Güney Kafkasya Barışının Sağlanmasında Anahtar Etnisite -Ahıskalılar

Giriş

Türkiye’nin Güney Kafkasya politikasının önemli meselelerinden birisini Ahıska Türkleri sorununun çözümü oluşturmuştur. Bu bakımdan Türkiye, 1944 yılında Stalin’in kararıyla yurtlarından sürülen, sürgün edilmiş diğer halklardan farklı olarak yurtlarına dönüşlerine henüz izin verilmeyen ve eski Sovyetler Birliği coğrafyasının çeşitli bölgelerine dağılmış bu halkın mağduriyetinin giderilmesi, kimliğinin ve kültürel varlığının korunması ve sürdürülmesi için olanakları çerçevesinde çeşitli program ve projeler hazırlamış ve uygulamıştır. Zamanla Ahıska Türkleri sorunu uluslararası platformlara taşınmış ve Avrupa Konseyinin (AK) gündeminde kendine yer edinmiştir. Bu haliyle Avrupa kıtasının ve uygarlığının meselesi haline gelmiştir. Son dönemlerde Ahıska Türkleri meselesi, giderek Kafkasya’da nüfuzunu artıran ABD’nin de ilgi gösterdiği konulardan biri olmuş ve bu çerçevede Rusya Federasyonu’nun (RF) Krasnodar Vilayeti’nde vatansız olarak yaşayan Ahıskalıların ilk grubu Temmuz 2004’te ABD’ye götürülmüştür. ABD’nin bu girişimi Ahıska Türkleri sorununa ilişkin Türkiye’nin de desteklediği AK’nin yaklaşımını nasıl etkileyecektir?  Bu soruyu yanıtlamadan önce sorunun değişik boyutları üzerinde durulacaktır.

Ahıskalılar sorunu Stalin dönemi Rusyasının Kafkasya demografisini alt-üst eden politikalarının bir ürünüdür. Amaç çeşitli sudan bahaneler yaratarak Partinin imkanları ile Gürcü milliyetçiliği adına etkinlik göstermekti. Bu maksatla bölgeye nüfus kaydırmaları ile iskanlar yapılmış, idari bağlantılar Gürcistan lehine geliştirilerek bölge halkları bölge dışına sürülmüş, demografik yapıdan Gürcülük adına siyaset üretilmiştir. Öyle ki, bu gelişmenin karşısında engel teşkil ettiği ileri sürülen Gürcü aydınları dahi Sibirya türünden bölgelere sürülebilmiştir. Stratejinin eğitim, kültür, iskan ve idari bağlantılar itibariyle merkezinde Gürcülük hareketi vardı. Gürcü aydınını ciddi şekilde üzen bu gelişme zamanla telafi edilmeye başlanılacak yerlerinden yurtlarından haksız ve ani uygulamalarla sökülüp atılan bölgenin masum insanlarının itibarları iade edilecek ve Ahıskalılar hariç hepsinin yurtlarına dönmeleri sağlanacaktır. Ahıska’nın geçmişte ve günümüzde Gürcistan siyasi sınırları içinde oluşu itibariyle sorun öncelikle Gürcistan’ındır. Aynı şekilde uygulama Sovyetler Birliği döneminde Sovyet yönetimince yapılmış ve RF de Sovyetlerin her alanda varisliğini kabul etmiştir. Bu itibarla da sorunun çözümünden RF de aynı derecede sorumludur. Sorunun çıkış şeklinde etnik ihtilaf, etnik milliyetçilik ve etnisitenin resmi ideolojiye yön vermesi rol oynamıştır. Doğal olarak çözüm arayışında da halklar arası eşit demokratik, paylaşımcı ilkeler etkin olabilmelidir.

