BildirilerMakaleler/Bildiriler

KUZEY KAF KAFKASYA-ORTA FIRAT VE BATI TRAKYA TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASNDA BÜYÜ

MALATYA BİLDİRİ

KUZEY KAF KAFKASYA-ORTA FIRAT VE BATI TRAKYA

TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASNDA

     BÜYÜ

 

 

GACALLAR-KUMUKLAR-ORTA FIRAT

 

 

Gacal, Gerlova, Tozluk Türkleri ve Kızılbaşlar İslam’a inanıyorlar: Gacal, Gerlova, Tozluk Türkleri ve Kızılbaşlar bunlar bugünkü Bulgaristan’da yaşamaktadırlar.”

Gagauzlar ve Gacallar’ın Peçenekler, Kumanlar ve özellikle Uz-Oğuzların torunları olduklarına bunların Anadolu’dan değil kuzeyden Kıpçak Bozkırı’na geldiklerini vurgulamaktadır.[1] Türkiye’deki Gacallarda Urallardan geldikleri

Gacal halk kültüründe Hıdrellez kutlamaları yapılır. Hıdrellez sabahı demirbozan diye bilinen ot toplanıp hayvanlara verilir. Hıdrellez kutlamaları 5–6 gün sürer. Cadı kadın gelmesin diye kapıya çalı konulur. Silg(k)in otu toplanır. Bu otla çocuklar yıkanır.

Balkanlar ve Anadolu Türk kültür coğrafyasında evde uzun süreden beri uğursuzluk devam ediyor ise evin eşiği değiştirilir, bekâr bir kimse eşikte oturur ise evlenemeyeceğine inanılır, kapı eşiği cinlerin en yoğun olduğu yer olduğu için eşikte oturulmaz, eve eşikten girerken kazma kürek ile girilmez, yedi yıl kıtlık görülen evin eşiği değiştirilir.[2]

Eşik etrafında Türk kültürlü halklar arasında yaşayan inançlar bir kült oluşturacak kadar çokturlar. Eşiğin altında ocağı koruyan iyenin yurt tuttuğuna inanılır. Bu iye bağların koruyucu iyesi gibi çok kere Ak bir yılan olarak tasavvur edilir. Ev halkına dokunmayan bu yılanın evin yaşlıları tarafından beslendiğine dair anlatılar vardır[3].

Gacallarda Cadı kadın gelmesin diye kapıya çalı konulur. Türk kültür coğrafyasının diğer halkları gibi ölümün duyuruluşu, ölen şahsın pabuçlarının kapının önüne konulması ile yapılır. Bu uygulama Gacallarda da vardır.

Gacal halk inançlarında da Kırk basması inancı vardır. Kırk gün yeni doğum yapmış anne sokağa çıkmaz, eşikten dışarıya adım atmaz. Kırkıncı gününde Kırk uçurmaya gidilir. Kötü ruhlar ve cinler gelmesin, çocuk çarpılmasın diye 40 gün çocuğun bezi dışarı asılmaz, akşamdan sonra eşiğin dışında bırakılmaz ve Kuranı Kerim okunur. Dünyaya yeni gelen çocuğun başının altına Kuranı Kerim koyulur. Annenin odasında Kuranı Kerim, çalı süpürgesi ve demir bulunur. Eşiğin dibine demir gibi sağlam insan olsun diye demir konur[4]. Bu uygulamalar diğer Türk kültürlü halklarda da vardır. Demir Türk halk inançlarında genel koruyucular arasında yer alır. Ancak süpürge uygulamasına çok sık rastlanılmaz[5].

Bir Gacal türküsünde;

‘Köprü altından geçtim

Acı tatlı su içtim

Süpürge tomu için

Tatlı canımdan geçtim, geçtim denir.[6]

Gacallar’da Süpürge üzerine oturulmaz ve süpürge ile kimseye vurulmaz.[7] Süpürge de keza etrafında halk inançları yoğun şekilde oluşmuş bir objedir. Süpürge ile bir kimseye vurulması ona iftira atılacağına yorumlanır[8].

Bebeğin ve annenin yarı kırkında ve kırkında mevlit okunur. Etli pilav yapılır. Ayran verilir[9]. Mevlit okunurken o salondaki resimler örtülür. Örtmemek günah sayılır[10]. Kur’an-ı Kerim okunan salonda resimlerin ve aynaların örtülmeleri halk inançlarında yaygın inançtır. Cenazenin evden çıkacağı gün de aynalar örtülürler[11].

