Başkurt Adının Türk Halk İnançlarındaki Yeri

 

Biz bu kısa bildirimizde “Kurt”un uzak geçmişten günümüze Bizim Avrasyamızdaki yeri üzerinde duruyoruz. Bizim Avrasyamız tanımı yakın çevresi ile Türk Dünyasını kapsarken, kapsamı içerisinde birlikte yaşadığımız hakları da olmaktadır.

 

Kurttan türeme veya kurt ata motifi her iki destanlarımızda yer tutarken[1]  Türk soylu kesimi de kapsayan Kafkasya’nın Nart türünden destanlarında da kurt’un özel yerini görmekteyiz.[2] Aynı zamanda Çeçen devlet ambleminde kurt motifi yer alırken milli kahramanlar. “Yalnız Kurt” ünvanı ile anılabilmektedir. Böylece Kurt’un  sadece Türk soylu toplumlarda değil kültür akrabalığımız bulunan diğer halklarda da kutsiyetini görebildiğimizi söyleyebiliriz.

 

Kurt, Altay Türk halklarımızda inanç unsuru olarak yer tutarken, bu inanç devamlılığını sadece Kurt Bayramını yapan Gagauz Türklerinde olduğu gibi hıristiyan Türkler de değil aynı zamanda kurdu kutsal sayan Karay Türklerinde olduğu gibi Musevi Türklerde ve Müslüman Türklerde de yerini korumaktadır.Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Türk parasında, posta pulunda ve benzeri daha birçok yerde kurt resmini görmekteyiz. “Atatürk’ün Kurdu” diye bilinen bir heykelciğin varlığı bilinirken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na da Türk Milliyetçiliği adına keza bir kurt heykelciliği armağan edilmiştir. Gagauzeli Cumhuriyetinin başlangıçta bayrağında kurt figürü var iken, halen devlet armasında kurt figürü vardır. Bilindiği gibi ilk kurt kafa sembolü Göktürklerin bayrağında vardır. Böylece söylenebilir ki Türk Destanlarında yer alan kurt figürü geçmişten günümüzü çeşitli Türk kesimlerinde en üst seviyede itibar görüyordu.

 

Bu noktada üzerinde durulacak husus Türk Mitolojisinde bir çok hayvan var iken, Kurt’u devlet sembolü haline getiren nedir? Kurt devlet resmi amblemlerinde yer alırken sadece resmi ortamda mı yaşamaktadır. Destanlarımızdan resmi amblemlere yansırken halk biliminde, halk kültüründe, halk inançlarında yer tutmamış mıdır? Halk inançlarında yer alan kurt hangi tipi yansıtıyordu. Biz bu ve benzeri sorulara cevap ararken “Göktürklerden Günümüze Türk Halk İnançlarında Kurt” [3] isimli bir çalışma yaptık. Bu çalışma bize, Türk halk inançlarında kurdun yerini gösterdi.

 

Türk Halk İnançlarında Kurt, çok kere Börü olarak bazan da Kaşkır veya Kaşı Kır olarak Gagauzlarda ise canavar olarak geçmektedir. Kutsiyet atfedilen veya göksel bir varlık olduğuna inanılan kurt her hangi bir kurt değil Bozkurt’tur. Bozkurt da esasen rengi muhakkak boz olan Kurt değildir. Bozkurt donuna girilen Kut bulmuş bir varlıktır. Türk Dünyası halk inançlarında geyikde, güvercin de Kartal’da olduğu gibi Bozkurt’un da donuna girilebilmektedir. Bozkurt’da boz, Kırat’daki kır ve ala geyikteki ala ak ve kara iyelerin bir dengesi olayıdır. Nitekim Bozkurt, zararından korunulması itibariyle bir kara iye konumu ile kendisine sacı yapılan ve ondan güç alabilme itibariyle de sacı yapılan bir ak ile konumundadır. Kara iye boyutu ile Kurt’un yerli yersiz ve bilhassa gece isminin anılmasından sakınılır. Zaruret var ise O, örtülü isimlerle anılır. Ak iye boyutu ile Kurt’un kılından, dişinden, gözünden, kafatasından tırnağından, kanından vs. uzvundan yararlanılır.

