Bu noktada bölgede yokluğunu gözlediğim ve olmasını hayati bulduğum, ikmali zor olmayan bir eksiklik gördüm. Bu, müze eksikliğidir. Bilhassa etnografya müze eksikliğidir. Böylesi bir müzede sergilenecek Osmanlı Türk fermanları veya bunların altındaki mühürler yer üstündeki camiler ve hamamlar gibi maddi kültür unsurlarını taçlandıracak ve ruhlandıracaktır. Bu ruh ihtilaf giderici olur. Bu ruhun sırrının anlaşılması Balkan halklarına birlikteliklerinin rotasını, yol haritasını verir. Bu noktadan sonra kalıcılık saygınlık güç kazanmış olur. Şehrin müze gibi hayati bir kültür tacına kavuşturulması en içten pazarlıklı hasımları bile ikna etmede ve olumsuz etkilerini engellemede müessir olur kanaatindeyiz.

Prizen’de Altay Suroy, üzerinde durulacak ciddi bir objedir. Sosyal bilimlerin her dalında profesyonel bir araştırmacı olan Altay Suroy aynı zamanda Türk İslam kültürünün bölgesel dilinin de tercümanıdır. Tarih, edebiyat, halkbilimi gibi alanlarda yüzlerce çalışması olan etkin bir isimdir. Altay Suroy’ın asıl önemi ise, alanı ile ilgili elinde bir müzeyi rahatlıkla oluşturabilecek çok kıymetli materyallerin olmasındadır. Her fani gibi Altay Suroy da âlem değiştirecek ve birçok örneğinde olduğu gibi, ömrünü vererek derleyip toparladığı materyaller doğal olarak zamanla yağmaya tabi olacaktır. Bu itibarla bu dökmenler bir etnografya müzesinin ilk nüvesini oluşturmalıdır. Bu konuda biraz daha ileri gitmek istiyoruz. Bu müzenin yeri belirteceğim nedenlerle Altay Suroy’ın evinin bitiğindeki satışa çıkarılması düşünülen bina olmalıdır. Zira bu bina sergileyeceği eserler ve mimarisi ile uygun olduğu gibi, Altay Suroy’ın elindeki malzemeleri ile O araştırmacı hayatını sürdürdüğü için haklı olarak bir kalemde çıkarmak istemeyebilir. Ayrıca bu müze ile yerleşim yeri ve sevk- idare bakımından da organik bağı da sağlanabilmelidir. Bu kıymetli hazinenin devredilmesi sürecinde Altay Suroy’un ailesinden yüksek tahsilli bir genç bu hizmet için yönlendirilebilir. Böylesine bir hizmeti Kosova Türk-İslam kültürü hak etmektedir. Altay Suroy’ Recepoğluın sadece biz armağan etmiş olduğu, “Kosova’da Türk Olmak”,  “Kosova’da Türkçe veya Kimlik Mücadelesi” , “Canlı Kitabeyiz Kosova’da”, “Kosova Toplumunun ve Üyelerinin Hakları”,  “Prizren Sofizmi’nin 500.yılı (Bildiriler, bilgiler belgeler), “Prizren Çeşmeleri”, “Kosova’nın Türk Dernekleri ve kuruluşları (1951–2006), “Masal Gibi Bir Hayat Şiirler” gibi 15 çıvarında eseri var.

Mamuşa, Mahmut paşa isminden bozma evladı Fatihan’dan Kosova-Prizren’den 18–20 km mesafede bir Osmanlı kasabasıdır. Yakın çevresine birkaç Türk köyü daha var. Kamber camii ile ün salmış. Halen Mamuşa’da 400’ü aşkın Türk öğrenci eğitim görürken, lise ihtiyacının karşılanmasına çalışılıyor. Üsküp’ten Kosova sınırı 20 km ve sınırdan Prizren ise, 80 km civarındadır. Kosova’nın büyük çoğunluğu İslam ve onların da büyük çoğunluğu Arnavut’turlar.. Müslüman halk arasında Türkbaşlar/Torbeşler, Türkler, Cengeri olarak da anılan Çingeneler var. Arnavutlardan az bir kısmı da Katolik inançlı.

Yörenin kültürü ve bu arada halk inançları kültürü hakkında çalışmalara da yer veren dergilerden birisi de Hikmet Dergisi’dir. Derginin 7 sayısında “Makedonya Türklerinde Nevruz ve Hıdrellez Kutlamaları İle İlgili Adet ve Uygulamalar” ve 6. sayısında “Türkbaşlar”, “Makedonya Türk Çocuk Oyunlarında Sayışmalar” gibi yazılar, çalışmalarımızla paralellikler içerdi için bizi bir hayli heyecanlandırdı.

