KARADENİZ YÖRESİ KÜLTÜR TARİHİNDE “HELVA”

GİRİŞ

Türk Kültüründe helvanın çok eski bir geçmişe sahip oluşu doğaldır. Zira helva göçebe bozkır medeniyetinin bir ürünüdür. Yapılması pratik, muhafazası kolay, gerekli malzemesi mahdut bir besindir. Kavut ile ev helvasının hazırlanması adeta aynıdır. Bu itibarla da sadece sıradan bir yiyecek değil adeta Türklerin mutluluk ve keder yemeğidir.

 

Türk kültüründe helvanın diğer önemli fonksiyonu inanç boyutundan gelmektedir. Eski Türk dini olan Tengricilik’de ruhlar/ata ruhları önemli bir yer tutmaktaydı. Hayat ölümle bitmiyor, devamlılık arzediyordu. Bu ve öteki dünya iç içe idi. Ruhların yardımının alınabilmesi veya onlardan gelecebilecek zararlardan sakınabilmek için bir takım uygulamalar yapılıyordu. Koku çıkarmak bunlardan birisi idi. Helva da hazırlanırken koku çıkaran bir nesnedir. Türk halk inançlarında koku faslı ayrı bir bahis olmakla beraber konumuzla ilgilidir.

 

Böylece denilebilir ki helvanın Türk kültüründe kod oluşturması Atlı Medeniyetin bir taam türü olması ve bu medeniyetin inancı olan Tengricilikte de koku itibariyle yer almasındandır. Bu itibarla helva Türklerin girdikleri Musevilik, İsevilik ve Muhammiyet de yeni şartlarda varlığını sürdürmüştür. Biz bu kısa girişten sonra Karadeniz çevresine öncelik vererek Türk halk kültüründe helva üzerinde duracağız. Bilindiği gibi sözlü kültür, bozkır medeniyetinin ürünüdür. Bu itibarla oradan başlanılabilir.

METİN

Anadolu’nun Türkler tarafından fethi döneminde Bağdat yakınlarında bir şehrin kuşatılmasında Selçuklu hükümdarı, feodal beylere dayanışma için haber gönderir, aldığı cevapta “yardım ederiz ama şehirdeki helvacıları bize vereceksiniz” olur.

 

Helvaya tuz konulması konusunda tereddütü olan bin hanımın “tuzsuz helva gibi ne yayılıyorsun” demesi ile ilgili anekdot meşhurdur. Anadolu’da “Helvacı Dede” yatırı ve menkıbesi vardır. Anadolu ve Azerbaycan’da ölüm kastedilerek “Babanın helvasını ne zaman yiyeceğiz” denir veya beddua edilirken “kara gününde helvanı yesinler” denilir. Bir çok ağıtımızda helva doğal olarak yer alır.

 

Erbil’deki Hacı Baba Efsanesi, Munzur’daki Munzur Baba Efsanesi gibi zeminden münezzek alma üzerine kurulmuştur. Her ikisinde de  köydeki çoban Haccadaki ağasının canının helva çektiğini hisseden ve onu aynı gün hem köyünde ve hem de hacda hacılar arasında görürler.[1]

 

İran’ın Dümbülü, Afşar, Boyat ve Giresunlu Türk boylarının yaşadığı Güney Azerbaycan’ın Hoy Bölgesinde Çille Gecesi akşamı Güz mevsiminin sonunda en uzun günün gecesinde kışın ilk 40 günü Büyük Çille, İkinci kırk günü küçük çilledir. Kış mevsimi için saklanan meyve, çerez, şirni çıkarılır. Çilli sofrası hazırlanır. Bu sofra iki tür de helva bulunur. Bunlardan bilinen helvadır. Diğeri “Peşmek”dir. Peşmek bir tür Tel helva’dır.[2]

 

Rodos Türklerinde İbrahim Paşa Caminde Bayram Namazlarını kılar ve hemen akabinde Hafıs Ahmet Paşa Kütüphanesinde toplanır. Kütüphanenin bahçesinde kurban kesilir. Buradaki Hicaz Tespihini 20 kişi çekerdi. Bayramlaşmaya gelenlere “Bayram Helvası” ikram edilirdi. Şimdikilerde helvanın yerini çikolata almıştır.[3]

 

Malatya Darende de ölü yası kırkı gün sürer. Ölü aşı ölünün evinde yenir. Komşular bu eve 7 gün yemek taşırlar. Yedi gün sonra ocak yakılır. Ocakta ilkin helva kavrulur. Kolu komşuya helva dağıtılır.[4]

 

Anadolu’nun bazı yörelerinde ölünün 3,7,9 ve 40. günlerine ilaveten 52. günü de yapılır. Bu günlerde hayır işlenir, lokma dağıtılır, helva kavrulur. Bunun adı “Hayır Helvası”dır.[5] Bunlar hazırlanırken koku çıkaran yemeklerdir.

