HORASAN TÜRK HALK İNANÇLARI_2Doğu Beyazıt Gürkan Sempozyumları-Türk Halk İnançlarında Kurt

Gürkan’dan Tebris’e gelirken Erdebil’e geçtik. Buraya yol Bostanağbat’tan ayrılıyordu. Yaklaşık 600 km yol kat ederek gidip geldik. Sorap şehrinde güvercinlerin iki ayrı parkta heykellerini gördük. Bu havalinin insan dokusu tamamen Türk-Türkmendir. Güvercin şehitliğin ak-pak ruhların temsilcisi olarak kabul ediliyor. Yolda Şah Abbas’ın yaptırmış olduğu bir kervan sarayı gezdik. İfadeye göre 999 kervansaray yaptıran Şah Abbas’a “Neden 1000 değil?” diye sormuşlar. O da “1000 basit bir ifade olur. 999 daha hürmetlidir” demiş.

Türkmen halk kıyafetleri bilhassa bayanlarda Farslarınkinden çok farklı. Türkmenlerin bayan giysileri şal ağırlıklı Farslar çadır(çarşaf) örtünüyorlar. Bu durum Kemalkasin’de daha bariz. Okullarda ve resmi mahalli giysiye karşı bir baskı var. Biz camiye kadınların şal ile değil de çarşafla girmelerini öğütleyen afişler resimledik.

Erdebil’ de Şeyh Safuuddin Türbesi ve müzesini gezdik. Restore ediliyordu. İran’da Şii-Caferi şuur Şah İsmail-Şeyh Safuuddin’e mensubiyet şuurundan 10 kat daha güçlü. Burada Şah İsmail’in ve babası Şeyh Safuuddin’in türbesi de var. İki rekat namaz kılmak istedik. Mescit kısmı restore edilen kısımda olmadı. Camiini bulamadık. Adeta Şah İsmail’in itibari Azerbaycan’da daha fazla. Türbede Hz. Ali’nin aile halkını temsil eden açık elin taşa yansımasını resimledik.

Seyahatimizde Halaç Türkleri müzesinde de durmaya çalıştık. XVI. Türk Tarih Kurumu’na götüreceğimiz bildirimde Halaç halk kültürünün tarihi seyrini ele alacağımızdan bazı tespitler yapmaya çalıştık. Gürbulak’a girildikten sonra 70-80 kilometre sonra Halaç bölgesinden geçiliyor. Buradaki iki Halaç köyünden içerisinden yol geçen köyün halkı Azeri Türkü ve 70-80 hanelik bir köy. Bu köyün halkı Şii-Caferi inançlı Müslümanlardan oluşuyor. Hemen bitişiğinde yolun iç tarafındaki Halaç köyünde halk Kürtçe konuşuyor ve bunlar Sünni Hanefi İslam mezheplerine mensuplar. Aralarında kız alıp verme türünden ilişkiler vardır. İran’ın sair yerlerinde Türk Halaçlardan bir hayli varken Kürtçe konuşan ve Sünni-Hanefi inançlı yegane Halaç köyü bu köydür. Biz İran Türklüğü Jeokültürel Boyut isimli kitabımızda Halaç köylerinin halk inançlarını literatürden takip ederek aktarmıştık. Bu defa inceleme imkanı bulamamış olsak da görme imkanı bulduk. Düz arazide hayvancılık ve ziraat yapılan köylerdi bunlar.

Save Türkleri Tahran’ın batısında ve kuzey batı bölümünden miktarları 500 bin civarında. Bu bölgedeki Save ve kimi Türkler Şii inançlı Müslüman Türklerdir. Hemen hemen %100 Farslaşmışlardır. Hamedan Türkleri 1.5 milyon kadarken şehir merkezinde yaşayanlar tamamen Farslaşmıştır. Kırsal kesimlerde halk anadili Türkçe’yi kullanır. Şii İslam’a mensupturlar. İran’ın Sünni inançlı Türkleri sadece Türkmenlerdir. Hazer Türkleri köylerde Şii inançlı Müslümanlardan oluşmuştur. Kimlik şuuru olmayan İran Türk kesimleri arasında Halaç Türkleri de önemli yer tutmaktadır. Halaç Türklerinin de diğer Türk kesimlerle mensubiyet dayanışması yok. Daha ziyade Kum ve Save bölgesinde yaşamaktadırlar. Save bölgesinde Farslaşan 50 bin türk nokta hedef olara tespit edilebiliyor. En önemlisi Farslaşmaya karşı etno-sosyal yapıdan fikir üretecek ideolog, teknisyen ve stratejik yok.

