Dr. Yaşar KALAFAT 07.09.2010

 

 Geri   
  

               

                                                              

                                                                                                              

                                       

       Amucalular Türkiye’de Trakya Bölgesinde 26, bulgaristan2da 35–40 köy, Anadolu’da Balıkesir, Kütahya, İzmit olmak üzere 20–25 ayrı köyde yaşamaktadırlar[2] (   )Amucalular Osmanlı arşiv kayıtlarında Emmi, Amca, Amucalu olarak geçmekte ve bu ismi Ertuğrul Gazi’nin agabeyisi Gündüz Alp’ten almaktadırlar. Bu Türk boyu Ertuğrul Gazi’nin amcası olarak bilinirlerdi.[3] (Cevdet Türkay...) Amucalular Abdal Musalı iken[4] (   ) dede soyları şeyh Bedreddin’den el almış olup Bedreddini olarak da bilinişleri buradan gelmektedir. Soy olarak Türkmen olan Amucalular, inanç olarak; Bektaşi, Bedreddini ve Sünni olarak tezahür etmişlerdir.

 

     Amuca/Amucalu Türkleri bu boya mensup araştırmacılar tarafından bizzat incelenmiş, ayrıntılı olarak inanç yapıları ele alınmıştır.[5] (Refik Engin, Amucalı Kabilesinde ve Trakya’da kurban Geleneği, İstanbul, 2004) Bizim bu çalışmamızla yapmaya çalıştığımız İran Aleviliğini de içeren çalışmamızdaki tespitleri [6] (Yaşar Kalafat, İran Türklüğü, Jeokültürel Boyut, İstanbul, 2005) Eren ve Dedelerin harman olduğu kültür şölenlerinde (26–28 Mart 2005 tarihlerinde, Ilgaz’da Hacı Bektaş Veli Türk Kültür Araştırma Merkezi İlim Kurulu Toplantısı Ilgaz’da yapılmıştır.) teyit ve tekâmül ettirilmeğe çalışılmıştır.

 

     Amucalu Türklerinde dünyaya yeni gelmiş olan bebeğe ismini baba, dede veya hoca koyar. İsim koymadaki tali uygulama farklılıkları mensup oldukları inanca göre değişir. [7](Kaynak kişi; Refik Engin, Trakya amucalu/ Bedreddini Bektaşi inancı 50 yaşlarında, orta tahsilli araştırmacı yazar olan bir kimsedir.) Bebeğe isim konulacağı zaman her üç inanç kesimi de ufak çaplı bir merasim yaparlar. Her üç kesimde de kulağa ezan okuma uygulaması vardır. Amucalularda inanç kesimleri arasında zamanla ortaklıklar artmış farklılıklar ise azalmıştır.

 

     Amucalu Türkmenlerinde kız ve erkek evladın yuvaya getirdiğine inanılan mutluluk aynıdır, her ikisine eşit değer verilir. Evladın cinsiyeti konusunda evladın erkeği de dişisi de aslandır” denilir. Çocuğun dünyaya gelişi ile bir takım hayır hasenat yapılır, saçılarda bulunulur. Çocuğa verilecek ad, çocuk erkek ise, annenin veya babanın, Hakk’a yürümüş dedelerinden birisinin ismi verilir, Ehl-i beyt’den isin alınır. Kız ise, Fatma, Hatice, Ümmühan, Mürvet gibi isimler verilir.