 

İran’da yaşayan Karapapah Türklerinin kutladıkları dört Çarşamba vardır. Bunlardan üçüncü Çarşamba da  baş sağlığına gidilir. Yaslı aileler ziyaret edilir. Onlarla birlikte mezar ziyareti yapılır. Mezarlıkta hayır işlenir. Bu arada Hurma ve helva da dağıtılır. Biz İran’ın Kum Şehri şehitliğinde hayır işleme adına dağıtılan helvadan tadıp fatiha okuduk.[6]

 

Makedonya Türklerinde Tarikatlar da zikr ve ilahilerle, tekkelerde sene-i devir yapılır. Ölünün 7. ve 40. geceleri ayrıca kandillerde helva yapılır. Kandil simidi gibi “Kandil Helvası” da vardır.[7]

 

Zaza Türklerinde ölüm olduğu zaman 3 gün yemek yapılmaz. Komşular yemek yaparak getirirler. İlk Cuma günü bütün köy halkına evde yapılan “Un Helvası” ve ekmek dağıtılır.[8] Kuzey Irak’ta ölünün 3. ve 52. gününde helva yapılır ve hurma ile dağıtılır.[9]

 

İran’da yaşayan Ehl-i Hak inançlı Müslüman Karakoyunlu Türklerinde halk inançları genel Türk halk inançlarından  fazla farklılık yansıtmazlar. Ölüler evlerde, hayat (bahçe)lerde ve Kara çadırlarda yıkanırlar. Yas merasimi üç gün sürer. Birinci günün akşamı helva “ölü helvası” ile mezarlığa gidilir mum yakılır ve Fatiha okunur.[10]

 

Özbekistan Türklerinde ölünün ardından bir süre Perşembe günleri pilav yapılır. Buna“Perşembelik” denir. Ayrıca “Hudalık kılmak” uygulaması vardır. Buna göre ölü evi, ölüsünün ardından ölümün 3.7. 20 ve 40. günlerinde helva ve yemek verir.[11]

 

Rodos’daki Fethi Paşa Vakıfnamesinden edinilen bilgiye göre, varidattan yirmi kuruş sarfı ile kütüphanedeki “Gaziler Helvası” yaptırılıp Tevhid-i Şerif okunması sonunda bu helvanın fukaralara yedirilmesi istenilmiştir.[12]

 

Güney Azerbaycan’da yaşamakta olan Afşar Türkmenlerinde yılın ilk perşembesi Berat Gecesi gibi kutsal kabul edilir. İlk Perşembe günü herkes mezarlığa gider. Burada hurma ve helva türünden şeyler dağıtılır.[13]

 

Güney Azerbaycan’ın Afşar Türkleri yılın son çarşambasında “Eğirdek” yaparlar. Eğirdek yağda kızartılmış ufak yağlı ekmektir. Bunun için ilkin un yağda kızartılarak helva yapılır. Yufka ile doşap (üzüm pekmezi) karıştırılıp top biçiminde köfte köfte yapılır. Buna “müçe” denir. Yapılan bu hazırlık halk arasında dağıtılır. Anadolu’da peynir dürümü gibi helva dürümü de yapılır. Hıdırellezde piknik sepeti için hazırlanan “Ev Helvası” yassı köfte gibidir.[14]

 

Gürcistan Karapapah Türklerindeki bir inanca göre ölülerin ruhuna Cuma günleri Kur’an okunmasının sebebi Kur’an’ın Cuma günü gelmiş oluşundandır. “Gözü Ocakta olan ruhların ihsanına belirli günlerde helva kavrulur”.[15]

 

Doğu Anadolu’da kavrulmuş helvanın kokusunu alanın helvadan yemesinin de sevap olacağı inancı vardır. Böylece yiyen de ölünün ruhu için hayır işlemiş olmaktadır.[16]

 

Karay Türkleri de sevinç günlerin de olduğu gibi matem günlerinde de halka helva dağıtırlar. Cenaze defnedilip geri dönülünce Kara Helva Udur /Matem Helvası verilir. Ölümün kırkıncı gününde Ak Helva/ Renkli Helva verirler. Karaylar düğünlerinde de davetlilerine Ak Helva ikram ederler.[17]

 

Bayır-Bucak Türkmenlerinde Cuma akşamları “Pohur/Ada Çayı” yakılır. Meftanın ruhuna Allah rızası için Yasin okunur. Pohur’un konusunun 7 komşuya ulaşması arzu edilir. Kokuyu alan kimse salavat getirir. Böylece sevap kazanıldığına inanılır. Şam yöresi Türkmenlerinde ise buna paralel olarak helva da kavrulur.[18]

 