Cavaheti Sorunu Açısından Ahıska Türkleri

Ahıskalılar Sovyetlerin Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi ülkelerine dağıtılırken onlardan boşaltılmış olan Ahıska’da Ermeniler bölge geneline yayılarak etkinliklerini artırmışlardır. Biz Ahıska diasporasını bir bir dolaşma imkanı bulduk. Ahıskalıların sürgünü ile bölgede demografik üstünlük sağlayan Ermeniler, Ahıskalıların geri dönüşüne şiddetle karşı çıkmakta, dönmeleri halinde de etnik temelde olayların çıkabileceğini ima etmektedirler. Bir taraftan Gürcistan yönetimi bölgedeki Ermeni ayrılıkçı potansiyelinin önünü alabilmek için Ermeni azınlığı rahatsız edecek gelişmelerden uzak durmaya özen gösterdiğini ifade etmektedir. Diğer taraftan da, bu Ermeni azınlığın varlığını ve politikasını Ahıska Türklerinin geri gelmesine karşı bir bahane olarak da kullanmaktadır. Oysa Ahıska Türklerinin geri dönüşü bölgede muhtemel irredentist girişimleri önleyecek en temel seçenektir.

Cavaheti olarak bilinen bölge, merkezi Ahıska olan Sameshi-Cavaheti vilayetine bağlı Ahalkale ve Ninotsminda rayonlarını içermektedir. Vilayet genelinde yüzde 42,87 olan Ermeni nüfusu söz konusu rayonlarda sırasıyla yüzde 94,3 ve 95,8’e yükselmektedir. Vilayetin diğer rayonlarındaki Ermeni nüfusu ise aşağıdaki gibidir: Ahıska (vilayet merkezi)- yüzde 36,6; Aspinza-yüzde 17, 5; Adıgün-yüzde 3,4; Borjomi-yüzde 9,6.[1] Bu coğrafi özelliği ile Gürcistan’ın Cavaheti bölgesi halkının yüzde 95’i Ermenilerden oluşmuş iken Ermenistan coğrafyasının Kuzey sınırı ile komşudur. 10 yılda Azerbaycan’dan işgal ettiği topraklarla birlikte yüzölçümünü yaklaşık yüzde 58 artıran Ermenistan bu zaman zarfında topraklarını 29,5 bin km2’den 46,82 bin km2’ye çıkarmıştır. Tartışmaya taşıdığımız konu tamamen Ermeni yayılmacı politikası değil veya öncelikli konumuz bu değildir. Halkların özgürce öz vatanlarında birlikte yaşamaları merkezli uygulamaların çözüm olacağı üzerinde durulurken yayılmacı uygulamalarla demokratik paylaşımcılığın bir arada olamayacağı itibariyle Ermeni yayılmacı politikasına vurgu yapılması gereği duyulmuştur.

Bu noktada Ahıskalıların yurtlarına iskanları konusu yayılmacılıkla sorgulanan Ermenistan itibariyle ayrıca önem arz etmektedir. Ermenistan Kuruluş bildirgesini üç deniz arasındaki muhayyel Ermenistan’ı hedefleyen Hay-Dat fikriyatına dayandırmıştır. Söz konusu üç deniz; Karadeniz, Hazar Denizi ve Akdeniz’dir. Bu günkü Ermenistan ile üç deniz arasında RF, Gürcistan, Azerbaycan, İran ve Türkiye’nin siyasi sınırlarıyla belirlenmiş toprakları vardır. Ahıska Türklerinin yurtlarına yerleşmeleri Ermenistan’la birlikte adı geçen 6 ülkenin uzak yakın vadede bölgesel barışının güvencelerinden birisini oluşturacaktır. Evvela Ermenistan yayılmacı bir politika izlemediğini göstermiş olacak, Azerbaycan’ın işgal edilmiş yüzde 20 toprağını iadesi kolaylaşacak, yurtlarına dönmeleri sağlanan Ahıskalılar Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ihtilafın merkezinde etnik milliyetçilik olmadığını gösterme fırsatı bulacaktır.

