bu namazı ezansız ve kametsiz hutbe okuyarak, yüzü kıbleye dönük eleri kaldırılmış haliyle dış giysisi ters çevrili şekliyle giyilmiş halinde kıldırtmışlardır. Başka bir tespitte de Hz. Muhammed hutbe okurlarken cemaatten birisinin kuraklıktan, çekilen perişanlıktan bahisle Peygamber efendimizden Allah’a yağmur yağması için dua etmesini talep eder. Bunun üzerine Hz. Muhammed 3 defa ‘Allah’ım bize yağmur ver’ der. Bu duadan sonra gökte hiç bulut yokken bir hafta yağan bir yağmur gelir. Ertesi Cuma bir Müslüman, yağan yağmurdan zarar gördüklerini, yağmurun dinmesi için Peygamberimizden dua etmeleri talebinde bulunur. Bunun üzerine Hz. Muhammed ‘Allah’ım yağmuru üzerimize değil, etrafımıza; dağlara, tepelere, vadilere, ağaçlı yerlere yağdır’ diye dua eder ve yağmur diner. Şafiiler yağmur namazını sünnet olarak kılarlar. Yağmurla ilgili Hud (as)’ın milletine Rablerinden mağfiret dilemelerini, yüz çevirmeyip, tövbe etmelerini ki gökten bol bol yağmur gönderip kuvvetlerinin artmasını sağlamasını, Nuh (a.s.) in da, ‘Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu o çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin, sizi mallar ve oğullarla desteklesin dediği bildirilmektedir. ( Prof. Dr. M. C. Sofuoğlu, a.g.e. .g.y.) ‘Allah’ın öteden beri süregelen kanunu budur. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın (Fetih Suresi/23) Yağmurun yaşam için zaruri olan bir rahmet olduğu bilinirken, bu rahmete Hz. Âdem’den itibaren ihtiyaç duyulmuş olması ve bunun da İlahi tebliğciler tarafından duyurulmuş olmaları doğaldır. Bizim çalışmamızla irdelemeye çalılaşacağımız husus, ilahi duyurulardan hangileri bu coğrafyada sade insan tarafından nasıl yaşatılarak günümüze geldi konusudur. Halk inançlarında saçı olarak yaşayan uygulama ne derece sadaka anlamındadır? Halkın folklor olarak yaşattığı bir takım tekerleme karekterli duamsı ifadelerde yer alan God gibi sözlükler Esna-ı Hüsna mı dırlar? İslam’da fakirin ve yetimin özel korunması gerektiği buyurulurken, Çömçe Gelin tiplemesi için seçilen Fakirek, Şiralı, Çavlı Kızek tipinin, yetim bir kız çocuğu olması, merhametin celbi temasının devamı mıdır? Hz. Muhammed’in dış giysilerini ters giymesi ile halk inançlarında yaşamakta olan ve ters doğrultuda mesajlar veren kuvvenin bağlantısı var mıdır? Bir çok yerde muhtelif vesilelerle karşılaşılan ters motifini yağmur duasında elleri ters tutmak, avuç içlerini yukarı doğru değil de aşağıya doğru tutmuş olmanın bir ilişkisi var mı dır? Aralarındaki münasebet nereden gelmektedir? Hz. Muhammed, Allah’a yağmurun yağması dileğini 3 defa tekrarlayarak yapmaktadır. Halk inançlarında da çeşitli örneklerine rastladığımız gibi, 3 defa tekrarlamış olmanın bir ilişkisi olabilir mi? Yada Taşı uygulamasının dini-sihri mahiyeti nedir? Gibi hususlarda olacaktır. Yada Taşı yaygın inanca göre, Tanrı tarafından Türklerin ceddi alasına verilmiş, Türk Lehçelerinde yad, cada olarak da geçen yağmur, kar ve fırtına çıkarılmasında da kullanılan bir taştır. Kıpçak grubuna giren Türk lehçelerin de ise karşılığı caydır. Çalışmamızda sadece çocuk dilek şiirlerinden hareketle mitolojik döneme seyahati denemeyeceğiz.’