Kosova Çingeneleri Rae/Rai Grubu olarak bilinip bu isim altında etkinlik göstermektedirler. Bu kısaltmadan R, Romlar A, Aşgali ve E ise Eycip olarak bilinmektedirler Romlar, Roman Çingene dili ve kültürü temsilcileri Hindistan kökenli olup, Kosova Milli Meclisi’nde bunların kontenjandan 1 milletvekilleri vardır. Aşgaliler Persiya olarak bilinirler veya kendilerini öyle hissederler. Bunları Milli Mecliste 1 kontenjan milletvekilleri vardır. Eycipler’in ise Mısırlı oldukları ifade edilir. Bunların da bir 1 seçilmiş ve 1 de atanmış milletvekilleri vardır. Bilgilerin kaynağı Ercan Şpat ile Altay Suray Recepoğlu ile yaptığımız görüşmelerde, kurultay basın masasında yayınlarda, Türkbaşlar ve Cenkeri’ler içerikli hatıralarda hep rahmetli hocam Özönder vardı. Osmanlı kültür stratejilerinde bir bütün olarak ele alınan ve Osmanlılığın İslam kesiminin bir parçası olarak yer alan Çingenelik Kosova’da parçalara ayrılmıştır. (Yaşar Kalafat, BalkanlardanUluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, CIX-X Ankara 2007 S.65–82 )

Kosova’da resmi yönetimin açtığı Türk okulları var. Prizen’de 5 okulda 2+2+2 şeklinde 6 sınıf Türkçe eğitime ayrılmıştır. Türkçe gazete çıkarılabiliyor, Türkler, radyo ve televizyon yayınlarından Türkçe yayınlarda yararlanabiliyorlar. Ayrıca Arnavut televizyon kanalları her gün 1 saat Türkçe yayın yapıyorlar.

Kosova Türk bölgelerinden biz Priştine, Prizren, Mamuşa ve I. Murat’ın türbesinin bulunduğu başkentte 40 km mesafedeki çevresinde Türklerin de meskûn bulunduğu kasabaya gittik. Derleyebildiğimiz halk inançları ve yapabildiğimiz görüşmeleri sınırlı zaman zarfında Salih Sallah’ın yardımı ile bu bölgeden yapabildik. Yazımıza Mamuşa halk inançları adını koyuşumuz semboliktir.

Mamuşa’da Türkler tek eşli evlilik yapmaktadırlar. Kız kaçırma bu yörede Kız Kavramaolarak biliniyor. Uzun süre kızların yüksek tahsil yapmaları Mamuşa merkezde ahlaksızlık olarak algılanırken, şimdilerde bu taassup kasabada da yıkılmıştır. Başlık parası alınmaz ancak bir defaya mahsus olmak üzere gelinlik parası olarak bir ödeme yapılır. Kan davası Türk köylerinde nadiren de olsa görülebilirken daha ziyade Arnavutlar arasında rastlanılmaktadır. Geçmişte Türk ailelerde 3–4 çocuk olabilirken şimdilerde bu miktar 2 ye düşmüştür. Kosova’nın Arnavut aileleri daha doğurgan olmaktadır. Evlenen Türk aile kutlanırken, “Allah muhabbetlerini uydursun bir yastıktan ayrılmasınlar” denilir. (Kaynak kişi, Necat Salah, 50 yaşlarında, Prizenli, yüksek tahsilli, halen ticaret yapmaktadır.)

Kosova Çingeneleri bir dönemki isimleri ile Cenkerileri tamamen Müslüman’dırlar. Kendilerine mahsus Çingenece diye bilinen bir dilleri vardır. Halk kültürü yaşamları Türklerinkinden farklılık göstermezken bu toplum ile Türk aileler arasında kız alıp verme pek olmamaktadır.

Kosova Torbeşleri/Türkbaşları da sınıf sınıftırlar. Genelde Torbeşler Boşnak olarak bilinirler. Dilleri Boşnakçadan pek farklılık arz etmez. Evvelce Boşnakçanın Sırpça olarak nitelendirildiği de olurdu. Türklerle Arnavut ve Boşnaklar arasında evlilik olabilmektedir. Genelde evlilik yaşı 25 çıvarındadır.

Kosova’nın Bağımsız Cumhuriyet olması bu ülkede yaşayan bütün halkların hayrına olacağı ifade edilmektedir. Diğer tarafta azalmış olsa da Kosova’dan Türkiye’ye göç devam etmektedir. Kosova’dan Türkiye’ye göçün durdurulması ihtimali şimdiki şartlarda pek mümkün görülmemektedir. Türkiye’de yüksek tahsil yapmış gençlerin Kosova’da iş bulma şansları yoktur. Bu gençler çoğunlukla bir yolunu bulup Türkiye’de kalmayı düşlemektedirler. Bu türden göçler ailelerinin bin bir zorlukla edindikleri tasarrufların ve daha ziyade taşınmazların Bulgaristan örneğinde olduğu gibi ellerin elinde kalması gibi bir kuşkuya da yol açabilmektedir. Kosova’da göçün yön değiştirmesi ve bu ülkenin yeni ekonomik projelerle Türkiye’den göç alması göçün ters döndürülmesi de mümkündür.