Günümüzde Ermenistan jeopolitiğinin temel özelliği karasallıktan, sıkışmışlıktan kurtulmak, bunun için de Karadeniz kıyılarına ulaşmaktır. Ermenistan’ın Ermeni etnisitesinden hareketle Gürcistan üzerinden Karadeniz’e çıkış arayışlarının 2 temel güzergahının olduğu üzerinde durulmaktadır. Bunları güney ve kuzey güzergahı olarak adlandırabiliriz. Güney güzergahı Ermenistan-Cavaheti-Acara (Batum) güzergahıdır. Kuzey güzergahı ise fiili durum sebebiyle Abhazya ağırlıklı olup ve Rusya’nın Krasnodar bölgesini de ihtiva etmektedir. Abhazya’nın bağımsızlığının Rusya’daki Ermeni diasporası tarafından şiddetli bir biçimde desteklenmesinin altında yatan faktör de budur. Uzun vadede kuzeydeki Ermeni yapılanmasının güneydeki yapılanmayla birleştirilmesiyle “Büyük Ermenistan”ın  Karadeniz ayağı sağlanmış olacaktır. Ama bütün bunlar için her şeyden önce Cavaheti’nin Ermeni topraklarına katılması gerekmektedir. Dolayısıyla Cavaheti’de monomilliyetli bir Ermeni yapılanmasını muhafaza ederek burayı Ermenistan’a katmak Büyük Ermenistan adına Karadeniz’e doğru en önemli adımlardan birisini oluşturacaktır. Ahıska Türklerinin yurtlarına dönmelerinin sağlanılması Gürcistan Ermenilerini kasaba bazında yakından izleyen Ermenistan’ı itham ve töhmetten kurtarmış olacaktır.

1989 nüfus sayım sonuçlarına göre Abhazya’da 76 bin Ermeni yaşamaktaydı.[2] Bu miktarla Ermeniler Gürcülerden (240 bin) ve Abhazlardan (93 bin) sonra üçüncü sırada gelmekteydiler. Abhazya savaşında Gürcülerin Abhazya’dan sürülmesiyle değişen demografik durumda Ermeniler önemli bir avantaj edinmişlerdir. Ayrıca Ermenilerin, Abhazlara oranla daha fazla kentli olmaları sebebiyle Abhazya’nın siyaset, ekonomi ve toplumsal yaşamında daha fazla etkin oldukları ifade edilmektedir.[3] Bugün Abhazya sorununun çözülmemiş olması yüzünden geri planda duran Ermeniler, sorunun Abhazya’nın bağımsızlığı yönünde çözülmesiyle birlikte ön plana çıkmaya başlayacaklardır.

“Büyük Ermenistan” açısından önemli rol oynayan bölgelerden birisi de bugün Rusya’ya bağlı Krasnodar vilayetidir. Bölgeye yönelik yoğun göç sonucunda Ermeniler Ruslardan sonra  vilayetin ikinci büyük etnik grubu haline gelmiştir. Krasnodar’ı da içeren Kuban bölgesinin tarihi Ermeni toprağı olduğuna yönelik ideolojik altyapı çalışmaları son yıllarda giderek artmıştır. Bu çerçevede özellikle Ermenilerin yoğunlaştığı, Abhazya’nın hemen kuzeyinde Krasnodar Vilayetin’e bağlı Adler bölgesinde Ermeni Ulusal Bölgesi oluşturma çabaları bilinmektedir.[4]

Ermenistan bağımsızlıktan sonra demokratikleşme ve kalkınma yerine dış politikada yayılmacılığı seçerken içeride etnik milliyetçiliği, mono milliyetçiliği politika olarak seçmiş, işgal ettiği topraklardaki Müslüman Azeri Türklerinden sonra Hay kavminden olmayan Gregoryen Tat, Hindu gibi halkları da Ermenistan’dan çıkarmıştır. Sadece Yezidi Kürtlere toleranslı davranmıştır. Ekonomik durumu bozuk olan ve ciddi göç veren Ermenistan’a, bölge halklarının bir arada barış içinde yaşamaları adına yapılan bu duyuruda adil davranılmış olunuyor mu? Nüfusunun 4/5’i Ermenistan dışında yaşayan ve milli şuurunu maalesef Türk düşmanlığı üzerine kurmuş olan Ermenistan perspektifinden bölgeye bakılarak bölge halklarının anti-emperyalist çatı altında birlikte yaşayabilmeleri paradigmasında Ahıska Türkleri merkezli farklı hususlar irdelenilemez mi? Böylesi bir çözüm Cavaheti Ermenilerinin yerlerinden oynatılmadan bölgede boş bulunan 88 köye Ahıskalıların yerleştirilmeleri şeklinde olabilir. Ayrıca Cavaheti’nin kuzeyinde halkı Yunanistan’a göçen 12 Ortodoks Türk köyü boştur. Bu bölgeye yerleştirilecek uyumlu ve çalışkan Ahıskalılar bölge ekonomisine katkıları ile Ermeni göçünü de önleyebilecek, Ahıskalılar bölgeye gelişleri ile Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında barış köprüsü oluşturacaklardır. Böylece Ermeniler yerlerinde kalacakları için Ahıskalıların bölgeye yerleşmelerinde gizli Türkçü emellerin olduğu iddiaları da çürütülmüş olacaktır.