İran’da Şii inançlı Müslüman Kürtler, devletle beraber hareket etmektedirler. İstanbul’dan sonra dünyanın en büyük Türk şehri olan 12-13 milyonluk şehirde 7 milyon Türk kültürel hayat itibariyle soluk alamamakta erimektedir. Gürkan’da yapılan kurultayın isminde Türkmen değil de Türk olsa idi faaliyet izni alamazdı. Resmi ideolojiyi Türklere Türkçe’yi sonradan öğrenmiş Farslar veya Moğollar gözü ile bakmaktadırlar. Okullarda Türkçe eğitim yok. Kürtler de Farslaşma karşısında kimliklerinde direnme şuuru daha fazladır.

Türkmenlerin Horasan bölgesindekiler Şii inançlı oldukları için resmi ideolojiyi ile ihtilafları bu noktada yok. Gülistan bölgesindeki Türkmenler Sünni inançlı olduklarından Tahran yönetimi ile ilişkilerde limonilik yaşayabiliyor.

Türkmenlerin kesimde şuurluluk daha ziyade üniversite gençliğinde Tebris’te, Urmiye’de, Zencan’da, Erdebil’de gözlenebiliyor.

Şehriyar’ın Haydar Baba’sından yakından tanıdığımız Karaçimen caddesi gibi birçok yerin içinden veya yakınından geçtik. Bu bölgede de Halaçlar yaşıyor ve yöre El Halaç olarak biliniyor. Burada 10.000 kadar Halaç Türkü köylerde 2.000 kadar da şehir merkezinde yaşamaktadır. Halaçlar konusunda Ali Kevreli’nin “İran Türkleri Mecmuası”nda Dr. Rıza Heyet’in İran Türkleri kitabında, Dr. Zöhrabi’nin Şair Selimhanlı (Tebris 2003) eserinde bilgi olduğu ifade edildi. Biz Yozgat-Şafaatlı-Halaçlı köyünde halk inançları incelemesi yapmıştık

Gürkan kuzey batısında Gürkan’a yakın bir Kayı köyü var. 100 haneli bu köyün halkı kendisini Kayı Türkü olarak biliyor. Yekekaz isimli bu köye 1 saatte gidilebiliyor. Yakın olsa idi biz gitmeyi düşünmüştük.

Gürkan pazar yerinde dolaşırken kutsal kabul edilen bir mekana rastladık. Burada Şii-Caferi inanç içerikli İslami posterler satılıyordu. Muslukların bir kısmından erkekler bir kısmından da kadınlar su içiyordu. Musluklara zincirle bağlanmış toplu halde kilitler vardı. Burası Hz. Ebulfez’in makamı idi. Çok güzel biri suyu vardı. Biz de su içip fatiha okuduk ve bu mekanı resimledik. Burayı görünce Makedonya’daki türbeye kilitleri, Mezar-ı Şerif’teki türbeye açılan kilitleri Türkiye’deki akarsuya atılan kilitleri hatırladım. Hepsi bağlanmış bahtların kısmetlerin açılması inancı ile yapılıyordu.

İran’da Şii-Caferi bölgede bu inanç doğal olarak folklorik İslam’a da yansımıştır. Biz bu gerçeği “Yaşar Kalafat, “Vatan-İran-Turan Hattı ve Caferi Türklerde Halk İnançları” Türk Dünyası Araştırmaları Haziran 1997, S. 108, Sh. 41-68) isimli çalışmamızda da belirtmiştik. Bostanhama’da seyir halindeki bir şoför kaza yapmış bir meslektaşını görünce biraz ağırlar. Sadaka niyetine cebinden birkaç kuruş çıkarır başının etrafında 3 defa dolandırır ve ilk fırsatta bir fakire verilecektir. Başına dolandırırken “Başıma dolanım ya İmam Rıza’yı Garip“ der. Neden İmam Rıza ve neden garip diye sorulunca verilen cevap da;

“Seher seher at oynatan meydandı

Muhammed şehrinde dökülen kandı

Evvel ki imamın şehidi Merdan elidir.”

denilir.