 

Gacallarda görülen büyü türlerinden birisi de damada yapılan büyüdür. Gerdek gecesi başarısız olması için damada yapılmış büyü var ise büyü bozulsun diye dua edilir. Bu hal damadı bağlama olarak bilinir. Özel gecede başarılı olamayan erkeğe büyü yapılmış ise hocalar dua ile bu büyüyü çözer[12]. Kurtağzı bağlamadaki uygulamanın damadı bağlama başka bir türüdür.

Kurtağzı bağlama inanç ve uygulaması Gacallarda da vardır. Otlaktan gelen hayvanlardan eksik olan dağda bayırda kalmış olan varsa kurdun onu parçalaması için ipe düğümcük atılarak kurdun ağzı bağlanır. Böylece kurdun o hayvanlara dokunmayacağına inanılır. Çiftliğin eksik hayvanı döndüğü zaman açlıktan ölmemesi için dualarla kurdun bağlanılan ağzı açılır[13].

Kurt etrafında oluşmuş inançlar mitolojik dönem halk inanmaları bağlamında Türk kültürlü halklar arasında bir kült oluşturmuştur. Kurtağzı bağlama halk inançlarındaki “bağlama” uygulamasının bir yaygın bir örneğidir. Ağzı bağlanılan kurda büyü yapılmış olunur ve ağzı açılmak sureti ile de büyünün bozulması sağlanır[14].

Gacallarda Tavşan uğursuzdur. Kurt uğurludur. Kurt önü sıra giderse işin uğurlu gideceğine inanılır. Bel ağrıları tedavisi için Ayı’ya bel çiğnetilir. İneğin ilk ağuzından alınır. Köy orta oyunlarında bir kişi ayı yapılır. Birisi ise eline sopa alır, ona vurur, ayı olan kişi de ayı gibi oynar. Eğlenceye katılanlardan birisi de koyun derisinden yapılan darbuka çalar[15].

Hamile Kadınlara cenazede al kurdele bağlanır.[16] Al rengin koruculuğuna olan bir inanç vardır[17]. Cenaze ortamı tekin sayılmaz. Cenazeden dönen cemaatin kırkı çıkmamış anne ve bebeğinin bulunduğu odaya girmesi istenilmez. Ölünün onları basabileceği inancı vardır.[18]

Gacal halk tababeti doğal olarak zamanla hükmünü yitirmeğe başlamış olmakla beraber oldukça gelişmiştir. Sütü olmayan anne helva ve ekmez gibi şekerli yiyecek yer. Ayrıca Aksoğan kırılır ve kuyu başında yenir. Böylece sütünün kuyuyu dolduracak kadar çok olacağına inanılır[19].

Türk kültürlü halklarda süt, sadece bir besim maddesi olmayıp, özel şifa kaynağıdır da. Sözlü kütürde, çiğ süt emmiş olmak, sütü bozuk olmak, sütsüz olmak, mistik anlam içerirler[20].

İnsanlara yapıldığı gibi nazar almaması istenilen hayvanlara da nazarlık yapılır onlar da nazardan kurtarılmak korunmak istenilir. Kem gözden ve büyüden korunmak için evlere ve ambarlara nal daha ziyade at nalı asılır. Nazardan korunmak için ayrıca küçük nazar boncukları takılır. Ayrıca, azara karşı şap yapılır. İnce mavi oya bocuğundan nazarlıklar yapılır.[21]

Nazarın ölüme de yol açabileceğini anlatan bir gacal manisinde;

‘Bir kaun aldım pazardan

Sarardım soldum nazardan

Arkadaşım sorar isen;

Dün akşam çıktım mezardan’ [22]denilmektedir.

Nazar inancı ve ona karşı korunma tedbirleri Türk kültürlü halklarda çok çeşitli ve yaygındır. Daha ziyade mavi gözlü seyrek dişli sarışın kimselerin narının tesirli olduğuna inanılır. Bir halk deyişine göre ‘nazar deveyi kazana yiğidi mezara sokar’. Nazardan korunma adına Ayetel Kürsi, Felak ve Nas Surelerini okunması önerilir. Nal’dan nazarlık günümüzde bayan takılarına da yansımıştır.[23]

Nazar için mavi boncuk ve mavi şap takılır. Nazarlıklar muska ve çiçek şeklinde olurlar.

Büyü bozmak için dua edilir. Kapının eşiğine sirke dökülür. Böylece büyünün bozulacağına, Büyüğe karşı tedbir olmak üzere dış kapı sirkeyle sık sık silinir.[24] Gacallarda Komşuya sirke verilmez[25].