Ermeni yayılmacı politikalarına Türkiye’den bakılınca, Türkiye’nin Ermenistan sınır kapısının açılmasını isteyen Ermenistan mevcut Türkiye-Ermenistan sınırını kabul etmiyor, sınır anlaşması yapmıyor, sınırın Türkiye yakasını Batı Ermenistan olarak algılıyor. Yukarıda da değindiğimiz gibi Türkiye’nin Doğu Anadolu topraklarını Batı Ermenistan olarak açıklıyor. Ahıska Türklerinin yurtlarına yerleşmesine sağlanacak Ermenistan desteği, Ermenistan’ı bu ithamdan kurtaracaktır. Bölge halklarının bölgenin nimetlerini paylaşmalarında daha cesur adımlar atabilmesi adına bu nokta bize göre fevkalade önemlidir. Nitekim, CIA kayıtlarına göre Türkiye’de 2 milyon Ermeni vardır. Türkiye’de vatandaş kaydı yapılı ve istatistiklere geçmiş Ermeni miktarı 40-60 bin arasındadır. Doğu Karadeniz’de mevsimlik çay işçisi olarak çalışan Ermeni miktarı ifadeye göre 20-24 bin arasındır. Ayrıca İstanbul ağırlıklı Türkiye’deki kaçak Ermeni işçi miktarı 100 bin civarındadır. Bunlara ilaveten 1915 olaylarından sonra Türkiye’de yaşamakta olan ve kimliğini saklayan “gizli Ermeni” diye tanımlanan bir kesimin olduğu da malumdur. CİA’nın rakamlarının abartılı olduğu bilinmektedir. Bu bilgiler sağlıklı da olsa şahsen bize rahatsızlık vermez. Biz Hopa’da çay işçisi ve Ardahan’da inşaat işçisi olarak çalışan Ermenilerle tanıştık. Hepsi de bölge insanının siyasi sınırlara rağmen birlikte yaşama arzularını açıklıyorlardı.[5]

Gürcistan’ın Avrupa Konseyi Nezdindeki Yükümlülüğü ve Vatana Dönüş Umudu

Ahıska Türklerinin dramı hakikaten içler acısıdır ve bitmek bilmemektedir. 1944’de birinci sürgünü yaşamışlar, ikinci ciddi acıyı – 1989’da Fergana olaylarında tatmışlar ve nihayet bir kısmı Elçibey’in Cumhurbaşkanlığı döneminde bugün Ermeni işgali altında kalan Azerbaycan topraklarına iskan edilmişlerdir. Bu toprakların 1993 yılında Ermeniler tarafından işgali üzerine yeni bir felaketle karşılaşıp tekrar göçmek zorunda kalmışlardır. İlginç olan Azerbaycan-Ermenistan savaşı bitince Ermeni hükümetinin göç ettirme politikasına rağmen Ermeni halk birlikte yaşadıkları bu yeni komşularının göçünü önlemek istemişlerdir. Ahıskalıları biz Kars’dan 1950’li yıllardan itibaren yakından tanımaktayız. Bu çalışkan, dürüst, mert, geçimli, uyumlu insanlar Posof’tan Kars’a gelir toprak kiralar, bostancılık yaparak Ahıska sebze halini kurar, bütün Kars’ı beslerlerdi.Bu insanların Ahıska’ya dönmeleri yöreye bereket getirecektir.