Azeri Türk halk inançlarında “godi-godi” uygulaması ise “çömçe gelin” uygulaması arasında farklı mesajlar olduğuna dair tespitlerimiz oldu. Adeta “çömçe gelin” yağmurun yağması ve “gobi-gobi” çok yağan yağmurun durması anlamında uygulanıyor. Gobi Gobi’de;

Gobi Gobi

Gün buralara

Gölge dağlara

Günüm gelip su içmeye

Mavi donun değişmeye

Judi geler ha

Judi geler ha

Godu-Godu Gök Tanrı’nın yeryüzünde görevlendirdiği kimse, ruh, güçi iyedir. Sümerler yer Tanrısal gücüne veya Tanrısınca Goda derlerdi. Çeçenistan’da “Gud Ermez.” Diye bilinen dağlar vardır. Bunlar Tanrı dağları olarak da geçer. Bölgenin eski inanç sisteminde en(=gök, göğün ruhu), ki(=yer, yerin ruhu) en-ki=yerin ve göğün ruhu olarak bilinir. Şamanizm’de akşam karanlığının bastırma saatinde şaman da korku yaşar bu saatten çekinir, ürperir.(Kaynak kişi Cemal Ayrimi)

Anadolu’da akşam ezanının okunma saatinde anneler dışarıda oynamakta olan çocuklarına “girin içeri yer-gök mühürlendi” derler. Bu saatten sonra defin yapılmaz, dışarıya sıcak su dökülmez. Kırkı çıkmamış çocuğun çamaşırı asılmaz. Kars yöresinde bu saate “göğün eşine kavuşma saati” denir (Yaşar Kalafat, “Eski Türk İnançlarının Kars Yöresindeki İzleri”, 4. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildiriler,Ankara, 1992, Sh. 149-169 ).

Makü’den başlayıp Tebris, Tahran, Gürkan, Kümbetikavus, Bostanabat, Erdebil, Tahran, Tebris ve Makü güzergahı ile tamamlanan 6-7 günlük karayolculuğu yaptığımız seyahatte halk inançları da derledik. Bu derlemede Azerbaycan Türklerine ait bilgileri Cemal Ayrimi Kaşkayi Türklerine ait bilgileri Esatullah Matufi, İran Türkmenistan’ı Türkmenlerine ait bilgileri Gurban Sehhet Bedahşani’den aldık.

Kaşkayi ve Azeri Türklerinde bir çocuk dünyaya gelince yeni bir gelin getirilince “kademi mübarekli=ayağı uğurlu olsun” veya “dırmağı berk olsun” denir. Çocuklar için “analı babalı büyüsn” denilir. Taziyeye gidilmiş ise Kaşkayilerde “inşallah bu ayak ile gelmeyek” denir. Anadolu’da “daha mutlu günlerde görüşmek üzere” veya “bizi acılar bir araya getirmesin” gibi eş anlamlı sözler söylenir.

Biçim üzerine gelen bir kimse biçenlere “Allah bereket versin” veya “bereketli olsun” der. Böyle hallerde “enam” alınır. Tarla sahibi bir bağ ekin alır eline orağı veya tırpanı havaya kaldırır ve “biçim mi kesim mi?” der bir miktar para alır ve biçer. Buna enam denir.

Nikah vakti gelinin başına bir bez gerilir. Bu bezin üzerine kelle şeker kırılır. Kırılan şekerin büyük parçasını bekar gençlerden biri kaçırır. Kızın anası para ödeyerek bu şekeri geri alır. Azeri Türklerinde gelinin sandığına ayna konulur. Damat için “damat hamamı” yapılır. Gerdeğe girmeden evvel yapılan bu hamama damatla birlikte sağdıç ve soldıç da götürülür. Hamamın parasını bizzat küregen damat der. Hamama gelenlerin kamı(tümü) küregenin konuğudur. Eskiden bu hamamlarda müzik de olurdu. O günün akşamı gelin küregenin evine götürülür.

Kaşkayi Türklerinde de “başına dönmek” inanç ve uygulaması vardır. Kurban olmak anlamındadır. Nezirolarak da başına dönme nezir edilir. Şifa bulmak amaçlıdır. “kurbanın olam” sözü il kötü bela bana gelsin anlamındadır.