 

     Amucalu Bektaşi Türkmenlerinde yılda 3 kutsal kurban vardır. Bunlar, “Girdi Perşembe Kurbanı” “Çıktı Perşembe Kurbanı” ve Orak Kurbanı” dır. Girdi Perşembe Kurbanı; Buğdaylar kaleme kalkınca, Hakk’a şükür kurbanı kesilir ve bu kurban, girdi Perşembe kurbanı olarak bilinir. Bu kurbandan sonra 7 Perşembe geçince, gebeliğe gelince, çıktı Perşembe kurbanı kesilir. Başaklar biçime geldiğinden şükür kurbanı kesilir. Hıdırellez de, kızlar peleklerin/belekleri, saç örüklerini başaklara benzeterek örerler.[8] (Kaynak Kişi; a.g.ş)

 

     Ekin döneminde Anadolu, Azerbaycan ve İran’ın Türk bölgesinde, Oğuz Türk kesimlerde ekine gelmiş başaklardan buket yapılır, bunlar bereket niyetine hediye edilir. Evlerde, ambarlarda, iş yerlerinde bereket niyeti ile saklanırlar. Eskiden Kars yöresinde de Amucalularda olduğu gibi genç kızların başına örülmüş saplı başaktan çelenk yapılırdı. Biz Kısas Alevi inançlı Türkmen şenliğinde böyle bir hediyeyi, çevrede yaşayan Hanefi inançlı bir Kırmançdan alıp, alevi inançlı bir Zazaya verdik, bu inanç ve uygulama Türk kültürlü halkların hepsi tarafından bilinmekte ve uygulanmaktadır.

 

     Zirai ve Hayvancılık alanında, mahsulün muayyen dönemlerinde şükür kurbanlarının kesilmesi, toplu bereket merasimlerinin yapılması, çobanların, görevlilerin, fakir fukaranın, kolu komşunun sevindirilmesi eski türk inançlarını devam eden uygulamalarındandır.

 

     Orak Bayramı, Temmuz ayının başında ekin biçim zamanı yapılır. Ayrıca kadın kurbanı Orak Kurbanından bir gün önce, arpa Orağı’nda yapılır.[9] (Kaynak Kişi; a.g.e Amucalulardaki diğer kurban türleri ve uygulama ayrıntıları için Refik Ergin’in adı geçen eserine bakılabilir)

 

     Amucalu Türkmenlerinde yürümeğe ilk başlayan çocuğa “Köstek Çöreği” yapılır. Bu çörek bir nevi şükür saçısıdır. Bu törencik münasebeti ile çocuklar toplanır, simitten büyükçe ortası simit gibi delik ve yuvarlak bir çörek yapılır. Bağlı iplik kopunca çöreği çocuklardan birisi kapar ve kaçmaya başlar, diğer çocuklar onu takip etmeğe başlarlar. Çocuklara bazı ikramlar yapılarak sevinmeleri sağlanır.[10] (Kaynak Kişi; a.g.ş.) Bu merasim Türk ellerinde “Köstek Kesme”, “İlk Adım Toyu”, “Day Durdu” olarak bilinir. Day durma çocuğun tutunmadan ilk defa ayakları üzerinde durabilmesidir. Kırgız Türklerinde bebek döneminden yeni çıkmış çocuklar için “ilk ata binme merasimi” de yapılır. [11](Yaşar Kalafat, Türk Dünyası Karşılaştırmalı Türkmen Halk İnançları, Ankara 2000)

 

     Amucalu Türkmenlerinde sünnet, “Sünnet toyu” uygulaması olarak geçmiş yıllarda daha ziyde varlıklı aileler arasında olurdu. Bu düğünler, gelin, evlik düğünleri kadar zengin olurdu. Bu şölenlerde güreş ve at yarışmaları yapılırdı. Çocuk “Sünnet Arabasıéna binmeden evvel, gelin kızın babasından annesinden bir takım hediyler istemesi gibi, anne ve babasında taleplerde bulunurdu. Sünnet olacak çocuğa ebeveyni tarla, hayvan türünden hediyeler verilirdi Eskiden erkek çocuk için “Sünnetlik” olarak bilinen bir hak bir bağış türü vardı. [12](Kaynak Kişi; a.g.ş.) Türk kültür coğrafyasında haklaşma halelleşmek, süt hakkı, baba hakkı, ebe hakkı kardeş Hakkı, Yol hakkı/toprak hakkı, diş kirası göz hakkı gibi haklar vardır.[13] (Yaşar Kalafat...) Amucalularda kirve sadece sünnette çocuğu tutan kimse anlamındadır.