Büyü-eşik bağlantılı inançlar oldukça yaygındır. Büyü için hazırlanmış nesneler evin eşiğin altına gömülür. Büyü bozulması için okutulmuş kilitler açılarak akarsuya atılır, okutulmuş sabunlar keza akarsuya atılırlar ve sabun eridikçe büyünün tesirini kalkacağına inanılır. Kısmetini kapatılması istenilen genç kıların kapılarına domuz yağı ve kısmetinin açılması istenilen kıların kapısına da kurt kanı sürülmesinin yararına inanılır[26]. Sirkenin koruyuculuğa inanıldığı ve gün battıktan sonra komşuya verilemeyecek nesneler arasında mayalanma özelliği olan sirkenin de olduğu bilinirken[27] sirke büyü bağlantısı ile ilgili inanca ilk defa rastlanılmıştır.

Gacal halk inançları kültüründe rüyada kara/siyah görmek ölüme dalalettir. Gacallarda bir kimsenin ölümünün duyurulması, ölen kimsenin ismi söylenerek sala verilmek suretiyle yapılır.[28]

Kara, mavi ve ak ölüm bağlantılı bazı inançlara rağmen Türk kültürlü halkların genelinde yas rengidir. Kara bayram, Kara gün, Kara yer, karalara bürünmek ölüm mesajı içerirler. Ölümün sala ile duyurulması da çok yaygındır. Türkmen elinde ölüm duyuruları kara bez üzerine ak yazı ile yapılmış açıklamalarla duyurulur. Bulgaristan Türk kültür coğrafyasında ölüm duyurusu ölen şahsın resmini de içerek el ilanı şeklinde yapılmış açıklamaların belirli yerlere asılması veya yapıştırılmaları şeklinde olur.[29]

Ölen şahsın ayakkabısı dışarı çıkarılır, eşiğin üzerine uçları dışarı gelecek şekilde konulur. Böylece o evde bu ayakkabıların sahibinin öldüğü duyurulmuş olur.[30]

dİPNOTTUR

KARŞILAŞTIRMALI

        GACAL-GERLOVA-ÇITAK-TOZLUK TÜRKLERİ HALK İNANÇLARI

 

                                                                  Yaşar Kalafat[31]-Hakan Ulutin[32]

 

 

 

 

kumuklar

 

Alkışlar tedavide maddi müdahalenin fiziki müdahalenin adeta ruhi müdahale boyutunu da oluşturur. Her türlü tedavinin psikolojik tedavi boyunu sağlarlar. Çok kere “Biz elimizden geleni yaptık şifa Allah’tan” denir. Ayrıca şifa vericiliğine inanılan ulu zatın ismi zikredilir. Bu benim elim değil Fatma Anamızın eli” denir. Böylece Fatma Ana anılarak ruhiyatından kuvvet alınmak istenir. Bu tür söylemlerde shri büyüsel manevi bir güç aranır.[33]

Halk sufizminde hastalık da bir intihandır. Yaratılmış olanın sabrını ölçmektir. Allah’tan gelene baş eğmek şükretmek isyan etmemek lazımdır. Onda kişoğlunun bilemediği onun hayrına olan bir derinlik bir boyut vardır. Tedavide tabib ve derman vasıtadır. Şeytan ve onun avenesi şerri, vesvesiyi, isyanı temsil ederken her türlü musibetin deva kapıısı da Allahdır. Büyü, tılsın, afsun gibi muarrızların yenilebilmesi Allah’a sığınarak şifa aramaktadır. Hastaların tedavileri sürüsünce tevekkülü elden bırakmayışlarının izahı bu şekilde yapılmaktadır.[34]

 

Bəzən karğış və alkışların ovsunla çok əlakədar olduğunu görürük. Alkış və karğış inamla edilməlidir, ki, “ünvanına çatsın”. Mükəddəslik azaldıqkca alkış-karğışların da gücü zəifləyir. Məsələn, “Kitabi-Dədə Qorqud”da bunun belə əks olunduğunu görürük: “o zəmanda bəglərin alkışı alkış, karğışı karğış idi. Duaları müstəcəb olardı”[35] (Burada gördüyümüz kimi, alkış və karğışın mahiyyəti böyükdür.  

Alkışı alkış gargışı kargış olma şeklindeki söylem günümüz Anadolu Türk halk inançlarında yaşamaktadır. Alkışın kabul olması için hulusi kalple yapılması, tövbekâr olunarak dua sahibinin kendisine öz eleştiri yamıp hatası anlayıp pişman olup nademat getirmesi, duadan evvel dua makamına iman edip sığınması, haır hasanet işşlemesi gibi efsunlu atmosferi oluşturmsı gerekir.