Kuzey Irak’da Türkmen ve Kırmançlar da Hıdırellez de Kurban kesilir ve helva yapılıp dağıtılır. Buna “Helva Hayrı” denir.[19]

 

Bulgaristan Türklerinde “Göçe Aşı”, “Ot Bitesi / Pidesi” gibi özel yemekler yapılır. “Yağ Kokutulur” Özel yemekler yapılması Hıdırellez / Hıdır Ellez Bayramının özelliklerindendir. Anadolu ve Azerbaycan Türklerinde de bu uygulama vardır. Yağ kokutulması Pişi ve Lokma yapma yanında Helva Kavurma şeklinde de yapılmaktadır. Anadolu’da bu uygulama Cuma günlerinin yanı sıra kandil geceleri de yapılır. Helvanın unu kavrulurken ve helva tadılırken geçmişlerin ruhuna fatiha okunur. Bazı yörelerde bu helvadan 7 komşuya dağılması gerektiği inancı yaygındır. Kutlu gecelerde kendisine helva gönderilen tabağı geri gönderirken tabağı yıkamazlar. Aşure tabağının yıkanmayacağı inancı ile birlikte düşünülünce helva ile aşure aşı inanç itibariyle denk düşünülmüştür.[20]

 

Rodos Türklerinde ev aşuresi yapılırken Aşurenin suyuna sıra tuz atılmasına gelince akraba olan herkez kazana bir tutam tuz atar ve atarken 1 Elham 3 İhlas okur.. Karıştırılırken de bir baş Yasin okunur. Anadolu ve Azerbaycan Türklerinde helva kavrulurken  Fatiha okunur. Aşure okunurken de Fatiha okunur.[21]

Urfa ve yöresinde, ölü çıkan evin mensupları, onun adına komşu ve akrabaları helva vetuz dağıtırlar. “Tuz-Ekmek hakkı” Türk halk inançlarında önemli bir yer tutar. Gürcistan Karapapağ Türk halk inancına göre “Narahat ölü (rahatsız ölü) hortlayabilir. Hortlamanın önüne geçmek için, ruhuna helva çalınır (kavrulur). Kurban kesilir ve hoyrat verilir.[22]

Trabzon yöresinde eskiden sıkıntılı rüya gören veya geçmiş yakınlarından birisini rüyasında gören kimse sadaka verir, Kur’an okur veya Helva kavurur konu komşuya dağıtırdı.

İran Karapapah Türklerinde Perşembe günleri ölü ruhlarının serbest bırakıldığı inancı vardır. İnanca göre bu ruhlar hayatta oldukları zaman kendilerine ait olan evlerin damında oturur ve ev ahalinin tutumunu gözlerler. Bu gecelerde iyi yemekler yapılır, mutlu olmaya ve iyi şeyler konuşulmaya çalışırlar. Gıybet edilmez. Cuma geceleri ölülerin ruhlarının evlerini ziyaret ettikleri, ölümün ilk kırk gününde ruhun evinden ayrılmadığı inancı ile Kur’an okutmak, helva kavurmak ve onları dağıtmak gibi inançlar diğer Türk ellerinde de görülen bir inançtır.[23]

Güney Azerbaycan’da ölmüş birisi rüyada sıkıntılı görülmüş ise ölü sahibine rüyayı giren gider, Kur’an okutturur, hurma dağıttırır ve helva kavutturur.[24]

 

Doğu Anadolu’da bilhassa alevi inançlı olan Müslüman Türk Zaza halkla “Mezar Kaldırma” geleneği vardır. Göktürkler ve Hunlarda olduğu gibi her yıl Haziran ayının ilk haftasında halk toplu halde ailece mezarlarının onarımına gider. Çeşitli yemekler ve özellikle helva götürülür. Yenilip içilir ve bir kısım yiyecek orada bırakılır.[25] Ölü aşı dökülmesi çok eski bir Türk inancı olup muhtevasında helva da vardır.[26]

 

Anadolu’da ölü yemeğine “Kı”, “Kırk Ekmeği”, “Kazma Takırtısı”, “Ölünün Kırkı”, “Kırk Yemeği”, “Can Aşı”, “Zıkkım Yemeği”, “Can Helvası”, “Ölü Ekmeği”, “Kazma Kürek Helvası”, “Hayat Yemeği”, “Ölü Aşı”, “Yiyeceğini Ekmek”, “Hayırtı Vermek” gibi isimler verilir.[27] Atmalı Aşiretinde cenaze gömüldükten sonra verilen yemeğe “Tavır Ber” veya “Kazma Kürek” denir.[28] Malazgirt’de “Ölü hoyratı” her yıl son baharda verilir.[29] Halk inançlarımızda aş dökmek, helva ile bağıntılı olmakla beraber ayrı bir konudur.