Öğretmenler Derneğinden aldığımız bilgiye göre Kosova’dan 700 çıvarında öğrenci Türkiye’de yüksek öğrenim görmektedir. Kosova’da 200 çıvarındaki öğretmen ile 3.700 öğrenci ana sınıfından fakülteye kadar eğitim almaktadır. 2 fakülteden Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesi Priştine’de Eğitim Fakültesi ise Prizren’dedir. Ayrıca ilk orta ve lise eğitimi veren Prizren’deki özel Türk okullarının kız ve erkek liselerinin 2 ayrı yurtları var. Tekkelerde halka yönelik verilen dini eğitim ise, kendi vasatında sürdürülmektedir.

Halk inançlarına gelince, Mamuşa’da çocuğa adını anne ve babası bazen da daha büyükler koyar ve ad konulurken çocuğun kulağına ezan okunur. Çocuklar için isimler genellikle duvar takvimlerinden seçilirler. Kuran’dan veya doğum gününün özelliğinden seçilen isimler de vardır. Hayırlı olsuna gelenler çocuğa dua ederlerken, “ömürlü olsun”, “nafakalı bereketli olsun”, “anası babası ile hayırlı uğurlu olsun”  derler

Mamuşa da çocuk dünyaya gelince doğum toyu yapılır ve bu toy Fabina ile kutlanır. Doğumdan sonra geceleri dışarıya çıkarılmaz. Muhakkak çıkacak ise kadın başına bir şey almalı başını örtmelidir. “Loğusanın mezarı 40 gün açıktır korunması gerekir” diye Anadolu Türk halk kültüründe de bilinen bir söz vardır. Bebeğin korunması için de yastığının altına 40 gün Kur’an-ı Kerim ve bıçak türünden bir silah konur.

Altay Suroy’un evinde gördüğüm bacı resimleri arasında bacanın etrafına geçirilmiş özel halkamsı mimari ilaveler olduğunu gördük bunlar bize ocağın koruyucuları olarak anlatıldı. Halk inançlarında ocağın bizzat kendinin koruyucu olduğu inancı vardır. Gördüğümüz resimlerin arasında Elbasan dağlarına ait resimler de vardı. Elbasan, bize ülke basan anlamında halk inançlarındaki basmak ve basılmak inancı ile bağlantı göründü. Aybastı, Aydar kelimelerinde olduğu gibi, Elbasan da adeta sahipli anlamı saklı idi.

Yaşamayan erkek çocuklarının yaşamaları için kulaklarına küpe takıldığı olur bu küpeler kız süsü verilmiş erkek çocuklarının kulaklarında 15 yaşına kadar kalabilir. Böylece o çocukların yaşayacaklarına inanılır. Eskiden köylerde bir tencere suya kahve dökülür belirli günlerde ikramı sağlanır ve bu tür kimselere kahveci denirdi.

Türk kültür coğrafyasında başı bağlı olmak başını bir şeyle bağlamış olmak sahipli olma anlamına gelir. Sahipli kimsenin sahibi tarafından korunduğu inancı vardır. Gece bağlı başı ile dışarıya çıkan loğusa kadın muhtemelen kara iyelere sahipsiz olmadığını sahiplenilemeyeceği mesajını vermiş olur.

Gençleri başları bağlanırken yakın akrabalar arasında mesela hala dayı amca teyze çocukları arasında hatta mümkün ise akrabalar arsında evliliğin olmamasına dikkat edilir. Torbeşler, Arnavutlar ile Türkler arasında evlilikler olabilirken, Müslüman olsalar da Çingenelerden kız alıp onlara kız verilmemektedir.

Mamuşa ve genel Kosova Türklerinde sık ziyaret edilen mekânlar arasında Sultan 1.Murat’ın türbesi, Karabaş Baba Türbesi gibi olanlar vardır.

Karabaş Baba, türbesi etrafında tavaf edercesine dönülen yöredeki yegâne türbedir. Prizen’deki bu türbede her yıl 5 Mayıs’ta çok geniş kapsamlı Pilav Günü yapılır. Katılanlar bütün günlerini orada geçirirler. Türbe ziyaret edilir dileklerde bulunulur, türbeye çaput/adak bezi bağlanır, türbeye para atılır, türbenin suyu içilir. Oraya dışardan su götürülüp orada bir müddet tutularak aynı gün daha sonra içilir. Havlu ve benzeri eşya götürüp koyanlar olur. Burası kısmet açılması, çocuk edinme ve benzeri birçok gereksimin için ziyaret edilir.