Ovsun Ovsun koruyucu gücü olan mükəddəs inanc olara kəbul edilir. Bəzən ovsunun fal ilə eyni olduğunu göstərirlər. Lakin bizcə, “ovsunun faldan fərqi/farkı var. Məsələ burasındadır ki, falın ibtidai növü ilə ovsun arasındakı seçilməni müəyyənləşdirmək elə bir çətinlik törətmir. Ovsun üçün söz əsas, başlıca meyar sayıldığı halda falın bəsit formasında buna ehtiyac duyulmur”[36] Kumuk folklorundakı ovsun/afsun kadim Türk mifologiyası/mitolojiisi ilə yakından səsləşir və həm də onun bu gündən sabaha ötürücüsü /haber vercisi rolunu oynayır. Çünki insanlar hələ də təbiətə hansısa/hangisi ise mistik güc vasitəsilə təsir ediləbiləcəyinə və bunun üçün fala bakma, ovsunlanma, cadugərlik/cadılık kimi/gibi hadisələrə inanırlar. Son dönəmlər elm aləmində sehr/sihir, cadu, falabaxma hakkında mühtəlif fikirlər irəli sürülpb və sonunda gəlinən nəticə bu olup ki, sehr, cadu, falabahma sadəcə imitasiyadan ibarətdir. C.Frezerin ovsun/afsun hakkında fikirləri maraklıdır/ilginçtir:

Ovsun iki əsas prinsipə dayanır. Onlardan birincisi münasibin münasibi yaratması, yahud nəticənin öz səbəbinə bənzəməsidir. İkinci prinsip isə bir-biri ilə əlakaya girən əşyalar əlakə bitdikdən sonra bir başa karşılıklı hərəkət etməyə davam etməsidir. Birinci okşarlık prinsipi olabilər. Lakin ikinci əlakənin, yoluhmanın prinsipidir. Sehirkar/sihirbaz da elə birinci prinsipdən nəticə çıkarır ki, o karşısına çıkan bütün hərəkətlərə imitasiya edəbilir. İkinci prinsip esasında o, bütün hər şeyin nə vakıtsa alakada olduğu şəhsin özünə də təsir edəcəyi nəticəsini çıkarır”[37] Yəni, məsələn/mesela, cadu onu etdirənin özünü tutacak və ona zərər yetirəcək. Burada sehir/sihir işə düşəcək və Tanrı cadu edəni cəzalandıracakdır. Ancak bununla yanaşı,/birlikte cadu, sehir/sihir edilən zaman, gaibdəkilərdən kömək/yardım istəyərkən məhz Tanrının adından istifadə edilir. Elə buna görə də “klassik filologiyada sehrin “Tanrı fenomenliyi” ilə əlakəsini göstərən işlər var, Hansı ki, Tanrını adlandırmak– onu çağırmakdır.” [38] Maraklıdır ki, Kumuk folklorunda ovsunla, sehirlə əlakəli olan “təhlikinin”, “xoş olmayan” işlərin adlarını çox çəkmirlər. Onun yerinə başka sözlər istifadə edirlər.

Tanrının cade/cazılık yapanı cezalandırması, cadı yapan bu eylemi insanların kaderine müdahale etmiş olmaktadır. Hayrın ve şerrin takdir hakkıkaderi tayin edenin elindedir. Cadı yapan, adeta Tanrı’ya rağmen Tanrılık yapmaya kalkışmış olmaktadır. İlahî iradenin yatki alanına girmiş olmakta şirk işlemiş olmaktadır. Bir noktada tanrılık yapmaya kalkışmaktadır. Yaratılmışlar insanoğlu yaşamından sorumluudur o yaşam şekline başka bir kişi şekil vermeye kalktığı taktirde kaderi yaşayan değil ona o kaderi yaşatan sorunlu konuma düşmüş olmalı[39].