“Darısı başına” sözü Kaşkayi Türklerinde de vardır. İzahı yapılırken saçıdaki darı sana da nasip olsun demektir. Sen de gelin veya damat ol, senin de gelinin veya damadın olsun, gelinin başına saçılan darı sana da kısmet olsun, sen de o mutluluğu yaşa olarak yapılmaktadır.

Alevi kesimde dede köye gelince onun önüne getirilecek elma sıradan elma olmamalı “kızıl elma” olmalı inancı vardır. Dede kızıl elma bağlantılı inançlar Anadolu Alevi-Bektaşi inançlı kesimlerde de vardır.( Yaşar Kalafat, “Mefküre Halk Tasavvufu Kavşağında Türklerde ‘Elma” ), III. Lokman Hekim Tıp Tarihinde Folklorik Tıp Günleri Sempozyumu, Urfa, 22-24 Ekim 2003

Kaşkayilerde hamile gelinin bebeğinin cinsiyetini tayin için 13-14 yaşlarında bir kız çocuğuna ölü bir yılan verilir. Çocuk yılanı gelinin başından sırtı istikametinde geriye doğru atar. Yılan sırtı üstüne düşerse oğlunun karnının üzerine düşer ise kızının olacağına inanılır.

Kaşkayi Türklerinde “avı açılmak” inanç ve uygulaması vardır. Bu tatbikat bir türlü avlanamayan avdan eli boş dönen avcılar için yapılır. Bu tür avcılara “tüfeği bağlı” denir. Bu durumda olan avcının tüfeği 13-14 yaşlarındaki bir genç kızın giysisinin üstünden aşağıya doğru sarkıtılır iki memesinin arasından geçirilir ve bacaklarının arasından çıkarılır. Böylece tutuk, kapalı veya bağlı kabul edilen tüfek açılmış, bağı çözülmüş olur. Böylece avcı da avlanabilecektir. Bağ, bağlanmak, bağlamak Türk kültürlü halklarda önemli bir yer tutar.(Yaşar Kalafat, “Alanya ve Yöresinde Kilit Bağ Kitlenmek Bağlanmak” Alanya Tarih Kültür Semineri III, Alanya 2004, Sh.492-496)

Esatullah Matufi Merdani Kaşkayileri anlatırken Kaşkayilerin bir eli yoktur. Kaşkayi Türkleri 5 vilayette yaşarlar demektedir. Kaşkayilerin arasında Halaçlar da vardır. Onlar da Şii inançlıdırlar. Uzun Hasan’ın torunu han olduğu dönemde bu bölgenin Türkleri Şii oldular demektedir.

Karapapah Türklerinde 40. günde gelinin ve damadın kerki dökülür. Bu gün hamama gidilir. Ayrıca boy abtesti de alınmış olur. Dede Korkut’ta kızın okunun düştüğü yerde “gerdek otağı” kurulduğu geçer. Kırk dökülünce evde yemek içmek olur. Şenlik yapılır. Hediyeleşmek olur. Eş dost davet edilir. Nir, Şahseven bölgesidir. Burası iki çay arasıdır. Ağlayan ve Berekli çayları.

Kına gelin kıza, oğlana(damat adayına) ve arkadaşlarına yakılır. Bu bölgede ağ(ak) güvercin şekilleri ruhu temsil eder. Anadolu’da Şah İsmail taraftarları Kızılbaş olarak bilinir. İran Türklerinde Şah İsmail taraftarları Şahseven onlara karşı olanlar ise Kızılbaş olarak biliniyorlar.

Azeri Türklerinde hayırla başlayıp hayırla bitmesi istenilen her işte besmele ile birlikte ehliyetin de ismi zikredilir. Arabasını çalıştırmadan evvel bir sefer “Bismillahirrahmanirrahim Allah, Muhammed, ali, Fatma, hasan ve Hüseyin Pence-i aba” der sonra arabasını çalıştırır.

Çocuğa adı Kur’an-ı Kerim okunarak konulur. İsimler daha ziyade dini karakterlidirler. Halk sözlü kültürü itibariyle İran Türk kesimleri ile Anadolu veya Azerbaycan Türkleri arasında hiçbir fark yok. Ancak örnek zenginliği var. “Devem yorulup sermanım ölüm.” “unu eledik kattık kepeğe” “eleğim elenip kalburun göğe fırlanıp” gibi…

İran Türkmenleri halk inançları denince hatıra Kurban Sukkat Bedahşan geliyor. Birkaç kitabı çıkmış birkaç kitabı da yayına hazır durumda. Bizden hiçbir şeyi esirgemedi. Ben Uluğ Türkistan diğer bölgelerindeki halk bilimcilerden gördüğüm özveriyi Batı Türkistanda da gördüm. Türkmen halk tefekkürüne göre dünya bir öküzün boynuzunun üzerindedir. Öküz dünyayı bir boynuzundan ötekine aktarırken yer sarsıntısı olmaktadır.