 

     Amucalu Türkmenlerinde sünnet olacak çocuğun sol küçük parmağına kına yakılır. Kına bir anlamda da süs olarak bilindiğinden, çocuğu ölen kimse kesinlikle kına yakmaz. Ebeler ölünce, son doğum yaptırdığı anne, ölenin eline kına yakıp, eline de yeşil eldiven giydirilir.[14] (Kaynak kişi; a.g.ş.) Türk kültürlü halklarda “ebe” bir koddur ve “Ebe Ana” olarak bilinir. “Ebe Hakkı” öz ana kadar önemsenir. Ebe analar doğum yaptırdıkları nispette azize muamelesi görürüler. Güney Azerbaycan Türkleri arasında, mezarları türbe muamelesi gören ebe analar vardır. Bu yörelerde ebe, bibi olarak bilinir. Birçok ünlü ebe ana belirli meziyetleri üzerinde toplamıştır. Anadolu’da Zekariya Sofrası türünden kadınlara mas sofralar gibi burada da Zehra Ana sofrası, gibi sofralar hazırlanır. Bunları vaat eden hanımlar bir nevi adak veya nezir olarak hazırlarlar ve sofralara sadece kadınlar katılır. Mesela huysuz kocanın kötü huylarını veya içkiyi bırakması gibi haller karşısında ilgili bibi adına sofralar hazırlanır. Batı Anadolu’da doğumunu sağladığı bebeğin kesilen göbeğini saklayan ve toplanan bu göbek bağları ile birlikte defin edilmeği vasiyet eden ebeler vardır. Hakkâri yöresinde sünnet de yapabilen Ebe Kadın’ların varlığına dair duyumlar almıştık. Anadolu’da göbek bağının temiz bir yere el ayak deymeyecek bir daldaya gömülmesi istenir. Çok kere ceminin, okulun veya resmi dairenin duvarı dibine gömülerek dindar, eğitimli veya devlet memuru olması temini edilmiş olur diye bir inanç vardır. Birçok anne kız bebeklerinin göbek bağı evde kalır ise zamanı gelmesine rağmen kısmetlerinin çıkmayacağına inanır ve evden dışarı çıkarır. Erkek çocuğun göbek bağı veya sünnetinin parçası özel itina ile saklanıp askerden gelince, evlenince yastığının içine dikildiği de olur. Ebe ana’lar, doğurttukları çocuklar tarafından onlar büyüdükçe hayatın muhtelif safhalarında bayram, evlilik, askerlik, sılaya gitme gibi vesilelerle hediyelerle ziyaret edilir. Bilhassa kardeşleri yaşamayan veya zor doğum yapan kadınları doğurtan ebeler farklı itibar görürler. Anadolu’nun bazı yörelerinde, kavgada kişinin anasına küfretmekten daha ağır hakaret ebesine hakaret etmektir. Kına ise, adanmışlığın simgesi olarak bilinir[15] (Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri Ankara, 2006) amucalularda sağdıç ve damadın da küçük parmaklarına kına yakılır.[16] (Kaynak Kişi, a.g.ş.) Türk Kültürlü halkların paylaştıkları coğrafyada sağ solda, ön arkadan ileri geriden, yukarı aşağıdan, doğu batıdan itibarlıdır. [17](Yaşar Kalafat..)