Məsələn, bir Kumuk atalar sözünə dikkət yetirək: “Atın aytsan – at yimik gelen[40]. Burada söhbət pis, korkulu, hoşagəlməz güclərdən gedir. Azərbaycan folklorunda bunun başka bir variantı ilə karşılaşırık. Hər hansı bir hoşagəlməz hadisədən, korkulu, uğursuz məsələdən danışarkən “bismillah”, “şeytannar kulağına gurğuşun”, “adını Hatın ansın” [41] kimi ifadələr işlədilir. Adın çəkilməsinə çok önəm verilən Kumuk folklorunda gözdəymənin/nazarın karşısını almak və ya gözdəyməni kaytarmak/geri çevirmek için adlardan istifadə olunurdu. Məsələn, folklorşünas S. Hacıyevanın bir təsvirini qeyd/kayıt edək: “Uşağı gözdəymədən hilasetmək/korumak üçün/için belə bir ovsun mərasimi keçirilirdi: ocakdan közərmiş/közleşmiş kömür götürülür və gözü dəydiyi güman/ihtimal edilən adamın adı çəkilərək hər küncə su səpilir, sonra sudan köz çıxarılır, əzilib toz halına salınır və uşağın kulağına, boynuna, boğazına, əlinə sürülür” [42]

 

Məşhur Yırçı Kazak hakkında belə bir rəvayət mövcuddur ki, bir döyüşçü 12 yerindən yara almış, uzun müddət şaxtada qalıb yarasını hovlatmışdır. Onun sağalması üçün Yırçı Kazakı dəvət etmişlər. Yırçı Kazak gəlip kumuzda mahnı çalıb. Yaralı özünə gəldikdən sonra Kazak kəhrəmanlıq havaları çalmış və zamanla xəstə sağalmışdır [43]. Heyvanlar üçün keçirilən rituallar da vardır. Onlardan ən məşhuru və geniş yayılmışı “Qurdağzı bağlama duası”dır. Keyd edim ki, bu, Azərbaycanda da geniş yayılmış bir ovsundur. Maldarlıkla, hüsusilə, kiçikbaş/küçükbaş heyvandarlıkla/hayvancılıkla məşğul olan Türklər heyvanlarını təhlükədən korumak üçün müxtəlif ovsunlara müraciət etmişlər. Qurdağzı/Kurtağzı bağlama duası da Türk halklarında mühtəlif şəkillərdə yerinə yetirilir. Məsələn, Kumukların ən yaxın qonşusu Karaçay-Malkarlar Kurdağzı bağlama duası zamanı Toturdan yardım istəyirlər [44] Kumuqtürkərində bu duanın tətbiki belədir: bir ip alınır və hər düyününə bir dua ohunarak yeddi düyüm vurulur, yumrulanıb yerə koyulur. Bu zaman kurdun ağzı bağlanırmış. Kurdun ağzını bağlayan ovsunçu/Avsuncu heyvanın tapılmasından/bulunmasında sonra bu ovsununu pozmalıdır /bozmalıdır. Çünki ağzı bağlanan kurd başqa heç bir heyvanı yeyə bilməzmiş və heyvan acından ölərmiş. Bu da böyük günah sayılırmış[45] Maraqlıdır ki, Azərbaycanda da Kurdağzı bağlama ovsunu vardır. [46] Burada da itmiş heyvan tapıldığdan sonra kurdun ağzını açırlar. Görünür, ovsun edən kəs Tanrının kazəbinə düçar olmakdan korhurmuş.  Ovsunları təhlil edərkən gördük ki, dini rituallar, ayinlər hansısa mistik bir gücün təsirinə, varlığına inanmış insanların o gücdən pənah almaq istəyini əks etdirir. 

Halk İnançlarında yaradılmışların hepsinin karşılıklı sorumlulukları vardır. Kurdun ağzını bağlayan kimse ilgili sureyi okuyarak kurdun evcil hayvanları parçalayarak sahibine ve hayvana haksızlık yapmamasını amaçlamı olur. Hayvan sahibi hayvanını ve hayvan da canını kurtardıktan sonra keza ilgili sure okunarak kudun ağzı açılarak açlıktan ölmemesi amaçlaır. İnanç sisteminde cansız bilinenler, nebatlar, hayvanlar ve insanlar arasında ilahi bir denge vardır. Hiçbir şey ve hiçbir kimse sahipsiz değildir.  Kurtağzı bağlamanın ipe düğüm atmanın dışında bıçak kapatıp açma, kilit kapatıp açma ve benzeri ymtemleri de vardır. Esasen bağlama, bağlanma ve bağlanılma bir büyü uygulama türüdür[47].