Türbenin tavafı sağdan başlanılarak sola doğru bir turda tamamlanarak yapılır. İhtiyaçlı çocuk götürülmüş ise o kucakta taşınır. Oraya götürülmüş ise kurban türü hayvanlar tavaf esnasında o hayvan dolandırılmaz.

Karabaş Baba ziyaretleri münasebeti ile ilginç olan tespit, dışarıdan türbeye su getirilip adeta oradan hikmet alması sağlandıktan sonra kullanılmasıdır. Biz daha evvel Hakkâri’de türbede bir süre bekletilerek giyilip duruşmada yardımcı olacağına inanılan gülmek inancını ve Makedonya’da kısmet açılması için belirli gecelerde genç kızların yazmalarını türbeye bırakıp sonra kullanmak üzere aldıklarını tespit etmiştik. Karabaş Baba örneğinden ise türbelerde suyun hikmetinin suyun bizzat kendisinden değil türbeden geldiğini öğrenmiş oluyoruz. Böylece, kendisinde hikmet aranılan su ile hikmetli olduğuna inanılan türbenin suyu farklı mahiyettedirler, denilebilir. Bunlardan birisinde suyun iyesinden gelen güç diğerinde ise suyu da vasıta kılabilen türbedeki pirden gelen güç söz konusudur.

Prizen’de Ümmi Sinan Baba Tekkesi’ne gidi Şeyh Hüseyin Şişko ile tanıştık. Sağ olsunlar bizi kabul ettiler. İlginç bulduğum bir teşhisse karşılaştım Tekkenin Ehlibeyt Tekkesi oldu söyleniyordu ve Ehlibeyt’i simgeleyen remizler de vardı. Bol resim çektik. Ehlibeyt’i herhangi bir tarikat veya mezheple ödeştirmek bize göre anlamsız olur. Ancak Çorum yöresinde Alevi inançlı köyler için ehlibeyt deniliğini hatırlıyorum. Şeyh Hüseyin Efendi çevrede 10-11 tarikatın olduğunuSahadi/Şeyh Adi, Halveti,, Rufai, Kadiri, Bektaşi gibi tarikatların da Ehlibeyt olduklarını söylüyordu. Bu konuda sağlıklı bilgi alamadık vakitte dardı tekrar da ziyaretlerine gidemedik. Tespitlerimizi ihtiyatla da olsa aktarmak durumundaydık. Halveti Tekkesinin faal olduğunu 2–3 Kadiri tekkesinin olduğunu ifade ettiler burası Jakova’ya 36 km mesafededir. Bu arada Sırbistan’da Preşeva şehrini Rahavişe köyünde yeni bir Sinani Tekkesi inşa edilmektedir. Tekkeler etrafında âşıklar, ışıklar, dervişler yetiştirilmek dervişlerden başlanılarak el alınmaktadır. Halife Rabıt Ahmeti bunlardan birisidir. Halen Sinan Baba Tekkesi’nde âşık ve derviş yoktur.  Derviş bir süre hizmet edip âşık olmakta ve el alıp derviş olmaktadır. Derviş olabilmek için el almak gerekir. Tekkede semahane/zikir hane ve sohbet hane’yi görme imkânımız oldu. Şeyh Hüseyin Efendi halkın tekkeye her türlü dilek temenni ve sıkıntısı için geldiğini ve bunun çok doğal olduğunu anlatmaktadır. Her dilek sahibi ihtiyacı için ilgili duayı okur ancak iş nefestedir. Allah’ın vermesindedir, veren Allah’tır dualarda “Allah sensin bunun şifasını veren biz duasını yaptık” demektedir. “Türbeler, gizli ilim merkezleridirler, türbelerde hikmet vardır” inancı vardır. Dua ederken mesela “Ey Kutup Musa Sen bizim elimizden tut Allah’a götür” denir. Bunlar, buraları Müslüman yapmışlar. Allah’ın onlara vermiş olduğu bir güç var. Şeyhin mezarı etrafında dönülebilir Şeyh âlem değişince gücünü yitirmiş olmaz şeyhlikte evladiye babadan oğula kalan erbabiye de erbabından erbabına kalandır. El alan derviş, mürşidine söz veren şeyhinden bazı hikmetler dinen derviş veya benzeri kimsedir. Nefes’te nefes sahibi Allah’ın ismi ile nefes eder, muska gibi yazdığı çizdiği üflediği her şeyde Allah’ın ismi vardır. Demektedir.