 

Hayatın muhtelif safhaları  itibariyle Kurt’a ait aksamlar nazardan ve korkudan korur. Görünmeyen güçlere karşı muhafaza eder, cesaretlendirir. Büyülerin bozulmasını sağlar, geleceğin iyi habercisidir. Dardan kurtarır. Bereket getirir. Bu anlamda; doğumda, doğumdan sonra, bebeklik ve gençlik dönemlerinde, evliliğin bilhassa gerdek gecesinde, savaşta, ölümde ölümden sonra, dini merasimde kurtla ilgili yüzlerce tespitimiz oldu.[4]

 

Başkurdistan’a bu konuyu bildiri olarak getirmemizin iki sebebi vardır. Bunlardn birisi Başkurt kelimesinin bize göre olan etimolojik izahı ve diğeri ise, Başkurdistan kelimesine verilmek istenen anlamdır. Bu konuya geçmeden evvel, yukarıda bahsettiğim bildirinin hazırlanmasından sonra konu ile ilgili derlediğim yeni bilgilere kısaca yer vermek istiyorum.

 

Bulgaristan’ın Kırcalı Sancağı ve Kayserinin bazı yörelerinde Gerdeğe giren damada annesi kapıdan hafiften seslenir.

“ Kurd musun koyun musun”

Vuslat gerçekleşmiş ise

“Kurdum” diye cevap verir. Beklenilen henüz olmamış ise oğlu içerden cevap verir, “Koyunum”[5] der.

 

Bilindiği gibi Kültiğin yazıtının doğusundaki “Tanrı güç verdiği için babam hakanın

ordusu kurt gibi imiş düşmanı koyun gibi imiş” ifadesine yer verilmektedir. Halk inançlarımızda zifafta başarılı  olmak yenmek ve başarısız olmak erkek için yenilgi olarak algılanır. Hakkari yöresinde başarısız çiftler kurt postu üzerinde birleştirilir.

 

Bulgaristan’ın Kırcalı sancağında “Kurt, köpek ulu dağında, gökten rızık yağacağına inanılır.”[6]Ergenekon destanında Ergenekon Türk halkına yetmeyince geçim sıkıntısı ve kıtlık başgösterince  Türk Halkına Bozkurt yol göstermiştir.

 

Artvinde loğusa kırklanırken kadın dizdeyken, yeni doğum yapmışken,

“Kulfu –Allahı Kurtlardan

Sem Allahı Şehitlerden

Dört bir yanı kilitlerden” diyerek ip dolandırılır ve yün tarağı başucuna  konulur iğne yatağa saçılır, saçı ağzına verilir. Loğusa yatağa Bismillahi ya Hazret-i Bir Allah denilerek yatırılır. Ve “sen mi alı gördün, al mı seni” denilir. Loğusa ve “ne  al beni gördü ne ben alı” der ve üç kere tekrarlanır cıra söndürülür.[7]

 

Bu iki tespitten birincide, kurt, şehit de olduğu gibi erişilmesi muteber bir makamdadır. İkinci tespitte ise “al ruhu”, “ateş kültü” de yer almıştır.

 

Artvin yöresinde kadının sütü gelmeyince

 

“gel sütüm

Dağda mısın, taşta mısın, nerdesin

İt yemesin, kurt yemesin

Bir koşmaya gel sütüm” diyerek üç Cuma sütünü çağırır böylece sütünün geleceğine

inanılır. [8]

 

Bu tespitte ise, “Kurt” sakınılan, kendisinden korunulan durumdadır. Muhtemelen kara iye görümündedir.

 

Türk kozmolojisinde kurt her dönem göksel bir varlıktı. Oğuz Kağan Destanında, Tanrının veya Tanrısallığın simgesi olan ışık’dan kurt ortaya çıkmıştı. Göksel olan bu kuvvesini yada taşından mı alıyordu.