Ahıskalıların bir kısmı bu yolla Azerbaycan’a dönerken bir kısmı ise Anadolu’da yurt edinmişlerdir. Azerbaycan’da Sabirabad, Saatlı, Haçmaz rayonlarına yerleşen Ahıska Türklerine Azerbaycan hükümeti ev, tarla, bahçe, vermekle kalmayıp onlardan su, elektrik, doğal gaz ücreti de almamakta ve çocuklarının eğitimini sağlamaktadır. 2004 yılında biz Azerbaycan’ın Ahıskalıları iskan ettiği Sabirabad rayonuna bağlı köylerde inceleme yapma imkanı bulduk. Bu bölgeler Ahıskalılarca cennete dönüştürülmüş, bataklıklar kurutulmuş, taban suyu drenajla akıtılıp çoraklaşmış toprak ziraata açılmış, yörenin yeni halkı ile uyum içerisinde bir hayat başlatılmıştır. Aynı dönemde bir kısım Ahıskalı Türkiye’de Iğdır bölgesine yerleştirilmiş ve aynı ekonomik canlılık sağlanılmıştır. Bununla şu noktaya açıklık getirmeye çalışıyoruz. İster Türkiye’de veya Azerbaycan’da veya dünyanın her hangi bir yerinde olsun Ahıskalılar yurtlarına döndürülmedikleri sürece “Vatana Dönüş” mücadelesi sürecek Türkiye ve Azerbaycan Ahıska sorununa ilgisiz kalamayacaktır. Nitekim, 30 Haziran –4 Temmuz 2004 tarihleri arasında Bakü’de Ahıska Türk Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan “1. Uluslararası Ahıska Türkleri Kurultayı”nda Ahıska dernek ve vakıflarının temsilcileri, Azerbaycan ve Türkiye resmi iradeleri bu istikamette tecelli etmiştir. Ahıskalılar bölge ülkeleri arasında sorun çözümü unsuru iken sorun haline getirilmemelidir.

Ahıskalıların vatana dönüş projesine çözüm getirilmesinde en önemli taraflardan birisi şüphesiz Gürcistan’dır. Gürcistan AK’ne üyeliği sırasında Ahıska Türklerinin geri dönüşü  ile ilgili, üyeliğinden itibaren iki yıl içinde yasal düzenlemeyi yapmayı, üç yıl içinde geri dönüş sürecini başlatmayı ve üyelikten itibaren de 12 yıl içinde tamamlamayı taahhüt etmiştir. Aradan geçen 5 yıla rağmen Gürcistan bu konuda hiçbir müspet adım atmamış veya atamamış, ortaya alınmış bir mesafe koyamamıştır. Gürcistan vaki gecikmeyi veya savuşturmayı izah ederken de ülkesindeki diğer etnisite ile olan sorunlarını ve ekonomik imkanlarının sınırlılığını ileri sürmektedir. Bize göre Gürcistan’ın iki tercihi vardır. Bunlar etnik milliyetçilik merkezli yönetim tarzı alternatifi veya halkların demokratik haklarına saygılı eşitlikçi demokratik bir yönetimi seçmektir. Türkiye ve Azerbaycan, Ermenistan’dan daha farklı bir yaklaşımla Gürcistan’ın ulusal bütünlüğünü esas alan bir komşuluk ilişkisinden yanadır. Bize göre Ermenistan ve Türkiye için önerdiğimiz halkların demokratik ve eşitlikçi yönetim tarzı Gürcistan için de geçerlidir ve hatta Gürcistan bu yönetim tarz için bir az da şartların zorlaması altındadır. Halklara kendilerini tanımlama ve kültürlerini yaşatabilme ve kimlikleirni sahiplenebilme hakkı tanındığı takdirde, Ahıskalılar sorunu gündeme geldiğinde Gürcistan’ın ileri sürmüş bulunduğu Abhazya, Osetya hatta Cavaheti sorunu da bu yöntemle çözümlenebilecektir. Türkiye komşusu Gürcistan’a Acara sorununda olduğu gibi destek olacaktır. Keza Azerbaycan ve Türkiye Gürcistan’daki Karapapah ve Azerbaycan Türkleri konusunda sağlanılabilen demokratik ortam nispetinde Gürcistan’ın yanında olmaktadır. Nitekim Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin, Türkiye’deki Gürcülere vatandaşlık haklarının verilmesi yolundaki açıklamaları Türkiye’de de aynı demokratik olgunluğun bir sonucu olarak karşılanmıştır. Denilebilir ki, bölgesel kültür, tarihi ortak geçmiş bölge halklarının müşterek üst kimliğidir. Şüphesiz bu halkların kapsamında Ermeniler ve Ahıskallar da vardır. Türkiye’de bütün Kafkas halklarının etnik uzantısı olan halklar var iken bu anlamda Anadolu Kafkasya’nın ve Kafkasya ise adeta Anadolu’nun etno-sosyal yapı itibariyle bir parçasıdır. Bu etnik özellik ortaklığı semavi dinlerle bölge halkları farklı kimlikler edinmeden evvel başlamış atlı bozkır medeniyetinin müesseseleri ile tescil edilmiştir. Biz Gregoryanlığa da aynı açıdan bakıyoruz. Gregoryen Ermeni halkın arasında bu mezhebe mensup Türklerin de olabileceğini halk kültüründen hareketle izleyebiliyoruz. Nitekim Ortodoks Acara ve İslam Acara tanımı itibariyle Ahıskalıların Gürcistan halk kültürü ortaklıkları daha az değildir.