Şeyh Hüseyin Taç hakkında bilgi verirken, “tacın içi sır, dışı nurdur” ve hırkayı da anlatırken “ ya şükür, ya sabır Ya Mürşit” demektedir.

Adeta halk inançları derlerken şahit olduğumuz geçmişe dair bilgi verilirken denildiği gibi hayatın her safhasında tekke vardır tespiti buralarda yeniden canlanmaktadır. Bu arada PrizendekiRufai Tekkesi faaldir.

Şurası muhakkak ki Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Tekkeler Tarikatlar politikası ve bu ananda stratejileri olmalıdır. Biz ihtiyacı 15 yıl evvel Erbil ve Süleymaniye’deki tetkiklerimizde de görüp belirtmiştir. Bu ifademizle tekkeleşmek veya tarikatlaşmaktan veya onlara karşı olmaktan bahsetmiyoruz. İlgilenilmek durumunda bulunduğunuz coğrafyanın halkının bazı meyilleri var ise bu sosyal yapıda bazı kurumlaşmalar gelişiyor ise bu gelişmelere gözünüzü kulağınızı kapatamazsınız. Bu potansiyel sahipsiz kalmaz ve doğasında size ait olmak bulunan bir gücü size karşı kullananlar çıkabilirler.

Mamuşa’da bir uygulamaya şahit olduk. Burada gelin ve sünnetli çocuk kasaba içerisinde dolandırılırlarken aynı yoldan ikinci defa geçmemeye özen göstermektedirler. Bu kurala uyulmadığı hallerde gelinin çocuğunun olmayacağına inanılır Anadolu’da cenazenin mezarlığa götürüldüğü yoldan cemaat dönmemeğe çalışır. Hatta bazı yörelerde çıkılırken kapıdan çıkılmış iken dönülünce evlere pencereden girildiği oluşmuş ve bunun izahı ölüye veya kötü ruha evin yolunu öğretmemekmiş şeklinde de bir izah dinlemiştik. Mamuşa’da Gelin Alayı’nın farklı yollardan dolaştırılması, gelinin zırt pırt baba evine gelmesini önlemek ve cenazesinin farklı yoldan götürülmesi de hortlamasını önlemek için şeklinde izah edilmektedir.

Mamuşa Müslüman Türk halkta çocuk sünnet yapıldığında onu dayısı veya amcası tutarkirvelik kurumu pek yoktur. Sünnette Sünnet Düğünü veya Sünnet Zevki diye bilinen bir şenlik yapılır. Bu toyda yemek ikram edilir ziyafet verilir. Bu şenlik akşam 20.00 den gece 02.00–03.00 e kadar devam eder. Ayrıca sünnet evvel ve sonra mevlit okutulur ve şenlik daha sonra yapılır. Sünnet olan çocuğun sünnet parçası çocuğun annesine verilir. Annesi o parçayı bir dönem saklar.

Eskiden dünyaya gelen çocuğu büyükleri bir ellerinde orak olmak üzere yola çıkarırlar. Yoldan ilk geçecek olan kimse onun göbeğini keserdi buna, göbek kesme işine “ kumbara” denirdi. Ayağı basmayan çocuğun ayağının basması için Cuma günü camiye giden bir kimsenin cebine onun haberi olmadan çocuğun çorabı konurdu. İlk çıkan diş ekmeğe sarılır ve kayalığa veya çatıya atılır ve “karga karga bu dişi bana altın diş ver” denir. Anadolu Türk kültür coğrafyasında diş bu şekilde kargalara atılırken ekmeğe sarmak yoktur. Çıkan diş münasebeti ile bir saçı yapılacak ise, karganın işine yarayabilecek ekmek türünden bir şeylere sarmak daha makul görünüyor.

Kosova’daki bir mevzuata göre ülkedeki bütün etnikler Kosova bayrağının yanı sıra kendi milli bayraklarını da asabiliyorlar. İş yerlerinde okullarda düğün ve sünnet alaylarında bulunan kasabının etnik yapısına göre Arnavut ve Türk bayraklarını görmek mümkündür. Sünnet düğünlerinde sünnetli çocukların Türk bayrağı eşliğinde dolaştırıldıklarını rahatlıkla görebilirsiniz. Biz Mamuşa’da erkek kardeşini evlendiren ve çocuğunu sünnet ettiren bir Türk aileye misafir olduk. Böyle bir çifte düğüne de yıllarca evvel Aşkabat-Türkmenistan’da torununu sünnet ettiren ve oğlunu evlendiren bir ailesinin misafiri olmuştuk.