 

A.İnan Yakutların Sata dedikleri Yada taşını anlatırken Yakut halk inancına göre bu taşın at, inek, ayı, kurt gibi hayvanların midesinde bulunduğunu belirtiyor.[9] Yada taşının hikmetleri bilinirken, özel kuvvelere haiz bu taşın bazı kurtların içinde bulunması bu kurtlara özel güç vermiş olduğunu düşündürebilir. Diğer taraftan en yaygın olan tözler, geyik, kartal ve kurt şeklinde olup direklerle çadırın önüne dikiliyordu.

 

Esrik yolculuğunda şaman göğe çıkarken veya  yer altına girerken kendisine yardımcı olan hayvanlar arasında ördek, kaz,kuş , geyik, at, ayı olduğu gibi kurt da vardı. Bu itibarla Türk dünyasından tespitini yaptığımız kurtdan yardım umma inancının proto –Türklere uzanan bir geçmişi vardır.

 

Göktürkler her yılın yedinci ayının yedinci gününde erkek ve dişi kurttan oluşan bier ataya , atalar mağarasına önünde kurban kesiliyordu. [10]

 

Biz yaptığımız tespitlerde “kurt hakkı” veya “ kurt payı” diye pay ayrıldığını, bu sacının çeşitli şekilde yapıldığını ayrıca Kurtnezir şeklince insan isimlerine Kırım Türklerinde rastlanıldığını tespit ettik.

 

Kurdun Proto-Türk döneminde bir totemken Hun Türkleri döneminde ata kültü karakterine dönüştüğü söylenilebilmektedir. Gönderlerdeki kurt tözler giderek bayraklarda şekillere dönüşmüş İslamiyet döneminde de Türk minyatürlerinde yer almış iken Çin Kaynakları Türkler arasında beyaz kurdun daha makbul olduğuna işaret etmektedir. Bizim halk inançlarından yaptığımız tespitlerde beyaz kurdun ayrı önemli olduğu görülürken Yaşar Çoruh, kara Kurt’un simgelediği özelliklere işaret etmektedir. Ak bilindiği gibi daha münis ve müjdeleyici olduğu kabul edilerek yardımına sığınılan kara ise hışmından korunmak için kendisine sacı yapılan bir iyedir. Kars’ın Karakurt bölgesi çetin kış şartları iye bilinir. Totem karakteri ile kurt, Karaçay tahta karyolalarına çizilen kurtta hala yaşamaktadır.

 

Biz eşini yitiren kurdun başka bir kurt ile çiftleşmediği ve hiçbir kurdun yavrusu ile birleşmediği karnı tok kurtun gereksiz yere canlılara saldırmadığı, her kurdun bir avlanma bölgesi olduğu, kuzulu koyuna saldırmaktan sarfınazar ettikleri türünden tespitler yapmıştık. Yaşar Çoruh  ise, zamanla Türkler kendi hayat tarzları ile kurdun yaşama şekli arasında bir yakınlık kurduklarını yarı yerleşik Türklerin, yerleşik  güney kavimleriyle olan mücadele şekli kurdun hayat tarzını andırdığını belirtmektedir.

 

Yaşar  Çoruhlu bir Sagay  menkibesinde yaptığı tespitte Topçan adlı bir kam gök ve kara bağların mücadelesini görür Topcan Gökboğaya saldırır yenilen gök bağa kurt biçimine girerek kaçar böylece Topcan kara boğaya yardım etmiş olur. Bektaşi menkıbelerinde de hayvan   donuna girerek mücadele etmenin örnekleri vardır. [11]  Kurt ongunu Wu- sunlar-dan Uygurlara kadar pek çok Türk kavminde önemli bir yere sahipti. Kurt başlı töz ya da sancağın en gelişmiş tasviri Doğu Türkistan Freskolarında rastlanılmaktadır.[12]

 

Y.Çoruhlu, Tulayev’in Karagas Şamanında şahit olduğu elbise başlığındaki kurt ağzı ve burnunun aplike edilmiş şeklini zikretmektedir. Biz Ohhan’ın albümünden bu türden resimler tespit ettik ayrıca halk inançlarına korkan bebeklerin  korkularını gidermek ve kırk çıkarmada esnetilmiş kurt ağzından geçirildiğini de tespit ettik.