Gürcistan’ın ekonomik şartları bilinmektedir. Bu itibarla bu gerekçede haklılık payı vardır. Ne var ki, Gürcistan komşularını ve uluslararası sistemi de yakından ilgilendiren bu soruna el attığı an bölgeden ve muhtemelen Avrupa Birliği ve BM’den de yardım alabilecektir.

Amerika Yolcusu Ahıskalılar: Sorunun Çözümü mü, Yeni Sürgün mü?

Ahıskalılar konusu AK’den sonra ABD’nin de gündemine girmiştir. Süper gücün yüzyılda kendi diasporasını oluşturmuş bu halkın dramına ilgisiz kalması beklenemezdi. 1989 Fergana olaylarından sonra Özbekistan’dan çıkarılan Ahıskalılar RF, Azerbaycan, Ukrayna başta olmak üzere diğer SSCB Cumhuriyetlerine götürülmüştü. Bu çerçevede RF’ye yaklaşık 65 bin Ahıska Türkü’nün iskan edildiği bildirilmektedir. Bunun da önemli bir kısmı zamanla Krasnodar bölgesinde yoğunlaşmıştır. Hal hazırda Krasnodar bölgesinde kesin olarak ne kadar Ahıskalının yaşadığı bilinmemektedir. Krasnodar’daki Ahıskalıların sayısına ilişkin veriler 12 binle 30 bin arasında değişmektedir. Burada miktarları daha fazla olan Ermeni ve Ruslarla birlikte yaşamaktadırlar. Şu farkla ki, Ahıskalılardan sadece birkaç bininin vatandaşlık hakkı vardır. Rus vatandaşlıkları olmadığı için yerel makamlar Ahıskalıların toprak kira sözleşmelerini iptal etmekte, fabrika ve devlet kurumlarında çalışmalarına izin vermemekte, pazarlarda kendi ürünlerini satmalarına fırsat tanımamaktadırlar. Ahıskalılar, Krasnodar makamları tarafından yasadışı göçmen olarak addedildiğinden eğitim ve sağlık hizmeti almaları da engellenmektedir. Ayrıca, kendilerinden oturma harcının dışında, aylık vergiler alınmaktadır. Resmi polis kayıtları Ahıskalıların Krasnodar bölgesinde en az suç işlediğini gösterdiği halda yürütülen propaganda ile Ahıskalılar topluma potansiyel suçlu olarak takdim edilmekte ve bu yüzden de her vesileyle hakaretlere uğramaktadırlar. Böylece Ahıskalılar evlilik, eğitim, çocuk ve mülk edinme konularında vatansız muamelesi görmekte, sık sık Ermeniler ve Kossaklar tarafından saldırılara uğramakta, katmerli mağdur olmaktadırlar. Ahıska Türklerine yönelik saldırılar Krasnodar bölge yöneticileri tarafından desteklenmekte ve hatta teşvik edilmektedir. Ahıskalılara karşı ırkçı tutumuyla ünlü, Krasnodar valisi Aleksandr Tkaçev, yaptığı açıklamalarla Ahıskalıları sürekli kitlesel kıyım tehdidi altında tutmuştur.[6]

30 Haziran 4 Temmuz 2004 tarihlerinde yapılan “1. Uluslararası Ahıska Türkleri Kurultayı”na maalesef Krasnodar Ahıskalları temsilci gönderememiş, doğal olarak sorunları tartışılamamıştır. Konunun yerinde incelenmesi kararı alınmış iken basına ABD’nin Krasnodar Ahıskalılarını ülkesine davet ettiği haberi yansımıştır.