Mamuşa halk inançlarında çocuğun çıkan ilk dişinde pilavlı şenlik yapılır. Dişin patladığını ilk gören çocuğa bir hediye almaya mecburdur. Bu şenlik Türk kültür coğrafyasında Diş Toyuolarak bilinen uygulamanın Kosova Türklerindeki tezahür şeklidir.  İlk dişin patlamasında kaçamakolarak bilinen haşlanmış mısırdan bir ikram hazırlanır. Patlayan dişi ilk gören çocuğa bir hediye alır.(Kaynak kişi, Elvan Sallah, Prizenli 45 yaşında lise öğretmeni)

Koyunlar ilk kuzuladıklarında haşlama yapılır ve yakın çevreye dağıtılır. Bununla amaç kuzulamanın bereketli olmasıdır. Gerek kaçamak ve gerekse haşlama saçı türleridirler. Bu tür uygulamalar Türk kültür coğrafyasında çok yaygındır.

Bu yörede de Yağmur duasına ve çok yağan yağmuru durdurma duasına çok nadir de olsa çıkılır. Eskiden yağmur duasına boş arazilerde yapılırdı. Sahipli yerde yağmur duasına çıkılacak ise sahibinden izin alınması gerekirdi. Zira sahibinin hakkı geçmemeli idi. İş yeri ve evler sağ elle açılır ve buralara sağ ayakla girilir, çıkılırken de sağ ayakla çıkılır. İş yerleri kapatılırken Allah bereket versin ve Allah korusun, denir. (Kaynak kişi, Elvan Salah)

Mamuşa ve çevresinde geçmişte askere giden genç için şenlikler yapılırdı. Bu şenliklerin kuralları vardı ve uzu süre söylenirlerdi. Şimdi Kosova’da askerlik kalkınca bu şenliklerde kalmadı.

Mamuşa’da ilk tırnağın kesimi ile ilgili bir tespitimiz olamadı. Ancak eskiden kesilen tırnaklar basılır toprağa gömülürdü. Tırnak odanın içerisinde kesilmezlerdi. Haftanın muayyen ünleri tırnak kesmenin daha uygun olduğuna inanılırdı. Çocuğun ilk tırnağı kestirilirken ileride seçmesi istenilen meslek de belirlenmek istenir. Hangi meslekten olması isteniyorsa çocuğun tırnakları o meslekten birisine kestirilir. Bu yörede aynı gün çocuğun hem el ve hem de ayak tırnaklarının kesilmemesi gerektiği inancı vardır.(Kaynak kişi, Rahman Mazrak, milletvekili 40 yaşında Mamuşa’lı) Bu inanca uyulmadığı takdirde çocuğun öleceğine inanılır. Bu uygulamayı biz ilk defa görmüş oluyoruz. Bizin tespitlerimizde çocuğun önüne, kalem, silah ve benzeri gibi bir şeyler konur o, onlardan hangisine uzanır ise ileride o mesleği seçeceğine inanılır. Bazen da çocuğun göbek parçasının gömüleceği yerden hareketle ilerideki mesleği tahmin edilmek istenilir. Mesela cami duvarının dibine gömülerek din bilgini olmasının istenilmesi gibi.

Mamuşa’da gece aynaya bakılmaz. Geçmişte gece aynaya bakanın cinlerle konuşacağına inanılır ve doğru bulunmazdı. Cinlerle konuşma veya karşılaşma izah edilirken, cinlerin gece aynaya baktıklarından hareketle bu izah yapılabilmektedir.

Mamuşa’da ölünün ardından 40 unda mevlit okutulur. 7 sinde, 6. ayında ve yılında mevlit okutanlar da olur. 52. gecesinde 52 taş okutulur. Okunan bu taşlar okundukça saklanılır ve 52. gün gelince ölen kimsenin mezarına konurdu. 7 gün ölünün kabri başında yasin okunur.  Her Cuma günü ölünün yakınları mevtayı ziyaret ederler. Eskiden ölümler sala verilerek duyurulurdu. Bu yörede Cuma salası okunmamaktadır. (Kaynak kişi, Elvan Salla)

Türk kültür coğrafyasında 52 nin yapıldığı bilinmektedir. Diğer taraftan yağmur dileği ile 52 taşa 52 İhlâs süresi olunarak yapılan uygulamaları da hatırlıyoruz. Ancak ölün için 52 taş okunduğunu yanılmıyorsak ilk defa rastlamış oluyoruz.

Yörede ölü için yapılan helva dışarıca dağıtılmaz taziye için eve gelenlere ikram edilir, 4 Cuma tekrarlanır. Daha ziyade arife ve kandillerde helva yapıldığı olur.

Mamuşa’da Cuma hutbeleri semtin cemaatine göre Arnavutça, Boşnakça ve Türkçe okunmaktadır. Bunlardan Sinan Paşa ve Emin Paşa Camilerinde hutbe Türkçe okunur. Birkaç dilden birden hutbe okunan camiler de vardır.