ölü dinler’ döneminin kalıntıları ile semavi dinlerin kavşak noktasına, Yağmur Duaları münasebeti ile de deyinmeğe çalışmayacağız. Yağmur habercisi olarak bilinen verilere de halk iklimbiliminden hareketle açıklık getirmeğe çalışacağız.’Kurt Yağmuru’ olarak bilinen yağmur türlerine dair bilgi vereceğiz. Yağmur sonrası oluşan ‘Gökkuşağı’ gibi olguların halk inançlarındaki yerini açıklamaya çalışacağız. METİN, Eskiden, Eski Türk kültürlü halkların muhtemelen ilk dinlerinden biri olan Tengricilik dönemine doğru gidildikçe, yağmurun yağmadığı zamanlarda Şaman/Kam adı verilen kimseler tarafından, Yada Taşı diye bilinen bir taş vasıtasıyla, istedikleri zaman yağmur yağdırırlar, bulutları hareket ettirirler ve gökten kar sağarlarmış. Kaşgarlı Mahmut ünlü eserinde yaz günü böyle bir olaya şahit olduğunu kaydetmektedir. (Besim Atalay, Divanü Lügat-it Türk Tercümesi, Ankara 2985, 2. basım, cilt II, s. 13–14, 59) Yada taşı ile yağmur yağdırma merasimini Kam/Şaman yürütürken dış giysilerini ters giyiyorlar mı idi, bunu bilemiyoruz. Ancak, bu merasimde tef ve ziller de çalınıyordu. Bu inanç ve onun farklı uygulama biçimleri günümüzde de Türk kültür coğrafyasında, Türk kültürlü yerleşik ve yarı göçebe halklar arasında yaşamaktadır. Mezopotamya Türk Kültür coğrafyasında Türkmenler ve Kürtlerde yağmur duasını şeyhler yönlendirir Dua için Şeyh ile birlikte cemaat bir suyun başına gider, burada şeyh suya atılır ve suyun başında def çalınır ve zikir yapılır. Biz Erbil’de bir Cuma namazında, hoca dua ederken cemaatin ellerinin yukarıya ve fena kimselere beddua ederken de, parmaklar açık vaziyete avuç içlerinin yere baktığına şahit olduk Şanlıurfa ilinde, kuraklık olduğu zamanlarda 40 küçük taş toplanıp bunlar okunduktan sonra Halil İbrahim Gölü’ne atılırsa, yağmur yağacağına inanılır. (M. Çini, “Urfa’ya Özgü inanışlar ve Vesveseler”, Harran Kültür ve Folklor Dergisi, 1980, S. 17, s. 13–17) Taş miktarının 40 olması, halk sofizmindeki kırk inancı ile bağlantılı olmalı. Zira Makedonya Türk kültür coğrafyasında annenin ve yavrunun kırklanmasında da kırk taş toplanıp kullanılır. Mardin’de yağmur duasına çıkan halk ilkin kabristanı ziyaret eder. Burada yağmur duası için yedi bin küçük taş toplanır ve bu taşların üzerine Allah’ın yağmur yağdırması duası yapılır. (O.S.Adal, “Savur’da Yağmur Duası”, Türk Folklor Araştırmaları, 1961, S. 151, s. 2367) Mezarlıkları ziyaret etmenin yanı sıra bu tür mekânların etrafında Yağmur Alaylarında olduğu gibi Düğün Alayları, Hacı Alayları, Askere Yolculama Alayları gibi toplulukların da tavaf edercesine döndükleri olur. Bu uygulama bu mekânda yatanlarla belki helalleşme ve belki de onlardan rahmet alma anlamındadır. Buralar sadece ecdadın yattıkları yerler değil çok kere yörenin ulu bilinen şahıslarının da yatmakta oldukları yerlerdir. Bu türden alaylar, “Âmin Alayları”, “Dua Alayları” olarak da bilinirler ve halk kültüründe önemli bir yer tutarlar. Belki de bu inancın bir tezahür şekli de ‘Kalın Oğuz Beylerinin el açıp alkış tutmaları’ dır. Halk arasında ‘Dua ordusu olmasa kılıç ordusu başarılı olamaz’ diye bir söz vardır. Bir hadisi şerifte , ‘Dua müminin silahıdır’ buyrulmuştur. Birçok halde dua ettirmek için, günahsız olmalarından hareket edilmiş olmalı çocuklar seçilirler. Yağmur dualarına seçilmiş olmaları gibi.(Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Babil yayınları, Ankara, 2006, s.185) Samsun’da yağmur duası için toplanılan taşlar köyün içinden temin edilir ve bir torbaya konularak suya sarkıtılırlar. Yağmur yağdıktan sonra bu torbanın sudan çıkarılması ile yağmurun duracağına inanılır. (Bülent Şişman, “İslamiyet Öncesi Türk İnanç ve Ritüellerinin Samsun Yöresindeki İzleri”, Türk Kültürü Dergisi, Eylül 1996, S.401, s.563–574) Trakya’daki Amucalu Türkmenlerinin yağmur duasını Baba, Halife Baba veya Derviş yönetir. (Yaşar Kalafat, Balkanlar’dan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları V-VI, Berikan yayınları Ankara 2007, Sh.83) Damal’ın Dadalı Türkmenlerinde yağmur duasını Dede idare eder. Dua Ulgar Dağı’nın Davar Kesen kutsal mevkiinde yapılır. (Yaşar