Yaklaşık iki yıl kadar önce ABD’nin Krasnodar’daki Ahıska Türkleri’ni ülkesine göçmen olarak almaya hazır olduğuna dair haberler basında yer almaya başlamıştır. 2004 yılı başında bölgeye gelen Uluslararası Göç Örgütü temsilcileri Ahıska Türkleri’nin ABD’ye gitmeleri için gerekli işlemleri başlatmışlardır. Bu çerçevede 84 kişilik ilk Ahıskalı grup 21 Temmuz 2004 tarihinde ABD’ye götürülmüş ve Philadelpia eyaletine yerleştirilmiştir. ABD’ye götürülecek Ahıskalı sayısına ilişkin rakamlar oldukça farklılık arz etmektedir. Bazı  kaynaklar 5-7 bin civarında Ahıskalının ABD’ye götürüleceğini söylerken bazı kaynaklar ise 11-12 bini bulacağını ifade etmektedirler.[7]Hatta Amerikan yetkililere dayanarak sayısının ne kadar olmasından bağımsız olarak Krasnodar bölgesinde vatansız olan tüm Ahıskalıların ABD’ye götürülebileceği de bildirilmektedir.[8] Her ne kadar ABD’ye yapılan göç gönüllü göç olarak gözükmekteyse de aslında Krasnodar’da maruz kaldıkları insanlık dışı muamele sebebiyle bunu yeni bir sürgün olarak değerlendirebiliriz. Ahıskalılar tarihte 60 yılda üç sürgün yaşamış tek halktır.

Bu konuyla ilgili yanıtlanması gereken birkaç temel soru vardır. Öncelikle, Krasnodar’daki tüm vatansız Ahıskalı’nın ABD’ye götürülmesi Ahıska Türkleri sorununu çözer mi? Kuşkusuz ki, sayıları on binlerle ifade edilen ve bugünkü Gürcistan sınırları içerisindeki yurtlarına dönmeyi arzulayan Ahıska Türklerinin küçük bir miktarının ABD’ye götürülmesi sorunu çözmez. Eğer öyleyse ABD’nin bu girişimini nasıl anlamlandırmalıyız? Burada üç olasılıktan bahsedilebilir. Birincisi, insani kaygılarla ABD yönetimi bir miktar da olsa mağdur insana yardımcı olmak isteyebilir. ABD’li yetkililer de bu girişimi “insani bir jest” olarak nitelendirmişlerdir.[9] Bununla birlikte, Gürcistan yönetimi üzerinde yoğun nüfuzu olan ABD’nin “insani jest”inin neden Ahıskalıların vatanlarına dönüşünün kabul edilmesi şeklinde tecelli etmediği yanıtsızdır. İkincisi, az sayıda Ahıskalıyı ABD’ye götürmekle ve Türkiye kamuoyuna yönelik sistematik bir propagandayla Türkiye’deki duyguları harekete geçirip, Ankara’nın bir süredir vazgeçtiği Ahıska Türklerinin Türkiye’ye getirilmesi politikasını yeniden canlandırabilir. Üçüncü olasılıksa, ABD’ye özellikle dayanılması zor koşullarda yaşayan ve bu sebeple Ahıska sorununu sık sık gündeme taşıyan Krasnodar  Ahıskalılarının götürülmesi Ahıskalıların yurtlarına dönmek için verdiği mücadeleyi zayıflatmayı amaçlamış olabilir.

Ahıska Türkleri sorunu ile ilgili üzerinde durulması gereken başlıca husus, bu insanların ister ABD’ye isterse de Türkiye’ye getirilmesinin sorunu çözmeyeceğidir. Çünkü sorun somut bazı kişilerin huzurlu ve rahat yaşaması sorunu değildir. Bu yalnız sorunun bir yönüdür. Sorunun özünde yurtlarından sürülmüş bir halkın itibarının iadesi, haklarının geri verilmesi yatmaktadır. Bu ise yalnız Ahıskalıların Gürcistan’a dönme hakkı almaları ve kullanmaları ile giderilebilir.