Yörede Muharremlik tabiri yerine Nevruz tanımı da yapılmaktadır ve Muharremliktekkelerde çok canlı geçmektedir. Muharremlik ile Nevruz’un eş anlamda kullanıldığını biz Suriye’de Bayır-Bucak Türkmenlerinde de gözlemiştik. Bu merasimlerde dervişler şahadet çeker, kızgın demir dişler şiş sokarlar. Vücuda şiş sokulmasına “deşmek” denir. Pirizen’de Sinani veHasani tarikatları daha aktiftirler. Tekkelerde matem hayatı gerektiği gibi yaşanır. Muharremlikte 10 gün oruç tutulur bu sürede saf su içilmez, ayran gibi şeyler içilir. İftar yemeklerinde et yenilmez yenilecek et yağsız olmalıdır. Etsiz olan bu yemeğe posna denir. Muharremlikten çıkınca şenlik Nevruzla başlar. Türk İslam kültürlü coğrafyanın sair bölgelerinde olduğu gibi, Muharremlikte doğal olarak ertelenen düğünler bu aydan sonra yapılmaya başlanır. Eskiden Muharrem ayında çamaşır da yıkanmaz ve süslenilmezdi. (Kaynak kişi, Elvan Salah)

Kosova Türklerinde hanımlar bayram gezmesine gitmez, evlerinde misafir beklerler. Bayram dolaşmasını erkekler yaparlar. Bu çevrede bayramdan bayrama görüşebilen akraba hanımlar vardır. (Nalân Kasımvar, Prizenli İstanbul’da yüksek tahsil öğrencisi olan 20 yaşlarında bir Türk kızı)

Mamuşa’daki türbeler arasında Karadağ’dan geldiği ifade edilen Molla Fazlı vardır. Türbesi köyün mezarlığındadır. Mezar taşına eskiden para bırakılır ve orada mum yakılırdı (Kaynak şahıs,  Mustafa Kürze, Mamuşalı 45 yaşında)

Çamaşır yıkanmaması sadece süslenme ile ilgili olmamalı. Bazı yörelerde bebeğin ilk 40 gün çamaşırı yıkanmaz. Bu uygulama da koku faktörü de aranabilir. Kokuyu korumak veya kokuyu değiştirmek suretiyle kara iyelerden korunulmuş olunabilir.

Yöre Türklerinde aşure ayında aşure yapılır. Aşureyi her aile kendisi için yapar ve tüketir. Çevreye dağıtma uygulaması yoktur. Evvelce geçmiş yıllarda komşulara da aşure dağıtma inanç ve uygulaması vardır. Uzun süre yörede yoksulluk yaşanmıştır. Aşure tabağı geri gönderilirken yıkanmış olur. Aşureyi getiren çocuğa hediye veya haçlık verilir. Aşure gönderen eve, aşureyi alan aile de aşure yapmışsa gönderir.

Bu kültür çevresinde gelin baba evinden çıkmadan evvel son bir daha aynaya bakar, bu esnada evlenmek isteyen kız arkadaşlarının isimlerini söyleyerek onları çağırır. Onlar da gelinin ardı sıra aynaya bakarlar. Orada olmayan kısmetinin açılması istenilen kızların sadece isimlerini söyler. Bu uygulamada yaşlı kızlara öncelik verilir. Böylece tez zamanda kısmetlerinin açılacağına inanılır.

Mamuşa ve Kosova’nın diğer Türk kültürlü kesimlerinde gece aynaya bakılmaz ve bu kurala uymayanların çarpılacaklarına yüz felci geçireceklerine inanılır. Kırık ayna evde tutulmaz kullanılmaz kırılır kırılmaz atılır. Esasen kırık hiçbir şeyin mesela bardak, tabak ve benzerlerinin çatlamış olsalar dahi kullanılmaları cihetine gidilmez “iyi değildir” denir ve bunlar atılırlar.  Kırık aynaya bakılmasının sakıncalı bulunması izah edilirken, kırık ayna insanı çift gösterir ki bu da bakanın korkmasına yol açabilir denilmektedir. (Kaynak kişi, Arif Mazrek, inşaat ustası, 40 yaşında, Mamuşalı)

Bu çevrede doğumdan sonra loğusa hanım kırk gün aynaya bakmaz, baktırılmaz, yüzünü görmesi istenilmez Bu inanç ve uygulamalar Türk kültür coğrafyasının diğer yörelerinde de aynıdır. Bu yörede de Türk kültür coğrafyasının sair yerlerinde olduğu gibi Kur’an-ı kerim okunan yerde açık ayna tutulmaz ya üstü örtülür veya asılmakta olduğu yerden indirilir.