Kalafat, a.g.e. Sh.98) Keleki-Azerbaycan’da, havaların çok kurak gitmesi halinde yağmurun yağmasına yardımcı olacağı inancıyla ‘Dolu Kayası’ diye bilinen kayadan bir parça alınır ve bu taş parçası Keleki Çayı’na atılır. Halkın inancına göre bu kaya 12 İmam’dan birisinin ayak izini taşımaktadır. Anadolu’da Hz. Ali ve İmamlarla ilgili hatıralar taşıdığına inanılan birçok yer vardır. İran Türk kültür coğrafyasında Ilhıcı’da Hz. Ali’nin torunu olarak bilinen İmam zadeden Gülmüşk Hatun Ziyareti vardır. Buradaki Eli Taş diye bilinen taşın Zülfikar ile ikiye bölündüğüne, Hz. Âlinin parmağının ve Düldül’ün nalının burada iz bıraktığına inanılır. Buraya yağmur dileği ile gelenler tepeye yürüyerek çıkarlar. Buradaki Şebek/Benzer Meydanı’nda yağmur duası yapılır. Kutsal mekânlara yürüyerek çıkmak, yalınayak çıkmak, ayrılırken gerisin geri giderek ayrılmak bir saygı göstergesidir. Keza bu çevrede Baba Pir Eli diye bilinen bir kutsal taş daha vardır ve buralara da yağmur duası için gidilir (Yaşar Kalafat, a.g.e. sh.109).Hazreti Ali kültü, Türk kültür coğrafyasının her kesiminde vardır.(Yaşar Kalafat “Türk Halk İnançlarında Hz. Ali Kültü”, Şehriyar Hayatı Edebi Kişiliği ve Eserlerine Bir Bakış (Sempozyum), 15–16 Mayıs 2003 Ankara, Sh. 33–34) Makedonya’nın Kanatlar köyünde yağmur duası için ‘Yağmur Taşı’na çıkılır. Yağmur Taşı yağmur duası için üzerine çıkılan belirli bir yerdeki korunan bir taştır. Yağmur yağdırma inancında Yada taşı kadar geniş yer tutan bir inanç ve uygulama da çocuklar tarafından oluşturulup uygulanan Çömçe Gelin, Gobbe Gelin, Dodi-Dodi, Godi-Godi gibi isimlerle de anılan merasimlerdir. Esasen Yada Taşı ile yağmur yağdırılması da, içerisinde kurban/saçının da bulunduğu ve bir din görevlisinin yönettiği bir rahmet talebi merasimidir. Birçok yörede olduğu gibi anadili farklılığına bakılmaksızın yağmurun yağmadığı dönemlerde Kars’ta Çömçe Gelin çıkarılıp gezdirilir ve böylece yağmurun yağacağına inanılır. (Ş. Elçin, “Çömçe Gelin”, Türk Folklor Araştırmaları, 1965, S.187, s. 3650, s.52) Çömçe gelin gövdesi süpürge sapı gibi bir sopadan kolları dallardan, yüzü gelin gibi süslenilmeye çalışılmış, kocaman yapma bir bebektir (M. Köse, “Godi-Godi”, Türk Folklor Araştırmaları, 1965, S. 187, s. 3650 ) Çömçe Gelin ile Godi Godi aynı şeyler midirler veya ne derece aynıdırlar Çömçe veya Gobbe Gelin daha ziyade isteyen ve Godi Godi de istenilen durumundadır. Çocuklar evlerden toplu halde pişirip yemek için bir şeyler isterken, Kepçe veya Çömçe gelinin ağzı ile istemekte yağmurun verilmesi söz konusu olunca da yağmuru Godi Godi’den istemektedir. İstekleri yerine getirilmeden dolaştıkları evlerin sahiplerince ıslatılmaktadırlar. Bazen da Yağmur duası ile Yağmur Gelini’nin gezdirilmeleri Ağrı’da olduğu gibi aynı bütünün içinde yer alırlar. İlkin Yağmur Gelini gezdirilerek, Godi gibi inanç etimolojisini yapmakta zorlandığımız güçlerden talepte bulunulur. Sonra İslami şartlarla yağmur namazı kılınır ( Yaşar Kalafat, Kuzey Azerbaycan-Doğu Anadolu ve Kuzey Irak’da Eski Türk Dini İzleri/Dini Folklorik Tabakalaşma, Kültür Bakanlığı, Ankara, 1998 Sh. 168–175) Yağmur Alaylarında çok kere Godi Godi ile Allah’ın ismi bir arada zikredildiği de olur. Türk kültür coğrafyasının Ortodoks inançlı ve dilleri Türkçe olmasına rağmen Anadolu Türklerince çok zor anlaşılan Çuvaş Türklerinde de Godi Godi inanç ve uygulaması yaşamaktadır. Godi Godi’yi gördün mü? Godi’ye selam verdin mi? Godi buradan geçerken Bir tas su verdin mi? (N. Gözaydın, “Çuvaşlarda Yağmur Duası”, Uluslar arası Folklor ve Halk Edebiyatı Semineri (Bildiriler), Ankara, 1976 s. 44–49 ) Yağmur duası Tuva Türk kültür coğrafyasında da vardır.