|
Halk inançlarımızda saç ile ilgili olan inançların önemli bir yeri vardır. Diğer birçok kültür kolunda olduğu gibi saç ile ilgili inançları da hayatın muhtelif safhalarında, doğumdan ölüme ve hatta ölüm sonrası safhalarda görebiliyoruz.
Saç ile ilgili inançlar, inanç sisteminde yeri olan; büyü, günah, nefis, saçı, öteki dünya, yas, nişan, kut, arınma gibi kült, kot ve motifler ile çok kere bağlantılıdır.
Saçı ve inancı birlikte düşünürken muhtemelen konu üç ana başlıkta ele alınabilir. Bizi bu tasnife götüren sacın tanımıdır. Bunlar;
1. Saç, vücudun asli unsurlarından birisidir veya değildir. Buna göre, öteki âlemde uzuvlar bir araya gelerek kişioğlunun ruhu bedenleşince, saç da bütünün bir parçası olarak yerini alacak veya almayacaktır. Bu noktada; bebeğin eşi, sünnetin parçası, göbeğin bağı, kesilmiş tırnak parçası, çıkmış diş ile inançlar cümlesinden bir parçadır kesilmiş saç.
2. Saç bir kıldır. Vücudun diğer kılları ile ilgili inançlar olduğu gibi başta olan kıllarla da ilgili inançlar vardır. Bu nokta haç farizasın de bütün vücut kılları bakıma alınırken muayyen zamanlarda saç da kısaltılır. Nitekim diğer canlılar ve onların da kıllarına bağlı inançlar vardır. Kurt kılı, at kılı ile ilgili inançlarda olduğu gibi.
3. Saç, başta olan bir kıldır. Baş’ın gövde itibariyle yerinin önemi, sakal ve bıyık gibi baştaki kıllarla da ilgili inançlara farklı bir önem kazandırır. Sakal-ı Şerif, başını bağlamak, başına buyruk olmak, saçına kına yakmak.(...) Bu noktada saç saklanır korunur muhafaza edilir saklanılır.
Bu konu başlıklarına sırayla geçmeden evvel, Türklerin ilk inanç sistemlerine dair kısa Açıklamalar yapılabilir
Anadolu Türk halk inançlarında ciddi izleri devam eden Kamizm münasebeti ile bilgi verirken konunun uzmanı Butanoyev Victor Yonovlevic saç konusunda; Hakasya’da tırnakta olduğu gibi Kut’un saçların da dibinde olduğu inancı vardır. Saçlarını gece tarayan insan kutu yerinden rahatsız etmiş olur. Yere dökülen saç kut’un da yere dökülmesine sebep olacağı için rahatsız olur. Dağılan ve üzerine basılan saçların toplanmamaları halinde o saçların sayısı kadar kut’tan mahrum olunur. Saçlarını ateşe atan Hakasyalı “keçinin boynuzu göğe, devenin kuyruğu yere değdiğinde görüşürüz” demelidir. Bu uygulama kadın erkek herkes için geçerlidir. Şamanizm’de yere atılan saçların kuşlar tarafından alınıp gidileceğine inanılır. Saçların yere saçılması halinde kuşların ayaklarına dolaşacakları ve bu durumda kuşların öteki âlemde hesap soracakları inancı Anadolu’da da vardır.
Altay kadın kamlarından Nadya Yoğuşeva saç konusunda bilgi verirken; Kamizm’de, ailesinden biri ölen kadın veya erkek muhakkak başını örtmek zorundadır. Saçın yere düşmemesi için özel önem gösterilir. Zira ölen şahısın ruhu o saçı çalabilir. Kadın veya erkek hiçbir yerde kesilmiş saç bırakmazlar, ölü sahibinin bu kurala uymaması halinde kısa süre zarfında kendisinin de öleceğine inanılır. Türkiye’de doğmuş bir kimse Altay’da ölecek olsa, o şahıs 40 gün içinde dünyayı dolaşıp kayıp saçını bulmak zorundadır. Kamizmde, yel, rüzgâr benzeri güçlerin de ruhları vardır. Karanlık olup güneş battıktan sonra insanlar muhakkak saçlarını örtmelidirler. Bu ruhlar ilkin kafaya çarparlar. Kadın ve erkek muhakkak başlarını örtünerek rüzgâr, yel iyesinin zararından korunulur. İslamiyet’te gecenin karanlığından rüzgârın getirdiğinden götürdüğünden Allah’a sığınılır.