Türk kültür coğrafyasında yolcunun arkasından yolu açık olsun dileği ile su dökülürken ayna da tutulur. Kosova Türk kültür coğrafyasında yolcunun arkasından su dökülür ve fakat aynatutulmaz

Bu çevrede gelin almaya gidilince birisi Kur’an_ı tutar ve onun üzerine bir gevrek/simitkonur. Bir fincan da bal bulundurulur. Gelin yeni evinin eşiğinden içeri girmeden parmakları bala batırılır ve ballı parmaklarının kapıya sürmeleri sağlanır. Sonra eve alınıp oturtulur. Bir dizine bir erkek çocuk oturtulur. Bu çocuk gelinin çorabını çıkarak içindeki parayı alır. Diğer dizi ve çorabı için de aynı şey yapılır. Böylece gelin balla tatlılığı ve para ile de bereketi ile gelmiş olur inancı vardır. Daha sonra gelin yatmadan evvel onun yatağında bir erkek çocuğun yuvarlanması sağlanır, bununla amaç yeni evlilerin ilk çocuklarının erkek olmalarının sağlanılmasıdır. Kur’an yeni evlilerin odalarına asılır. Simidi gelin ve damat birlikte yerler bununla anlatılmak istenilen ömür boyunca birlikte yaşayarak birlikte paylaşmalarını dilemiş olmaktır. (Kaynak kişi, Elvan Salah)

Güvey gerdekten çıkınca, gelinin annesi siganisa ile gelinin odasına gider. Bu yemeği gelin ve damada yedirir ve artanını misafirlere ikram eder. Siganisa Sırpça bir kelime olup süt, yumurta, un, kabartma tozunun yağda kızartılması ile yapılır

Mamuşa’da ve Kosova’nın diğer Türk bölgelerinde evlenmelerde kına gecesi daha ziyade eskiden yapılırdı. Şimdilerde köylerde bu uygulama devam etmektedir. Şehir merkezlerinde bu isim altında eğlence yapılmakta ancak kına yakılmamaktadır. Kına geleneği sadece kız kınası olarak devam etmektedir. Yöre evliliklerinde mevlit geleneği yoktur

Bu çevrede lüye kına yakılmaktadır. Kına bilhassa bayramlarda yaşlı kadınlarca yakılır. Yaygın bir inanca göre kına yakılan yer cehennemde yanmazmış. (Elvan Sallah)

Mamuşa ve Kosova’nın diğer Türk bölgelerinde gelin hamamı geleneği yoktur. Geçmişten de böyle bir uygulama hatırlanmamaktadır.

Bu yörede hamile kadının canının çektiği şeyin ona verilmesi sağlanması gerektiği inancı vardır. Bu isteğe uyulmaması halinde bebeğin düşebileceğine inanılır. Hamile hanımın canının ekşi veya tatlı isteğine göre bebeğinin erkek veya kız olacağına inanılır. Sürekli koşturan erkeye yerikliyormusun anlamında, “ Bu ısrarın niye, düşüreceksin” denilirken, yerileme/aşermekastedilir.

Bebeğin cinsiyetinin belirlenmesinde çeşitli yöntemler vardır. Mesela dik yürüyen hamile hanımın kızı saklı yürüyenin ise kızı olduğuna inanılır. Türk kültürünün bu coğrafyasında dasütkardeşliği vardır ve sütkardeşler evlenmezler. Ayrıca sütanne de vardır. Ancak süt hakkıbilinmemektedir. (Kaynak Kişi, Elvan Sallah)

Çevrenin dinlerinde mezarlıklar farklıdır. Her halk kendi mezarlığına ölüsünü gömer. Karışık mezarlıklara rastlanılmaz.

Mamuşa ve çevre Türk kültürlü halklarında cenazenin ilk günü cenaze evinde yemek yapılır ve bu yemek genellikle etli fasulye olur. Diğer günler akrabalar cenaze evine yemek getirirler. Bu yörede ölmüş bir yakınını rüyasında gören kimse Kur’an okur veya okutur. Bu derece önemsenen bir diğer hayır işleme şekli de dulların ve yetimlerin evlendirilmeleri işlemidir.

Bu çevrede ölüm günü hanımlar kabristana gitmezler. Daha sonra 7 gün devamlı her sabah giderler. Mezarlıktan kesinlikle evlere bir şey getirilmez. Sadece özel haller için toprak alınır. Ölen kimsenin yakını ölen kimseye hastalık derecesinde tutkun ise, bu toprak onun haberi olmadan onun cebine konularak 3 gün kadar kalması sağlanır, bu tutkusunun soğuması amaçlanı