 

Bu ve benzeri örneklere yüzlercesini ilave etmek mümkündür. Bu konudaki incelemelerimiz sürecektir. Konuya girerken de belirttiğimiz gibi Kurt’un Türk kozmolojisindeki yeri ve gücünün günümüze kadar devam eden uzantılarını bilmemize rağmen biz bildirimizde Bozkurt ve Kürdistan adları ile kurt adı arasındaki münasebetin irdelenmesi itibariyle bu konuyu seçmiştik.

 

Başkurt Türkçesinde arı,bal, kurdu olarak geçmektedir. Bozkurt kelimesinin bir izahıbeyarı, arı beyi, olarak yapılıyor. Diğer izahı ise geçmişte bir Başkurt ninesi bir rüya görür. Rüya da görür. Rüya da tüyleri ak olan bir kurt dara düşmüş yoksul halkın önüne düşer. Onları bir yere götürür. Bu güzel yurdun  adı baştaki kurttun yurdu anlamında. Başkurdistan ve burada yaşayan halkın adı da Başkurt’tur. [13]

 

Bizim değerlendirmemiz, Başkurt ninesinin rüyasında gördüğü Ak kurttan, Başkurtlara isim almışlardır. Zira mitolojik bulgular, kurdun yol gösterici olduğu ve Ak kurdun ise özellikle kutlu kabul edildiği şeklindedir.

 

1977 yılında Başkurdistan’da yapılan bir çalışmada Başkurtlar ve Sümerler ayrıca Kürtler ve Sümerler arasında bir bağ kuruluyor. Buradan hareketle Başkurdistan’ın Başkürdistan  olduğu iddia ediliyordu. [14]

 

Başkurt Sümer bağlantısı ciddiye alınabilir. Zira Sümerlerin Türklüğüne dair oldukça geniş malzeme vardır. Kürtlerle Sümerlerin özelde bir bağlantısını aramak gerçeği zorlamak olur. Ancak Türki bir unsur olan Kürtler doğal olarak Türk tarihinin genel de bir parçasıdırlar.

 

 

 

[1] B.Özel, Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar) Ankara, 1971

[2] Adilhan Adiloğlu, “Kafkas Nart Destanlarında Sümer ve Saka İzleri” Bilge 2001 Kış, sh. 29-32

[3] Yaşar Kalafat “Göktürklerden Günümüze Türk Halk İnançlarında Kurt” XIV Türk Tarih kongresi (9-13 Eylül 2002 –Ankara)

[4] Y.Kalafat a.g.m

[5] Dr. Ahmet Tacemen (…) Türk Kimliği Ankara, 1995, sh. 111

[6] Dr. A.Tacemen; age, sh. 330.

[7] Gülşen Balıkçı, “Artvin’in Bazı Yörelerinde Doğumla İlgiliAadet ve Uygulamalar, Türk Halk Kültüründen Derlemeler 1998, Ankara 2001 sh. 36-98

[8] Gülşen Balıkçı, “ Artvin’in Bazı Yörelerinde Doğumla İlgili Adet ve Uygulamalar Tarih Halk Kültüründen Derlemeler 1998 Ank. 2002 sh. 36-98

[9] A.İnan Tarihte ve Bugün Şamanizm …..sh.162

[10] J.P. Roux, “Eskiçağ ve Ortaçağda Altay  Türklerinde Ölüm, Çev. Aykut Kazancıgil, sh. 193-202 Y.Çoruhlu, Türk Mitolojisi, İstanbul 2002 sh. 57

[11] Y.Çoruhlu Türk Mitolojisinin Anahtarı, İstanbul 2000

[12] Y.Çoruhlu age. Sh. 60

[13] Y.Kalafat, “Ufa Uluslar arası  Türkiyat Kurultayı ve İdil Ural, Altay Türk İnançları” Türk Dünyası Araştırmaları s. 115S. 21-49

[14] Y.Kalafat “Ufa”