Türkmen inancına göre ruh bakidir. Bu dünyada vücudu terk etmesi onun olduğu anlamına gelmez. Ruh vücudu ölen kimsenin burnundan çıkarak terk eder. Ölüm meleği(Azrail)in can alacağı kimseye geldiğinde çok heybetli göründüğü inancı vardır.

Türkmenlerde ninni karşılığında hudi, mehtaplı gecelerde kızların özel türkülerine lehle deniliyor. Bu Anadolu’daki yaşlı ve neşeli günlerdeki kadın ve kızların ellerini kullanarak yaptıkları zılgıta benziyor. Bunlar parmakla gırtlağa vurularak, elin yan tarafı ile gırtlağa vurularak, ağza vurularak çeşitli şekillerde yapılabiliyorlar. Zılgıtın vatanının Arap coğrafyası mı yoksa Türkistan mı tartışması konusu olabilir.

Badahşan Hoca Türkmen ertekileri (efsanelerini) de derlemiş.

İran Türkmenlerinin halk inançları konusunda Kurban Suhhat Bedahşan “Türkmen İremeleri” isimli bir kitap hazırlamıştır. Bizden esirgemediği kitabı gözden geçirirken bazı sorularımızı cevapladı.

Türkmenlerde yedi ene(ana) ve yedi ana hakkı vardır. Her Türkmenin yedi anası vardır. Bunlar; hava(heve) ene/ana, bibi ene/ana, süt ene(kemik ene) öz anası, göbek ene, beneke ene(talim terbiye enesi), kaynana,yenge ene, sırdaş ene

İran Türkmenlerinde “seç gece” uygulaması vardır. Bu gece od/ateş yakılır. Her yıl bu gecede herkesin kısmetinin belirlendiğine inanılır. Bu gece ayı/meret ayında berat gecesindedir. Od yakılırken;

Şaman od

Boldum şad

Korlap(parlamak) üstümden döktüm

Zorkap(yalvarmak) günahlarımı döktüm

Hayır kıl sen işimi

Gorap(görüp) sakla başımı

Kem etmegil aşımı

Uzak(çok) yaşat yaşımı

Sığındım sana Zalap

Kaymağın meni Horlap(horlanmak)

diyerek birisi ak(uzun) bir gömlek giyip başının üzerine bir cam kap koyar. Camı şakırdatarak od/ateşin etrafında döner. Günahlarının azalacağı inancı ile bu ateşin etrafında dönülür.

İran Türkmenlerinde “yedi görgü” olarak bilinen bir inanç vardır. Bunlara sahip kimsenin yeterliliğine inanılır. Bunlar;

Bar görgüsü, dünyaya gelmenin görgüsü

Bimar görgüsü, yetiştiği aileden alınan görgü

Ker görgüsü, iş,işyeri görgüsü

Yar görgüsü

Er görgüsü

Ar görgüsü

Gor görgüsüdür.

İran Türkmen inancına göre Adem’in bedeninden ayrılan 3 şey vardır ki bunlar saç, tırnak ve diştir. Bunları bastırmak(yere gömmek) gerekir. İnanca göre aynı günde hem el hem de ayak tırnağı kesilmez. İnsanın burnu kaşınmışsa toy olur. Burnunun ucu kaşınırsa misafir gelir. Burnunun kenarları kaşınan kimse keyf çeker. Bir kızın dirseği ağrırsa o anda onu bir erkek yadlıyor (anıyor) inancı vardır. Dilini dişleyen kimsenin gıybetinin yapıldığına inanılır. Pazartesi hapşıran kimse hürmet alır.

Anadolu’daki bir inanca göre Allah iki sandalye yaratmış en iyi gelinin ve diğerine de en iyi kaynananın oturmaları için halen ikisi de boşmuş diyen Doğan Kaya sözü Dede Korkut’a getirir.

“Geline ayran

Ayrana doyuran

İğneye diken

Dikene söken” derler diyor.