 

SONUÇ

 

Türk halk inançlarında “Peşmek”, “Bayram Helvası”, “Yer Helvası”, “Hayır Helvası”, “Kandil Helvası”, “Un Helvası”, “Ev Helvası”, “Hudalık Kılmak” “Gaziler Helvası”, “Müce”, “Kara Helva/Udur/Matem Helvası”, “Ak Helva” olarak bilinen helva iyi ve kötü günde hazırlanan bir nevi sacı’dır. Ata ruhu boyutu ve Türk inançlarındaki tütsü ve koku inancı ile de ilgilidir. Sadece Karadeniz ve günümüz itibariyle değil, Türk dinler tarihi ve kültür tarihi itibariyle de önemli bir kültür kotudur.

 

 

[1] Yaşar Kalafat, Türkmen Dünyası Karşılaştırmalı Türkmen Halk İnançları(…) Ankara, 2000 sh. 260

 

[2] Yaşar Kalafat, İran Türklüğü, Jeokültürel Boyut, İstanbul 2005 sh. 135

[3] Yaşar Kalafat, “Rodos’ta Türk Halk Kültürü” Prof.Dr. Abdurrahman Güzel’e Armağan, Ankara 2004 sh. 395-418

[4] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Ankara 1999, sh. 146

[5] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Ankara 1999 sh. 141

[6] Yaşar Kalafat İran Türklüğü / Jeokültürel Boyut, İstanbul 2005 sh. 69

[7] Yaşar Kalafat, Türk Dünyası Karşılaştırmalı Türkmen Halk İnançları (…) Ankara 2000 sh. 168

[8] A.Helvacıoğlu, Ovabağ Köyünün Kültür Değişmesi Bakımından İncelenmesi, Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, DTCF. Etnoloji Kürsüsü, 1982

[9] Dr.Yaşar Kalafat, Kuzey Azerbaycan –Doğu Anadolu ve Kuzey Irak’da Eski Türk Dini izleri – Dini Folklorik Tabakalaşma –Ankara  1998 sh. 161

[10] Yaşar Kalafat, İran Türklüğü, Jeokültürel Boyut, İstanbul 2005 sh 123

[11] Yaşar Kalafat, Türk Dünyası Karşılaştırmalı Türkmen Halk İnançları (…) Ankara 2000 sh. 293

[12] Yaşar Kalafat, “Rodosta Türk Halk Kültürü” Prof. Dr. Abdurrahman Güzel’e Armağan, Ankara 2004 sh. 395 – 418

[13] Yaşar Kalafat, İran Türklüğü- Jeokültürel Boyut, İstanbul 2005 sh. 154

[14] a.g.e.

[15] Yaşar Kalafat, Bakü Ceyhan Kültür Hattı, Ankara 2000, sh. 124

[16] i.Melikof, “Helva Töreni” (Çev. C.Uğur) Tarih ve Toplum, 1985, S. 13; H.Tanyu “Türklerde Helva İle İlgili İnanç ve Adetler” IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi II. , 9 Mayıs 1991 Antalya

[17] Ş. Şapsaloğlu, Kırım Karay Türkleri, C. 1 S. 608

[18] Yaşar Kalafat, Karşılaştırmalı Bayır-Bucak Türkmen Halk İnançları, Ankara 1996 sh. 7

[19] Y.Kalafat, A. Doğan, Kuzey Irak’ta Karşılaştırmalı Türk Halk İnançları, Ankara 1995 sh. 30

[20] Ahmet Tecemen, Bulgaristan Türkleri İnançları Veya Türk Kimliği, Ankara, 1985

[21] Yaşar Kalafat, “Rodosta Türk Halk Kültürü” Prof. Dr. Abdurrahman Güzel’e Armağan, Ankara 2004 sh. 395-418

[22] Yaşar Kalafat, Bakü-Ceyhan Kültür Hattı Ankara 2000 sh. 130

[23] Yaşar Kalafat, İran Türklüğü / Jeokültürel Boyut, İstanbul 2005 sh. 73

[24] Yaşar Kalafat, Türk Dünyası Karşılaştırmalı Türkmen Halk İnançları (…) Ankara, 2000 sh.260

[25] Ali Haydar Dedekurban, Zazalar’da Şölenler ve Törenler, Ankara 1994

[26] D.W.Eberhart, Çinin Şimal Komşuları, Ankara 1942

[27] Sedat Veyis Örnek, Anadolu Folklorunda Ölüm, Ankara 1971, s.89

[28] İ.Uçar, Tarih Kültür ve Folkloru ile Atmalı Aşireti, Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat fakültesi Tarih Bilimi Lisans Tezi, Elazığ 1989

[29] M.Polat Malazgirt ve Yöresi, Lisans Tezi Elazığ 1988 s. 87