Albaslının və Hal anasının birçok hüsusiyyərləri Lilit ilə eyniyyət təşkil edir. Lilit yəhudi mifologiyasına aid edilən obrazdır [48] Hakkında ilk yazıya Babil Talmudda rast gəlinir. Lilitin Adəmin ilk arvadı olduğunu göstərən kitab “Ben Sira əlifbası” kitabıdır [49] Tevratın ilk hissəsi “Yaradılış”ın I Babında Adəm ilə birlikdə bir dişi yaradıldığından, 2-ci hissədə isə Adəmin gabırğa sümüyündən bir dişi yaradıldığı yazılmışdır. [50]. “Yaradılış”dakı rəvayətə görə, Allah öncə torpaqdan/topraktan Adəmi və Liliti yaradıb. Lilitə Adəmə tabe/tabi olmasını əmr/emir edib. Ancak Lilit Adəm ilə eyni hükuklu olduğunu düşünərək Adəmə tabe olmakdan boyun kaçırır. Nəhayət, o, cadu edir və Adəmdən kaçarak uzaklaşır. Allah geri kaytarmaları için mələkləri Lilitin arhasınca göndərir. Liliti tapdıklarında onun Kızıldəniz ilə birlikdə olduğunu görürlər. Bu evlilikdən onların yüzdən çox cin uşakları olur. Mələklər Lilitin geri kayıtması üçün hər gün onun bir cin uşağını öldürürlər.  Mələklər nə kadər təkid edirsə, Lilit geri dönməyə razılaşmır. O heç vaxht/vakit Adəmə sadık kalmayacağını deyir və geri dönmür. Bundan sonra Allah Adəmin kabırğasından Həvvayıı yaradır və Həvva Adəmə itaət etdiyindən onların soyu artır. Bunların mehribanlığını/sevgisini kıskanan və öldürülmüş cin uşaklarının intikamını almak istəyən Lilit and içir ki, hamiləzahı kadınların kənimi olacak, onun adı yazılmış tilsimi üstündə gəzdirməyən (başka bir rəvayətə görə isə Sanvai, Sansanvai ve Semangelof mələklərinin adı yazılan tilsimi üzərində daşıyanların) və Adəmin soyundan olan oğlan uşaklarını ilk 8 gündə, kız uşaqlarını isə 20 gün içində öldürəcək[51]

Ademin peygamberliğine itaraz ona tabi olmaması üzerine kaçıp kurtulabilmesinde cadı yapmış olması, ondan lohusa kadınların korunması için onun isminin yazılı olduğu tılsımın taşınması gerektiğitespisi ise hem büyü kültürünün derinliklerine inilebilmesi bakımımdan ve hem de Al Karısı inancının özellikleri bakımındanönemli bir husustur. Aynur Hurremkızı yaptığı çalışma Al Karıısı ile lili bağlantısını kurarken Al Karısı neslinin Liliden türediğine yer verilmektedir. Bilindiği gibi Al Karısı lohusa ve onun çocuğuna musallat olmakla birlikte esir alındıktan sonra onu esir alan aile Al Ocağı olmakta ve lohusaları bu ocak al karısına karşı korumaktadır[52].

 

[53] Daha sonra saçından kəsib saklamak motivi də maraqlıdır. Bugün Azərbaycanın bəzi bölgələrində hələ də saçın magik gücü olduğuna inanılır. Belə ki, saçı hara gəldi atmazlar, yerə düşəndə ayaqlamazlar. Hətta bəxti bağlayarkən də saçdan istifadə edərlər. Ona görə də xüsusilə kadınlar öz saçlarını korumalıdır [54] Görünür ki, Hal anasının da məhz saçına dəyər verməsi bu inancın təsiri ilə yaranmışdır[55].

 

“Yaradılış”dakı rivayətə görə, Allah öncə torpakdan Adəmi və Liliti yaradıp. Lilitə Adəmə tabi olmasını əmr edip. Ancak Lilit Adəm ilə eyni hükuklu olduğunu düşünərək Adəmə tabe olmaya itiraz eder ve nihayət, o, cadu/büyü eder və Adəmdən kaçarak uzaklaşır. Allah geri kaytarmaları/dönmesi için mələkləri Lilitin arhasınca göndərir. Liliti tapdıklarında/bulduklarında onun Kızıldəniz ilə birlikdə olduğunu görürlər. Bu evlilikdən onların yüzdən çox cin uşakları/çocukları olur. Mələklər Lilitin geri kayıtması üçün hər gün onun bir cin uşağını öldürürlər.  Mələklər nə kədər təkid edirsə, Lilit geri dönməyə razılaşmır. O heç vaht Adəmə sadik kalmayacağını açıklıyor və geri dönmüyor. Bundan sonra Allah Adəmin kabırğasından Həvvayı yaradır və Həvva Adəmə itaət etdiyindən onların soyu artır. Bunların mehribanlığını/sevgisini kıskanan və öldürülmüş cin uşaklarının intikamını almak istəyən Lilit and içir ki, hamilə və zahı kadınların kənimi olacak, onun adı yazılmış tilsimi üstündə gəzdirməyən (başka bir rəvayətə görə isə Sanvai, Sansanvai ve Semangelof mələklərinin adı yazılan tilsimi üzərində taşıyanların) və Adəmin soyundan olan oğlan uşaqlarını ilk 8 gündə, kız uşaklarını isə 20 gün içində öldürəcək.[56]