Kırk ve ruh bağlantısı bu bulguda da karşımıza çıkmaktadır. Güneşin batmasından sonra ruhların aktif hale geçtikleri inancı keza bu tespitte de görülmektedir. Geleneksel Türk inançlarındaki rüzgâr ve benzerlerinde bir ruhun varlığı inancı tasavvuftaki cemadat, insanat, hayvanat ve nebatatın inanç sorumluluğunu hatırlatmaktadır.
Türkmenistan Türkmenlerinde çocuk 12 aylık oluncaya kadar saçı kesilmez, çocuğun saçını dayısı keser. Saç sağdan başlanılarak tıraş edilir. Bu saç, hediye alınmak suretiyle dayıdan alınır ve o saklanılmaya devam edilir. Saç toyu, doğum toyundan sonra ikinci toydur. Daha sonra gelin toyu ve ak toy yapılır. Diş toyunda ve saç toyunda çocuğun atası (babası) bir fakiri tepeden tırnağa giydirir.
Anadolu ve Balkan Türklerinde yaygın bir inanca göre “Tırnağını kesmeyen bıyığını kısaltmayan bizden değildir.” saç ve tırnağınızı toprağa gömün büyücüler onlarla sihir yapmasın” şeklinde hadislerin olduğuna dair inançlar vardır.
Türkmenistan’da çocuğun çille/kırk saçı nazarlık olarak 3–4 yaşına gelinceye kadar ona takılır. Türkmenlerde dayının satın aldığı sacı Türkiye’de hediye karşılığı baba satın alır. Saçın ağırlığınca sadaka verildiği olur. Anadolu’da saklanan bu saç çocuk büyüyüp damat olunca güvey yastığının içeni konur.
Balkanlar ve Anadolu’da olduğu gibi Suriye Türklerinde de çocuğun ilk tıraşında ufak bir merasim yapılır. Kesilip dökülen saç para ile tartılır. Bu para fakirlere verilir. Tıraşı yapan berbere “peşkeşli” diye bilinen bir ödeme yapılır. Toya katılan çocuklar ve berber sevindirilir. Tıraş olan çocuğa hayır duası yapılır. Haç farizasında de saç tıraşları münasebeti ile sadaka verilir. Ayrıca ehrama girildikten sonra vücuttan düşen her kıl için fakire ödeme yapılır.
Türkistan’da bazı yörelerde bebeğin ilk saçını ve tırnağını herkes alamaz (kesemez). Karın tırnağı (ilk tırnak) ve Karın saçı (ilk saç) doğumun 40. günü kesilir. Bunlar meyveli bir derenin kenarına gömülür veya dama atılır. Böylece çocukların da meyveli ve bereketli, evli ve ocaklı olacaklarına inanılır. Karın saç başka bir ifade ile ana ve balanın kırkı çıkınca alınır. Daha sonra çıkacak saç ise bir yıl sonra alınır. Ailenin büyüklerinden anne veya baba çocuktan bir tutam saç keserler, bu saça “duk uzdu” denir. Kalan sacı anne-baba alıp saklarlar. Saç toyu’na gelen davetliler dua eder. Davetlilere ikramda bulunulur, onlar da hediye getirirler.
Türkistan’ın kuzey Afganistan ve Özbekistan bölgelerinde saçı tıraş edilen erkek çocuğun tepesinde “ergeç” denilen bir tutam saç bırakılır. Ergeç/Erkeç, bir niyaz, nezir saçıdır. Buna göre çocuk bir yatıra adanır. Çocuk 7 veya 9 yaşında oluncaya kadar bu saç kesilmez örük yapılır. Zamanı gelince kurban kesilerek saçı hoca tıraş eder. Karapapak Türklerinde kadının kesilen saçı yere gömülür. Saç yakılmaz, yakanın geleceğinin yanacağına inanılır. Saç örüğü, sahibinin kız veya gelin olduğu mesajını verir. Ordu ilimizde kızlar 7 çift, 1 tek örük yaparlar. “Yedi çift tek” bir inanç tanımlamasıdır. Muhtelif vesilelerle sık sık geçer.