 

     Amucalular Türkmenlerine, sağdıç ile “ahretlik” kelimeleri eş anlamlı olarak kullanılırlar. Nasip alınırken “muhasip” yerine geçen “Nasip Kardeşliği” vardır. Bunlar hayatları boyunca dayanışma içerisinde olan en yakın iki kimsedirler.[18] (Kaynak Kişi, a.g.ş.) Türk halk kültüründe; Kan Kardeşliği, Ahiret kardeşliği, yol Kardeşliği (Musahiplik), Sağdıçlık, Yengelik, Kına Analığı, ebe analığı, Ad babalığı, Kirvelik[19] (Ali Rıza Balaman, evlilik akrabalık Türleri, sosyal antropolojik Yaklaşımla, Ankara 2002 s.81–91) gibi akrabalıkların yanı sıra Süt Analığı, Ebe Analığı, Soldıçlık, Sağdıçlık gibi sonradan kazanılmış akrabalık türleri de vardır.

 

     Amucalu Alevi inançlı Müslüman Türklerde, genç kadın ve erkekler belirli bir yaşa geldiklerinde ahretlik olarak seçerler, seçilirler. Bunun için bir tören yapılır. Kardeşlere ve kardeşler birbirlerine hediyeler alırlar. Aynı merasim kapsamında nasip almış olan erkekler ve kadınlar ahretlik olmuş olurlar, bunlar ahretlik sayılırlar Eski dönemlerde ahretliklerin çocukları aralarında evlenemezlerdi. Şimdilerde ise evlenebilmektedirler.[20] (Kaynak Kişi, a.g.ş.)

 

     Amucalu alevi-Bektaşi inançlı Müslüman Türk halkta; günler ve koku çıkarma gibi hususlarda da birtakım kültürel zenginlikler vardır. Trakya’da Perşembe günü, Cuma akşamı kutsaldır. Balım Sultan Bektaşilerine Bulgaristan’da  “Perşembeli” denilir. Hz Fatma’nın doğduğu günün Perşembe oluşu ile bu kutsiyet izah edilmektedir. “Orak Kurbanı” Cumartesi günü kesilir. “Topçu Baba Kurbanı” Topçubaşı Köyü’nde erenin yatırı başında kesilir. Eskiden Perşembe günleri kesilirken, şimdilerde kesim işlemi Cumartesi ve Pazar günlerine alınmıştır. Anılan Bektaşiler sonradan Topçu Baba’nın olduğu yere gelmişlerdir. Amucalu Bektaşi inançlı Türkler arasında Padişah II. Mahmut pek sevilmez, bunlar çocuklarına Mahmut ismini koymazlar. II. Mahmut Topçu Baba’yı üzmüş, onun sürgününe sebep olmuştur. “Topçu Baba’nın hatırı kalır “ denilerek Mahmut isminden kaçınılır. Topçu Baba Kurbanı’ndan bir hafta sonra, Gül Baba Kurbanı kesilir ve onun merasimi yapılır. Buradaki Gül Baba Macaristan’daki Gül Baba’nın “Nazarlaması’dır. Bilindiği gibi Anadolu’da birçok yerde Gül Baba’lar varken, bunlardan birisi de Ankara’daki Gül Baba’dır. Nazarlama bir ulu zatın sonradan başka bir coğrafyada görülmesidir. Bölgede eskiden Otman Baba Kurbanı da olurdu. (Kaynak kişi, a.g.ş.)

 

     Bektaşi-Alevi inançlı Müslüman Amucalı Türklerinde belli gecelerde hanımlar çalışmazlar. Bilmeyerek bir hanım bir iş yaptı ise, mesela çorap ördü ise, o çorabı kendisi giymez, kullanmaz onu birisine hediye eder. Haftanın günlerinden Cuma günü ve akşamı özeldir.

 

     Amucalularda ölüsünü rüyasında gören bir kimse “lokma” yapar. Lokma, ölünün canı için yapıldığı gibi, hayrat adına da yapılır. Eskiden ekmek pişirilince komşuya veya çocuğa verilirdi. Ölünün yıldönümünde kırkında lokma yapılır. “Çırağ Yakma” ve “Ev Uyarma” Cuma akşamları yapılır. Bu iki tabir aynı uygulama için kullanılır. Bunun için besmele çekilir, kişi biliyor ise, Tercüman’ı okur, bilmiyor ise bilene okutur ve çırayı yakar. Çırağ/mum, Hakkın Nuru Cansız Kurban, saçıdır.”Ben sana verdim sen de bana ver” anlayışından hareketle amaç Hakk ile bağ kurmak, yakınlaşmayı sağlamaktır.[21] (Kaynak Kişi, a.g.ş.)

 

     Amucalularda ölen ağabeyinin dul eşi ile küçük erkek kardeşi eskiden evlenirdi. Ancak bu uygulama şimdi kalkmıştır. Berdel usulü evlenme de yapılmaz. Bu tür evliliğe Amucalularda “içli-dışlı” denilir ve bu tarz evlilere iyi gözle bakılmaz. Amucalularda çift eşlilik pek görülmez, bu evlilik türü kabul görmez. Amucalular Padişah Osman’ı ikinci evlilik yatığı ve Türkmen olmayan bir eş aldığı için kendisini pek sevmezler Amucalularda kız kaçırma yöntemi ile evlilik vardır ancak kan davası gütmek yoktur.[22] (Kaynak Kişi, a.g.ş.)

 

     Amucalu Türkmenlerinde kaz ve Turna kutsal hayvanlar olarak bilinirken, tavşan eskiden yenilmez iken, şimdilerde yenilmektedir. Amucalularda kurtla ilgili inançlar da vardır. Eskiden köylerde kurt gezdirme vardı. Kurdun postu bir sırığa geçirilir, maniler/ilahiler okunarak köyün içinde dolaştırılırdı. Ayrıca Amucalularda eskiden kışlağın etrafı aklı henüz kesecek yaşa gelmemiş çocuğa bükülmüş kalın ip olan urgan dolandırılırdı. Böylece kurdun kışlağa girmeyeceğine, evcil hayvanlara zarar vermeyeceğine inanılırdı[23] (Kaynak Kişi, a.g.ş.) Bu uygulamadaki “Urgan Dolandırma” bize kurtağzı bağlamayı hatırlattı[24]. (   )Bilindiği gibi ipi bükmek, ipe düğüm atmak bir nevi büyüdür[25] (   ) Güneydoğu Anadolu türk kültür coğrafyasında “kurt Gezdirme” bazen yakalanmış kurdun köy içerisinde dolaştırılması ve bazen da kurt postunun dolaştırılması şeklinde olur ki, orada amaç köyün kurt köpeklerinin kurda karşı eğitilmeleridir. Bu bölgede kurda silahla ateş edilmez.[26] (Y:K)

 

     1952 yılında Kemaliye’nin Ocak Köyü’nde kışın “Görgü Cemi” yapılırken, kara kışın ortasında kurtlar köye inerler ve cem yapılmakta olan evin damında eşinip ulumaya başlarlar. Bunun üzerine cemdeki çoluk çocuk korkmaya başlarlar. Bunun üzerine İbrahim Akdağ Dede “Korkmayın Erenler, ben şimdi sazımla bir Duvaz imam çalar ve sonunda da bir gülbank okurum. Bu mübarekler ulumayı keser ve sonra da çıkar giderler” der ve dediği gibi yapınca “mübarek” olarak nitelenen kurtlar sessizce çıkıp giderler.[27] (Kaynak kişi, Mehmet Yaman Dede, 27 Mart 2005 Ilgaz, Hacı Bektaş Veli İlim Heyeti toplantısı)

 

     Haram ayları inancı Amucalularda da vardır. Zaruret olur insan ölünce kurban kesilir, “Muharrem Orucu” tutulur. Ramazan ayının 16. gecesi “Hz. Ali Orucu” tutulur Hz. Ali şehit edildiği için tutulan bu otucun süresi 3 gündür. Bedreddinilerde 5 gün oruç tutulur Bu orucun süresi olan 5 günün 3 günü Hakk’a 2 günü yoladır. Bedredinilerde Kurban Bayramında kurban kesilir ve isteyen Bedreddini Ramazan Orucu da tutar.

 

     Amucalu Türkmenlerinde kurban, muhakkak dede’nin veya Baba’nın evinde kesilmez. Erenlerin birinin evinde 5–6 kurban dahi kesilebilir. Mesela Abdal Musa Kurbanı, yoksullar evinde kesilebilir. Ölüm Oruçları’nda her üç kesimin inançları karışmıştır. Ölümün 3’ü, 7’si, 40’ı ve seni devrinde anma yapılırken, 52 sini isteyenler yaparlar.

 

     Amucaluların Alevi ve Bektaşilerinde Sünni inançlı kesim ile evlilikler olur. Daha ziyade tarikat içinde kız alınırken değil de kız verilirken hassa davranılır. Doğuştan Bektaşi olunmaz. “Suni” denilmez, “Zahir” denilir. “Yola Girme” den evvel çocuk zahirdir. Eskiden “Nasip Alma” dan evvel, babası Bektaşi olan adaya öncelik tanınırdı. Yola girebilmek için, suni veya Ermeni veya Rum olmanın yol için itibar farkı yoktur. Rum veya Ermeni olunması mani değildir. Kelime-i Şahadet getirildikten sonra yola girilebilir.[28] (Kaynak Kişi, a.g.ş.)

 

     Amucalu Türkmenlerinde bazı renklerin diğer renklerin yanında farklı önemleri vardır. Bu renklerden kırmızı, güveyiz, ağ/ak/beyaz ve yeşil çok tutulan renklerdir.[29] (YK Renk..)

 

     Yağmur duasına çıkılınca eskiden dereden çakıl toplanır, bunlara ayetler okunur sonra bunlar bir çuvalda toplanır ve su yatağına gömülür ve böylece yağmurun yağacağına inanılırdı. Bu maksatla gömülmüş olan taşların çıkarılması halinde yağmurun dinmeyeceği inancı vardır Amucalularda Yağmur Duası’nı Baba, Halife Baba veya Derviş yönetebilir. [30](Kaynak Kişi, a.g.ş.)

 

     Hıdrellez’de sahnelenen her oyunun ayrı manası ve uygulanış biçimi vardır. Nevruz’da ateş yakılması adet ve inancı yoktur. Bu yörede ateş Hıdrellez’de yakılır ve maniler okunur.

 

     Bu toplumda Baba’nın görevleri arasında; Cem’i yönetmek, nasip vermek, hizmet görmek, derviş yetiştirmek yolun yürümesini sağlamak gibi hususlar vardır. Dede yılda bir defa niyazda bulunur. Dede’nin dedelikten edinilen belirli bir geliri yoktur, kim ne verir ise dede onunla yetinir. Eskiden Abdal Ahmet Dede zamanında, ortaklaşa kullanılmakta olan meyve bağını dede yönetirdi. Niyaz olarak bir canlı yaprak bile yetebilir. Dedenin yetkisi meydanı yönetmek ve yolun gereğini yapmaktır. Amucalular dini hiyararşik yapılanmasında ede yoktur. Baba vardır. Dervişler nasip vermek hizmet yapmanın dışında, nikah kıymak dâhil görevi yaparlar.

 

     Amucalularda da Türk kültürlü coğrafyanın diğer halkları gibi buhur, koku uygulama ve inancı vardır. “Buhur” daha ziyade matemde yapılır. Ölünün kırkında ve senesinde uygulanır. Gül suyu buhurdan sonra dökülür, serpilir. “Meydan Açılması” daha sonra yapılır. Amucalularda mevta ile birlikte mezara mevtanın tığbenti, harekesi, eskiden de tacı konurdu. Bu arada Bektaşi Köyü ile Bektaşi kökenlilerin köyü tabirleri farklı içerliklidirler. Amucalular muhitindeki bir kısım Bektaşiler zamanla sunileşmişlerdir. Ünlü bir söz vardır. “Her yoldan döneni Bektaşilik paklar Bektaşilikten döneni teneşir paklar.” Bir kimsenin baba veya Dede olmasına o şahsın eşi ve halk muhalefet etmedikten sonra mani yoktur. Bir Bektaşi babası müridi olan bir Bektaşiği, bir üst rütbeye yükseltebilmesi için bir başka dede veya babanın yanına gönderebilir, ancak başka bir tarikata gönderemez, gönderir ise, gönderenin sonu olur. Bazı tarikatlarda, mensuba tarikatın çerçevesinin dar gelmesi halinde mürit daha geniş çaplı bir çevreye gönderilebilir. Bektaşilikte bu yoktur. Kişi çapı nispetinde nasibini alır.[31] (Kaynak Kişi, a.g.ş.)

 

     Halkın kültürel kimliğinde bir şekilde tasavvuftan, halk tasavvufundan nasip alma, esinlenme veya etkilenme vardır. Aydının kültürel kimliğinde ise, hiçbir türden tasavvuf etkisinin olmayışı ise, onu kültürüne yabancı kılmıştır. Ayrıca her bine temeline göre kat taşıyabilir. Her insan olgunluğu kadar gönlünün taşıyabileceğini almalı. Kısık ateşte pişen hamur tam pişer, tasavvufi pişkinlik uzun zaman alır, hızlı ateş pişirmez kavurur. İçi pişmez dışı yanar. Kısık ateşin ocağı çabuk soğumaz. Tasavvuf içerikli söyleyişi yöntemi ile halk inançları derlerken özel altyapı gerekebilir. Aksi halde anlatan anlatmakta, dinleyen de anlamada zorluk çekebilmektedir.

 

     Bulgaristan ve Türkiye Amucaluları arasındaki akrabalık bağına rağmen, sınır kapılarının kapalı olması ilişkiyi kısıtlamıştır. 60 yaşına kadar gelebilmiş Bulgaristan Amucalularının arasında nasip almış olanlar da vardır.

 

     Amucalulardaki abdallar, genel tasavvuf yapılanmasından doğal olarak farklılık göstermezler.1, 3, 5, 7, 12, 40, 70, kutsiyet atfedilen rakamlardır. Abdal, Badal, Bedel’den gelmektedir. Bedel verilmek suretiyle, bedel ödendiği için, her şey Hakk’a verilerek Abdal adı alınmıştır. Abdal göçünce, onun yerine bedeli ödenmiş yeni biri yani yeni bir Abdal seçilir. 360 seçkinden liste başı olan 40’ı Kırklar’ı, onlardan liste başı olan 7’si Yediler’i, Onlardan seçilmiş 3’ü Üçleri ve onlardan seçilmiş olan ise evreni idare eden Kutbül Aktab (Gavs) dır. Tasavvufta sağ, soldan itibarlı iken bu hiyerarşide sol itibarlıdır. Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar, Üç yüz altmış beşler hiyerarşisi sol ve sağ yapılanma için de geçerlidir. Batını yapılanmadaki bu örgütlenme “Bedel” ödenilerek edinilen mertebelerdir.

 

     Bektaşilikte “Ne senindir ne benim”, Şeriatta nasip alıncaya kadar, “ Bu senindir o benim” dir.

 

     Amucalularda Elma, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal münasebeti ile anlatılan söylencede geçer abdal Musa dergâhının elma bağından silkelenilen elmaların suyunun Mısır’da Kaygusuz Dergâhına gittiği ile ilgilidir. Bedreddinilerde meydana gelinirken bir elma getirilir ve elma nefesi okunur.

 

     Amucalularda aynanın da inanç içerikli bir yeri vardır. İnsanın kendi cemalinden Hakk’ın Cemali oluşunca ayna bunu yansıtır.

 

      Amucalularda helva’nın da inanç içerikli yeri vardır. “Helva Açmak”, “Sofra Açmak” ile eş anlamdadır. Helva irmikten yapılırken ayrıca yanı sıra bişi ve koloş da yapılıp dağıtılır.

 

     Amucalularda yemin “Âlim Allah seni öldürür” “Peygamber hakkı için” “Kur’an hakkı için” tarzında yapılır. Yeminin diyeti ödenir. Mala verilen zarar, gönül kırılmış olması telafi edilmelidir. Yeminin telafisi haksızlığa uğramış kişinin veya şahit huzurunda yapılır. Dua edilirken de “Allah uzun ömürler versin, kısmeti gani olsun, analı babalı büyüsün, bir yastıkta kocasınlar, kalan ömrünü o yattığı sürece Allah geride kalanlara versin” denilir. Aç gözlü kimseler için “ gözünü toprak doyursun” mevtaların ardından “toprağı bol olsun, toprağı gani olsun, Efendisi/Hakk ile hoşnut olsun” denilir. Amucalularda  “Ben yaparım” yoktur, “biz yaparız” vardır. Hayrın kabul olsun anlamında “Hizmetin Hakk olsun” denir.

 

     Türk kültürlü halklarda yeminin telafisi haksızlığa uğramış taraf ve şahitlerin huzurunda yapılması bu kültürün şeffaf, demokratik ve adil olduğunu göstermesi bakımından bize göre önem arzeden bir husustur. Ölenin yattığı sürece kalan ömrünün geride kalanlara verilmesinin temenni edilmiş olması, geri kalanların adeta dünya durdukça yaşamasını temenni etmek gibi bir şeydir. Zira ölenlerin yatmaları kıyamet gününe yani dünyanın sonuna kadar sürecektir. Hakk’ı Efendi ile aynileştirmekte bize göre çok anlamlıdır. Peygamber efendimiz de efendidir. Nasreddin Hoca da efendidir. Erzurunda din hocalarına fendi anlamında kısaltılmış şekli ile efe denir. Dağıstan’da Caminin hocası kastedilerek, “efendiye sorarız” denir. Buradan şu hüküm çıkarılabilir mi? Nebilerin Allah indinde itibarlı olduklarına inanılan varisleri ki, onlar âlimler, bilim adamlarıdır, efendi tanımlaması ilim erbabı için Hakk’ın âlim sıfatının bir tezahürüdür. Bir diğer husus, toprağın doyuruculuğunun halk tefekküründeki inanılmaz derecedeki mükemmel anlatımıdır. Aç gözün doymak bilmez açlığını hiçbir şey doyurmaz, topraktan maada. Veysel’in belirttiği gibi, toprak kendisini hırpalayana dahi merttir.

 

     Su ile ilgili inançlarda “Su gibi aziz ol” “Akan su pislik tutmaz” “imanın mayası sudur” “Su kirletilmez, suya abdest bozulmaz” ağaç kültüne çağrım yapan inançlar arasında; Ardıç ağacı Kutsaldır, Buhur ardıç ağacının yaprağından yapılır. Bu yaprağın uyuşturucu niteliği vardır. Amucalularda büyük gövdeli ağaçlar kesilmez. Bu tür kutsal kabul edilen ağaçların yaprağı dahi izinsiz, icazetsiz alınmaz, alınması halinde bir şekilde geri getirileceği inancı vardır.[32] (Kaynak Kişi, a.g.ş.)

 

     Amucalu Türkmenlerinde ayın konumu ile ilgili inançlar da vardır. Yeni doğmuş ay ilk görüldüğünde;

 

     “Ayı gördüm, Allah

     Amentü billâh

     Ay mübarek olsun

     Ya Muhammed Ya Allah”

 

  Gara © 2008   Sayfa 0.007 saniye'de oluşturuldu  

 
Anasayfa  |  Yazılar  |  Yayınlar  |  Foto Galeri  | Dosyalar
Ziyaretçi Defteri  |  İletişim