 

“Yaradılış”dakı rivayətə görə, Allah öncə torpakdan Adəmi və Liliti yaradıp. Lilitə Adəmə tabi olmasını əmr edip. Ancak Lilit Adəm ilə eyni hükuklu olduğunu düşünərək Adəmə tabe olmaya itiraz eder ve nihayət, o, cadu/büyü eder və Adəmdən kaçarak uzaklaşır. Allah geri kaytarmaları/dönmesi için mələkləri Lilitin arhasınca göndərir. Liliti tapdıklarında/bulduklarında onun Kızıldəniz ilə birlikdə olduğunu görürlər. Bu evlilikdən onların yüzdən çox cin uşakları/çocukları olur. Mələklər Lilitin geri kayıtması üçün hər gün onun bir cin uşağını öldürürlər.  Mələklər nə kədər təkid edirsə, Lilit geri dönməyə razılaşmır. O heç vaht Adəmə sadik kalmayacağını açıklıyor və geri dönmüyor. Bundan sonra Allah Adəmin kabırğasından Həvvayı yaradır və Həvva Adəmə itaət etdiyindən onların soyu artır. Bunların mehribanlığını/sevgisini kıskanan və öldürülmüş cin uşaklarının intikamını almak istəyən Lilit and içir ki, hamilə və zahı kadınların kənimi olacak, onun adı yazılmış tilsimi üstündə gəzdirməyən (başka bir rəvayətə görə isə Sanvai, Sansanvai ve Semangelof mələklərinin adı yazılan tilsimi üzərində taşıyanların) və Adəmin soyundan olan oğlan uşaqlarını ilk 8 gündə, kız uşaklarını isə 20 gün içində öldürəcək.[57]

 

KIPÇAK/KUMAN-OĞUZ TÜRK YAPILANMASINDA

      KUMUK HALK İNANMALARI

                                                          Yaşar Kalafat[58]

 

[1] Fehmi Gök, Gacal Türklerinin Dili ve Edebiyatı, İstanbul Ofset, İstanbul, 2010 s. 8

[2] A.Cıkotç-Suljeviç, Karşılaştırmalı Türk ve Boşnak Halk Adet ve İnançları, Prizren, 2005, Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi yayınları S. 63

[3]Yaşar Kalafat-Ahmet Turan, Türk Halk İnançlarında Hayvan Üslubunda Mitolojik Devridayım II, Ankara, 2014 Berikan yayınları, s. 105–131

[4] Kaynak kişi; Feride Gülmez

[5] Yaşar Kalafat, Kodlar-Kültler 1, Türk Kültürlü Halklarda Karşılaştırmalı Halk İnançları 1, Berikan yayınları, Ankara, 2009, s. 43–55

[6]  Fehmi Gök, Gacal Türklerinin Dili ve Edebiyatı, İstanbul Ofset, İstanbul, 2010 ,s.29

[7] Kaynak kişi; Feride Gülmez

[8] Yaşar Kalafat, Kodlar-Kültler 1, Türk Kültürlü Halklarda Karşılaştırmalı Halk İnançları 1, Berikan yayınları, Ankara, 2009, s. 43–55

[9] Kaynak kişi; Feride Gülmez

[10] Kaynak kişi; Seyit Gülmez

[11]

[12] Kaynak kişi; Seyit Gülmez

[13] Kaynak kişi; Seyit Gülmez

[14] Yaşar Kalafat, Türk Mitolojisinde Kurt, XVVII Berikan 2012

[15] Kaynak kişi; Feride Gülmez

[16] Kaynak kişi; Feride Gülmez

[17] Yaşar Kalafat, Türk Halk İnançlarında Renkler, xx, Berikan, Ankara, 2012

[18] Yaşar Kalafat-Kaan Günadoğdu, “Tokat Yöresi Halk İnançlarında Basmak-Basılmak ve Kuş Yenkmesi/Yenmesi” Tokat Tarihi ve Kültürü Sempozyumu, 25–26 Eylül 2014 Tokat,

[19] Kaynak kişi; Nesibe Ulutin

[20] Yaşar Kalafat, “Türk halk İnançlarında Yahyalı ve Çevresi Örnekleri İle Süt”, I. Ulusal Yahyalı Sempozyumu Bildirileri C.III, Kayseri, 2014, 623–640