Saç Türk kültür dünyasının hiçbir yerinde bu arada Bulgaristan ve Yunanistan Türklerinde ulu – orta atılmaz. Uygun bir duvar deliğine sokulur veya özel torbacıklara konularak saklanılır. Bu İnancın Kumuk veya Nogay Türklerinde de yaşadığını görüyoruz. Nahçıvan – Azerbaycan’da çocuğun ilk saçını atası kırkar (tıraş eder) aynı aileden bir büyük, tıraşı yapan babaya halet (hediye) alır.
Azerbaycan’da “ana saçı” bebek bir yıllık olmadan kesilmez. Anne hamileliği süresinde kendi saçını kesmez. Annenin bu dönemde saçını kesmesi halinde çocuğunun da ömrünün kesileceğine inanır. Bebeği tıraş eden kimseye hediye alınır. İlk tıraş münasebeti ile hane halkına yemek verir. Ana saçı çöpe veya ayakaltına atılmaz. Saçını olur olmaz yere atan annenin elinin ayağının dolaşacağına inanılır. İnanca göre bu itikat Kamizm’den gelmektedir.
Azerbaycan’da cenazede ağlanırken saç yolmak, yüze toprak atmak, yüzü tırmalamak, elbiseleri ters giymek adet ve inançları vardır. Ancak Keleki – Nahçıvan – Azerbaycan’da cenazede saç yolma âdeti yoktur. Bu uygulama Kuzey ırka Türkmenleri ile Balkan Türklerinde de yoktur. Erkek mevtanın eşi kendi saçını tartar (taramaz), yüzüne döker. Bakü’de Rusların yaptığı toplu katliam, gam günü olarak belirlenmiş ve Keleki’de 40 gün tıraş olunmamıştır. Yas evinin erkekleri Anadolu’da da 9 veya 40 gün sakal tıraşı olmazlar.
Eski Türk İnançlarında yas anında insanların saç ve atların kuyruk örüğü kesiliyordu. Bitlis’te yaslı ailenin kadınları saçlarını keserek duydukları acıyı göstermiş olurlar.
Hakkâri’de genç kızlar ve kız çocukları, nazardan korunmak için, saç örüklerinin içine/ arasına mavi boncuk takarlar, böylece nazardan korunulduğuna inanılır. Bu inanç ve uygulama Türkmenlerde de vardır. Muş’ta çocuğun ilk saçı fakire kestirilir. Saçları altınla tartılıp karşılığındaki para Türk Dünyasının diğer kesimlerinde olduğu fakire dağıtılır. İlk merasimim münasebeti ile fakire sadaka verme uygulaması batı Trakya Türklerinde de vardır.
Kına Türk Halk inançlarında adanmış olmasının işaretidir. Bunun içindir ki, asker adayına kurban edilecek hayvana, evliliğe aday olan gençlere, sünnet olacak çocuğa kına yakılır. Belki de yaşlıların saç kınası bu manada ahiret adaylığı anlamındadır.
Tunceli yöresi alevi İnançlı Müslüman Türk halkı da gece ayna ile ilgili hiçbir işlem yapmaz. Aynaya bakılmaz, saç –sakal tıraşı olunmaz. Esasen gece aynaya bakmanın uygun olmadığı inanç birçok Türk kesiminde vardır. Gece aynaya bakmak özellikle hamile kadınlar itibariyle Batı Trakya ve Makedonya Türklerinde de uygun bulunmaz.
SONUÇ
Saç ile ilgili Türk halk inançları muhtemelen ilk Türk inançlarından son dinlerine kadar sürerek şekillenip iç içe ve üst üste gelmiştir. Er veya kadın kişi, çocuk, ergin, yaşlı mutlulukta ve yasta saçın değişmez mistik bir çizgisi olmuştur. Halkımız sakal-ı şerif’i, bir başka huşu ile ziyaret eder. Leçeğini düşman erkeğinin önüne atan bir hanım kine ve husumete “dur” der. O leçek ki, saçın örtüsüdür. Başıbozuk olmak bir anlamda başı açık olmaktır. Başı bağlanmış gençler artık sahiplidir. Bağlanılan başları ile bekârlığa veda etmiş olurlar. Sadece kız çocuğun değil erkek çocuğun da baş bağlama yaşı ve şekilleri vardır. Başın bağlanılma şekli ve saçların örük biçimi sahibinin bekâr, nişanlı evli ve yaşlı olduğunu gösterir. Saç konusunda daha çok yapılacak açıklamalarımızın olabileceğine inanıyoruz. |