Gürcistan ise Sovyet döneminde direndiği gibi, AK’ye üye olurken 1999 yılında üstlenmiş olduğu, ayrıntılı ve takvime bağlanmış yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmakta, meseleyi sürüncemede bırakmaktadır. Bu durumda sorunun çözümüne ilişkin iki yol vardır. Birincisi, sorunun çözümünü isteyenlerin AK nezdinde başlatacağı girişimlerle Konseyin Gürcistan’a yükümlülükleri doğrultusunda baskı uygulamasıdır. İkincisi ise, Ahıska Türklerinin AK’nin bir organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Gürcistan’ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi dolayısıyla her yıl uğramış oldukları zararın tazmin edilmesi amacıyla dava açmasıdır. Ahıska Türklerinin Gürcistan’a dönmesini hedeflemeyen çözüm girişimleri sorunu çözmez daha da içinden çıkılmaz bir hale sokar.

ABD ilgi duyduğu bölgelerin bir kısım halkını evvelce Kıbrıs’ta ve Irak’ta olduğu gibi ülkesine aldığı, bunlardan bir kısmının eğitilerek bölgelerine gönderildiği bilinmektedir. Ancak Krasnodar Ahskallarının durumu oldukça farklıdır. Muhtemeldir ki, Krasnodar Ahıskalları ABD’de Ahıskalılar diasporasının öncüleri olacaktır. Bu aynı zamanda gelecekteki Ahıskalı-Gürcü ve Ahıskalı Ermeni ilişkilerinin tayin edici faktörlerinden birisi olacaktır.

 

[1] Gürcistan Devlet İstatistik Komitesi’nin internet sayfası için bkz. http://www.statistics.ge/

[2] Abhazya’nın nüfusu ve etnik dağılımı için bkz: Georgiy Jorjoliani, İstoriçeskie İ Politiçeskie Korni Konflikta V Abhazii/Gruziya, (Tiflis, Gürcistan Bilimler Akademisi, Meçniereba Yayınevi, 2000).

[3] Murat Şahin, “Transkafkasya Siyasi Coğrafyasında Etnik Dağılımın Etkileri”, Avrasya Etüdleri, No 19, (İlkbahar –Yaz 2001), Ankara, s.42-43

[4] Bu konuda daha fazla bilgi için bkz: Hasan Kanbolat, Nazmi Gül, “Kafkasya’da Cavaheti (Gürcistan) ve Krasnodar (Rusya) Ermenilerinin Jeopolitiği ve Özerklik Arayışları”, Stratejik Analiz, Cilt 1, No 6, (Ekim 2000), Ankara, ss. 5-18

[5] Türkiye’de terörün tırmandığı dönemde bilhassa Doğu Anadolu’da terörü Ermenilerin drije ettikleri  üzerinde de durulmuştur. Ayrıca, Türk-Ermeni sınır anlaşmasını yapmayan Ermenistan kendi ülkesinden göç yaşarken görünürde Ermeni olmayan Doğu Anadolu’ya Batı Ermenistan demektedir. Bu konu yazımız planına dahil değildir.

[6] Krasnodar’daki uygulamalarla ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. A. K. Osipov, Rossiyskiy OpıtEtniçeskoy Diskriminatsii: Meshetintsi V Krasnodarskom Krae, Moskova, Memoriyal Topluluğu Yayını, Zvenya Yayınevi, 1999. Ayrıca, Mikhail Savva, “Meskhetians Head For America”, IWPR, 11 Ağustos 1004 ve Jean-Christophe Peuch, “Russia: Meskhetians Setting Off Into New Exile But Vow To Continue Fighting”, RFE/RL Feature Article, 28 Temmuz 2004, www.rferl.org .

[7] BBC Radyosu 07:00-07:30 Türkçe Yayını, (13 Ağustos 2004).

[8] T. Kasimova, “Vaşington Predostavlyaet Ubejişe Turkam-Meshetinçam”, Eho Gazetesi, 26 Temmuz 2004, Bakü.

[9] BBC Radyosu 07:00-07:30 Türkçe Yayını, (13 Ağustos 2004).