[21] Kaynak kişi; Seyit Gülmez,

[22]Fehmi Gök, Gacal Türklerinin Dili ve Edebiyatı, İstanbul Ofset, İstanbul, 2010, s.122

[23] Yaşar Kalafat “Hakkâri Yöresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Büyü “Uluslar arası III. Van Gölü Havzası Sempozyumu 06–8 Haziran 2007, Hakkâri, Editör Oktay Belli, Ankara, 2008, s.445–455

[24] Kaynak kişi; Feride Gülmez

[25] Kaynak kişi; Nesibe Ulutin

[26] Yaşar Kalafat “Hakkâri Yöresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Büyü “Uluslar arası III. Van Gölü Havzası Sempozyumu 06–8 Haziran 2007, Hakkâri, Editör Oktay Belli, Ankara, 2008, s.445–455

[27] Yaşar Kalafat, Türk Halk İnançlarında Beslenme, Ankara, 2012, Berikan s.38

[28] Kaynak kişi; Nesibe Ulutin

[29] Yaşar Kalafat, Türk Kültürlü Halklarda Ölüm, Ankara, 2011, Berikan

[30] Kaynak kişi; Nesibe Ulutin

[31] Dr., yasarkalafat@gmail.com   www.yasarkalafat.info

[32] hulutin@gmail.com

[33] Yaşar Kalafat, Fatma Ana Kültünden Gök Tengri İnanç Sistamine”, Cumhuriyet Döneminde Sivas Sempozyumu/Kutlu Doğum Haftası (20-22 Nisan 1996, Ankara), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1997, s.200-203

[34] Yaşar Kalafat, “Akçaabat ve Yakın Çevresi Halk İnançlarında Büyü” www.yasarkalafat.info

[35] Kitabi-Dədə KorKut. 2000:52 Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[36] Abdulla, 2005:52. Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[37] Фрезер, 1986:19. Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[38] Фрейденберг, 1998:58 Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[39] Yaşar Kalafat, “Hatay ve Çevresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Fal İnancı”, VIII Hatay Tarih ve Kültür Sempozyumu Bildiirileri (11-12 Nisan 2008 Antakya) Hatay Folklor Araştırmaları Derneği Yayınları, Antakya, 2011 s. 265-275

[40] Kynak kişi: Ruhaniyyat Musayeva

[41] Kaynak kişi: Bayramova Suraya. 1955-ci il təvəllüdlü, Gədəbəy rayonu, Şınıx bölgəsi, Arabaçı kənd sakini.

[42][42] Гаджиева, 1961: 333 Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[43] İnt:Yırçı Kazak. Zaman qelir…, 238-239) Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[44] İnt:Demir, Karadeniz bölgesi’nde…). Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[45] İnt:Demir, Karadeniz bölgesi’nde…). Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[46] Kaynak Kişi: Kurbanova Gülüzə. 1916-cı il təvəllüdlü, Gədəbəy rayonu, Şınıx bölgəsi, Mor-mor kənd sakini.

[47] Y. Kalafat,” Akçaabat ve Yakın Çevresi Halk İnançlarında Büyü” 12-14 Ekim 2018 Akçaabat, Akçaabat Belediye Başkanlığınca Uluslararası Dünden Bugüne Akçaabat Sempozyumu, 12-14 Ekim 2018 Akçaabat

[48] İnt:Lilit… Ziikreden: Aynur Gazenferkızı  Kurbanova a.g.e

[49] (İnt:Lilit…Lilith. http://en.wikipedia.org/wiki/Lilith Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[50] İnt:Lilit…. Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[51] İnt: Lilith…Lilith. http://en.wikipedia.org/wiki/Lilith Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[52] Y. Kalafat,” Kızıl/Al-Kızılbaş/Alev ve  Al Basması/Al Ocağı Bağlantısına Dair” 18-20 Ekim 2018 Ankara Gazi Üniversitesi Türk Kültürü Açısından Hacı Bektaş-ı Veli Araştırmaları Uygulama ve Araştırma MerkeziIV. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Sempozyumu IV. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Sempozyumu 18-20 Ekim 2018 Ankara

[53] Bayat, 2012:328). Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[54] Kaynak kişi: Suraya Bayramova Zikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[55] Aynur Gazenferkızı Kurbanova, a.g.e.

[56] İnt: Lilith…). Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[57] İnt: Lilith…). Ziikreden: Aynur Gazenferkızı Kurbanova a.g.e

[58] Dr. yasarkalafat@gmail.com  Halkbilimi Araştırmaları Kültür ve Strateji Merkezi, www.ysarkalafat.info

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir